CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
MEHMET HANİFİ KAYA- TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:17742/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
6 Mart 2007  
İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 17742/03 başvuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaşı Mehmet Hanifi Kaya’nın (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(AİHM) 7 Mayıs 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Temel İnsan Haklarını  
güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, AİHM önünde Şanlıurfa Barosu avukatlarından M. Birlik tarafından temsil  
edilmektedir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOŞULLARI  
Başvuran, 1946 doğumlu olup Gaziantep’te ikamet etmektedir.  
1999 yılında, başvurana ait taşınmaz Birecik Barajı projesi çerçevesinde Enerji ve  
Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından kamulaştırılmıştır.  
Bir bilirkişi komisyonu başvurana ait arazinin değerini saptamış ve kamulaştırma  
bedeli mülkün devir tarihinde başvurana ödenmiştir.  
3 Şubat 1999 tarihinde, ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğması üzerine başvuran,  
Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda  
bulunmuştur.  
Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi 30 Aralık 1999 tarihli bir kararla, başvuranı kısmen  
haklı bulmuş ve İdare tarafından başvurana 29 Temmuz 1999 tarihinden itibaren geçerli  
olmak üzere gecikme faizi ile birlikte 1.838.961.676 Türk Lirası (yaklaşık 3.392 Euro)  
tutarında ek kamulaştırma bedelinin ödenmesine karar vermiştir.  
Yargıtay, 9 Ekim 2000 tarihli bir kararla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.  
İdare, 2 Aralık 2002 tarihinde başvurana 5.210.330.117 Türk Lirası (yaklaşık 3.002  
Euro) tutarında ek kamulaştırma bedeli ödemiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ  
İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi  
nedeniyle ek tazminatın değer kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 No’lu Ek  
Protokol’ün 1. maddesine gönderme yapmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AİHS’nin 35. maddesi  
uyarınca başvururunun reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu süre 9 Ekim 2000  
tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır. Oysa ki başvuran, nihai iç hukuk kararından yaklaşık  
iki yıl ve yedi ay sonra AİHM’ye başvurmuştur.  
AİHM dile getirilen şikayetin, İdare tarafından ek kamulaştırma bedelinin geç  
ödenmesi ile ve bu gecikme nedeniyle başvuranın uğradığı zararla ilgili olduğunu tespit  
etmektedir.  
AİHM, 2 Aralık 2002 tarihinde İdare tarafından ek kamulaştırma bedelinin ödenmesi  
ile sözkonusu gecikmenin son bulduğunu tespit etmektedir. Başvuran, 7 Mayıs 2003 tarihinde  
AİHM’ye başvurmuş ve böylece AİHS’nin 35. maddesinin gerekliliklerini yerine getirmiştir.  
2
AİHM, içtihadından doğan kriterler uyarınca (Bkz., özellikle 9 Temmuz 1997 tarihli  
Akkuş-Türkiye kararı) ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönünde bulundurarak,  
başvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM, başvuruda başka hiçbir  
kabuledilemezlik gerekçesi ile karşılaşılmadığını tespit etmiştir.  
B. Esas Hakkında  
AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da  
incelemiş ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,  
Akkuş, adıgeçen karar, ve Aka, adıgeçen karar).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre  
kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın  
ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara  
daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme,  
AİHM’yi, başvuranın genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması  
arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke  
katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak AİHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar  
vermiştir.  
II. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, yürütülen adli işlemlerin süresinin AİHS’nin 6 § 1. maddesini ihlal  
ettiğinden şikayetçi olmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesine göre açıkça dayanaktan  
yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi  
bulunmamaktadır.  
B. Esas Hakkında  
1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate alındığında,  
AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1. maddesi açısından incelenmesine gerek  
olmadığına karar vermiştir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Maddi ve Manevi Tazminat  
Başvuran, 15.500 Euro tutarında maddi zarara uğradığını iddia etmektedir. Başvuran  
ayrıca manevi tazminat olarak 50.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
3
AİHM, Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve  
ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana 1.000 Euro tutarında maddi tazminat ödenmesine  
karar vermiştir.  
Manevi tazminat hususunda ise AİHM, mevcut dava koşullarında, 1 No’lu Ek  
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğinin tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli  
olduğuna kanaat getirmiştir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Başvuran, AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 5.000 Euro talep  
etmektedir.  
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
AİHM, Mahkeme’nin bu konudaki içtihadı ve elindeki mevcut unsurlar doğrultusunda  
masraf ve harcamalar için başvurana 500 Euro tutarında ödeme yapılmasının makul olduğu  
kanaatindedir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 6 § 1. maddesine dayanan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek  
olmadığına;  
4. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek  
her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana:  
i. maddi tazminat için 1.000 Euro (bin) ödenmesine;  
ii.masraf ve harcamalar için 500 Euro (beş yüz) ödenmesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar  
Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz  
oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.  
maddesine uygun olarak 6 Mart 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
4
5