AĐHM, kamulaꢀtırma bedelinin Devlet tarafından geç ödenmesine ve bu meblağın değer
kaybetmesine iliꢀkin Akkuꢀ-Türkiye (9 Temmuz 1997) kararında benimsediği hesaplama
yöntemini hatırlatmakta, uğranılan maddi zararı değerlendirmek bakımından baꢀvurana
ödenen miktar ile alacağında gerekli düzeltmeler yapılsaydı alması gereken miktar arasında
farkın, gecikme döneminde paranın uğradığı değer kaybı ile birlikte değerlendirilmesi
gerektiğini kaydetmektedir. AĐHM benimsemiꢀ olduğu hesaplama yönteminde Devlet
Đstatistik Enstitüsü’nün ayrıntılı olarak yayımlamıꢀ olduğu tüketici fiyat endeksi listesinde yer
alan verileri dikkate almaktadır. AĐHM daha önce de dile getirdiği üzere bu hesaplamada
oluꢀabilecek küçük farklılıkların yönteminin değerlendirilmesinden ileri gelen takdir yetkisi
olarak değerlendirilmesi gerektiğine itibar etmektedir.
AĐHM bu hesaplama yönteminin baꢀvuranın hatırı sayılır bir kaybının olmadığını ortaya
koyduğunu ifade etmektedir. Mevcut baꢀvuruda, toplam tazminat miktarının çok az altında bir
miktarın ödenmesi genel kamu menfaati ile baꢀvuranın hakları arasında gözetilmesi gereken
adil dengeyi bozmamaktadır. Đç hukukta alınan nihai karar ile tazminatın ödenmesi arasında
geçen sürenin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi anlamında sözkonusu tazminatın
enflasyonun etkisiyle değerini yitirmesine matuf tazminatı azaltıcı bir değer kaybına uğrattığı
söylenemez.
Yapılan bu ꢀikayetin ikinci kısmı dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AĐHS’nin 35.
maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22 Eylül 2000 tarihli kararının uzun bir süre boyunca
infaz edilmediğinden ꢀikayetçidir.
AĐHM bu ꢀikayeti AĐHS’nin 6/1 maddesi çerçevesinde ele alacaktır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet ulusal mahkemeler önünde yargılama devam ederken baꢀvuranın AĐHM’ye
baꢀvurmuꢀ olması muvacehesinde iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını yapmaktadır.
AĐHM mevcut baꢀvurunun 23 Mart 2004 tarihinde yapıldığını not etmektedir. Đç hukuktaki
nihai kararın 30 Eylül 2002 tarihinde kesinleꢀmesi ölçüsünde baꢀvurunun yapıldığı bu tarihte
iç hukukta devam eden herhangi bir yargı süreci bulunmamaktaydı. Bu nedenle Hükümetin
itirazı reddedilmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
Hükümet baꢀvuranın iddiasına karꢀı çıkmaktadır.
Bir üye ülkenin iç hukuk düzeninin, nihai ve zorunlu bir yargı kararının taraflardan birinin
aleyhine etkisiz kalmasına göz yumması halinde Sözleꢀmenin 6. maddesinin 1. paragrafında
güvence altına alınan mahkemeye eriꢀim hakkı aldatıcı olur. Hangi düzeyde olursa olsun bir
mahkemenin kararının icrasının AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı anlamında bir
4