C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
M. YILMAZ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 39994/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
27 Ekim 2010  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (39994/04) numaralı bavurunun nedeni  
Murat Yılmaz tarafından (bavuran) 28 Eylül 2004 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan  
bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından  
C. Emir ve G. Tanrıverdi tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1967 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.  
Bavuran Ankara Keçiören Belediyesi’nin yürüttüğü proje kapsamındaki bir arazinin parsel  
satıı için belediye ile sözleme imzalamıve bedelini ödemitir. Belediye tek taraflı olarak  
almıolduğu bir karar ile bu projeden vazgeçmitir. Asliye hukuk mahkemesi 3 Temmuz  
2003 tarihinde bavuranın yapmıolduğu itirazı yerinde bulmuve Belediyeyi bavurana 17  
Ocak 2003 tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte 7.000.000.000 TL1 ve 9 Haziran 2003  
tarihinden geçerli olacak yasal faizi ile birlikte 2.200.000.000 TL2 ödemeye mahkum etmitir.  
5 Nisan 2004 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin bu hükmünü onamıtır. Đdarenin  
borçlu olduğu meblağı ödememesi üzerine bavuran icra takibi balatmıtır. Bavuranın  
avukatları Belediye ile uzlama sağlayan bir protokol imzalamıtır.  
Đdare 2 Nisan 2008 tarihinde bavuranın banka hesabına 10.000 YTL3 tutarındaki bir meblağı  
yatırtır. Đdare 15 Eylül 2008 tarihinde bavurana 10.000 YTL4 ödemitir. 22 Aralık 2008  
tarihinde bavuranın avukatı AĐHM’ye icra müdürlüğünden alınan bir belgeye göre  
bavuranın alacağının o tarihte 11.263 YTL5 olduğunu bildiren bir yazıyı iletmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran iç hukuktaki mahkemeler tarafından kendisine ödenmesi gereken tazminatların  
ödenmediğinden ve alıcısı olduğu arazinin maliki olamadığından yakınmakta ve Ek 1 no’lu  
Protokol’ün 1. maddesini öne sürmektedir.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
1 Yaklaık 4.396 Euro  
2 Yaklaık 1.381 Euro  
3 Yaklaık 4.842 Euro  
1 Ocak 2005 tarihinde eski Türk Lirası’nın yerini Yeni Türk Lirası alarak yürürlüğe girmitir. 1 YTL 1 milyon  
TL’ye karılık gelmektedir.  
4 Yaklaık 5.654 Euro  
5 Yaklaık 5.326 Euro  
2
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet, bavuranın Belediyenin yürütmüolduğu gayrimenkul projesine katılmasının bu  
proje kapsamında yer alan ilgili araziler üzerinde hiçbir surette bir mülkiyet hakkını  
oluturmağını savunmaktadır. Hükümet bavuranın avukatlarının bavuran adına belediye ile  
uzlama sağlayan ve buna göre borçların sıraya konulduğu bir protokole imza attıklarını ifade  
etmektedir. Çelikay-Türkiye no: 44576/04, 18 Ekim 2007, Dağdelen ve Durakcan-Türkiye no:  
45218/04 ve 9098/05, 18 Ekim 2007 ve Çavdar-Türkiye no: 5816/04, 18 Ekim 2007 kararlarına  
atıfta bulunan Hükümet imzalanan protokolün ihtilaf konusunu sona erdirdiğini ve dolayısıyla  
AĐHS’nin 31. maddesinin 1 b) bendi uyarınca davanın kayıttan düürülmesi gerektiğini  
savunmaktadır.  
Bavuran böylesi bir protokole imza attığını yadsımakta ve bu protokolün ona kesin surette  
imza atan kimseleri kapsadığını ileri sürmektedir. Bavurana göre bu protokole imza  
atmağından, belediye halen kendisine karı borçlu konumdadır.  
AĐHM öncelikle dosyada yer alan unsurlar ıığında, bavuranın belediyenin konut yapımı  
iinden vazgeçmesiyle birlikte zarara uğradığını iddia etse de, bu zararın ulusal mahkemeler  
tarafından kabul edildiğini ve adı geçene uğradığı zararın giderilmesi bakımından maddi ve  
manevi tazminatın ödendiğini gözlemlemektedir. Bavuranın mezkur taınmazın maliki  
olamağı yönündeki ikayeti dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve bu ikayetin AĐHS’nin 35.  
maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.  
AĐHM ulusal yargı kararlarının icrasının gerçekletirilmediği ikayetine ilikin ise Hükümetin  
bavuranın avukatları tarafından imzalanan uzlama protokolünün bir nüshasını sunduğunu  
kaydetmektedir. Bu nedenle, bu protokolün hükümlerine göre yasal temsilcileri aracılığıyla  
kendi rızaları ile imza atan alacaklıları bağlamaktadır. Zira, bavuran böylesi bir uzlamayı  
kabul etmediğini iddia etmektedir. Bu bağlamda AĐHM, Hükümetin bavuranın mezkur sürecin  
kesin olarak sona erdirilmesi talebine karılık gelecek ekilde bir uzlama sağlayan protokolün  
etkili biçimde gerçekletirildiğini kanıtlayıcı herhangi bir belge ile ortaya koyamadığını  
saptamaktadır. Üstelik bavuran alacaklı olduğu meblağı halen alamadığından ihtilaf  
konusunun çözümlendiği söylenememektedir. Hükümetin itirazı bu noktada reddedilmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ikayetin dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esasa dair  
AĐHM esas ile ilgili olarak yerleik içtihadından ileri gelen kıstas uyarınca talep edilebilirliği  
yeterince ispat edildiği takdirde bir «alacağın» Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi  
çerçevesinde bir «mülkü» oluturacağını hatırlatır (Bkz. Stran ve Stratis Andreadis Yunan  
Rafinerileri-Yunanistan kararı, 9 Aralık 1994, A serisi no: 301-B, sözü edilen Bourdov-Rusya  
kararı no: 59498/00, 7 Mayıs 2002 ve Bourdov-Rusya (no2), no: 33509/04, 15 Ocak 2009).  
Bu ilke mevcut bavuruya da uygulanabilmektedir.  
AĐHM ayrıca Yüksek Sözlemeye taraf Devlet tarafından bir alacağın ödenmesindeki  
gecikmenin ödemenin uygun niteliğini hatırı sayılır ölçüde azalttığını ve bilhassa paranın kimi  
ülkelerde değer kaybettiği hususunun bavuranı belirsizlikte bıraktığının altını çizmektedir  
(Bkz. Akku-Türkiye kararı, 9 Temmuz 1997).  
3
Bu bavuruda, AĐHM dava dosyasında yer alan unsurlardan ve taraflardan edinilen bilgilerden  
ve icra takibine rağmen bavuranın alacaklı olduğu miktarın tamamını elde edemediğinin  
anlaıldığını ifade etmektedir. Bavuran açısından 3 Temmuz 2003 tarihli hükmün icrasının  
yerine getirilmemesi Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin birinci paragrafının ilk cümlesinde  
yer alan mülkiyet hakkına riayet edilmesi önünde aırı bir müdahaleyi tekil etmektedir.  
Asliye hukuk mahkemesinin kararına riayet etmeyen ulusal yetkililer bavuranın makul olarak  
elde etmeyi umduğu tazminatın ödenmesine engel olmutur. AĐHM bu müdahalenin meru  
olmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 17. ve 18. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran aynı olaylara dayalı olarak AĐHS’nin 17. ve 18. maddelerinin ihlal edildiğini ileri  
sürmektedir.  
AĐHM bu ikayetlerin yukarıda incelenen madde ile ilintili olduğunu belirterek, ikayetleri  
kabuledilebilir ilan etmektedir.  
AĐHM bununla birlikte, bavuranın mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin yapıldığı tespitinin  
ıığında bu ikayetleri ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran 25.000 Euro maddi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu meblağa karı çıkmaktadır.  
AĐHM bu bavuruda Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. Maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını  
hatırlatarak Savunmacı Devlete düen yükümlülüğün iç hukuk mercilerinin Ankara Asliye  
Hukuk Mahkemesi’nin 3 Temmuz 2003 tarihli kararının (5 Nisan 2004’te nihai hale  
gelmitir) icrasını yerine getirmeleri için gerekli tedbirlerin alınması sağlamak olduğunu  
kaydetmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama giderleri için 5.500 Euro talep etmekte, bu  
yönde kanıtlayıcı herhangi bir belge sunmamaktadır.  
Hükümet bu meblağa karı çıkmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu bavuruda ilgili kanıtlayıcı belgelerin  
yokluğunda ve sözü edilen kıstaslar ıığında AĐHM, yargılama masraf ve giderlerine ilikin  
talepleri reddetmektedir.  
4
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Bavuranın diğer ikayetlerinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
4. AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
Savunmacı Hükümet tarafından Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 3 Temmuz 2003 tarihli  
kararının (5 Nisan 2004 tarihinde nihai hale gelmitir) icrasının sağlanması için gerekli  
tedbirlerin alınmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 27 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5