15 Nisan 1997 tarihinde Diyarbakır Başsavcısı başvuranın kötü
muamele iddiası hakkında yetkisizlik kararı vermiş ve Memurin Muhakematı
Kanunu uyarınca dosyayı Diyarbakır İl İdare Kurulu'na havale etmiştir.
Diyarbakır DGM 13 Haziran 1997 tarihinde başvuranın beraat etmesine
karar vermiştir. Mahkeme başvuranın baskı altında sorgulandığını dikkate
almıştır.
Diyarbakır İl İdare Kurulu kanıt yetersizliği sebebiyle 26 Haziran 1997
tarihinde polis memurları hakkında men-i muhakeme kararı vermiştir.
Başvuran 6 Ağustos 1997 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi'ne itirazda
bulunmuştur. Ayrıca Diyarbakır İdare Kurulu'na dilekçe sunmuş ve dava
dosyasının bir kopyasını talep etmiştir. Dilekçesine yanıt alamamıştır.
Bölge İdare Mahkemesi, İdare Kurulu'nun men-i muhakeme kararım 14
Mayıs 1999 tarihinde onamıştır. Bölge İdare Mahkemesinin kararı 26 Temmuz
1999 tarihinde başvurana bildirilmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
İlgili iç hukuk Batı ve Diğerleri (33097/96 ve 57834/00) kararı ve Tahsin
Acar (26307/95) kararlarında bulunabilir.
HUKUK
SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, kötü muameleye maruz kaldığından ve 3. madde
bağlamındaki şikayeti hakkında etkili ve yeterli bir soruşturma
yapılmadığından şikayetçi olmuştur.
Başvuran gördüğü kötü muamelenin işkenceye vardığını, polis
memurlarınca dövüldüğünü, burnunda yara oluştuğunu ve bir dişinin kırıldığım
ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca psikolojik zarar gördüğünü de savunmuştur.
Hükümet başvuranın kötü muamele ile ilgili detaylı bilgi vermediğini tıbbi
raporda belirtilen yaraların nasıl oluştuğuna ve ne zaman oluştuğuna dair
detaylı bilgi vermediğini belirtmiştir. Ayrıca Hükümet, başvuranın imzaladığı
burnunu lavaboya çarptığını belirten ifadeye dayanmaktadır.
2. Mahkeme'nin Değerlendirmesi
Mahkeme'ye göre, bir kimsenin gözaltından sağlığını kaybetmiş olarak
çıktığı ve durumunu belgeleyen tıbbi raporların bulunduğu durumlarda
sözkonusu durumu açıklığa kavuşturmak Hükümetin görevidir.
Mahkeme değerlendirme yaparken kanıtların şüpheye yer vermeyecek
nitelikte olması gerektiğini düşünmektedir. Sözkonusu olaylar, ilgili kimseler,
yetkililerin kontrolü altında iken meydana gelmişse, yaraların nasıl oluştuğuna
dair ciddi şüpheler ortaya çıkar. Bu durumda ikna edici bir açıklama yapmak
yetkililerin sorumluluğundadır.
Mahkeme gözaltı süresinin başlangıcında başvuranın tıbbi incelemeden
geçmediğini ve kendi tercihi olan bir doktorla veya avukatla görüşmesine izin
verilmediğini belirtmiştir. 6 Nisan 1997'de başvuranın gözaltına alınmasından
iki gün sonra Dr. R.C. tarafından muayene edilmiştir. Serbest bırakıldıktan
sonra ise tekrar muayene edilmiş ve iki gün iş göremez raporu verilmiştir.
Mahkeme başvuranın lavaboya çarpmak suretiyle aynı anda azı
dişlerinden birinin kırılmasını ve burnunun yara almasını inandırıcı