22.Hükümet, baꢀvuranın itham edildiği suçları ve yüz otuz üç sanığı kapsayan geniꢀ çaplı bir
yargılamayı organize etme gerekliliğini dikkate alarak davanın karmaꢀık olduğunu ifade
etmiꢀtir. Bu unsurların iꢀlemlerin uzunluğunu açıkladığını ve yargı makamlarına hiçbir ihmal
veya gecikmenin yüklenemeyeceğini öne sürerek itiraz etmiꢀlerdir.
23.Baꢀvuran, kendisine yönelik iꢀlemlerin halihazırda yirmi beꢀ yılı geçtiğini ve hala devam
ettiğini belirterek itiraz etmiꢀtir.
24.AĐHM, gerek birinci derecede gerekse temyiz iꢀlemlerinde ciddi gecikmeler olduğu
kanısındadır. Baꢀvurana ve sayıca fazla diğer sanıklara iliꢀkin iꢀlemlerin yönelik davanın
karmaꢀık olduğunu kabul edebilir. Bu durumda, iꢀlemlerin yirmi beꢀ yıl sürdüğünü ve
bunların içinden on sekizden fazlasının AĐHM’nin yetkisi dahiline girdiğini not eder. Süre,
haddinden fazladır ve yalnızca karmaꢀıklığa iliꢀkin mülahazalarla haklı gösterilemez.
AĐHM’ye göre, iꢀlemlerin uzunluğu yalnızca yerel mahkemelerin davayla özenle
ilgilenmemiꢀ olmasıyla açıklanabilir (bkz. yukarıda anılan Canoçak ve ꢁahiner kararları,
sırasıyla §§ 32 ve 27).
25.Elindeki tüm kanıtları konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alarak AĐHM, sözkonusu iꢀlemlerin
uzunluğunun “makul süre” ꢀartını karꢀılamadığını tespit etmiꢀtir.
26.Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
27. AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç
hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette,
zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A.Tazminat
28.Baꢀvuran, AĐHM’den 329.000 Euro ile 481.000 Euro arasında bir maddi tazminat
belirlemesini ve 500.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermesini talep etmiꢀtir.
29.Hükümet, baꢀvuran tarafından talep edilen meblağlara itiraz etmiꢀtir.Baꢀvuranın iddia
edildiği üzere maddi ve manevi kaybı için destekleyici herhangi bir kanıt sunmadığını öne
sürmüꢀtür. Ayrıca, AĐHM’nin, tazminat prosedürünü suistimal etmeden, baꢀvurana yalnızca
adilane bir manevi tazminat ödenmesine karar vermesi ve bunu yaparken AĐHM’nin benzer
baꢀvurularda ödenmesine karar verdiği meblağları referans alması gerektiğini ifade etmiꢀtir.
30.Maddi tazminatla ilgili olarak AĐHM, elindeki kanıtlara dayanarak, baꢀvuranın, maddi
zararın gerçekten iꢀlemlerin makul olmayan uzunluğundan kaynaklandığını ortaya
koyamadığını tespit etmiꢀtir (bkz. mutatis mutandis, Kulda – Polonya [BD], no. 30210/96, §
164, AĐHM 2000-XI)
31.Ancak, AĐHM, baꢀvuranın yalnızca bir AĐHS ihlali tespitiyle tazmin edilemeyecek bazı
manevi zararlara maruz kalmıꢀ olduğunu kabul etmektedir. Eꢀitlik temelinde yaptığı
değerlendirmeyi ve içtihadında ortaya konulmuꢀ olan ölçütleri dikkate alarak (bkz. Ahmet Koç
4