AĐHM bu davadakine benzer soruların gündeme geldiği çok sayıda dava incelemiꢀ ve
bu davalarda AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Bkz., özellikle, Çetin ve
diğerleri, Güneri ve diğerleri-Türkiye, no:42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12 Temmuz
2005, ve Yeꢀilgöz-Türkiye, no: 45454/99, 20 Eylül 2005).
AĐHM 2935 sayılı Kanun’un 11 e) maddesinin ve 285 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin 7. maddesinin Vali’ye, bölgedeki kamu düzenini ciddi ꢀekilde bozabileceği,
yerel halkın düꢀüncelerini kıꢀkırtabileceği ya da bölgede sürdürülen faaliyetler hakkında
yanlıꢀ bir izlenim yaratarak
güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getirmelerini
engelleyebileceğine kanaat getirilmesi durumunda her türlü yazılı belgenin dağıtılmasını
yasaklama yetkisini verdiğini not etmektedir. Geniꢀ ifadelerle kaleme alınan bu hükümler,
yayınların dağıtılması konusunda OHAL Bölge Valisi’ne geniꢀ ayrıcalıklar tanımaktadır.
Bu türden kısıtlamalar, AĐHS ile a priori bağdaꢀmaz değildir. Bununla birlikte bu
kısıtlamaların, yasağın sınırlandırılması ve olası kötüye kullanma durumlarına karꢀı adli
denetimin etkililiği hususunda bilhassa kesin bir yasal çerçeve içerisinde gerçekleꢀtirilmesi
gerekmektedir. Oysa ki AĐHM, OHAL Bölge Valisi’ne bu yetkileri tanıyan hükümler kadar
bu düzenlemenin uygulanması hususunun da adli denetimin dıꢀında tutulduğunu
gözlemektedir. Yayınların idari olarak yasaklanması alanında, bu türden bir denetimin
olmayıꢀı baꢀvuranı, olası kötü kullanımların önlenmesi amacıyla yeterli güvencelerden
yoksun bırakmaktadır (Çetin ve diğerleri kararı).
AĐHM incelemesine sunulan olayı çevreleyen koꢀulları, bilhassa terörle mücadeleye
bağlı zorlukları dikkate almaktadır. AĐHM’ye göre olayların meydana geldiği dönemde
terörist eylemler nedeniyle sözkonusu bölgede hüküm süren siyasi atmosferin önemi
büyüktür. Bununla birlikte yasaklama kararının gerekçelendirilmediğini tespit etmek yerinde
olacaktır (Çetin ve diğerleri kararı). Üstelik hiçbir ꢀey sözkonusu gazetenin ꢀiddet ve
demokrasinin reddedilmesi düꢀüncesini yayabileceğini ya da yasaklanmasını haklı kılacak
zararlı bir etkisinin bulunduğunu ortaya koymamaktadır (Bkz., mutatis mutandis, Güneri ve
diğerleri kararı).
Yukarıda yer alan değerlendirmeler ıꢀığında AĐHM, dava konusu yasaklamanın
“demokratik bir toplumda gerekli olduğu” ꢀeklinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığına
kanaat getirmektedir.
Sonuç olarak AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, Yeniden Özgür Gündem gazetesi aleyhinde OHAL Bölge Valisi tarafından
alınan karara itiraz edebileceği baꢀvuru yollarının bulunmadığından dolayı ꢀikayetçi
olmaktadır. Baꢀvuran AĐHS’nin 6, 13 ve 14. maddelerine atıfta bulunmaktadır. AĐHM bu
ꢀikayetleri, 13. madde bakımından incelemeye karar vermiꢀtir.
AĐHM, AĐHS’nin 13. maddesinin AĐHS’de yer alan hak ve özgürlüklerden yararlanma
imkanı sağlayabilecek baꢀvuru yolunu güvence altına aldığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle bu
madde, AĐHS’ye iliꢀkin “savunulabilir bir ꢀikayetin” içeriğinin incelenmesi ve uygun olan
telafiyi sağlayabilecek iç hukuk yolunu gerekli kılmaktadır (Bkz., diğerleri arasında, Kudla-
Polonya [Büyük Daire], no: 30210/96). AĐHS’nin 13. maddesinin getirdiği yükümlülüğün
4