yapılmadığını belirtmiꢀtir. Muayene yapılmıꢀ olsaydı, doktor, baꢀvuranın bedeninde, eski yara
ve ameliyat izlerini tespit ederdi. Baꢀvuran, Đnsan Haklan Vakfı ve Türk Tabipler Birliği Đzmir
ꢁubesi tarafından sunulan sağlık raporlarının kendisinin maruz kaldığı kötü muamelenin
belirtilerini ortaya koyduğunu ileri sürmüꢀtür.
2. AĐHM'nin değerlendirmesi
AĐHM, AĐHS'nin 3. maddesinin, demokratik bir toplumun en temel değerlerinden
birini muhafaza etmekte olduğunu ve AĐHS'nin 15/2 maddesi uyarınca hakkında istisnaya izin
verilmediğini yinelemiꢀtir (bkz., Selmouni - Fransa [BD], no. 25803/94).
AĐHM, ayrıca, bir kiꢀinin sağlıklı olarak gözaltına alınıp tahliye olduğunda yaralanmıꢀ
olduğu görüldüğünde söz konusu yaralanmaların nasıl meydana geldiğine dair makul bir
açıklama getirmenin ve baꢀvuranın iddialarına, özellikle de bunlar tıbbi raporlarla
desteklenmiꢀse, ꢀüphe getirecek deliller ortaya koymanın, devletin görevi olduğunu yineler.
Aksi halde AĐHS'nin 3. maddesi açısından açık bir sorun ortaya çıkacaktır (bkz., diğer
kararların yanı sıra, yukarıda anılan Selmouni; Çelik ve îmret - Türkiye, no. 44093/98, 26
Ekim 2004).
AĐHM, delilleri değerlendirmek maksadıyla 'her türlü makul ꢀüpheden uzak' delil
ölçütüne baꢀvurmaktadır (bkz., Avꢀar - Türkiye, no. 25657/94). Bununla birlikte, böyle bir
delil, yeterli derecede kuvvetli, belirli ve tutarlı bir göstergeler demetinden yahut
çürütülemeyen karineler demetinden de doğabilmektedir (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra,
Labita - Đtalya [BD], no. 26772/95; Süleyman Erkan - Türkiye, no. 26803/02, 31 Ocak 2008).
AĐHM, somut dava koꢀullan hususunda, baꢀlangıç olarak, baꢀvuranın 25 Kasım 1998
tarihinde serbest bırakıldığını; ancak, baꢀvuranın avukatının, 11 Mayıs 2000 tarihine kadar,
yani yaklaꢀık 18 ay sonrasına kadar, kötü muameleye iliꢀkin resmi suç duyurusunda
bulunmadığını gözlemlemiꢀtir. Ancak, 25 Kasım 1998 tarihinde, baꢀvuran, Diyarbakır Devlet
Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı'na, polis ifadelerini okumadan imzalamak zorunda
bırakıldığını bildirmiꢀ; ancak, bu iddiaya iliꢀkin olarak hiçbir adım atılmamıꢀtır. Cumhuriyet
Savcısı, baꢀvurandan ifadelerini ayrıntılı olarak anlatması talebinde dahi bulunmamıꢀtır.
Ayrıca, baꢀvuran, avukatları için hazırlanan ve gerçekliği savunmacı Hükümet tarafından
itiraz görmeyen 17 Ocak 1999 tarihli belge ile ve serbest bırakılmasının ertesi günü Đnsan
Haklan Vakfı'na baꢀvurarak kötü muamele iddialanna iliꢀkin olarak dava açma niyetini
sergilemiꢀtir. AĐHM, dolayısıyla, baꢀvuranın avukatlarının resmi suç duyurusunda
bulunmamasının gerekçeleri üzerinde düꢀünmenin kendi görevi olmadığını değerlendirmiꢀtir.
Her halükarda, ilgili zamanda yürürlükte olan eski Ceza Kanunu'nun 102. maddesi ile 243. ve
245. maddeleri uyarınca, devlet memurları tarafından iꢀlenen kötü muamele suçlarının
yargılanması için beꢀ yıllık süre sının mevcuttur. Cumhuriyet Savcısı, suç duyurusunda geç
bulunulduğu gerekçesiyle suç duyurusunu reddedemezdi ve reddetmemiꢀtir de. Sonuç olarak,
AĐHM, Hükümet'in baꢀvuranın daha erken bir sürede ꢀikayette bulunmadığı gerekçesiyle
iddialannın asılsız olduğu yönündeki görüꢀünü kabul edemez.
AĐHM, Hükümet'in sağlık raporlanna iliꢀkin iddiaları hususunda, 17 ve 25 Kasım 1998
tarihleri arasındaki tutukluluğuna iliꢀkin olarak baꢀvuran hakkında düzenlenen beꢀ sağlık
raporu olduğunu kaydetmiꢀtir. Đlk sağlık raporu baꢀvuranın tutukluluk süresinin baꢀında
düzenlenmiꢀ ve baꢀvuranın bedeninde yakın tarihli fiziksel ꢀiddet belirtisi ortaya koymamıꢀtır.
23 ve 25 Kasım 1998 tarihli ikinci ve üçüncü sağlık raporları, Diyarbakır'da bir sağlık
kliniğinde görevli iki doktor tarafından düzenlenmiꢀ ve bu raporlar da baꢀvuranın bedeninde
fiziksel ꢀiddet belirtisi olmadığını göstermiꢀtir. Dördüncü sağlık raporu, baꢀvuranın serbest
5