C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
MEHMET SIDDIK EREN VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 7860/02 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
31 Mart 2009  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaları Mehmet Sıdık Eren, Tahsin Aydın, Nihat Iıkta, Reda Umut Bulut, Yılmaz  
ehir, Semra Özbey, Selma Tanrıkulu ve Hangül Özbey (bavuranlar) tarafından Türkiye  
Cumhuriyeti aleyhine, 24 Eylül 2001 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin  
Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi  
uyarınca yapılan 7860/02 numaralı bavuru sonucu bu dava görülmektedir  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu  
avukatlarından S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1979, 1978, 1978, 1983, 1980, 1972, 1964 ve 1978 doğumlu olup  
Diyarbakır’da ikamet etmektedir.  
Nihat Iıkta, Reda Umut Bulut, Selma Tanrıkulu, Yılmaz ehir ve Tahsin Aydın 19 Nisan  
2001 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi ekipleri tarafından  
yakalanarak gözaltına alınmılardır. Semra Özbey ve Hangül Özbey ise 20 Nisan 2001’de  
yakalanarak gözaltına alınmılardır. Bavuranlara yakalanma gerekçelerini belirten ve kendi  
imzalarını taıyan yakalama tutanakları düzenlenmitir. Bu belgelere göre bavuranlar  
yasaı gösterilere katılmı, PKK’nın yan kolu olan YOK (Kürt demokratik halk birlikleri)  
lehine broür dağıtmıve afiasmılardır. Bavuranların tamamı yasadıı örgüt PKK’nın  
mensubu olmakla ve bu örgüte yardım ve yataklık etmekle suçlanmaktaydı.  
28 Nisan 2001 tarihinde bavuranlar Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet  
Savcısı önüne çıkarılmılardır. Savcı aynı gün Hangül Özbey hakkında yapılan suçlamalarla  
ilgili takipsizlik kararı vermi, Özbey serbest bırakılmıtır. Diyarbakır Devlet Güvenlik  
Mahkemesi yetkili hakimi diğer bavuranların tutuklanmasına karar vermitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/ 1 c) ve 2. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar bir suç ilediklerini gösterir makul gerekçelerin bulunmayıından ve haklarında  
yapılan suçlamalardan haberdar edilmediklerinden ikayetçi olmakta, AĐHS’nin 5/1 c) ve 5/2  
maddesini ileri sürmektedir.  
Hükümet bavuranların yakalanmalarının mevzuata uygun olduğunu ve yasal dayanağının  
bulunduğunu savunmaktadır. Kaldı ki bavuranların yakalanma gerekçeleri gözaltına  
alınmaları sırasında kendilerine bildirilmitir. Hükümet bavuranların imzasını taıyan  
yakalama tutanaklarında bavuranların PKK’ya yardım ve lojistik destek sağlamakla  
suçlandıklarının açıkça yazılı olduğunu belirtmektedir.  
Bavuranlar bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHM «üphelerin» düzeyi ile ilgili olarak Brogan vd. kararında benimsediği sonucu yineler:  
«AĐHS’nin 5/1 maddesinin c) fıkrası bağlamındaki bir tutuklama sırasında sorgulamanın  
2
amacı yakalamanın dayanağını oluturan somut üpheleri teyit ederek yahut bertaraf ederek  
cezai soruturmayı tamamlamaktır. Bu durumda, üphe doğmasına neden olan olaylar, bir  
mahkumiyet kararı verilmesini yahut kamu davası açılmasını haklı çıkarmak için gerekli olan  
olaylarla aynı düzeyde olmak zorunda değildir. Nitekim dava açma veya mahkumiyet kararı  
ceza kovuturmasının sonraki aamalarını oluturur.» (Bkz. Brogan vd.-Birleik Krallık  
kararı, 29 Kasım 1988).  
Yukarıda sözü edilenler ve dosyada yer alan unsurlar üphelerin gerekli düzeyde olduğunu  
ortaya koymaktadır. Hürriyetten yoksun bırakma netice itibarıyla bavuranlar üzerindeki  
üpheleri dağıtma veya teyit etme amacını taımaktadır.  
AĐHS’nin 5. maddesinin 2. paragrafı hakkındaki ikayet ile ilgili olarak AĐHM, gözaltına  
ilikin belgeler ve bavuranlar tarafından imzalanan tutanaklardan adı geçenlerin PKK’ya  
yardım ve yataklık etmek suçu ile itham edildiğini gözlemlemektedir. Bu durumda sözkonusu  
belgeler bavuranların tutuklanma gerekçelerinden haberdar edildiklerini kanıtlamaktadır.  
Dayanaktan yoksun bulunan ikayetin bu kısmının AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.  
paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.  
II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar gözaltı süresinin uzunluğundan ikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5/3 maddesine  
atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ikayetin dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Mevcut bavuruda AĐHM bavuranlar Nihat Iıkta, Reda Umut Bulut, Selma Tanrıkulu,  
Yılmaz ehir ve Tahsin Aydın’ın gözaltı süresinin yakalandıkları tarih olan 19 Nisan 2001’de  
balayıp, cumhuriyet savcısı karısına çıkarıldıkları 28 Nisan 2001’de sona erdiğini  
gözlemlemektedir. Bavuranların gözaltı süresi bu durumda dokuz gündür. Bavuranlar  
Semra Özbey ve Hangül Özbey’in gözaltı süresi 20 Nisan 2001’de balayıp 28 Nisan 2001’de  
sona ermektedir. Bu gözaltı süresi ise sekiz gündür.  
AĐHM daha önceki kararlarda örgütlü veya terör nitelikli suçların önlenmesi amaçlansa dahi  
adli denetim olmaksızın dört gün altı saat süren gözaltı süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesi  
bağlamındaki zaman kısıtlamalarının dıına çıktığı sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bkz.  
sözü edilen Brogan vd. kararı ve Sar vd.-Türkiye kararı, no: 74347/01, 5 Aralık 2006).  
AĐHM bu bavuruda bavuranların hemen bir hakim veya yasayla yetkilendirilmibir baka  
adli yetkili karısına çıkarılmaksızın sekiz ve dokuz gün süreyle gözaltında tutulmalarının  
gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir. Bu nedenle AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal  
edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 5/4 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
3
Bavuranlar gözaltının yasallığına karı bir bavuru yolunun bulunmamasından ikayetçi  
olmakta ve AĐHS’nin 5/4 maddesini ileri sürmektedir.  
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini hatırlatmakta, bu bağlamda gözaltı süresinin  
yasalğına ve/veya cumhuriyet savcısının gözaltı süresinin uzatılması talebine karı  
CMUK’un 128/4 maddesine dayalı olarak sulh hakimi nezdinde bavuruda bulunabileceğini  
savunmaktadır.  
AĐHM geçmite de buna benzer bir sorunun incelendiğini ve Hükümetin itirazının  
reddedildiğini anımsatır. AĐHM 128. maddede öngörüldüğü ekliyle yapılacak bavurunun  
incelenmesinden bu yolun AĐHS’nin 5/4 maddesinde öngörülen gereklere cevap vermediğinin  
anlaıldığını ifade etmektedir. Nitekim, özgürlüğünden yoksun bırakma ilemlerine uygulanan  
temel güvencelerden yararlanmadığı takdirde bu madde uyarınca, bavuran bizzat veya  
gerekirse bir vekil aracılığıyla dinlenme imkânına sahip olmalıdır (Bkz. diğerleri arasında  
Keklik vd-Türkiye, no: 77388/01, 3 Ekim 2006 ve Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96).  
Bu sonucun dıına çıkılacak bir gerekçe göremeyen AĐHM, Hükümetin itirazını reddederek  
ikayeti kabuledilebilir bulmakta ve AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna  
varmaktadır.  
IV. AĐHS’NĐN 5/5 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar bir telafi yolunun bulunmadığından ikayetçi olmaktadırlar. Bavuranlar 466  
sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca kanun dıı yakalanan ve tutuklanan kimselere tazminat  
verilmesinin öngörülmesinin uygun ve etkili bir bavuru yolu olarak nitelendirilemeyeceğini  
ileri sürmekte ve AĐHS’nin 5/5 maddesine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM, 5. maddenin 5. paragrafının gereklerinin yerine getirilmesi için, aynı maddenin 1., 2.,  
3. ve 4. paragraflarına aykırı koullarda hürriyetten yoksun bırakma hallerinin telafi  
edilmesinin istenebilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (Bkz. Wassink-Hollanda kararı, 27  
Eylül 1990). AĐHM 5/5 maddesinin yalnızca bir tazmin hakkının mevcudiyetini güvence  
altına aldığını, bu hakkın kullanımına ilikin koulları öngörmediğini hatırlatır (Bkz.  
Francisco-Fransa kararı, no: 38945/97, 29 Ağustos 2000).  
Bahse konu 5. maddede yer alan bu tazmin hakkı bir iç hukuk merciinin veya AĐHS kurumları  
tarafından 5. maddenin diğer paragraflardan birinin ihlal edildiğinin tespit edilmesine bağlıdır  
(Bkz. Bouchet-Fransa kararı, no: 33591/96, 20 Mart 2001). Mevcut bavuruda da durum  
böyledir. Geriye bavuranların uğradıkları zararın tazminini isteme olanağına sahip olup  
olmadıklarının incelenmesi kalmaktadır.  
AĐHM daha önce Türk hukukunda öngörülen tazminat yolunu incelediğini hatırlatır (466  
sayılı Kanun’un 1. maddesi).AĐHM, ilgili kiinin beraat etmesi veya hakkında takipsizlik  
kararı verilmesi durumunda kiinin tazminat hakkının doğduğunu, “hemen” hakim önüne  
çıkarılıp çıkarılmadığının yahut tutukluluk halinin yasadıı olup olmadığının incelenmediğini  
tespit eder. AĐHM tazminat taleplerine ilikin davalardaki bu noksanlığın AĐHS’nin 5.  
maddesinin gereklerine aykırı olduğu sonucuna daha önce de vardığını anımsatır (Bkz.  
Saraçoğlu vd.-Türkiye no: 4489/02, 29 Kasım 2007, Medeni Kavak-Türkiye no: 13723/02, 3  
Mayıs 2007 ve Sinan Tanrıkulu vs.-Türkiye kararı no: 50086/99, 3 Mayıs 2007).  
AĐHM sonuç itibarıyla Türk hukukunun bavuranlara ihlal edildiğini öne sürdükleri hakka  
yönelik uygun bir telafi sunduğu kanısında değildir.  
4
Bu nedenle AĐHS’nin 5/5 maddesi ihlal edilmitir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranların her biri manevi tazminat olarak 15.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bavuranların talebine karı çıkmaktadır.  
AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, bavuranlar Nihat Iıkta, Reda Umut Bulut, Selma  
Tanrıkulu, Yılmaz ehir ve Tahsin Aydın’ın her birine 2.500 Euro ve Semra Özbey ve  
Hangül Özbey’in her birine 2.000 Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar Diyarbakır barosunun avukatlık ücret tarifesi ve döviz kuru tablosu dıında  
kanıtlayıcı herhangi bir belge sunmadan AĐHM önünde yapmıoldukları yargılama giderleri  
için 3.956 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM bu bavuruda kanıtlayıcı belgelerin  
yokluğu nedeniyle, yargılama masraf ve giderlerine ilikin bu talebi reddetmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 5. maddesinin 3., 4., ve 5. paragraflarına ilikin ikayetlerin kabuledilebilir,  
bunun dıında kalanların kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5. maddesinin 3., 4., ve 5. paragraflarının ihlal edildiğine;  
4. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı  
Hükümet tarafından:  
5
i.  
manevi tazminat için, bavuranlar Nihat Iıkta, Reda Umut Bulut, Selma  
Tanrıkulu, Yılmaz ehir ve Tahsin Aydın’ın her birine 2.500 (iki bin beyüz)  
Euro ödenmesine;  
ii.  
manevi tazminat için, bavuranlar Semra Özbey ve Hangül Özbey’in her birine  
2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;  
iii.  
belirtilen miktarların her türlü vergi ve masraflardan muaf tutulmasına;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faizin uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 31 Mart 2009 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
6