nedeniyle tedavi gördüklerini gösteren tıbbi raporlarla da teyit edilmiꢀtir. Bu köylülerden biri
korucubaꢀı Đhsan Simpil'in kardeꢀidir. Olayların bu tarzda anlatılıꢀına göre, yaralıların
yardımına koꢀan korucular, daha sonra Ormandıꢀı'na kaçan teröristlerin peꢀine düꢀmüꢀ ve ateꢀ
orada da sürmüꢀtür. Đki köylü teröristlerin geliꢀigüzel ateꢀ etmesi sonucu öldürülmüꢀtür.
116. Ormandıꢀı köylülerinden alınan ifadelerin hiçbirinde herhangi bir çatıꢀmadan
bahsedilmemektedir. Mehmet Sabri Matyar'ın 31 Ağustos 1993, Sevket Aslan'ın 1 Eylül
1993, Hasan Manar'ın 2 Eylül 1993, Mehmet Zeki Matyar ile Azize Matyar'ın 13 Eylül 1993
tarihli ifadeleri herhangi bir terörist ya da çatıꢀmanın varlığını reddetmektedir. Teröristlerle
korucular arasındaki çatıꢀmadan söz eden tek ifade, öldürülen çocuğun babası Mehmet Zeki
Matyar'ın 24 Temmuz 1993 tarihli ilk ifadesidir. Adıgeçen ꢀahsın 13 Eylül 1993 tarihinde
verdiği ifadeyle taban tabana zıt olan bu ifadede Zeki Matyar, olaya bizzat ꢀahit olduğuna
iliꢀkin herhangi bir iddiada bulunmamaktadır. 24 Temmuz tarihli ifadede baꢀvuran, oğlunun
çatıꢀmada öldürüldüğünün kendisine söylendiğini, baskı altında olduğunu ve bir sopayla
saldıran Biꢀar Nibak'ın sorumluların korucular olduğunu iddia etmesi için baskı yaptığını
söylemiꢀtir. Bu ifade Mehmet Zeki Matyar'ın 24 Temmuz 1993 tarihinde Silvan Devlet
Hastanesi Acil Polikliniğinde muayene edildiğini ve kafada, sırtta ve kaburga kemiklerinde
çürüklerin ve kırıkların olduğunu gösteren bir rapor ile de desteklenmiꢀtir.
117. Baꢀvuran Mehmet Zeki Matyar'a hem 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesini hem de aynı
tarihli vukuat raporunu imzalaması için jandarma tarafından baskı yapıldığını; Zeki Matyar'ın
gerçekleri yansıtan ifadesinin savcıya verdiği 13 Eylül 1993 tarihli ifade olduğunu, yani
adıgeçenin olay sırasında köyde olduğunu ve oğlunun korucu baꢀı tarafından vurulduğunu
gördüğünü, herhangi bir silahlı çatıꢀma olmadığını belirtmiꢀtir. Bununla birlikte Zeki
Matyar'ın karısının 13 Eylül 1993 tarihli ifadesinde olayı farklı ꢀekilde anlattığı; olay
sırasında oğlunun kendisiyle birlikte olduğunu ve dıꢀardan gelen bir merminin oğluna isabet
ettiği sırada evin içine saklanmakta olduklarını ifade ettiği görülmektedir. Zeki Matyar'ın
karısının anlattıklarına göre kocası köyün dıꢀında olduğu için, oğlunun öldürülmesine tanık
olması mümkün değildir.
118. Mahkeme, baꢀvuran ve ailesi tarafından Haziran-Temmuz 2001'de verilen son ifadelerde
bu kez, korucular ile teröristler arasında köy dıꢀında bir çıkan bir çatıꢀmanın varlığından söz
edildiğine dikkat çekmektedir. Bu anlatımlar, korucuların iddia ettiği dere kenarındaki olayı
doğrular görünmektedir. Bununla birlikte baꢀvuran ifadesinde, dere kenarındaki olayda iki
korucu yaralanınca diğer korucuların öç almak için Ormandıꢀı'na geldiğini ve köye ateꢀ
açtıklarını söylemektedir. Olayın sebebinin bu olduğu ilk defa ortaya atılmaktadır.
119., Seve Nibak ve Cihan Matyar'ın öldürülmesiyle ilgili davayı gören Diyarbakır Ağır Ceza
Mahkemesi, 1 Temmuz 1996 tarihli kararıyla bir çatıꢀmanın vuku bulduğu sonucuna
varmıꢀtır. Anılan mahkeme, korucuların ve jandarmaların, teröristlerin Ormandıꢀı'na
kaçtıkları, korucuların da onları takip ettikleri ꢀeklindeki anlatımlarını kabul etmiꢀtir. Đlgili
yerel mahkeme köylülerden alınan ifadeleri özetleyerek, yargılama boyunca, köylülerden
hiçbirinin, Boyunlu korucularının iki köylüyü öldürdüklerine ꢀahit olduklarına bir iddiada
bulunulmadıklarını tespit etmiꢀtir. Anılan mahkeme bazı tanıkların, köylülerin korucuları
suçlamaları için teröristler tarafından baskı altında tutulduğunu belirttiklerine dikkat çekerek,
olaylarda korucuları suçlu bulmak için yeterli kanıt bulunmadığına karar vermiꢀtir.
120. Bu davada, iki köylünün öldürülmesi Mahkeme'nin incelemesi kapsamında değildir.
Bununla birlikte, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kararı Ormandıꢀı'ndaki olaylarla ilgili
ifadelerin çeliꢀkili niteliğini vurgulamaktadır.
22