C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
DÖRDÜNCÜ DAĐRE  
NACARYAN VE DERYAN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Başvuru no:19558/02 ve 27904/02 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
(a d i l t a z m i n )  
STRAZBURG  
24 Şubat 2009  
Đşbu karar Sözleşme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup  
şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 19558/02 ve 27904/02 numaralı başvuruların nedeni iki  
Yunan vatandaşı Yeran-Janet Nacaryan ve Armen Deryan’ın (başvuranlar) Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 22 Nisan 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve  
Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi  
uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
AĐHM 8 Ocak 2008 tarihli kararı («esasa ilişkin kararı») ile iç hukuktaki mahkemelerin  
başvuranların taşınmaz mallar açısından mirasçı sıfatlarını reddetmeleri çerçevesinde  
AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir (Nacaryan ve  
Deryan-Türkiye kararı, no: 19558/02 ve 27904/02, 8 Ocak 2008).  
Başvuranlar AĐHS’nin 41. maddesine dayalı olarak uğradıkları maddi zarar ve yargılama  
giderleri ile ilgili olarak çeşitli meblağlar talep etmişlerdir.  
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanmasının için şartların oluşmamış olması doğrultusunda  
AĐHM bu sürecin saklı tutulmasına ve Hükümet ve başvuranların mevcut kararın tebliğinden  
itibaren altı ay içinde bu mesele hakkındaki görüşlerini yazıyla kendisine bildirmeye ve  
bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaşmadan kendisini haberdar etmeye davet etmiştir  
(esas kararı, par. 65/ 3).  
Başvuranlar gibi Hükümet de yazılı görüşlerini iletmiştir.  
Taraflar arasında konunun dostane çözümle halline yönelik bir anlaşmaya varılmamıştır.  
HUKUK  
A. Maddi tazminat  
Başvuranlar murisin taşınmaz mallarını edinmekten yoksun bırakılmaları nedeniyle  
uğradıkları maddi zararın telafi edilmesini talep etmektedirler. Başvuranlar mirasın yarısına  
sahip olmaları gerektiğini ve en azından taşınmaz malların 2001’deki değeri üzerinden tazmin  
edilmeleri gerektiğini düşünmektedirler. Başvuranların her biri bu doğrultuda 875.000 ABD  
Doları, yani yaklaşık 547.000 Euro değerinde bir tazminatı telaffuz etmektedir. Başvuranlar  
istemiş oldukları bu meblağlara ilişkin yasal faiz miktarından feragat etmektedir.  
Başvuranlar bu meblağı saptamada miras davası sürecinde asliye hukuk mahkemesinin talebi  
üzerine düzenlenen 23 Kasım 2001 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunmaktadır. Bu rapora  
göre murisin dört binadan oluşan taşınmaz mallarının değeri şu şekildedir: ilki 3 trilyon TL,  
ikincisi 1,5 trilyon TL, üçüncüsü 600 milyar TL ve sonuncusu 150 milyar TL olmak üzere  
toplam 5.250 milyar TL (yaklaşık 2.517.000 Euro).  
Başvuranlar bu bilirkişi raporu ile yapılan kıymet takdirinin asliye hukuk mahkemesi’nin 11  
Aralık 2001 tarihli kararı ile onandığının altını çizmektedirler. Mahkeme bu tarihte miras  
hakkındaki ihtiyati tedbir kararını kaldırmış ve terekenin mahkeme tarafından idaresine son  
vermiştir. Mirasın idaresine dair giderler bu raporda yer alan verilere göre hesaplanmıştır.  
Başvuranlar ayrıca Hükümet tarafından sunulan bilirkişi raporunun üç kamu görevlisi  
tarafından hazırlandığını belirterek raporun bağımsızlığına itiraz etmektedirler. Başvuranlar  
2
ayrıca taşınmazların 2007 yılındaki değil 2001’deki değerinin dikkate alınması gerektiğini  
ifade etmektedirler. Başvuranlar bu noktada sözü edilen taşınmazların bazılarının bu iki tarih  
aralığında birtakım değişikliklere uğradıklarını belirtmektedir. Örneğin ilk bilirkişi  
incelemesinde ikinci taşınmazın değeri belirlenirken arsa bedeli ile üzerindeki bina bedeli  
birlikte hesaplanmışken, ikinci incelemede bina yıkıldığından yalnızca arsa değeri esas  
alınmıştır.  
Taşınmazların satış değeri ile ilgili olarak başvuranlar Hükümetin taşınmazların gerçek piyasa  
değerinin satış değerinin üzerinde olamayacağı itirazına karşı çıkmaktadır. Başvuranlar bu  
bağlamda mevcut uygulamada tapu harcını daha az ödemek için gayrimenkullerin beyan  
edilen satış değerinin gerçek satış değerinin altında olduğunu ifade etmektedirler. Taraflar  
genel olarak ödenecek emlak vergisine uygun olarak satış bedeli beyan etmektedirler. Esasen  
taşınmazın piyasa değeri beyan edilen bu son değerden daha yüksektir. Başvuranlar örnek  
olarak 2007 yılında emlak vergisi için dördüncü taşınmazın 79.830 YTL1 olarak saptandığını,  
oysa Hükümet’in görevlendirdiği bilirkişilerin aynı yıl içinde bu taşınmazın değerini 109.802  
YTL olarak belirlediğini vermektedirler.  
Hükümet 2001 tarihli bilirkişi raporuna karşı çıkmakta, başvuranlar tarafından öne sürülen  
meblağları aşırı ve dayanaktan yoksun nitelendirmektedir. Hükümet başvuranlar tarafından  
sunulan bilirkişi raporunun çekişmesiz bir yargı süreci kapsamında düzenlendiği açıklamasını  
yapmaktadır. Hükümete göre bu yolla saptanan değerler taşınmazların gerçek piyasa değerine  
karşılık gelmemektedir.  
Hükümet bu bağlamda 15 ve 28 Kasım 2007 tarihlerinde üç emlak uzmanı kamu görevlisi  
tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarına atıfta bulunmaktadır. Đlk taşınmaz için 2.930.362  
YTL, ikinci taşınmaz için 213.000 YTL, üçüncü taşınmaz için 267.945 YTL ve sonuncusu  
için 109.802 YTL değer biçilmiştir. Taşınmazların toplam değeri 3.521.109 YTL’yi (yaklaşık  
1.688.500 Euro) bulmaktadır.  
Hükümet ayrıca murisin mirasçılarının taşınmaz malları 15 Şubat 2002 tarihinde kendi  
mirasçılarına sattıklarını gözlemlemektedir. Bütün bu taşınmazların satış fiyatı toplam 305  
milyar TL’dir (yaklaşık 146.000 Euro). Hükümete göre taşınmaz malların gerçek piyasa  
değeri satış fiyatının üzerinde olamaz.  
AĐHM, ihlalin tespit edildiği bir başvuruda Savunmacı Hükümetin ihlali gidermek ve ihlalden  
önceki duruma mümkün olduğunca dönülmesini sağlayacak şekilde ihlalin sonuçlarını  
ortadan kaldırmak yükümlüğünün bulunduğunu hatırlatır (Bkz. Iatridis-Yunanistan (adil  
tatmin) no: 31107/96). Bir davaya taraf sözleşmeci devletlerin, prensip olarak, ihlale  
hükmedilen bir kararın gereklerini yerine getirmek için başvuracakları yolları seçme  
serbestliği bulunmaktadır. Bir kararın nasıl icra edileceğine ilişkin takdir yetkisi ile,  
sözleşmeci devletlerin, AĐHS’nin temel yükümlülüğü olan “güvence altına alınan hak ve  
özgürlükleri tanıma” (1. madde) yükümlülüğü ile uyumlu bir seçme hakkı kastedilmektedir.  
Đhlalin doğası restitutio in integrum’a müsaitse, bunu yerine getirmek Savunmacı Devlete  
şer, zira AĐHM’nin bunu bizzat yapmaya ne yetkisi ne imkânı bulunmaktadır. Buna karşılık  
ulusal hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak tanımıyor ve/veya ancak kısmen  
giderebiliyorsa, bu durumda AĐHS’nin 41. maddesi AĐHM’yi, mağdura uygun göreceği bir  
telafiyi sağlama yetkisi vermektedir (Bkz. Brumarescu-Romanya (adil tatmin) no: 28342/95).  
1
1 Ocak 2005 tarihinde Türk Lirası’nın (TL) yerini Yeni Türk Lirası (YTL) almıştır. 1 YTL 1 milyon TL’nin  
karşılığıdır.  
3
Mevcut başvuruda AĐHM, sözü edilen müdahalenin yasallık ilkesini karşılamağı sonucuna  
vardığını hatırlatır. Bu koşullar çerçevesinde, taşınmaz mallar için mirasçı sıfatlarının  
yeniden tanınması, başvuranları mümkün olduğunca Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin  
öngörğü gerekliliklerin ihlal edilmediği bir duruma karşılık gelecek bir konuma  
getirecektir. Bununla beraber, AĐHM bir miras davasının sözkonusu olduğunu hatırlatır;  
murisin mirası iç hukuktaki mahkemelerce tanınan mirasçılarına geçmiş, bu kişiler ise  
taşınmazları üçüncü şahıslara devretmişlerdir. Geri verme in integrum bakımından bu davanın  
koşullarında uygun bir karar gibi görünmemektedir. Kaldı ki başvuranlar zaten bunu talep  
etmemekte; taşınmazların 2001’deki piyasa değerine dayanarak uğradıkları zararın telafi  
edilmesini istemektedirler.  
AĐHM bu doğrultuda Hükümetin başvuranlara maddi tazminat olarak taşınmaz malların  
piyasa değerine dayanılarak hesaplanacak bir meblağı ödemesi gerektiği görüşündedir. Bu  
bağlamda AĐHM taraflarca sunulan iki bilirkişi raporuna göre taşınmaz malların değeri  
arasında önemli farkın bulunduğunu ve bunun ise bir ölçüde taşınmazlardan biri üzerinde  
yapılan değişikliklerden kaynaklandığını tespit etmektedir. AĐHM 2001 tarihli bilirkişi  
raporunun çekişmeli gerçekleşmeyen bir yargılama süreci çerçevesinde yalnızca idarenin  
giderlerinin hesaplanması amacıyla düzenlendiğini not eder.  
Ayrıca bu iki bilirkişi raporunda tespit edilen değerler ile taşınmazların satış değerleri  
arasında önemli fark bulunmaktadır. Başvuranlara göre satış değerleri en azından emlak  
vergisi ödemeye temel olacak değerlerine tekabül etmektedir.  
AĐHM, başvuranların murisin mirasının yarısını almaya ehil olduklarını, böylece her bir  
başvuranın ¼ payının olduğunu vurgular.  
AĐHM, taşınmazın piyasa değerine ilişkin mahkemeye sunulan bilgiler ve taraflarca sunulan  
unsurlar ışığında, murisin taşınmaz mallarının mirasçısı olmalarının imkânsız oluşu nedeniyle  
uğradıkları maddi zararın karşılığı olarak Hükümetin başvuranların her birine 250.000 Euro  
ödemesi gerektiğini kaydetmektedir.  
B. Yargılama gider ve masrafları  
Başvuranlar AĐHM’den avukatlık ücreti için adil bir meblağa hükmetmesini istemektedir. Bu  
taleplerine ilişkin kanıtlayıcı herhangi bir belge sunmamaktadırlar.  
Hükümet bu talebe karşı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
gerçekliğini, gerekliliğini makul oranlarda ortaya konduğu sürece elde edebilir. Başvuranların  
kanıtlayıcı belgeyi sunmadıkları göz önüne alındığında ve sözü edilen kıstaslar ışığında,  
AĐHM yargılama gider ve masraflarına ilişkin yapılan bu talebi reddetmektedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç  
puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
4
1. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuranların her birine  
maddi tazminat olarak 250.000 (iki yüz elli bin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
2. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐŞTĐR.  
Đşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 24 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
5
6