7 ve 17 Ocak 2002 tarihlerinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısına gönderilen
mektuplarla, baꢀvuran, gözaltına alındığından beri fiziksel ve psikolojik iꢀkenceye maruz
kalmaktan ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran özellikle dövüldüğünü ve tazyikli su kullanıldığını
iddia etmiꢀtir; testislerinin sıkıldığını ve gözaltında bulunan eꢀini hırpalamakla tehdit
edildiğini sözlerine eklemiꢀtir.
22 Ocak 2001 tarihinde, Savcı, kötü muamele ꢀikayeti hususunda baꢀvuranın ifadesini
almıꢀtır. Baꢀvuranın talebi üzerine, devlet memurları hakkında kovuꢀturma yapılmasına
iliꢀkin yasa uyarınca Diyarbakır Valiliği Đl Đdare Kurulu tarafından ön soruꢀturma
baꢀlatılmıꢀtır. 25 Ocak 2001 tarihinde, baꢀvuran adli tabip tarafından muayene edilmiꢀ ve
düzenlenen raporda hiçbir darp ve yara izine rastlanmamıꢀtır. Doktor karꢀısında baꢀvuran,
böbreklerindeki ağrıdan ꢀikayetçi olmuꢀtur. Radyografik ve ultrasonografik muayenelerde
anormalliğe rastlanmamıꢀtır. Baꢀvuranın gözaltından sorumlu jandarmaların ifadeleri
alınmıꢀtır. Soruꢀturma tutanağından, sağlık raporları göz önüne alınarak baꢀvuranın
iddialarının mesnetsiz olduğu sonucuna ulaꢀılmıꢀtır.
9 ꢁubat 2002 tarihinde baꢀvuran serbest bırakılmıꢀtır.
24 Mart 2005 tarihinde, baꢀvuran beraat etmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, jandarma karakolundaki gözaltı sırasında iꢀkence ve kötü muameleye maruz
kaldığını ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuran, AĐHS’nin 3. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet, gözaltı sırasında ve sonrasında, cezaevinden jandarma karakoluna nakli esnasında
ve cezaevine dönüꢀünde baꢀvuran hakkında düzenlenen sağlık raporlarına dikkat çekmektedir.
Baꢀvuranın vücudunda hiçbir darp ve yara izi bulunmadığını ifade eden sözkonusu raporlara
atıfta bulunan Hükümet, iꢀkence ve kötü muamele iddialarının mesnetten yoksun olduğu
sonucuna ulaꢀmıꢀtır.
AĐHM, öncelikle kötü muamele iddialarının uygun kanıt unsurlarıyla desteklenmesi
gerektiğini anımsatır (bkz, mutatis, mutandis, Klaas-Almanya, 22 Eylül 1993). Đddia edilen
olayların ortaya konulması için AĐHM, “her türlü makul ꢀüphenin ötesi” delil ilkesinden
yararlanmaktadır; böyle bir delil ancak bir dizi emare veya yeterince ciddi, kesin ve tutarlı
çürütülemez karineler sonucunda ortaya çıkabilir ((Đrlanda- Birleꢀik Krallık, 18 Ocak 1978
tarihli karar).
Mevcut davada, AĐHM, sağlık raporlarında baꢀvuranın vücudunda hiçbir kötü muamele izine
rastlanmadığını kesin bir ꢀekilde tespit etmektedir. AĐHM, muayeneler esnasında baꢀvuranın
kendisinin de doktorlara kötü muameleye maruz kaldığını ifade etmediğini belirtmektedir.
AĐHM, ayrıca, baꢀvuranın AĐHS’nin 3. maddesine aykırı muamelelere maruz kaldığı
iddialarını desteklemek için en ufak bir kanıt unsuru veya kanıt baꢀlangıcı sunmadığını
gözlemlemektedir.
Yukarıda söylenenler ıꢀığında AĐHM, jandarmalar tarafından baꢀvurana kötü muamele
uygulandığına dair makul ꢀüphe doğurabilecek nitelikte kanıt unsurlarının bulunmadığı
3