COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
MEHMET KAYA - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no. 36150/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
6 Aralık 2005  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Mehmet Kaya – Türkiye davasında,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire),  
Bakan J.-P. COSTA,  
Yargıçlar A.B. BAKA,  
R. TÜRMEN  
K. JUNGWIERT  
M. UGREKHELIDZE,  
A.MULARONI  
E.FURA-SANDSTRÖM ve  
Bölüm Sekreteri S. DOLLÉ’nin katılımı ile kapalı oturumda 15 Kasım 2005 tarihinde  
toplanve anılan tarihte izleyen kararı vermitir:  
USUL  
1.Dava, Mehmet Kaya (“bavuran”) isimli Türk vatandaının, 3 Eylül 2002 tarihinde, Đnsan  
Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesine  
dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı bavurudan (no. 36150/02)  
kaynaklanmaktadır.  
2.Bavuran, Adana Barosu’na bağlı Türker Doğan isimli avukat tarafından temsil edilmitir.  
Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM’deki yargılama için bir Ajan tayin etmemitir.  
3.13 mayıs 2004 tarihinde, AĐHM, bavuruyu Hükümet’e bildirmeye karar vermitir.  
AĐHS’nin 29 § 3. maddesini uygulayarak bavurunun kabuledilebilirliği ve esaslarını aynı  
anda inceleyerek bir sonuca varmaya karar vermitir.  
4. Bavuran ve Hükümet, esaslara ilikin görülerini bildirmilerdir (Đç Tüzük, 59 § 1.  
madde).  
5.1 Kasım 2004 tarihinde, AĐHM, Dairelerinin oluumunu değitirmitir (25 § 1. madde). Bu  
dava, yeni oluturulmuolan Đkinci Daire’ye tevzi edilmitir (52 § 1. madde).  
OLAYLAR  
DAVA ARTLARI  
6.Bavuran 1961 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
7.Bavuran, 12 Eylül 1980 tarihinde silahlı saldırı yapmıolmak ve cinayete kasdetmek  
üphesiyle yakalanmıve polis gözaltına alınmıtır.  
8.17 Ekim 1980 tarihinde, Ankara Sıkı Yönetim Mahkemesi bavuranın tutuklu yargılanması  
talimatını vermitir.  
9.13 Nisan 1991 tarihinde, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıtır.  
10.25 Aralık 1992 tarihinde, Ankara Sıkı Yönetim Mahkemesi bavuranı Türk Ceza  
Kanunu’nun 450 § 4. maddesi uyarınca taammüden cinayetten suçlu bulmuve ömür boyu  
hapis cezasına çarptırmıtır.  
2
11.12 Mayıs 1993 tarihinde, Askeri Yargıtay, Ankara Sıkı Yönetim Mahkemesi’nin, kararını,  
sözkonusu suç bağlamında iç hukuku yanlıyorumladığı gerekçesiyle bozmuve davayı  
birinci derece mahkemesine göndermitir.  
12.Sıkı Yönetim Mahkemelerinin yetkisini iptal eden 3953 sayılı Kanun’un 27 Aralık 1993  
tarihinde resmen yürürlüğe girmesini takiben, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranın  
davasına bakma yetkisi kazanmıtır.  
13.1994 yılında, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, yüz otuz iki sanıkla birlikte bavuranı  
yargılamaya balamıtır.  
14.21 Kasım 2003 tarihinde, yapılan pek çok durumadan sonra, Ankara Ağır Ceza  
Mahkemesi, yukarıda bahsedilen suçtan dolayı bavuranı suçlu bulmuve Türk Ceza  
Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca otuz altı yıl hapis cezasına çarptırmıtır.  
15.7 Mayıs 2004 tarihinde, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı bu karara karı  
Askeri Yargıtay’a bavurmutur.  
16.Bavurana yönelik cezai ilemler Yargıtay’da devam etmektedir.  
HUKUK  
I.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
17. 16.Bavuran, ilemlerin uzunluğunun, AĐHS’nin 6 § 1.maddesindeki “makul süre” artı ile  
uyumlu olmadığını öne sürerek ikayetçi olmutur. Sözkonusu maddeye göre:  
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek olan, … bir  
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
18.Hükümet, buna itiraz etmitir.  
19.AĐHM, ilemlerin, bavuranın yakalanarak polis gözaltına alındığı 12 Eylül 1980 tarihinde  
baladığını ve halen devam etmekte olduğunu not eder. Dolayısıyla, yirmi beyıldan fazla  
sürmütür.  
20.AĐHM’nin yetkisi, ratione temporis, Türkiye’nin Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na  
bireysel bavuru dilekçesi hakkını tanıdığına ilikin deklarasyonu sunduğu tarih olan 28 Ocak  
1987’den sonra geçen on sekiz yıl dokuz ayı dikkate almasına izin vermektedir. Bununla  
beraber, yukarıda anılan deklarasyonun sunulduğu tarihte ilemlerin durumunu da dikkate  
alması gerekmektedir (bkz. Canoçak – Türkiye, nos. 25182/94 ve 26956/95, §§ 25-26, 20  
ubat 2001, ve ahiner – Türkiye, no. 29279/95, § 21, AĐHM 2001-IX). Bu önemli tarihte,  
ilemler halihazırda altı yıldan fazla sürmütü.  
A.Kabuledilebilirlik  
21.AĐHM, bavurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığını not eder.  
Ayrıca, herhangi baka bir sebepten ötürü kabuledilmez olmadığını da not eder. Dolayısıyla  
kabuledilebilir ilan edilmesi gereklidir.  
B.Esaslar  
3
22.Hükümet, bavuranın itham edildiği suçları ve yüz otuz üç sanığı kapsayan geniçaplı bir  
yargılamayı organize etme gerekliliğini dikkate alarak davanın karmaık olduğunu ifade  
etmitir. Bu unsurların ilemlerin uzunluğunu açıkladığını ve yargı makamlarına hiçbir ihmal  
veya gecikmenin yüklenemeyeceğini öne sürerek itiraz etmilerdir.  
23.Bavuran, kendisine yönelik ilemlerin halihazırda yirmi beyılı geçtiğini ve hala devam  
ettiğini belirterek itiraz etmitir.  
24.AĐHM, gerek birinci derecede gerekse temyiz ilemlerinde ciddi gecikmeler olduğu  
kanısındadır. Bavurana ve sayıca fazla diğer sanıklara ilikin ilemlerin yönelik davanın  
karmaık olduğunu kabul edebilir. Bu durumda, ilemlerin yirmi beyıl sürdüğünü ve  
bunların içinden on sekizden fazlasının AĐHM’nin yetkisi dahiline girdiğini not eder. Süre,  
haddinden fazladır ve yalnızca karmaıklığa ilikin mülahazalarla haklı gösterilemez.  
AĐHM’ye göre, ilemlerin uzunluğu yalnızca yerel mahkemelerin davayla özenle  
ilgilenmemiolmasıyla açıklanabilir (bkz. yukarıda anılan Canoçak ve ahiner kararları,  
sırasıyla §§ 32 ve 27).  
25.Elindeki tüm kanıtları konuya ilikin içtihadını dikkate alarak AĐHM, sözkonusu ilemlerin  
uzunluğunun “makul süre” artını karılamadığını tespit etmitir.  
26.Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II.AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
27. AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç  
hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette,  
zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A.Tazminat  
28.Bavuran, AĐHM’den 329.000 Euro ile 481.000 Euro arasında bir maddi tazminat  
belirlemesini ve 500.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermesini talep etmitir.  
29.Hükümet, bavuran tarafından talep edilen meblağlara itiraz etmitir.Bavuranın iddia  
edildiği üzere maddi ve manevi kaybı için destekleyici herhangi bir kanıt sunmadığını öne  
sürmütür. Ayrıca, AĐHM’nin, tazminat prosedürünü suistimal etmeden, bavurana yalnızca  
adilane bir manevi tazminat ödenmesine karar vermesi ve bunu yaparken AĐHM’nin benzer  
bavurularda ödenmesine karar verdiği meblağları referans alması gerektiğini ifade etmitir.  
30.Maddi tazminatla ilgili olarak AĐHM, elindeki kanıtlara dayanarak, bavuranın, maddi  
zararın gerçekten ilemlerin makul olmayan uzunluğundan kaynaklandığını ortaya  
koyamadığını tespit etmitir (bkz. mutatis mutandis, Kulda – Polonya [BD], no. 30210/96, §  
164, AĐHM 2000-XI)  
31.Ancak, AĐHM, bavuranın yalnızca bir AĐHS ihlali tespitiyle tazmin edilemeyecek bazı  
manevi zararlara maruz kalmıolduğunu kabul etmektedir. Eitlik temelinde yaptığı  
değerlendirmeyi ve içtihadında ortaya konulmuolan ölçütleri dikkate alarak (bkz. Ahmet Koç  
4
– Türkiye, no. 32580/96, § 37, 22 Haziran 2004) AĐHM bavurana bu balık altında 14.000  
Euro ödenmesine karar vermitir.  
B.Mahkeme masrafları  
32.Bavuran, ayrıca yerel mahkemelerde ve AĐHM’deki harcamalar için 6.000 Euro talep  
etmitir.  
33.Hükümet, yalnızca gerçekten yapılmıharcamaların tazmin edilebileceğini ileri sürmütür.  
Bu bağlamda, tüm masraf ve harcamaların bavuran veya temsilcisi tarafından belgelenmesi  
ve kabataslak rakamlar ile listelerin, harcamayı kanıtlamada ilgili ve gerekli belgeler olarak  
görülmemesi gerektiğini belirtmitir.  
34.AĐHM, bir avukat tarafından temsil edilen bavuranın yasal yardım almadığını not eder.  
Eitlik temelinde yaptığı değerlendirme ve içtihadında ortaya konulmuolan ölçütleri dikkate  
alarak (bkz. diğerlerinin yanı sıra, yukarıda anılan Ahmet Koç, § 40, Çaloğlu – Türkiye, no.  
55812/00, § 33, 29 Temmuz 2004 ve Yanıkoğlu – Türkiye, no. 46284/99, § 45, 14 Ekim 2004)  
AĐHM bavurana mahkeme masrafları için 2.000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
C.Gecikme faizi  
35.AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1.Bavurunun kabulüne;  
2.AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a)Sorumlu Devlet’in bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere, uygulanabilecek her türlü vergiyi ve  
(i)14.000 Euro (on dört bin Euro) manevi tazminat;  
(ii)mahkeme masrafları için 2.000 (iki bin Euro);  
(iii) ve uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;  
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đngilizce hazırlanmı, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 6  
Aralık 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLE  
Sekreter  
J.-P COSTA  
Bakan  
5
6