CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
MEHMET EMİN YÜKSEL/ TÜRKİYE KARARI  
(Başvuru No. 40154/98)  
KARAR (20 Temmuz 2004)  
(ÖZET ÇEVİRİ)  
Dava Türk vatandaşı Mehmet Emin Yüksel'in 19 Ocak 1998 tarihinde  
AİHS'nin eski 25. maddesi uyarınca Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları  
Komisyonu'na 40154/98 no ile yaptığı başvurudan kaynaklanmaktadır.  
Başvuran gözaltında iken Sözleşmenin 3. maddesine aykırı olarak  
işkenceye varacak derecede kötü muameleye tabi tutulduğunu ileri sürmüştür.  
Ayrıca 13. maddenin gereklerine uygun olarak etkili bir iç hukuk yolundan  
faydalanamadığını ileri sürmüştür. Son olarak polis memurları aleyhinde  
başlatılan işlemlere müdahil olarak katılamamasının madde 6/1'i ihlal ettiğini  
ileri sürmüştür.  
Mahkeme 2 Aralık 2003 tarihinde kısmi kabuledilebilirlik kararı vermiştir.  
Başvuranın kötü muamele ve iç hukuk yolu ile ilgili şikayetlerini kabuledilebilir,  
diğerlerini kabuledilemez bulmuştur.  
Başvuran ve Hükümet esaslar hakkındaki şikayetlerini sunmuşlardır.  
Dava Olayları  
Başvuran 1972 doğumlu olup Diyarbakır'da yaşamaktadır. Başvuran  
olaylar esnasında Dicle Üniversite Tıp Fakültesinde öğrenci idi.  
Başvuran 4 Nisan 1997 tarihinde yakalanmış ve Diyarbakır Emniyet  
Müdürlüğü'nden polislerce gözaltına alınmıştır. Yasadışı örgüt YEKBUN'a üye  
olmakla suçlanmışlardır.  
Polis memurları YEKBUN'a üye olması ile ilgili olarak başvuranı  
sorgulamalardır. Başvuran sorgulama esnasında gördüğü kötü muamele  
sonucunda vücudunda ödem oluştuğunu, burnunda çürükler oluştuğunu ve bir  
dişinin kırıldığını ileri sürmüş Hükümet ise başvuranın uykusuzluktan dolayı  
şerek başını lavaboya çarptığını ileri sürmüştür.  
6 Nisan 1997 tarihinde başvuran yüzünü yıkarken burnunu lavaboya  
çarptığını belirten bir ifadeye imza atmıştır. Diyarbakır Devlet Hastanesi'ne  
götürülmüş ve Dr. R.C. tarafından muayene edilmiştir. Aynı gün başvuran  
çıkarıldığı Devlet Güvenlik Mahkemesinde yasadışı örgüt üyesi olduğunu  
reddetmiş ve kötü muamele gördüğünü ileri sürerek imzaladığı ifadenin  
gerçekleri yansıtmadığını belirtmiştir. Mahkeme başvuranın tutuksuz  
yargılanmasına karar vermiştir.  
Başvuran 8 Nisan 1997 tarihinde ilgili polis memurları aleyhinde  
Diyarbakır Savcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. .Başsavcı başvuranın  
Adli Tıp Enstitüsünden bir uzman tarafından incelenmesini istemiştir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
15 Nisan 1997 tarihinde Diyarbakır Başsavcısı başvuranın kötü  
muamele iddiası hakkında yetkisizlik kararı vermiş ve Memurin Muhakematı  
Kanunu uyarınca dosyayı Diyarbakır İl İdare Kurulu'na havale etmiştir.  
Diyarbakır DGM 13 Haziran 1997 tarihinde başvuranın beraat etmesine  
karar vermiştir. Mahkeme başvuranın baskı altında sorgulandığını dikkate  
almıştır.  
Diyarbakır İl İdare Kurulu kanıt yetersizliği sebebiyle 26 Haziran 1997  
tarihinde polis memurları hakkında men-i muhakeme kararı vermiştir.  
Başvuran 6 Ağustos 1997 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi'ne itirazda  
bulunmuştur. Ayrıca Diyarbakır İdare Kurulu'na dilekçe sunmuş ve dava  
dosyasının bir kopyasını talep etmiştir. Dilekçesine yanıt alamamıştır.  
Bölge İdare Mahkemesi, İdare Kurulu'nun men-i muhakeme kararım 14  
Mayıs 1999 tarihinde onamıştır. Bölge İdare Mahkemesinin kararı 26 Temmuz  
1999 tarihinde başvurana bildirilmiştir.  
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI  
İlgili iç hukuk Batı ve Diğerleri (33097/96 ve 57834/00) kararı ve Tahsin  
Acar (26307/95) kararlarında bulunabilir.  
HUKUK  
SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, kötü muameleye maruz kaldığından ve 3. madde  
bağlamındaki şikayeti hakkında etkili ve yeterli bir soruşturma  
yapılmadığından şikayetçi olmuştur.  
Başvuran gördüğü kötü muamelenin işkenceye vardığını, polis  
memurlarınca dövüldüğünü, burnunda yara oluştuğunu ve bir dişinin kırıldığım  
ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca psikolojik zarar gördüğünü de savunmuştur.  
Hükümet başvuranın kötü muamele ile ilgili detaylı bilgi vermediğini tıbbi  
raporda belirtilen yaraların nasıl oluştuğuna ve ne zaman oluştuğuna dair  
detaylı bilgi vermediğini belirtmiştir. Ayrıca Hükümet, başvuranın imzaladığı  
burnunu lavaboya çarptığını belirten ifadeye dayanmaktadır.  
2. Mahkeme'nin Değerlendirmesi  
Mahkeme'ye göre, bir kimsenin gözaltından sağlığını kaybetmiş olarak  
çıktığı ve durumunu belgeleyen tıbbi raporların bulunduğu durumlarda  
sözkonusu durumu açıklığa kavuşturmak Hükümetin görevidir.  
Mahkeme değerlendirme yaparken kanıtların şüpheye yer vermeyecek  
nitelikte olması gerektiğini düşünmektedir. Sözkonusu olaylar, ilgili kimseler,  
yetkililerin kontrolü altında iken meydana gelmişse, yaraların nasıl oluştuğuna  
dair ciddi şüpheler ortaya çıkar. Bu durumda ikna edici bir açıklama yapmak  
yetkililerin sorumluluğundadır.  
Mahkeme gözaltı süresinin başlangıcında başvuranın tıbbi incelemeden  
geçmediğini ve kendi tercihi olan bir doktorla veya avukatla görüşmesine izin  
verilmediğini belirtmiştir. 6 Nisan 1997'de başvuranın gözaltına alınmasından  
iki gün sonra Dr. R.C. tarafından muayene edilmiştir. Serbest bırakıldıktan  
sonra ise tekrar muayene edilmiş ve iki gün iş göremez raporu verilmiştir.  
Mahkeme başvuranın lavaboya çarpmak suretiyle aynı anda azı  
dişlerinden birinin kırılmasını ve burnunun yara almasını inandırıcı  
bulmamıştır. Ayrıca başvuran baskı altındayken sözkonusu ifadeyi  
imzalamıştır.  
Mahkemenin görüşüne göre kötü muamele veya işkenceye dair izler  
uluslararası hukuka göre etkili bir araştırmaya tabi tutulmalı ve fiziksel  
bulgularla kötü muamele iddiası arasında ilişki kurulmalıdır.  
Mahkeme gözaltında tutulan kimselerin devletin sorumluluğu altında  
olduğunu ve oluşan yaralar ve izler hakkında açıklama yapmaları gerektiğini  
şünmektedir. Mahkeme 6 ve 8 Nisan 1997 tarihli tıbbi raporlarda kayıtlı  
yaraların Hükümetin sorumluluğunda olduğu görüşündedir.  
Bu nedenle Sözleşmenin 3. maddesi ihlal edilmiştir.  
Mahkeme, soruşturmadaki eksikliklerle ilgili olarak 3. madde bağlamında  
ayrı bir tespitte bulunmak için sebep görmemektedir. Bu konunun 13. madde  
kapsamında incelenmesi daha uygundur.  
II. SÖZLEŞMENİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
1. Tarafların İfadeleri  
Başvuran Sözleşmenin 13. maddesi bağlamında kötü muamele  
hakkındaki şikayetini sunabileceği bir iç hukuk yolu olmadığını iddia etmiştir.  
Başvuran kötü muameleden sorumlu kimselerin kimliklerinin tespit edilip  
cezalandırılmalarını  
sağlayacak  
etkili  
ve  
yeterli  
bir  
soruşturma  
yapılmadığından şikayetçi olmuştur. Ayrıca Diyarbakır İl İdare Kurulu'nun  
kararının, polis memurları aleyhinde dava açılmasını imkansız kıldığını ileri  
sürmüştür. Son olarak Diyarbakır İl İdare Kurulu devlet memurlarından  
oluştuğu için bağımsız olmadığını iddia etmiştir.  
Hükümet, cezai işlemlere ek olarak başvuranın hukuk ve idare  
mahkemelerinden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceğini  
savunmuştur.  
Mahkemenin Değerlendirmesi  
Bir kimsenin devlet görevlileri tarafından kötü muamele veya işkenceye  
uğradığına dair şikayeti varsa "iç hukuk yolu" tazminat ödenmesinin yanısıra  
sorumluların kimliğinin tespitini ve cezalandırılmasını ayrıca şikayetçinin  
soruşturmaya katılımını gerektirir.  
Mahkeme'ye göre ayrıca, devlet görevlilerinin sorumlu olduğu kötü  
muamele veya işkence hakkında yapılan soruşturmanın etkili olabilmesi için,  
soruşturmayı yürüten kimselerin olaya karışan kimselerden bağımsız olmasını  
gerektirmektedir. Bu sadece hiyerarşik ve kurumsal değil uygulamada da  
bağımsız olmayı gerektirmektedir.  
Mahkeme sorumlu devletin Sözleşmenin 3. maddesi bağlamında kötü  
muameleden sorumlu olduğunu tespit etmiştir.  
Şikayetçi, Diyarbakırdaki başsavcıya kötü muameleye uğradığından  
şikayet etmiştir. Savcı yetkisizlik kararı vermiş ve dosyayı Diyarbakır İl İdare  
Kurulu'na göndermiştir. İl İdare Kurulu da soruşturma ile ilgili adım atmamış ve  
delil yetersizliğinden dolayı cezai işlemlerin sonlandırılmasına karar vermiştir.  
Mahkeme ayrıca daha önceki birçok davada İl İdare Kurulları tarafından  
yürütülen soruşturmaların bağımsız olarak nitelendirilmediğini; bu kurulların  
devlet memurlarından oluştuğunu tekrarlamıştır.  
Mahkeme yukarıda anlatılan işlemlerin etkili, yeterli ve bağımsız  
olduğunun iddia edilemeyeceğini, 13. maddenin gereklerini karşılamadığı ileri  
sürülmüştür.  
Bu nedenlerden dolayı Mahkeme 13. maddenin ihlal edildiğini öne  
sürmüştür.  
Zararlar  
Başvuran, manevi tazminat için 40,000 Euro talep etmiştir.  
Hükümet başvuranın talebi üzerine yorum yapmamıştır.  
Mahkeme, yalnızca ihlal bulgusu ile başvuranın çektiği sıkıntının tazmin  
edilemeyeceği görüşündedir. Mahkeme hakkaniyete uygun olarak bir  
değerlendirme yaparak manevi tazminat için başvurana 1 0,000 Euro  
ödenmesine karar vermiştir.  
Mahkeme Masrafları  
Başvuran mahkeme masrafları için 3,000 Euro talepte bulunmuştur.  
Hükümet başvuranın talebi hakkında yorum yapmamıştır.  
Mahkeme başvuranın talebinin makul olduğu görüşündedir, bu yüzden  
talep edilen meblağın tamamını ödemiştir.  
C. Gecikme Faizi  
Mahkeme gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı faiz  
oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygulanmasının  
uygun olacağı görüşündedir.  
YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE  
1. Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. Sözleşmenin 3. maddesi ile bağlantılı olarak 13. maddenin ihlal  
edildiğine;  
3. a) Sorumlu Devletin başvurana Sözleşmenin 44/2 maddesi uyarınca  
kararın kesinlik kazandığı tarihten itibaren üç ay içinde aşağıdaki meblağları  
uygulanabilecek her türlü vergi ile birlikte ödeme günündeki kur üzerinden  
Türk Lirasına çevrilerek  
i)  
Manevi tazminat için 10,000 Euro,  
ii)  
Mahkeme masrafları için 3,000 Euro,  
b) Yukarıda değinilen üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe  
kadar geçen süre için yukarıdaki meblağlara Avrupa Merkez Bankası'nın  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın  
uygulanmasına,  
4. Başvuranın diğer adil tazmin taleplerinin reddedilmesine karar  
vermiştir.  
Karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 20 Temmuz 2004 tarihinde İç  
Tüzüğün 77/2 ve 3. paragrafları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.