Baꢀvuranlar gözaltının yasallığına karꢀı bir baꢀvuru yolunun bulunmamasından ꢀikayetçi
olmakta ve AĐHS’nin 5/4 maddesini ileri sürmektedir.
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini hatırlatmakta, bu bağlamda gözaltı süresinin
yasallığına ve/veya cumhuriyet savcısının gözaltı süresinin uzatılması talebine karꢀı
CMUK’un 128/4 maddesine dayalı olarak sulh hakimi nezdinde baꢀvuruda bulunabileceğini
savunmaktadır.
AĐHM geçmiꢀte de buna benzer bir sorunun incelendiğini ve Hükümetin itirazının
reddedildiğini anımsatır. AĐHM 128. maddede öngörüldüğü ꢀekliyle yapılacak baꢀvurunun
incelenmesinden bu yolun AĐHS’nin 5/4 maddesinde öngörülen gereklere cevap vermediğinin
anlaꢀıldığını ifade etmektedir. Nitekim, özgürlüğünden yoksun bırakma iꢀlemlerine uygulanan
temel güvencelerden yararlanmadığı takdirde bu madde uyarınca, baꢀvuran bizzat veya
gerekirse bir vekil aracılığıyla dinlenme imkânına sahip olmalıdır (Bkz. diğerleri arasında
Keklik vd-Türkiye, no: 77388/01, 3 Ekim 2006 ve Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96).
Bu sonucun dıꢀına çıkılacak bir gerekçe göremeyen AĐHM, Hükümetin itirazını reddederek
ꢀikayeti kabuledilebilir bulmakta ve AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna
varmaktadır.
IV. AĐHS’NĐN 5/5 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar bir telafi yolunun bulunmadığından ꢀikayetçi olmaktadırlar. Baꢀvuranlar 466
sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca kanun dıꢀı yakalanan ve tutuklanan kimselere tazminat
verilmesinin öngörülmesinin uygun ve etkili bir baꢀvuru yolu olarak nitelendirilemeyeceğini
ileri sürmekte ve AĐHS’nin 5/5 maddesine atıfta bulunmaktadır.
AĐHM, 5. maddenin 5. paragrafının gereklerinin yerine getirilmesi için, aynı maddenin 1., 2.,
3. ve 4. paragraflarına aykırı koꢀullarda hürriyetten yoksun bırakma hallerinin telafi
edilmesinin istenebilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (Bkz. Wassink-Hollanda kararı, 27
Eylül 1990). AĐHM 5/5 maddesinin yalnızca bir tazmin hakkının mevcudiyetini güvence
altına aldığını, bu hakkın kullanımına iliꢀkin koꢀulları öngörmediğini hatırlatır (Bkz.
Francisco-Fransa kararı, no: 38945/97, 29 Ağustos 2000).
Bahse konu 5. maddede yer alan bu tazmin hakkı bir iç hukuk merciinin veya AĐHS kurumları
tarafından 5. maddenin diğer paragraflardan birinin ihlal edildiğinin tespit edilmesine bağlıdır
(Bkz. Bouchet-Fransa kararı, no: 33591/96, 20 Mart 2001). Mevcut baꢀvuruda da durum
böyledir. Geriye baꢀvuranların uğradıkları zararın tazminini isteme olanağına sahip olup
olmadıklarının incelenmesi kalmaktadır.
AĐHM daha önce Türk hukukunda öngörülen tazminat yolunu incelediğini hatırlatır (466
sayılı Kanun’un 1. maddesi).AĐHM, ilgili kiꢀinin beraat etmesi veya hakkında takipsizlik
kararı verilmesi durumunda kiꢀinin tazminat hakkının doğduğunu, “hemen” hakim önüne
çıkarılıp çıkarılmadığının yahut tutukluluk halinin yasadıꢀı olup olmadığının incelenmediğini
tespit eder. AĐHM tazminat taleplerine iliꢀkin davalardaki bu noksanlığın AĐHS’nin 5.
maddesinin gereklerine aykırı olduğu sonucuna daha önce de vardığını anımsatır (Bkz.
Saraçoğlu vd.-Türkiye no: 4489/02, 29 Kasım 2007, Medeni Kavak-Türkiye no: 13723/02, 3
Mayıs 2007 ve Sinan Tanrıkulu vs.-Türkiye kararı no: 50086/99, 3 Mayıs 2007).
AĐHM sonuç itibarıyla Türk hukukunun baꢀvuranlara ihlal edildiğini öne sürdükleri hakka
yönelik uygun bir telafi sunduğu kanısında değildir.
4