AĐHM, sözkonusu davada, daha önceki kararından ayrılmasını gerektirecek herhangi
bir özel koꢀul bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, bu ꢀikayetler kabuledilebilir
niteliktedir.
Baꢀvuranın tutukluluk süresinin uzunluğu konusunda yapmıꢀ olduğu ꢀikayetle ilgili
olarak, AĐHM, gözönünde bulundurulması gereken sürenin baꢀvuranın gözaltına alındığı 12
Ekim 1998 tarihinde baꢀladığını ve dava dosyasında bilgiye göre sözkonusu kararın alındığı
tarihte davanın derdest olduğunu kaydeder. Dolayısıyla, gözönünde bulundurulması gereken
süre on yıl üç aydır.
AĐHM, tutukluluk süresine iliꢀkin benzer ꢀikayetler ortaya koyan davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalini saptamıꢀtır (Çarkçı / Türkiye, no. 7940/05; Dereci / Türkiye,
no. 77845/01; Taciroğlu / Türkiye, no. 25324/02). Elindeki belgelerin tamamını inceleyen
AĐHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca varması için Hükümet’in ikna edici herhangi bir
kanıt veya iddia ortaya koymadığı kanaatindedir. AĐHM, konuyla ilgili içtihadını gözönünde
bulundurarak, baꢀvuranın tutukluluk süresinin aꢀırı olduğuna ve bunun sonucu olarak
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranın AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığı
yönündeki ꢀikayetiyle ilgili olarak, AĐHM, yine Türk hukuk sisteminin gerçekten çekiꢀmeli
veya baꢀarı olasılığı yüksek bir hukuk yolu sunmadığı yönündeki içtihadına atıfta bulunur
(Koꢀti ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen, Bağrıyanık / Türkiye, no. 43526/04; Doğan Yalçın /
Türkiye, no. 15041/03). AĐHM, sözkonusu davada bu sonuçtan ayrılmasını gerektirecek
herhangi bir gerekçe bulunmadığı görüꢀündedir. Sonuç olarak, AĐHM, AĐHS’nin 5/4
maddesinin de ihlal edildiğine karar verir.
II. AĐHS’NĐN 6. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca aleyhindeki cezai yargılamanın makul bir
süre içerisinde sonuçlandırılmadığı ve 13. madde uyarınca sözkonusu duruma itiraz
edebilmesi için herhangi bir iç hukuk yolu bulunmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet, bu iddialara itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, ꢀikayetlerin kabuledilemez olduğu yönünde karar vermesi için herhangi bir
gerekçe bulunmaması nedeniyle sözkonusu ꢀikayetlerin kabuledilebilir nitelikte olduğuna
karar vermiꢀtir.
Yukarıda da belirtildiği gibi, gözönünde bulundurulması gereken süre, tek aꢀamalı bir
yargı için on yıl üç aydır.
AĐHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren davalarda, sıklıkla AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (Sertkaya / Türkiye, no. 77113/01; Hasan Döner / Türkiye,
no. 53546/99; Uysal ve Osal / Türkiye, no. 1206/03). AĐHM, sözkonusu davada bu tespitinden
ayrılmasını gerektirecek herhangi bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir. Sonuç olarak,
baꢀvuran aleyhindeki cezai yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal
edilmiꢀtir.
AĐHM, ayrıca, Türk hukuk sisteminde baꢀvuranların yargılamanın uzun sürmesine
itiraz edebilecekleri etkili bir hukuk yolunun bulunmaması nedeniyle, daha önceki davalarda
3