CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı  
MATYAR /Türkiye Davası  
Bavuru no.23423/94  
Strazburg  
21 ubat 2002  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
1. Davanın nedeni, Türk vatandaları Đzzet Matyar ("bavuran") ve Mehmet Safi Arancak'ın  
24 Ocak 1994 tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleme'nin  
("Sözleme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na  
("Komisyon") yaptığı bavurudur (bavuru no. 23423/94).  
2. Bavuranı Đngiltere'de faaliyet gösteren avukat P. Leach temsil etmitir. Türk Hükü-  
meti ise kendi Ajanı B. Kaleli tarafından temsil edilmitir.  
3. Bavuran, köyüne yapılan silahlı saldırı esnasında güvenlik güçleri tarafından evine zarar  
verildiğini ve mülkiyetinin yok edildiğini iddia ederek Sözleme'nin 3, 6, 8, 13, 14 ve 18.  
maddeleri ile 1 No'lu Protokolün 1. Maddesine öne sürmektedir. Bavuran yaptığı bavuru  
nedeniyle baskıya maruz kaldığını gerekçesiyle Sözlemenin eski 25. maddesine de istinat  
etmektedir.  
4. Bavuru, 13 Mayıs 1996 tarihinde Komisyon tarafından kısmen kabuledilebilir bulunmuꢀ  
tur. Mehmet Safi Arancak adına yapılan ikayetler, adıgeçenin 13 Ocak 1994 tarihinde baꢀ  
vuru yapılmadan önce öldüğünün anlaılması ve adıgeçenin avukatlarının  
ikayetleri sürdürmek üzere bavuranın karısıyla bağlantı kuramamalarından dolayı listeden  
çıkartılmıtır. Bavuru, 1 Kasım 1999 tarihinde de, Komisyon bu tarihe kadar incelemesini  
tamamlamadığı için Sözleme'ye ek 11 No'lu Protokolün 5§3 maddesinin ikinci cümlesi  
uyarınca Mahkeme'ye gönderilmitir.  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmi(Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu bölüm  
içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleme'nin 27 §1 Maddesi), Đçtüzüğün 26 § 1 maddesine  
uygun olarak teekkül etmitir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen  
davadan çekilmitir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn.  
Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıtır (Sözleme'nin 27§2 ve Đçtüzüğün 29§1  
maddeleri). 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme, Kısımların oluumunu değitirmi(Đçtüzük  
25§1), bu dava da yeni oluan Üçüncü Kısma verilmitir (Đçtüzük 52§1).  
6. Gerek bavuran gerekse de Hükümet esaslara ilikin görübildirmitir (Đçtüzük 59§1).  
Mahkeme, taraflara danıtıktan sonra, esaslara ilikin duruma yapılmasına gerek olmadığına  
karar vermitir (Đçtüzük 59§2 vd.).  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2002. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đꢀ ler  
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı  
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
OLAYLAR  
I. DAVAYA ESAS TEKĐL EDEN OLAYLAR  
7. Davaya esas tekil eden özellikle de 23 Temmuz 1993 günü gerçekleen olaylar taraflar  
arasında ihtilaflıdır. Bu olayların vuku bulduğu tarihten beri geçen sürenin uzunluğunu ve  
tarafların sunduğu belgelerin niteliğini göz önünde bulunduran Mahkeme, tanıkların  
dinlenmesini de içeren gerçeklerin saptanmasıyla ilgili bir soruturmanın, sorunların  
çözümlenmesine etkili bir biçimde yardımcı olamayacağına karar vermitir. Mahkeme  
bavuranın ikayetlerini tarafların sunduğu yazılı görüler ve belgeler temelinde incelemitir.  
8. Bavuranın ve Hükümet'in olaylarla ilgili görüleri aağıda özetlenmitir (A ve B  
Bölümleri). Olay ve ikayetlerle ilgili belgeler de C Bölümünde özetlenmitir.  
A. Bavuranın olaylara ilikin görüleri  
9. Temmuz 1993 tarihinde, 60 yaında ve 10 çocuk babası olan bavuran, Diyarbakır'ın  
Silvan ilçesine bağlı Ormaniçi köyünden (Ormandıı yada Cicika diye de bilinmektedir) iki  
kilometre uzaklıktaki Basog mezrasında yaamaktadır. Bu köy 1993-1994 yılları arasında  
korucularla ibirliğindeki güvenlik güçlerinin saldırılarına maruz kalmıtır (bkz. bavuru no.  
21689/93, Ahmet Özcan vd. Türkiye).  
10. 24 Haziran 1993 günü, köy korucuları Silvan Jandarma Komutanlığının ve Bayrambaı  
jandarmalarının emrindeki helikopterden açılan atein de desteğiyle bavuranın köyüne silahlı  
saldırı düzenlerler. Saldırı 17.00 sularında balar. Bavuran, karısı Nezihe, oğulları Burhan ve  
Hamit ve kızı Nesihat ile birlikte Basog'taki evindedir. Köyden gelen silah seslerini duyarlar  
ve köyün çeitli kısımlarından ateve dumanın yükseldiğini görürler. Köyden kaçan kadın ve  
çocuklar bavuranın mezrasına doğru komaktadır. Bavuran, oğlu Burhan'ın traktörü alarak  
kaçmasını ister ve oğlu söylediğini yapar. Bavuran tanıdığı bazı köy korucularını da görür –  
Eref Simpil, Đhsan Simpil, Nuri Simpil ve Guri Simpil (Bu soyadı bazı belgelerde Sümbül  
olarak geçmektedir).  
11. Hamit ve Nesihat ellerindeki Kuran’la koruculara yalvarırlar. Korucular yine de  
bavuranın evini ve ürününü yakarlar. Bavuran bir helikopterden oğlu Burhan'a ateꢀ  
edildiğini görür. Burhan traktörden atlayarak ellerini baının üstüne koyar. Helikopter birkaç  
metre alçalarak kendisine ve arkadalarına bakar ve tekrar uzaklaır. Burhan traktörle 5-6  
kilometre uzaklıktaki Batıkan köyüne gider. Batıkan'dan baktığında evinin ve tarlalarının  
yandığını görür. Hava karardığında bavuran traktörle Altınkum'a gider. Korucular köyden  
ayrıldıktan sonra da köye döner.  
12. Bavuranın evinde meydana gelen hasar öyledir: Duvarlarda kurun delikleri  
bulunmaktadır ve tüm camlar kırılmıtır. Traktörün arkasındaki üç tonluk mazot deposu isabet  
almı; tüm mazot akmıve mazot deposu, isabet eden kurunlar nedeniyle atealmıtır.  
Mazot dolu iki varil, traktör römorku ve tekerleklerine de kurun isabet etmitir. Traktör,  
sulama pompası ve 110 sulama borusu zarar görmütür. Evin önündeki iki yüz çuval; dört ton  
buğday, iki ton arpa, iki kamyon dolusu saman, yani bütün yılın ürünü.yanmıtır.  
13. Ormaniçi'ne yapılan saldırı esnasında 70 yaındaki Seve Nibak ve 7 yaındaki Cihan  
Matyar vurularak öldürülmütür. Köy korucuları, Mehmet Safi Arancak'ın evi de dahil olmak  
2
üzere, köydeki diğer evlere de ateaçmılar ve bunları atee vermiler, tarlalardaki ürünlere  
zarar vermiler ve ambarları yakmılardır.  
14. Silvan Đlçe Jandarma Komutanı Yüzbaı Hakan Temel Aksel, köylülere köylerinin  
teröristlerin saldırısına uğradığını söylemelerini aksi halde bunun kendilerine pahalıya mal  
olacağını söyler. Yüzbaı teröristlerle köy korucuları arasında bir çatıma meydana geldiğini  
belirten bir rapor hazırlayarak bunu köylülere imzalatır.  
15. Bavuran yaklaık bir yıl kadar evinde yaamayı sürdürür. Bavuran olaydan bir yıl sonra  
Bayrambaı Jandarma Karakoluna çağrılarak Gom'da kaldığı için kendisine kızgın olan  
komutan tarafından gözaltına alınır. Komutan bavuranın oğlu Burhan'ı da çağırarak ona evini  
yakmağı sürece bavuranın serbest bırakılmayacağını söyler. Burhan evi yakar ve bavuran  
da serbest bırakılır. Daha sonra bir jandarma eri tarafından bavurana jandarmaların yanmıꢀ  
evin fotoğraflarını çektiği söylenir. Silvan Đlçe Jandarma Komutanı buna kızmıtır çünkü iyi  
durumdaki bir evin fotoğraflarını istemektedir. Sonrasında jandarmalar, oğlunun evinin  
önünde bavuranın fotoğraflarını çekerler.  
16. 29 Eylül 1994 günü, bavuran Silvan Jandarma Karakoluna çağrılarak burada kendisine  
ÇavuÖmer Temel ve Jandarma Er Đbrahim Bilgin tarafından hazırlanan bir tutanak  
imzalatılır. Bu tutanak Yüzbaı Aksel tarafından Silvan Cumhuriyet Savcısına gönderilir. 30  
Eylül 1994 günü, bavuran Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan bir ifadeyi  
imzalamaya zorlanır.  
17. Silvan Cumhuriyet Savcısı bavuranın ikayetleriyle ilgili bir soruturma balatır. 3 Ekim  
1994 günü kanıt yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı verilir.  
18. 24 Temmuz 1993 günü meydana gelen ölümlerle ilgili olarak bir soruturma daha  
balatılır. Bu soruturma bavuranın, Boyunlu korucuları tarafından Ormaniçi köyüne bir  
saldırı düzenlendiği, korucuların evlere ateaçarak zarar verdikleri ya da köylülerin mallarını  
ve ürünlerini yok ettikleri, korucuların jandarma birlikleri ve bir helikopter desteğinde bu  
fiilleri gerçekletirdikleri ve köyde hiçbir PKK mensubunun bulunmadığına ilikin iddialarını  
kanıtlamaktadır. Bavuran bu konuda Biar Nibak'ın 27 Temmuz 1993 tarihli dilekçesine,  
Biar ve Hüsna Nibak'ın 2 Ağustos 1993 tarihli ifadelerine, Mehmet Sabri Matyar ve Mehdi  
Matyar'ın 31 Ağustos 1993 tarihli ifadelerine, evket Aslan'ın 1 Eylül 1993 tarihli ifadesine  
ve Hasan Manar'ın 2 Eylül 1993 tarihli ifadesine atıfda bulunmaktadır.  
19. 27 Ekim 1993 günü, Cumhuriyet Savcısı meydana gelen iki ölüm vakasıyla ilgili olarak  
görevsizlik kararı verir ve dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne (DGM)  
gönderir. 24 Kasım 1993 tarihinde anılan mahkeme köy korucuları Đhsan Simpil, Eref  
Simpil, Mehmet Zaman Simpil ve Gürkan Simpil'in soruturmasıyla ilgili olarak dosyayı  
tekrar Silvan'a gönderir. 1997 yılında dört köy korucusu, adam öldürmekle suçlandıkları  
davadan kanıt yetersizliği nedeniyle beraat ederler.  
B. Hükümetin olaylara ilikin görüleri  
20. 23 Temmuz 1993 tarihinde, Sadık Simpil ve iki akrabası Rista deresi kıyısında odun  
toplamaya gitmektedir. Dere kıyısında dinlenmekte olan PKK teröristleriyle karılatıklarında  
silahlı çatıma çıkar. Sadık ve Medeni Simpil yaralanırlar. Tepeden köy korucularını gözleyen  
diğer Boyunlu korucuları çatımayı fark ederek yardıma koarlar. Teröristler Ormandıı'na  
doğru kaçmaya balarlar. Bunun üzerine Jandarmaya telsizle haber verilir. Teröristler köyün  
3
içinden geçerken geliigüzel ateettikleri için Cihan Matyar ve Seve Nibak ölür. Teröristler  
köy korucuları ve jandarmalar tarafından köyün dıına doğru kovalanır. Hava karardığı için  
takipten vazgeçilir. Ertesi sabah, bölgede arama yapılır fakat teröristlerin Altınkum köyü  
istikametine kaçtıklarından baka hiçbirey bulunamaz.  
21. 24 Temmuz 1993 tarihinde, jandarmalar bir olay yeri tutanağı hazırlayarak olayın vuku  
bulduğu yerin krokisini çizerler ve köylülerin ifadelerini alırlar. Öldürülen çocuğun babası  
Zeki Matyar, oğlunun öldürülen kadının kocası Biar Nibak’ın kafasına vurduğunu söyler ve  
oğlunun ölümüyle ilgili olarak PKK'yı suçlar. 24 Temmuz günü altı köy korucusunun  
olayların geliimini doğrulayan ifadeleri alınır. Sözkonusu ifadeler hiçbir önemli noktada  
birbiriyle çelimemektedir. Đfadelerde dere kenarındaki teröristlerin koruculara nasıl ateꢀ  
açtıkları ve kaçarken içinden geçtikleri Ormandıı'nda nasıl geliigüzel ateettikleri  
anlatılmaktadır. 26 Temmuz 1993 günü, hastaneye kaldırılan iki yaralı köy korucusunun  
ifadeleri alınır. Bu ifadeler de diğer köy korucularının anlattıklarını desteklemektedir.  
22. 27 Temmuz 1993 günü Biar Nibak, Boyunlu korucularının Ormandıı'na saldırarak  
karısını öldürdükleri, ürününü ve bazı evleri yaktıkları iddiasıyla Silvan Cumhuriyet  
Savcısına ikayette bulunur. Savcı, Nibak'ın baldızının, diğer birkaç köylünün ve saldırıyla  
suçlanan korucuların ifadelerini alır. 13 Eylül 1993 günü, Zeki Matyar ve Azize Matyar  
Savcı'ya oğullarının korucular tarafından öldürüldüğüne ilikin ifade verirler. Bu ifadeler  
ciddi bir biçimde çelimektedir. Örneğin Zeki, önceki ifadesinin tersine, olay sırasında köyde  
olduğunu ve oğlunun vurulduğunu gördüğünü söylerken Azize, Zeki'nin köy dıında  
olduğunu belirtmitir.  
23. 27 Ekim 1993 günü, Savcı görevsizlik kararı vererek davayı Diyarbakır DGM'ye gönderir.  
24 Kasım 1993 tarihinde dosya korucular suçlandığı için geri gönderilir.  
24. Dört köy korucusu Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanarak 1 Haziran  
1996 tarihinde kanıt yetersizliği nedeniyle serbest bırakılırlar. Anılan mahkeme, çelikili  
oldukları için ikayetçilerin ifadelerini dikkate almamıtır.  
25. Bavuran olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet savcısına herhangi bir ikayette  
bulunmamıtır. Strazburg'a yaptığı bavurunun bildirilmesi üzerine, Cumhuriyet savcısı bir  
soruturma balatmak üzere kendisini sorgular. Verdiği ifadede bavuran hiçbir malının  
yakılmadığını ifade ederek herhangi bir bavuruda bulunmadığını belirtir. Bunun üzerine  
savcı takipsizlik kararı verir.  
C. Tarafların sunduğu belgeler  
1. Bavuranın sunduğu ifadeler  
Bavuranın Đnsan Hakları Derneği (ĐHD) tarafından alınan 28 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
26. 24 Temmuz 1993 günü bavuran Ormandıı köyüne yaklaık 2 km uzaklıktaki Basog  
mezrasındaki evindedir. 17.00 sularında, köyden gelen silah sesleri duyulur. Duman ve alev  
de gözükmektedir. Köyün kadınları ve çocukları mezraya doğru kaçmaktadırlar. Bavuran ilk  
önce askerlerin köye baskın düzenlediğini düünür. Sonra bunların korucu olduğunu fark  
eder. Bavuran tarladaki oğlu Burhan'ı çağırarak kaçmasını söyler. Oğlu traktöre atlayarak  
kaçmaya balar. Bavuran koruculardan bazılarını tanımaktadır. Eref Simpil, Đhsan Simpil,  
Nuri Simpil ve Guri Simpil'in mezralarına doğru gelmekte olduğunu fark eder. Kızı Nesiat ile  
oğlu Hamit Kuranı çıkartarak koruculara evlerini ve ürünlerini yakmamaları için yalvarırlar.  
4
Buna rağmen, korucular evi de ürünlerini de yakarlar. Bavuran oğlunun bindiği traktöre bir  
helikopterin ateaçtığını görür. Saklanmak için köy kadınlarıyla birlikte komaya balar;  
karısı ve çocukları evden ayrılmamıtır. Hava karardığında, bavuran ve diğer köylüler bir  
traktöre binerek Altınkum'a giderler. Akamleyin korucuların gittiğini düünen bavuran  
evine geri döner. Evde kimse yoktur. Evdeki eyalara bir ey olmadığını fakat duvarların delik  
deik olduğunu ve camların kırıldığını görür. Traktörün mazot deposuna da kurun isabet  
etmiakan petrol alev almıtır. Đçi mazot dolu varil, traktör römorku ve tekerlikleri de isabet  
almıtır. Su pompası isabet eden kurunlar nedeniyle kullanılamaz hale gelmi, evin önündeki  
iki yüz boçuval yanmıtır. Bavuran, tarladaki 4 ton buğdayın, 2 ton arpanın ve iki kamyon  
yükü samanın bütünüyle yanmıolduğunu görür.  
27. Televizyonda teröristlerle korucular arasında bir çatıma çıktığı söylenir. Yüzbaı köye  
gelerek hiç çekinmeden köylülere köyü ve mezrayı teröristlerin yaktığını söylemelerini ister.  
Halbuki köye hiç gerilla gelmemitir; bu tür bir eyi onların yapması mümkün değildir.  
Mehmet Safi Arancak'ın ĐHD tarafından 28 Temmuz 1993 tarihinde alınan ifadesi  
28. 24 Temmuz 1993 tarihinde 80-90 civarındaki Boyunlu köyü korucusu Ormandıı köyüne  
bir saldırı gerçekletirir. Bu sırada Arancak tarlada çalımaktadır. Adıgeçen Ormandıı  
köyüne 4-5 km. uzaklıktaki Boyunlu köyünden gelen silah seslerini iitir. Yaklaık yarım saat  
sonra korucular Ormandıı'na gelirler ve bağırarak Ormandıı köylülerinin çocuklarının  
gerilla olduklarını, bu nedenle köyü yakacaklarını ve boaltacaklarını söylemeye balarlar.  
Tarladakiler traktöre binerek kolayca kaçarlar. Kadın ve çocuklardan bazıları köyün  
yakınındaki çalılıklara saklanır. Aranacak korucuların köyü taradığını görür. Akamleyin  
Seve Nivak ve Cihan Matyar'ın vurulduğunu öğrenir. Traktörüne binerek Badik’e doğru  
kaçar. Kaçarken aağıdan korucular yukardan helikopterler ateetmektedir. Geri döndüğünde  
evinin tarandığını, evin içindeki eyaların zarar gördüğünü ve yakıldığını görür. Arancak'ın  
ürünü de yakılmıve zarar görmütür.  
29. Silvan Jandarma Komutanlığından bir yüzbaı köye gelerek "ekininizin ve evlerinizin  
terörisler tarafından yakıldığını, köyünüze saldıranların terörist olduklarını söyleyeceksiniz.  
Eğer korucuları suçlarsanız bu size pahalıya patlar" der. Aranacak Yüzbaının, korucular ile  
teröristler arasında bir çatıma çıktığını, iki kiinin çapraz atesonucu öldüğünü, köyün  
teröristler tarafından yakıldığını belirten bir tutanak hazırladığını duyar. Tutanak, Seve  
Nibak'ın oğluna zorla imzalatılır. PKK köye gelmemitir. Devlet köylüleri ya dağa çıkmaya  
ya da köyü terk etmeye zorlamaktadır. Köylüler koruculardan korkmaktadırlar ve yaamları  
korucuların tehdidi altındadır.  
Bavuranın avukat Ayla Akat tarafından 28 Ekim 1998 tarihinde alınan ifadesi  
30. Hükümet tarafından sunulan fotoğraf bavurana gösterilmive bavuran resimdeki evin  
kendisinin olmadığını belirtmitir.  
Bavuran bu durumu öyle açıklar:  
31. Resimlerdeki ev bavuranın değildir. 24 Temmuz 1993 günü korucular, Ormaniçi'ndeki  
evleri yaktıktan sonra iki km uzaklıktaki Basog'a gelerek bavuranın ürününü, tarım aletlerini  
ve evini yakarlar. Bavuran olayı 500 metre öteden izler. Ev zarar görmesine rağmen hala  
oturulabilir durumdadır. Bavuran orada bir yıl daha yaar. Bir yılın sonunda Bayrambaı  
Jandarma Karakoluna çağrılır. Komutan kendisine kızgındır ve onu gözaltına alır. Komutan  
daha sonra bavuranın oğlu Burhan'ı çağırarak onu, babasının evini yakmazsa babasını serbest  
5
bırakmamakla tehdit eder. Bunun üzerine Burhan bavuranın Gom'daki evine giderek evi  
yakar. Bavuran serbest bırakıldıktan sonra Ormaniçi köyünde Burhan'la birlikte yaamaya  
balar. Birkaç ay sonra bavuran Silvan Đlçe Jandarma Komutanının, evinin fotoğraflarını  
istediğini duyar. Bayrambaı jandarmaları yanmıevin resimlerini çekerek bunları Silvan'a  
gönderir. Bavuran karakoldaki askerlerden Silvan Jandarma Komutanının, iyi durumdaki bir  
evin resimleri çekilmediği için kızdığını öğrenir. Bunun üzerine askerler bavuranın oğlunun  
evine gelerek evin önünde bavuranın resimlerini çekerler. O sırada bavuran askerlerin ne  
yaptıkları konusunda hiçbir fikre sahip değildir.  
32. 30 Eylül 1994 tarihinde Silvan Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadeyle ilgili olarak  
bavuran, olaydan sonra çeitli defalar gözaltına alındığını ve Devlet aleyhinde yaptığı  
ikayetler nedeniyle tehditlere maruz kaldığını belirtir. Bavuran, tekrar gözaltına alınmaktan  
korktuğu ve tehdit edildiği için Savcı'ya böyle bir ifade vermek zorunda kalmıtır.  
Bavuranın 12 Nisan 2000 tarihli ifadesi  
33. Avukat Cihan Aydın tarafından alınan ifadede bavuran bavrusu nedeniyle baskı altında  
olduğunu söyler. Jandarma Karakoluna çağrılarak tehdit edilmitir. Mahkeme'ye belgeleri  
sunduktan sonra bunlar Silvan'a gönderilmive bavuran olayın failleri olan jandarmalar  
tarafından ikayetlerini geri çekmesi için tehdit edilmitir. Bavuran bu ahısların kötü eyler  
yapabileceğinden korkmutur.  
Bavuranın 27 Haziran 2001 tarihli ifadesi  
34. 1993 yılında Boyunlu ve Ormandıı köyleri arasındaki bölgede korucular ile PKK  
arasında çatıma çıkar. Đki korucu yaralanır. Akama doğru, çok sayıda korucu Ormandıı'na  
gelerek hasadı yapılmıürünleri yakmaya balar. Ormandıı'nı yaktıktan sonra korucular  
bavuranın mezrasına gelirler. Bavuranın evi mezradaki tek evdir. Korucular evi atee  
vererek silahla tararlar. Oğlu traktöre biner. Korucular römorka ateederler. Bavuranın su  
pompası, üç tonluk mazot deposu, iki varil mazot, bir traktör ve 110 su borusu kullanılamaz  
hale gelmitir. Korucular dört ton buğday, iki ton arpa, iki kamyon samanı da yakarlar.  
Bavuran ve karısı Neziha, kızı Nesiat ve oğulları Burhan ile Hamit (imdi Almanya'da) o  
sırada mezrada bulunmaktadır. Daha sonra, ailecek Ormandıı'na taınırlar. Beveya altı ay  
sonra Boyunlu korucuları gelerek evlerini terk edip Ormandıı'ndan taınmalarını söylerler.  
Korucular Ormandıı köyünü ve bavuranın evini yakarlar. Korucuların ifadeleri gerçeği  
yansıtmamaktadır.  
35. Birkaç yıl sonra, bavuran Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından Bayrampaı Jandarma  
Karakoluna çağrılır. Karakol komutanı Devlet aleyhinde ikayette bulunduğunu ve eğer  
ifadesini değitirmezse bunun kendisi için iyi olmayacağını söyleyerek bavuranı ve köy  
muhtarı Ebedin Sezgir'i tehdit eder. Bavuran daha sonra savcılığa gider fakat korktuğu için  
evinin yakıldığını söyleyemez. Okuma yazması yoktur ve ifadesi de kendisine okunmaz.  
Saldırıdan yaklaık bir yıl sonra yakalanarak 14 gün boyunca gözaltında da tutulmutur.  
Gözaltı esnasında ikence ve kötü muameleye maruz kalmıtır. Tıpkı imam gibi muhtar  
Ebedin Sezgir de korktuğu için ifade vermek istemez. Evinin Hükümet tarafından çekilen  
resimleri gerçekte bavuranın Ormandıı'daki oğlu Sait Matyar'ındır.  
Burhan Matyar'ın 27 Haziran 2001 tarihli ifadesi  
6
36. Burhan olayın vukubulduğu sırada babasıyla yani bavuranla birlikte Basog mezrasında  
yaamaktadır. PKK ile korucular arasında çatıma çıkmıve iki korucu yaralanmıtır.  
Korucular Ormandıı'nı atee verdikten sonra mezraya gelir. Onların geldiğini gören Burhan  
korkar ve traktöre atlar. Burhan tarlada bulunan diğer üç kiiye de söyler onlar da traktörlerine  
biner. Bir dereyi geçerken helikopter kendilerine ateaçar. Hemen traktörlerinden inerek  
ellerini balarının üstüne koyarlar. Helikopter üzerlerinde birkaç metreye kadar alçalır ve  
onlara baktıktan sonra uzaklaır. Burhan traktörüne binerek Batikan köyüne gider. Buradan  
geriye baktığında evin ve tarlaların yakılmıolduğunu görür. Bir gün ve bir gece sonra geri  
döner. Ev harabeye dönmü, kısmen yanmıve kurunlantır. Traktör ve römork yakılmı,  
kurunlanve kullanılamaz hale getirilmitir. Hasadı yapılan ürünler yakılmı, bir mazot  
deposu, iki varil mazot, bir motor pompası ve su boruları kurunlanve kullanılamaz  
duruma getirilmitir.  
Nezihe Matyar'ın (bavuranın karısı) 26 Temmuz 2001 tarihli ifadesi  
37. Olay günü 16.00-17.00 sularında, Ormandıı yakınlarında silah sesleri duyulur. Nezihe bu  
sırada evin önündedir. Eve kurunlar isabet etmeye balar. Askerler ve Boyunlu korucuları  
gelerek köyü atee verirler ve geliigüzel her yöne ateaçmaya balarlar. Ateettikleri her ey  
yanar. Buğdayı da atee verirler ve tekrar Nezihe'nin evine yönelirler. Eve girerek herkesi  
arı çıkarırlar; buzdolabını, radyo-kasetçaları, tereyağ karıtırıcısını, perdeleri, yorganları,  
ekleri, kilimleri ve mutfak eyalarını kırarlar ve yakarlar. Korucular evi de atee verirler ve  
bu arada da kendilerini aağılayarak tehdit ederler. Köyü terk etmelerini aksi halde hepsini  
öldüreceklerini söylerler. Ürünü de yakarak tarım aletlerine ateaçarlar. Olaydan sonra aile  
Silvan'a taınır.  
Nesihat Matyar'ın 26 Temmuz 2001 tarihli ifadesi  
38. Olay günü 16.00-17.00 sularında, Ormandıı yakınlarında silah sesleri duyulur. Nesihat bu  
sırada evin önündedir. Eve kurunlar isabet etmeye balar. Askerler ve Boyunlu korucuları  
gelerek köyü atee verirler ve geliigüzel her yöne ateaçmaya balarlar. Nesihat'ın ifadesi  
annnesinin üstteki ifadesiyle hemen hemen aynıdır.  
Halime Eruncak (Arancak)'ın 2 Temmuz 2001 tarihli ifadesi  
39. Olay esnasında Halime, kocası Mehmet Safi Aranacak'la birlikte Ormandıı köyünde  
yaamaktadır. Köy yakınlarında bir çatıma çıkar. Bundan sonra korucular geliigüzel ateꢀ  
ederek köye girerler. 70 yaında bir kadın ve bir çocuk öldürülür. Ürünleri atee vererek bütün  
evlere ateaçarlar. Açılan atesonucu Halime'nin de evi kevgire döner ve içindeki her ey  
harap olur. Korucular daha sonra Basog mezrasına giderek bavuranın evine, mallarına ateꢀ  
açar ve ürününü yakar. Kocası bavuranla birlikte Diyarbakır ĐHD'ye giderek Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi'ne bavuruda bulunur. Beveya altı ay sonra kocası, güvenlik güçleriyle  
çatımaya girdikten sonra yaralanan bir PKK militanıyla yakalanır. Kendisi daha sonra  
PKK'nın diğer üyelerinin yakalanmasında güvenlik güçlerine yardım etmeyi reddettiği için  
öldürülür. Dört veya beay sonra Halime'nin evi korucular ve askerler tarafından yakılır.  
Bunun üzerine Mersin'e taınır. Ormandıı'na döndüğünde bavuranla konuur ve  
avukatlarıyla temasa geçer. Korktuğu ve avukatlarıyla temas kuramadığı için evinin yakılması  
ve kocasının öldürülmesiyle ilgili bavuruyu izleyemez. u anda kocasının yaptığı  
bavurunun sorumluluğunu almak istemektedir.  
2. Đç soruturmayla ilgili Belgeler  
7
Biar Nibak ve Hacı Ali Mustak'ın 11 Ocak 1992 tarihli dilekçesi  
40. Dilekçe sahipleri, Đhsan Simpil, Eref Simpil ve Mehmet Zaman Simpil'in Ormandıı  
köylülerine ateettikleri ikayetinde bulunmulardır. Dilekçede saldırganların, Boyunlu  
köylülerinin Ormandıı köyündeki topraklara yasadıı girmelerinden dolayı kendilerine karı  
dava açıldığı için Ormandıı köylülerinden nefret ettikleri ve onlara karı husumet besledikleri  
belirtilmektedir.  
Mehmet Zeki Matyar'ın jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
41. 23 Temmuz 1993 günü, Matyar, sürüsünü gütmektedir. Akamleyin, Ormandıı köyünün  
yukarı ucuna doğru silah seslerinin geldiğini iitir. Köye döndüğünde oğlu Cihan orada  
değildir. Matyar'a oğlunun komunun evinde olduğu söylenir. Ertesi sabah, Hacı Biar isimli  
bir köylü koarak gelip Cihan'ın PKK ile köy korucuları arasında çıkan bir çatımada  
öldürülğünü haber verir. Oğlunun cesedi köyün dıındadır. Biar, ona oğlunu korucuların  
vurduğunu söylemesi gerektiğini, aksi halde teröristlerin kendisini öldüreceklerini söyler.  
Tanık, Biar'a oğlunu kimin vurduğunu sorduğunda Biar sopayla tanığa vurur. Tanık  
oğlunun cesedini bulmak üzere gider. Her tarafta askerler vardır. Otopsi yapılması için oğlunu  
Silvan hastanesine götürür. Tanığa göre oğlunu PKK teröristleri vurmutur. Tanık hem  
oğlunun öldürülmesiyle ilgili olarak, hem de kendisine sopayla vuran ahsa karı ikayette  
bulunur.  
Mehdi Guzeç'in jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
42. Tanık Boyunlu köyünde korucudur. Tanık ve diğerleri 23 Temmuz 1993 günü köydeyken,  
Ormanı yakınlarında kavak ağacı keserken teröristlerle çatımaya giren diğer koruculardan  
yardım çağrısı alırlar. Korucular olay yerine gittiğinde iki kiiyi yaralı halde bulurlar.  
Teröristler bir yandan kaçarken bir yandan da gelii güzel ateetmektedirler. Korucular  
teröristleri izler. Teröristler köye girdiklerinde de ateetmeyi sürdürürler. Korucular köye  
girdiklerinde iki köylünün öldürüldüğünü ve teröristlerin köyden kaçtığını görürler. Daha  
sonra da güvenlik güçleri gelir. Ertesi sabah bir operasyon yapılır fakat bir sonuç alınamaz.  
Koruculardan köylerine geri dönmeleri istenir.  
Hüseyin Cesur'ın jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
43. Tanık Boyunlu köyünde korucudur. 23 Temmuz 1993 tarihinde o ve diğer koruculara,  
çatıma çıktığı için gelmeleri çağrısında bulunulur. Hista çayı mevkiine ulatıklarında iki  
kiiyi yaralı halde bulurlar. Teröristler geliigüzel ateaçarak Ormandıı köyüne girerler.  
Korucular arkalarından köye girdiklerinde teröristler köyün kuzey kesiminden kaçmıtır.  
Korucular iki köylünün öldürüldüğünü öğrenir. Bu sırada güvenlik güçleri de kendilerine  
yetimitir. Bu sırada hava kararmıtır. Ertesi sabah, Altınkum'a doğru kaçan teröristlerin izini  
sürerler. 7-8 teröristten hiçbiri bulunamaz. Koruculara köylerine geri dönmeleri söylenir.  
Reat Değerli'nin jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
44. 23 Temmuz günü öğleden sonra, tanık ve diğerleri Sadık Simpil'e ait Hista mevkiindeki  
kavak ağaçlarını kesmeye gider. Üç korucu da tepeden onları izler. Aağdan silah sesleri  
geldiğini ve karılık verildiğini duyarlar. Sadık Simpil yaralanmıtır. Olayı derhal köye haber  
verirler. Çatıma bir süre daha devam eder. Yardım geldiğinde sayıları 7-8 civarında olan  
teröristler Ormandıı'na doğru kaçmaya balamıtır. Köyden yardıma gelen Medeni Sümbül  
de yaralanır. Teröristlerin atee karılık vermesinden sonra olay yerine yardıma koulur.  
8
Teröristler geliigüzel ateederek köye girerler. Korucular köye girdiklerinde yalı bir kadınla  
çocuğun teröristlerin rastgele atei sonucu öldüklerini görürler. Teröristler Altınkum'a kaçmıꢀ  
jandarma komutanının verdiği talimatlar uyarınca bölge kuatılmıtır. Fakat havanın  
kararması nedeniyle operasyona son verilir. Ertesi sabah operasyona devam edilir ama sonuç  
alınamaz. Koruculardan köylerine geri dönmeleri istenir.  
Ramazan Moguç'un jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
45. Korucu olan tanık, kavak kesen arkadalarından bir yardım çağrısı geldiğini  
hatırlamaktadır. Olay mahalline gittiklerinde iki ahsı yaralı halde bulurlar ve yaralılarla  
ilgilenmek üzere adam bırakarak, kaçarken etrafa geliigüzel ateeden teröristlerin peine  
erler. Ormandıı'na giren teröristler etrafı yoğun atee tutarlar. Teröristler Ormandıı'ndan  
çıkarken korucular girer. Teröristlerin ateaçması sonucu iki köylünün öldüğünü duyarlar.  
Operasyon timleri hava kararmak üzereyken bölgeye ulaır. Komutan aratırma timi  
göndermek için sabah olmasını bekler. Altınkum'a doğru kaçan teröristler bulunamamıtır.  
Koruculara köylerine geri dönmeleri söylenir.  
Hamdüsena Güleç'in jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
46. Korucu olan tanık Hista deresi mevkiinde kavak ağacı kesen diğer korucuların güvenliğini  
sağlamaktadır. Silah sesleri duyulur ve koruculardan ikisi yaralanır. Korucular atele karılık  
verir. Deredeki koruculara yardım ulağında 6-7 civarındaki terörist Ormandıı'na doğru  
kaçmaya balar. Korucular onları izler. Teröristler köyün içine geliigüzel ve yoğun olarak  
ateaçarlar. Korucular köye yaklatıklarında teröristler ayrılmıtır. Köyün aağısındaki derede  
izlerini kaybederler. Teröristlerin atei sırasında iki köylünün öldüğünü öğrenirler. Bu sırada  
askerler de gelir. Havanın kararması nedeniyle komutan teröristlerin olası kaçıyönlerini  
kapatır, sabah olunca da bir aratırma timi gönderir. Teröristlerin izi sürüldüğünde,  
Altınkum'a kaçtıkları anlaılır. Korucular köylerine geri gönderilir.  
Hamdüsena Simpil'in jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
47. Tanık tepedeki üç kiinin gözcülüğünde kavak ağacı kesmeye gider. Teröristler üzerlerine  
ateaçar ve kardei vuruldum diye haykırır. Teröristlere atele karılık verirler. Diğer  
korucular olay telsizle kendilerine bildirildikten sonra yardıma koarlar. 7-8 kii olan  
teröristler kuzeye doğru kaçarlar. Yardımın gelmesiyle korucular Ormandıına doğru kaçan  
teröristleri takibe balarlar. Diğerleri geriye doğru ateaçan teröristleri izlerken yaralılar da  
köye geri götürülür. Teröristler Ormandıı'na girer. Karılıklı atebir süre devam eder. Bu  
sırada askerler de gelir. Teröristler dere yatağını kullanarak kuzeye doğru kaçarlar. Köye  
girdiklerinde korucular teröristlerin yaylım atei sonucu iki köylünün öldüğünü öğrenirler.  
Komutan timleri yerletirir ve havanın kararması nedeniyle aratırmayı sabaha erteler.  
Teröristlerin bir traktörle Altınkum'a kaçtıkları anlaılır. Korucular köylerine geri dönerler.  
24 Temmuz 1994 tarihli vukuat raporu  
48. Rapor, Teğmen Hakan Temel Aksel, kıdemli uzman çavuHacı Ali Büber, korucu  
Mehmet Zaman Simpil, ölen mağdurun babası Zeki Matyar ile ölen diğer mağdurun oğlu  
Ahmet Nibak'ın imzalarını taımaktadır. Raporda u hususlara yer verilmitir:  
49. 23 Temmuz 1993 günü 16.00 sularında Boyunlu korucuları telsizden, kavak ağacı  
kesmeye giden 6 korucunun teröristlerde çatımaya girdiğini duyar. Sadık Simpil ve Medeni  
Simpil yaralanmıtır. Koruculardan oluan ikinci bir tim hemen olay mahalline gider.  
9
Teröristler Ormandıı’na kaçmılardır. Daha sonra korucuların teröristlerle yeniden temas  
sağladıkları bilgisi alınır. Silvan Jandarma Komando Bölüğünden iki tim Altınkum’a  
yerletirilir. Bir korucu timiyle Bayrambaı Jandarma Karakolundan bir iç güvenlik timi  
Babakaya köyüne yerletirilir. Yerletirme sırasında teröristlerin Ormandıı’na girdikleri ve  
tepedeki korucularla aralarındaki çatımanın sürdüğü öğrenilir. Teröristler bir traktöre binerek  
ve ateetmeye devam ederek Altınkum köyüne doğru kaçarlar. Bayrambaı jandarmaları ve  
korucular Babakaya’dan köye geldiklerinde, 1926 doğumlu Seve Nibak isimli bir kadınla  
1985 doğumlu Cihan Matyar isimli bir çocuğun teröristlerin yaylım atei sonucu öldüğünü  
fark ederler. Güvenlik güçleri geceyi geçirmek üzere konulandırılır. Sabahleyin, yapılan  
arama-tarama faaliyetinde 5 adet 7.62 mm. çapında G3 mermisi, 18 adet 7.62 mm. çapında  
Kalenikof mermisi ile teröristlere ait 25 adet Biksi makineli tüfek mermisi bulunur. Yaralı  
köy korucusu ile vatandaSilvan’a oradan da helikopterle Diyarbakır Askeri Hastanesine  
götürülür.  
50. Silvan Cumhuriyet Savcısının talimatıyla teröristler tarafından öldürülen köylülerin  
cesetleri, otopsileri yapılmak üzere ilçe merkezine gönderilir. Olay esnasında, Boyunlu  
korucuları 3 aydınlatma fieği, 10 el bombası ve 40 adet 7.62 mm. çapında Kalenikof  
mermisi kullanırken, Silvan komando timi 25 adet 60 mm.’lik havan mermisi ve 1950 adet  
G3 mermisi kullanmıtır. Tüm aramalara karın dağlık ve ormanlık arazi nedeniyle boꢀ  
kovanlar bulunamamıtır. Köyün ve çatıma bölgesinin aranmasını müteakiben baka can ve  
mal kaybı olmadığı anlaılmıtır.  
Olay yerinin Astsubay Hacı Ali Büber tarafından çizilen 24 Temmuz 1993 tarihli krokisi  
51. Bu kroki, kavak ağaçlarının bulunduğu bölgeden Ormandıı’nın içine doğru uzanan ve  
teröristlerin kuzeydeki Kulp’a kaçmak üzere kullandıkları yolu, köyün güneyine doğru  
konulanan komando timlerinin yerlerini ve iki köylünün cesetlerinin bulunduğu yeri  
göstermektedir.  
24 Temmuz 1993 tarihli otopsi raporu  
52. Bu rapor cumhuriyet savcısı ve iki doktor tarafından imzalanmıtır. Raporda, Seve  
Nibak’ın cesedinin sol arka skapula altında miskapüler hat üzerinde 1X1 cm ebadında giriꢀ  
deliği ve buna ait ön koltuk altı çizgisinin 4.interkostal hat hizasında 3-4 cm. ebadında çıkıꢀ  
deliği görüldüğü; cesedin kesin ölüm sebebinin ateli silah yarasına bağlı hayati organ  
yaralanması ve buna bağlı toraks içi yaygın kanama olduğu belirtilmektedir. Cihan Matyar  
isimli 8 yaındaki çocuğun cesesinde ksfoik kemiğinin 2-3 cm. sol tarafında bir adet mermi  
girideliği ve buna bağlı sol arka 10. vertebraya 2-3 cm. mesafede çıkıdeliği görüldüğü;  
ölüm sebebinin ateli silah yarasına bağlı, kan kaybı ve yaygın iç kanama olduğunun  
anlaıldığı belirtilmektedir.  
Silvan Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinden verilme Zeki Matyar adına düzenlenmi24 Temmuz 1993  
tarihli rapor  
53. Bu raporda bata 1-2 günlük çürükler ve solda sırt bölgesinde kostovertebral bölgede  
ekimotik alanlar tespit edildiği; kaburga kemiklerinde kırık üphesi olduğu belirtilmive hasta  
tehis ve tedavi amacıyla Diyarbakır Devlet Hastanesine sevk edilmitir.  
10  
Silvan Devlet Hastanesi acil polikliniğinden verilme Sadık Simpil adına düzenlenmi24 Temmuz 1993  
tarihli rapor  
54. Bu raporda, ayakta muhtemel bir mermi girii, sağ kolda bir mermi girii ve (yer  
okunmuyor) muhtemel bir üçüncü mermi çıkıı tespit edildiği belirtilmitir. Hasta Diyarbakır  
Devlet Hastanesi Ortopedi Servisine sevk edilmitir.  
Silvan Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinden verilme Medeni Simpil adına düzenlenmi24 Temmuz 1993  
tarihli rapor  
55. Bu raporda sol diz kapağının 5-10 cm arka üst kısmında muhtemelen mermi girideliği ve  
buna bağlı arka diz kapağının 10 cm yukarısında çıkıdeliği tespit edildiği; kırık ihtimalinin  
bulunduğu; hayati tehlikenin bulunmadığı belirtilmitir. Hasta Diyarbakır Devlet Hastanesi  
Ortopedi servisine sevk edilmitir.  
Sadık Simpil’in jandarmalar tarafından alınan 26 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
56. Boyunlu korucusu olan tanık, Muhyettin Simpil ve Medeni Simpil'le birlikte, 300 m.  
ötedeki yüksek bir tepede bulunan üç kiinin gözcülüğünde (bu üçünün telsizi yüksekte  
oldukları için çalımaktadır) ağaç kesmektedirler. Sadık kendilerine iki kiinin ateettiğini  
görür. Atesonucu kolundan ve bacağından yaralanır. O da atele karılık verir. Teröristler  
kaçar. Korucular Boyunlu'daki diğer koruculardan telsizle yardım isterler. Diğerleri gelir ve  
teröristleri izlemeye balarlar. Ormandıı'dan gelen silah seslerini iitir. O ve Medeni Simpil  
hastaneye götürülür.  
Medeni Simpil'in jandarmalar tarafından alınan 26 Temmuz 1993 tarihli ifadesi  
57. Korucu olan tanık, Pista deresi mevkiindeki Ormandıı köyü yakınlarında ağaç  
kesmektedir. Oraya vardıklarında iki ya da üç terörist ateaçar. O ve Sadık Simpil açılan ateꢀ  
sonucu yaralanır. Sadık atele karılık verir ve teröristler kaçar. Onları koruyan korucular  
olayı telsizle haber verirler. Bölge kuatılır. Medeni Ormandıı'dan gelen silah seslerini iitir.  
Yaralı bacağının tedavi edilmesi için hastaneye götürülür.  
Biar Nibak'ın 27 Temmuz 1993 tarihli dilekçesi  
58. 23 Temmuz 1993 günü 17.30 sularında dilekçe sahibinin köyü Ormandıı Boyunlu  
korucuları tarafından basılır. Karısı ve baldızı kaçarken kendisi de evden dıarı kaçar. Đhsan  
Sümbül, Eref Sümbül, Zaman Sümbül ve Gurgin Sümbül isimli korucular etrafa geliigüzel  
ateaçarlar ve karısını öldürürler. Adıgeçenler, Nibak'ın ürününü atee verirler ve bazı evleri  
de yakarlar. Üstte anılan ahıslarla bir arazi uyumazlığı mevcut olup 1981-1982 yıllarına ait  
belgeler adliyededir. Biar Nibak, dilekçesinde dört korucuya karı ikayette bulunmaktadır.  
Biar Nibak'ın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi  
59. 23 Temmuz 1993 günü, köyde silah sesleri duyulur. Tanığın karısı Seve korucuların  
geldiğini söyler. Tanık ve oğlu köyün dıına kaçar. 20.00 sularında jandarmalar oradayken  
geri gelir. Karısını ölmühalde bulur. Baldızı, Boyunlu korucularının (Đhsan Sümbül, Eref  
Sümbül, Zaman Sümbül ve Gürgin Sümbül) eve girerek karısını öldürdüğünü söyler.  
Adıgeçenler evlere ateaçmılar ve yakmılar ayrıca ürünleri de atee vermilerdir. O sırada  
köyde hiç terörist bulunmamaktadır. Köyün üstte adıgeçenlerle 1984-1985 yıllarına ait bir  
arazi uyumazlığı bulunmaktadır. Biar Nibak'a göre saldırının sebebi budur. Korucular  
oradayken bir helikopter köyün üstünde sürekli uçmuve manevra yapmıtır. Tanık suçluların  
cezalandırılmasını ve ekinlerinin zararının ödenmesini talep etmektedir.  
11  
Hüsna Nibak'ın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi  
60. 23 Temmuz günü 17.30 sularında Boyunlu korucuları tarafından köye baskın yapılır.  
Tanığın kayınpederi Biar silah seslerini duymaları üzerine diğer köylülerle birlikte kaçarlar.  
Dört korucu (Đhsan Sümbül, Eref Sümbül, Zaman Sümbül ve Gürgin Sümbül) eve girerek  
kayınvalidesini öldürür. Korucular evlere ateaçarak ürünleri yakarlar. Hüsna diğer görgü  
tanıklarının isimlerini de verir.  
Mehmet Zaman Simpil'in Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi  
61. Boyunlu korucusu olan tanık, teröristlerin odun kesmekte olan kardeine ve diğerlerine  
ateaçtıklarının telsizle haber verildiğini söylemektedir. Onlar da derhal Bayrambaı  
Jandarma Karakoluna haber verirler. Jandarmalar, olay yerine gitmelerini, kendilerinin de  
hemen oraya yetieceklerini söyler. Korucular çatıma mahalline gittiklerinde teröristler  
kaçmaktadır. Onlar da pelerine düerler. Teröristler Ormandıı köyüne girerler. Korucular  
köyün güneyine doğru tepede mevzilenirler. Teröristler ve korucular birbirlerine karılıklı ateꢀ  
açarlar. Teröristler hava kararmadan kısa bir süre önce kaçarken bir traktöre binerler. Bu  
sırada bir helikopter gelir ve teröristlere ateaçar. Çatıma sırasında köyün etrafındaki ekinler  
tutuur. Hava kararır. Yüzbaı Hakan koruculara köylerine dönmelerini söyler. Daha sonra iki  
köylünün öldüğünü fakat bunları korucuların öldürmediğini öğrenir. ikayetçi Biar Nibak’ın  
terörist olan bir torunu öldürülmütür ve akrabalarından birçoğu da teröristtir.  
Gürkan Simpil’in SilvanCumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi  
62. Boyunlu köyünden bir çoban olan tanık, 23 temmuz 1993’te koyunlarını otlatmaktadır.  
Korucu değildir. Çatımadan akam köye döndüğünde haberi olmutur. Olaya harhangi bir  
ekilde karımamıtır. Kendisini doğrulayacak tanıkların isimlerini vermitir.  
Đhsan Simpil’in SilvanCumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi  
63. Boyunlu köyü korucularının baı olan tanık, teröristlerin odun kesmekte olan kardeine ve  
diğerlerine ateaçtıklarını telsizden duyduğunu ve derhal Bayrambaı Jandarma Karakoluna  
haber verdiğini söylemektedir. Çatıma Pita deresi bölgesindedir. Bölgeye inerek çatımaya  
katılırlar. Teröristler kaçmaya balarlar ve Ormandıı’na girerler. Korucular güneye doğru  
mevzilenirler ve teröristlere karılıklı olarak ateaçarlar. Helikopter gelerek teröristlere ateꢀ  
açar. Teröristler bir traktöre binerek Kulp’a doğru kaçmaya baladıklarında helikopter ve  
korucular onları takip eder. Bazı korucular köyün içinden geçerler. Çatıma esnasında atılan  
izli mermiler yüzünden ekinler ve toplanan ürünler tutuur. Korucular teröristleri Altınkum  
köyü eteklerine kadar izlerler. Hava karardığı ve teröristler Kulp tarafına ulağı için  
korucular, askerlerin de bulunduğu Ormandıı köyüne dönerler. Đhsan bir kadının ve çocuğun  
öldürülğünü duyar. Korucular ve askerler gece boyunca köyde kalırlar. Kimse korucuların  
birini öldürdüğünü o sırada iddia etmez. Seve Nibak, tanığın yakın bir akrabası olup teyzesi  
gibidir. Korucular aleyhinde yapılan ikayetler teröristlerin baskısından kaynaklanmaktadır.  
Teröristler korucu sistemini ortadan kaldırmak istemektedirler.  
Eref Simpil'in Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi  
64. Köy korucusu olan tanık telsizden Pita deresi mevkiinde odun kesmekte olan koruculara  
teröristler tarafından ateaçıldığını duyar. Bayrambaı Karakoluna haber verdikten sonra  
diğer korucuların yardımına koarlar ve çatımaya katılırlar. Korucubaının kardei Sadık ve  
Medeni yaralanmıtır. Çatıma sürerken teröristler Ormandıı'an yönelirler. Onlar da  
12  
pelerinden gider. Korucular köye giremez yakındaki tepeye mevzilenirler. Bu sırada  
jandarmalar da yakındaki Babakaya köyüne gelmilerdir. Bir helikopter gelerek köydeki  
teröristlere ateetmeye balar. Teröristler Kulp'a doğru kaçmaya balarlar. Helikopter de  
onları izler. Teröristlerin köyü terk edip kaçmaya baladıklarında saat 17.00 civarıdır. 20.30  
sularında korucular ayrılmadan önce bir kadının ve çocuğun öldüğünü duyarlar. 20.30  
sularında köye askerler gelir. Bayrambaı jandarma karakolu komutanı 22.00 sularında  
telsizle koruculara haber vererek korucuların Ormandıı'na dönmeleri ve geceyi orada  
geçirmeleri talimatını verir. Tanık kimseyi öldürmemitir. ikayetçiler teröristlerin baskısı  
altındadırlar.  
Jandarmalar tarafından hazırlanan 18 Ağustos 1993 tarihli tutanak  
65. Bu tutanakta Ergani Komando Taburu ve Silvan Komando Bölüğü'nün 8 ve 12 Ağustos  
1993 tarihlerinde ortak bir operasyon düzenlediği, Sadık Simpil, Medeni Simpil ve Muhyettin  
Simpil'i de yaralayan Seve Nibak ve Cihan Matyar'ın katillerinin yakalanamadığı ve  
kimliklerinin tespit edilemediği belirtilmektedir.  
M. Sabri Matyar'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 31 Ağustos 1993 tarihli ifadesi  
66.16.00 sularında 30 civarında Boyunlu köyü korucusu Ormandıı köyüne girerek tüm evlere  
ateetmeye balarlar. Mermilerden bir kısmı kendi evine isabet eder. Bu sırada köyde ne  
terörist ne de çatıma vardır. Korucuların Seve Nibak ve Cihan Matyar'ı öldürdüğünü duyar.  
Korucular hasadı yapılmıekinleri de atee vermifakat evlere dokunmamılardır. Đki saat  
sonra korucular köylerine dönerler. Onlar köyden ayrılmadan önce, bir helikopter köye doğru  
alçalır ve bazı yerlere ateaçar. Karanlık çöktükten sonra, saat 19.00 sularında askerler köye  
gelir. Tanık, Bayrambaı Karakol Komutanı Astsubay Hacı Ali'ye olanları anlatır. Buna  
rağmen hiçbir soruturma açılmaz.  
Mehdi Matyar'ın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 31 Ağustos 1993 tarihli ifadesi  
67. 30 civarında Boyunlu köyü korucusu Ormandıı köyüne gelerek ateaçarlar. Küfürler  
savurarak evlere girerler ve ateederler. Tanık, Seve Nibak ve Cihan Matyar isimli iki ahsın  
öldürülğünü duyar. Korucular ürünleri ve ekinleri yakmılar fakat evlere  
dokunmamılardır. 19.30 sularında korucular kendi köylerine dönmek üzere köyü terk ederler.  
Korucular ayrılmadan kısa bir süre önce bir helikopter gelerek çeitli hedeflere ateaçar.  
Korucular ayrıldıktan sonra köye askerler gelir. Köylüler onlara her eyi anlatır fakat askerler  
onlara inanmadıkları için korucuları tutuklamaz.  
evket Aslan'ın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 1 Eylül 1993 tarihli ifadesi  
68. 16-17.00 sularında, tanık köyde silah sesleri iitir. Boyunlu korucuları köye gelerek ateꢀ  
açarlar. Köyde ne terörist vardır ne de çatıma. Korucular ekinleri ve hasadı yapılmıürünleri  
yakarlar ama evlere dokunmazlar. Tanığın evine de gelerek, oğlunu terörist olduğu iddiasıyla  
bağlarlar ve silah ararlar. Tanığın oğlunu da yanlarına alarak evden çıkarlar. Oğlu daha sonra  
kaçmayı baarır. Ekinleri yanarken bir helikopter alçaktan köyün üzerinde uçark. Korucubaı  
Đhsan burada telsizle komutanla konumakta ve "Bir traktörle Kulp'a doğru kaçıyorlar"  
demektedir. Helikopter daha sonra o tarafa yönelir. Hava karardığında korucuların çoğu  
köyden ayrılır, korucubaı ile birkaç korucu kalır. Diğerleri Altınkum Bezvan'a gider,  
muhtemelen oradaki ürünü de yakarlar. Bu sırada askerler gelir. Köylüler koruculardan  
korktukları için ikayette bulunamazlar. Askerler kendilerine hiçbir ey yapmamıtır.  
13  
Hasan Manar'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 2 Eylül 1993 tarihli ifadesi  
69. 16.00-17.00 sularında, korucular köye gelir. O ve diğer köylüler korkudan kendilerini eve  
kaparlar. Tanık silah sesleri iitir. Korucular evlere ateaçarlar. Köyde terörist olmadığı gibi  
çatıma da yoktur. Korucular ekini ve hasadı yapılmıürünü yakarlar. Hava karardıktan sonra  
askerler gelir. Hüsna Nibak tanığa, koruculara eve girmemelerini söylemek üzere kapıya  
geldiğinde korucuların Seve Nibak'ı öldürdüğünü söyler. Bu olaylar vuku bulduğu sırada  
köyün üzerinde bir helikopter uçmaktadır.  
Mehmet Zeki Matyar'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 13 Eylül 1993 tarihli ifadesi  
70. Boyunlu korucuları Ormandıı köyüne gelerek etrafa ateaçarlar. Tanık, oğlu Cihan'ın  
eve gelirken korucubaı tarafından öldürüldüğünü görür. Daha sonra korucular ürünü  
yakarlar. Karanlık çökünce, korucular köyden ayrılırlar. Köyde hiçbir terörist olmadığı gibi  
silahlı bir çatıma da olmamıtır. Korucular ayrıldıktan sonra köye askerler gelir –tanık onları  
gözmek çünkü korkudan evin içinde kalmıtır.  
Azize Matyar'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 13 Eylül 1993 tarihli ifadesi  
71. Silah seslerini duyan tanık Veysi'nin evine koar. Oğlu Cihan Veysi'yledir. Eve girerler ve  
kapıyı kitlerler. Bu arada ateaçılır ve oğlu vurulur. Kocası köyün dıında sürüyü  
gütmektedir. Korucular ürünü ve ekini yakarlar. Köyde ne terörist vardır ne de teröristlerle  
çatıma.  
Faysal Aslan'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 21 Eylül 1993 tarihli ifadesi  
72. Tanık dıarda tarladadır. 13.00 sularında silah sesleri iitir. Eve dönerken evden 100 m.  
uzakta babasıyla karılaır. Babası saklanmaları gerektiğini çünük boyunlu korucularının  
köyün erkeklerini öldürdüğünü söyler. Tanık evden çok uzakta olmayan dere kenarında bir  
yere saklanır. Boyunlu'dan 100 kadar ahsın köyü bastığını görür. Đçlerinden bazılarını da  
tanımaktadır. Eref, Görgü ve Đhsan Simpil'i rastgele ateaçarak köye girerken görür.  
Adıgeçenler, babasını, annesini, kardeini ve karısını rehin alarak eğer ortaya çıkmazsa onları  
öldüreceklerini söylerler. Annesi yalvarır ve tanık ortaya çıkar. Eref tanığı bağlayarak  
teröristlerin nerede olduklarını söylemesini ister. Tanık, Eref'e, 10 gün önce teröristlerin  
kendisini ve babasını götürdüklerini anlatır. Teröristlere 50 milyon TL vermeleri üzerine  
serbest bırakılmılardır. Eref yalan söylediğini ve teröristlerle bağlantısı olduğunu söyler.  
Tüfeğin dipçiğiyle tanığa vurur. Tanık Seve Nibak ve Cihan Matyar'ın öldürüldüğünü  
görmemitir. Korucular tanığı öldürmekle tehdit ederler. Korucular su içmesi için ellerini  
çözdüklerinde kaçma fırsatı yakalar.  
73. Korucular, harmanlanmıekini yakarlar. Bu sırada bir helikopter alçak irtifada köyün  
üzerinde uçmaktadır. Koruculardan Đhsan telsizle helikopterle konumaktadır. Konutuğu kii  
il jandarma alay komutanıdır. Đhsan 70-80 ölü olduğunu iddia ederek helikopterden bazı  
yerlere ateaçmasını ister. Teröristlerin bir traktörle kaçtığını söyler. Helikopter onların köylü  
olup olmadığını sorduğunda ise terörist olduklarını ve öldürmelerini söyler. Helikopter  
traktörle kaçanlar sivil oldukları için üstlerine ateetmez.  
74. 19.00 sularında güvenlik güçleri geldiğinde tanık astsubay rütbesindeki komutana neler  
olduğunu anlatır. Astsubay, kendilerine, korucuların teröristlerin saldırısına uğradıkları  
yönünde haber geldiğini söyler. Astsubay orada bulunan Đhsanla konuur. Đhsan gülerek, tüm  
14  
köyü yok edebileceklerini fakat üsteğmenin bu kadarının yeterli olduğunu söylediğini iddia  
eder. Korucular köyde üç gün kalır. Tanık korucular aleyhinde ikayette bulunur.  
23 Ekim 1993 tarihli balistik ekspertiz raporu  
75. Bu rapor 23 Temmuz 1993 tarihindeki olayda atılan kovanları listelemektedir. Rapora  
göre bu kovanlar 7 farklı silahtan atelenmitir. Bokovanlar u anda, atıldıkları silahların  
baka olaylarda da kullanılıp kullanılmadığını tespit etmek üzere incelenmektedir. Đnceleme  
tamamlandığında bir rapor daha hazırlanacaktır.  
Silvan cumhuriyet savcısının 27 Ekim 1993 tarihli görevsizlik kararı  
76. Bu kararda öldürülen kiiler (Seve Nibak ve Cihan Matyar), yaralı ahıslar (Zeki Matyar,  
Sadık Simpil, Medeni Simpil ) sayılmıve PKK teröristleri de üpheli olarak belirtilmitir.  
Kararda Pista mevkiinde teröristler tarafından koruculara silahlı saldırı düzenlendiğinin  
anlaıldığı ifade edilmektedir. Teröristler Ormandıı köyüne girerek ve geliigüzel ateederek  
geri çekilmilerdir. Bu sırada iki köylü ölmütür. Güvenlik güçleri geldiğinde teröristler  
kaçmıtır. Sözkonusu suçlar DGM yetkisine girdiği için Silvan cumhuriyet savcısı dosyayı  
DGM Basavcılığına göndermitir.  
Diyarbakır DGM savcısının 24 Kasım 1993 tarihli görevsizlik kararı  
77. Bu kararda, Đhsan, Eref, Mehmet Zaman ve Gürkan Simpil, Seve Nibak ve Cihan  
Matyar'ın katl zanlıları olarak sayılmıtır. Kararda, üpheli korucuların Ormandıı köyüne  
baskın düzenleyerek geliigüzel ateetmek suretiyle üstte adıgeçen ahısları öldürdüklerinin  
anlaıldığı belirtilmektedir.  
23 Temmuz 1994 tarihli ve Silvan ilçe jandarma komutanı tarafından da imzalanan vukuat raporu  
78. Olay, 13 Ocak 1994 tarihinde meydana gelen PKK üyeleriyle giriilen bir silahlı çatıma  
olarak tarif edilmektedir. Boyunlu korucuları Kaforme tepesine doğru ilerlerken 7-8 kiilik bir  
terörist grubuyla karılaırlar. Mehmet Safi Arancak ve kimliği belirlenemeyen bir PKK  
teröristinin öldürüldüğü bir çatıma çıkar. Temas sağlanır sağlanmaz, Boyunlu'dan 3 korucu  
timi, Onbaılar'dan bir korucu timi, bir BTR-80 ve 3 jandarma komanda timi takibe balar.  
Kan izleri bulunmasına karın iki teröristin yaralandığı baka teröriste rastlanmadığı sonucuna  
varılır.  
29 Eylül tarihli 1994 ve jandarmayla bavuran tarafından imzalanan tutanak  
79. Bu tutanakta bavuranla Mehmet Safi Arancak'ın Ormandıı'daki evlerinin ve bahçelerinin  
yakıldığına ilikin ikayetlerine yönelik bir soruturma yürütüldüğü belirtilmektedir. Bu  
olayla ilgili olarak yerel jandarma karakoluna hiçbir bavuruda bulunulmamıtır. Mehmet Safi  
Arancak, 13 Ocak 1994 tarhinde Boyunlu köyü yakınlarında güvenlik güçleriyle teröristler  
arasında çıkan çatımada öldürülür. Bavuranın Silvan ve Ormandıı'da evleri bulunmaktadır.  
Hasat mevsiminde Ormandıı köyüne gelmektedir. Ormandıı'daki Evi, bahçesi ve tarlaları  
korucular tarafından yakılmamıtır.  
Bavuranın cumhuriyet savcısı tarafından alınan 30 Eylül 1994 tarihli ifadesi  
80. Bavuran Ormandıı köyünde yaadığını, Mehmet Safi Arancak'ın 13 Ocak 1994 tarihinde  
güvenlik güçleriyle girilen çatımada öldürüldüğünü belirtmektedir. Bavuran, Arancak'ın  
terörist olup olmadığını bilmemektedir. Bavuranın Ormandıı'daki evi, bahçesi ve tarlaları  
15  
iddia edildiği gibi yakılmamıtır. Konuyla ilgili olarak bavuran hiçbir makama bavuruda  
bulunmamıtır.  
Silvan Đlçe Jandarma Komutanının Silvan Cumhuriyet Savcısına muhatap 30 Eylül 1994 tarihli yazısı  
81. Bu yazıda, bavuran ve Mehmet Safi Arancak'ın, evlerinin, bahçelerinin ve tarlalarının  
korucular tarafından 24 Temmuz 1993 tarihinde yakıldığını iddia ederek Avrupa Đnsan  
Hakları Komisyonuna bavuruda bulundukları belirtilmektedir.  
82. Yapılan aratırmalara göre, bu hususta jandarmaya hiçbir bavuru yapılmadığı  
anlaılmıtır. Mehmet Safi Arancak, 13 Ocak 1994 günü Boyunlu köyü Kaforme tepesi  
mevkiinde teröristlerin yanında güvenlik güçleriyle çatıırken öldürülmütür. Bavuranın  
Silvan ve Ormandıı'nda evleri bulunmaktadır. Ormandıı'ndaki evi, bahçesi ve tarlaları  
korucular tarafından yakılmamıtır. Đddialar asılsızdır.  
Silvan cumhuriyet savcısının 3 Ekim 1994 tarihli takipsizlik kararı  
83. Bavuran ve Mehmet Safi Arancak'ın evlerinin, bahçelerinin ve tarlalarının korucular  
tarafından yakıldığı ve köylerini terk etmek zorunda bırakıldıkları iddia edilse de, bavuranın  
ifadesinden, Silvan ilçe jandarma komutanının yazısından, otopsi raporundan ve diğer  
belgelerden soruturmanın, iddiaları ve sözkonusu suçların ilendiğini doğrulayacak kanıtlar  
ortaya çıkarmadığı anlaılmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir kamu davası açılmamıtır.  
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 1 Temmuz 1996 tarihli kararı  
84. Bu kararla Đhsan Simpil, Eref Simpil, Mehmet Zaman Simpil ve Gökhan Simpil, Seve  
Nibak ve Cihan Matyar'ın öldürülme iddiasıyla yargılandıkları davadan beraat etmilerdir.  
85. Anılan mahkeme 23 Temmuz 1993 tarihinde PKK ve köy korucuları arasında bir çatıma  
çıktığı sonucuna varmıtır. Teröristler, mağdurların yaadığı Ormandıı köyüne kaçmılar  
korucular da pelerinden köye girmitir. Mahkeme kanıtları aağıdaki gibi özetlemektedir.  
Gürkan Simpil olayda yer almadığını sürüyü otlattığını iddia etmektedirler. Adıgeçenin  
savunması Yaar, Makbule, Kamil Simpil ve Salih (soyad okunaksız)'in ifadeleri tarafından  
da doğrulanmaktadır. Eref, Đhsan ve Mehmet Zaman Simpil olayda yer aldıklarını ve köye  
girdiklerinde iki taraflı çatıma çıktığını belirtmilerdir. Mağdurların bu çatıma sırasında  
öldürülolabileceklerini fakat korucuların onları öldürmediğini ifade etmilerdir.  
Seve Nibak'ın kocası Biar Nibak, kaçtığı için karısına ne olduğunu görememitir. Cihan'ın  
annesi Azize Matyar evlerinde kendilerine ateedildiğini ifade etmektedir. Dıarıda yangın  
çıkmıve bir mermi oğluna isabet ederek onun ölümüne yol açmıtır. Seve kapıyı açtığında,  
Eref, Đhsan ve Gürkan isimli üç korucuyu görmütür. Mehmet Zeki Matyar olayı kendi  
gözüyle görmediğini belirtmektedir. Faysal Aslan mağdurları kimin öldürdüğünü bilmediğini  
ve olaya bizzat tanık olmadığını söylemektedir. Metin Matyar da cinayeti ileyenleri kendi  
gözleriyle görmediğini ifade etmektedir.  
Olay yerinde bulunan Bokovanlar ve diğer maddi kanıtlar korucuların cinayete karığı  
iddiasını boa çıkarmaktadır.  
Olay esnasında komuta görevini yürüten Yüzbaı Hakan Temel Aksel ile Üsteğmen Hacı Ali  
Biber'in ifadeleri de alınmıtır. Adıgeçenler PKK ile korucular arasında çatıma çıktığını,  
mağdurların teröristlerin açtığı atesonucu öldüklerini belirtmektedirler. Dürbünle  
16  
baktıklarında teröristleri köyden kaçarken görmülerdir. Adıgeçen subaylar bir soruturma  
yürütler ve mağdurların teröristler tarafından öldürüldüğü sonucuna varmılardır. Sonuç  
olarak, toplanan kanıtlar ıığında korucuların mağdurları öldürdüklerine ilikin hiçbir  
inandırıcı kanıta rastlanamamıtır. Mağdurların teröristler tarafından mı yoksa korucular  
tarafından mı öldürüldüğü kesin olarak belirlenememitir.  
ikayetçilerin ortaya attığı iddialar, tanık ifadelerine dayanmamaktadır. Soruturma esnasında  
verilen ifadeler mahkemede verilenlerle çelitiği için dikkate alınmaları mümkün değildir.  
Tanık ifadeleri ve dosyanın içeriği suça ilikin yeterli, belirleyici ve inandırıcı kanıtlar ortaya  
koyamamıtır. Dolayısıyla davalılar beraat etmelidir.  
Bavuranın Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Temmuz 1996 tarihli ifadesi  
86. Bavuran, Silvan cumhuriyet savcısına zaten ifade verdiğini belirtmitir. Bavuranın talebi  
üzerine 30 Eylül 1994 tarihli ifadesi kendisine okunmutur. Bavuran bu ifadeyi sürdürmek  
istediğini belirtmitir.Baskı altında olmadığını ifade ederek bu yöndeki iddiaları reddetmitir.  
Evi ve malları yakılmamıtır. Temmuz 1993'te Ormandıı ve Boyunlu köylerinde çatıma  
çıkmıve teröristler kaçmıtır. Olaydan sonra köy korucuları köyü aramılardır. Olay  
esnasında iki kii öldürülmütür. Bavuranın evi yakılmamıtır. Kendisi de hiçbir makama  
bavurmatır.  
Ebedin Sezgir'in Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Temmuz 1996 tarihli ifadesi  
87. Tanık olayın vuku bulduğu sırada köyde bulunmamaktadır fakat köyde, muhtemelen  
teröristlerle korucular arasında, çatıma çıktığı kendisine söylenmitir. Çatıma sırasında iki  
kii öldürülmütür. Tanık bavuranın evinin ya da bahçesinin yakıldığını ne duymune de  
görmütür. Tanık, 1994'ün kıaylarında güvenlik güçleriyle girilen bir çatımada öldürülen  
Mehmet Safi Aranacak'ı tanımaktadır. Köyde 25 hane bulunmakta olup bavuran hala orada  
yaamakta; bağ ve bahçesinde çalımaktadır.  
Ahmet Baykuak'ın jandarmalar tarafından alınan 14 Nisan 2000 tarihli ifadesi  
88. Tanık sık sık terörist saldırılara maruz kalan bir bölgede bulunan Bayrambaı köyünde  
yaamaktadır. Birçok köylü teröristlerin baskısı nedeniyle evlerini terk etmiler ve korucularla  
güvenlik güçlerinin koruduğu daha güvenli bölgelere taınmılardır. Sözkonusu dönemde  
bavuran, Basog ilçesindeki evinin kapı ve pencerelerini satmak üzere çıkararak Ormandıı'na  
taınmıtır. Ev terk edildiği için harabeye dönmekle birlikte hala çoğu bölümü sağlamdır.  
Bavuranın evi yanmamıya da korucular tarafından tahrip edilmemitir. Tanığın tahminine  
göre bavuran Almanya'da yaayan ve PKK üyesi olan oğlunun etkisinde kalmıtır.  
Kamil Simpil'in jandarmalar tarafından alınan 14 Nisan 2000 tarihli ifadesi  
89. Tanık, yoğun terörist faaliyet nedeniyle Pita vadisindeki evini ve bahçelerini terk etmek  
zorunda kaldığı için Boyunlu köyünde yaamaktadır. Bavuran da dahil olmak üzere akrabası  
olan birçok kii aynı eyi yapmıtır. Bavuranın Basog ilçesinde evi de teröristlerin tacizine  
uğramıtır. Bir keresinde vadiye bir PKK saldırısı olmuve Sadık Simpil'le Medeni Simpil  
yaralanmıtır. Teröristler bavuranın evine girerek çatımadan kaçmılardır. Bavuran oradaki  
evi terk etmive Ormandıı'nda yaamaya balamıtır. Bavuran evin ahap döemelerini  
almak üzere geri dönmütür. Evin belli balı kısımları, bavuran kirileri kaldırdığı için bazı  
talar döküldüğü halde hala sağlamdır. Bavuranın evinin korucular tarafından yıkılması  
17  
sözkonusu değildir. Tüm köylüler bavuranın oğlunun Almanya'da yaadığını ve PKK'yı  
desteklediğini bilmektedir.  
3. Fotoğraflar  
Hükümet tarafından sunulan fotoğraflar  
90. 15 Temmuz 1998 tarihinde Hükümet, 11 Eylül 1998 tarihli bir tutunakla birlikte iki  
fotoğraf sunmutur.  
91. Her iki fotoğrafta da bavuran olduğu düünülen bir ahıs Ormandıı'ndaki evinin önünde  
ayakta dururken gözükmektedir. Tek katlı ev çatılı ve sağlamdır.  
Bavuran tarafından sunulan fotoğraflar  
92. 22 Haziran 2000 tarihinde, bavuranın avukatları bavuranı evinin dıındayken gösteren  
iki renkli fotoğraf sunmutur. Sözkonusu fotoğraflarda, metruk, çatısız, tuğla ve taları  
bavuranın boyuna varan bir ev gözükmektedir.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA  
93. Mahkeme, diğer davalarda özellikle de 16 Eylül 1996 tarihli Akdivar vd-Türkiye kararı,  
RD 1996-IV, §§ 28-43, 28 Kasım 1997 tarihli Mentevd- Türkiye kararı, RD 1997-VIII, §§  
36-51; 24 Nisan 1998 tarihli Selçuk ve Asker-Türkiye kararı, RD 1998-II, §§ 33-45 ; 25  
Mayıs 1998 tarihli Gündem-Türkiye kararı, RD 1998-III, §§ 32-45 ; 16 Kasım 2000 tarihli  
23819/94 no'lu Bilgin-Türkiye kararının ilgili paragraflarında sunulan iç hukuk özetlerine  
atıfta bulunmaktadır.  
A. Olağanüstü Hal  
94. Yaklaık 1985 yılından beri, Türkiye’nin güneydoğusunda güvenlik güçleriyle PKK  
üyeleri arasında çatımalar hüküm sürmektedir. Bu çatıma asker ya da sivil binlerce cana mal  
olmutur.  
95. Olağanüstü Hal Kanunu (Kanun no.2935, 25 Ekim 1983) uyarınca iki önemli Kanun  
Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılmıtır. Birincisi 10 Temmuz 1987 tarihinde çıkarılan  
285 Sayılı KHK olup, onbir güneydoğu ilinin onunu kapsayan bir olağanüstü hal bölge  
valiliği kurmaktadır. Anılan KHK’nin 4. maddesinin b ve d fıkraları uyarınca tüm özel ve  
genel kolluk kuvvetleriyle Jandarma AsayiKomutanlığı bölge valisinin emrine  
verilmektedir.  
96. Đkincisi 16 Aralık 1990 tarihinde çıkarılan 430 Sayılı KHK’dir. Bu KHK de bölge  
valisinin yetkilerini güçlendirmitir. Örneğin, bölge valisi görev alanı içindeki yargıçlar ve  
savcılar da dahil olmak üzere kamu görevlilerinin ve çalıanlarının yer değitirmesine karar  
verebilir. Đlgili KHK’nin 8. maddesi öyledir:  
"Bu Kanun Hükmünde Kararname ile Đçileri Bakanına, Olağanüstü Hal Bölge Valisine ve olağanüstü hal  
bölgesi dahilindeki il valilerine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili her türlü karar ve tasarruflarından dolayı  
bunlar hakkında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı  
merciine bavurulamaz. Kiilerin sebepsiz uğradıkları zararlardan dolayı Devletten tazminat talep etme hakları  
saklıdır."  
18  
B. Đdari sorumluluğa ilikin Anayasal hükümler  
97. Türk Anayasasının 125. maddelerinin 1. ve 7. fıkraları aağıdaki gibidir:  
"Đdarenin her türlü eylem ve ilemlerine karı yargı yolu açıktır… Đdare, kendi eylem ve ilemlerinden doğan  
zararı ödemekle yükümlüdür."  
98. Bu hüküm olağanüstü hal ve savahali de dahil olmak üzere hiçbir sınırlamaya tabi  
değildir. 125. maddenin son hükmü, "sosyal risk" kuramına dayalı mutlak ve objektif  
sorumluluk taıyan idarenin, sorumlu tutulabilmesi için mutlaka hatalı olduğunun  
kanıtlanmasını da gerekli kılmamaktadır. Dolayısıyla, idare, kimliği belirsiz kiilerce ya da  
teröristlerce ilenen fiillerden zarar gören ahıslara, kamu düzeni ve güvenliğiyle ya da  
bireysel yaam ve mülkiyetin korunmasıyla ilgili görevlerini yerine getirmediği gerekçesiyle  
tazminat ödeyebilir.  
99. Đdare aleyhine her türlü dava, yargılama usulü yazılı olan idare mahkemelerine açılır.  
C. Ceza hukuku ve usulü  
100. Türk Ceza Kanunu (TCK) u fiilleri suç saymıtır:  
- Bir kimsenin bir eyi ilemek veya ilemesine müsaade etmek ya da o eyi ilememeye  
mecbur etmek için diğer bir kimseye zor kullanması veya onu tehdit etmesi (madde 188);  
- tehdit (madde 191)  
- kiinin konutunu kanunsuz olarak aramak (madde 193 ve 194);  
- bir kimseyi ikence veya kötü muameleye tabi tutmak (madde 243 ve 245);  
- bir bakasının malına kasten zarar vermek (526 vd maddeler)  
101. Bu suçlarla ilgili tüm ikayetler, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 151 ve 153.  
maddeleri uyarınca cumhuriyet savcısına ya da yerel idari makamlara yapılabilir. Cumhuriyet  
Savcısı, ihbar veya herhangi bir suretle bir suçun ilendiği üphesini uyandıracak bir durumla  
karılaır karılamaz kamu davası açmaya gerek olup olmadığına karar vermek üzere hemen  
soruturma açmakla mükelleftir (Madde 153). ikayetler yazılı ya da sözlü yapılabilir. Bir  
ikayetçi, savcının cezai kovuturma balatılmasına gerek olmadığı yönündeki kararına itiraz  
edebilir.  
102. ikayet konusu fiilleri ilediğinden üphe edilenler askeri personelse, verilen emirlere  
uymadıklarında, Askeri Ceza Kanununun 86 ve 87. maddelerine uyarınca, zarara sebebiyet  
vermek, insan yaamını tehlikeye düürmek ve mala zarar vermekten kovuturulabilirler. Bu  
durumda, soruturma CMUK’a göre yetkili makam nezdindeki (asker olmayan) ahıslarca ya  
da zanlının hiyerarik üstü tarafından balatılabilir (Askeri Mahkemelerin Kuruluve  
Đꢀleyiine ilikin 353 Sayılı Kanun’un 93 ve 95. maddeleri)  
103. Eğer zanlı bir Devlet görevlisi ya da memuru ise, yerel idare kurullarından lüzum-u  
muhakeme kararı alınması gerekmektedir. Đdare kurulu kararları Danıtay’da temyiz  
edilebilir; idare kurullarının vermiolduğu men-i muhakeme kararları Danıtay tarafından  
re’sen incelenir.  
D. Medeni Hukuk Hükümleri  
104. Memurlar tarafından ilenen maddi ve manevi zarara sebebiyet veren herhangi bir  
yasaı fiil, bu cürüm olsun ikence olsun, olağan medeni hukuk mahkemeleri önünde  
19  
tazminat davası konusu olabilir. Borçlar Kanununun 41. maddesi uyarınca, gerek kasten gerek  
ihmal ve savsaklama yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye zarar veren ahıs, o  
zararın tazminine mecburdur. Maddi kayıplar, Borçlar Kanununun 46. maddesi, manevi  
kayıplar ise yine aynı yasanın 47. maddesi uyarınca medeni hukuk mahkemeleri tarafından  
tazmin edilir. Terörist iddetin sebep olduğu zararlar ise Sosyal Yardımlama ve Dayanıma  
Fonu tarafından karılanabilir.  
E. 285 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Etkisi  
105. Terör suçlarının sözkonusu olduğu durumlarda, cumhuriyet savcılarının yetkileri,  
Türkiye genelinde kurulmubulunan Devlet Güvenlik Mahkemelerine (DGM) ve bunların  
savcılarına geçer.  
106. Olağanüstü hal bölgesinde görev yapan güvenlik gücü mensuplarının ilediği suçlar  
bakımından da Cumhuriyet Savcılarının yetkileri bulunmamaktadır. 285 sayılı KHK'nin 4§1  
hükmü, bölge valisinin emrindeki tüm güvenlik görevlilerinin, görevleri sırasında iledikleri  
suçlar bakımından 1914 Sayılı Memurin Muhakematı Kanununa tabi olacaklarını  
öngörmektedir. Bu arada bir baka kanun 1914 Sayılı Kanunun yerini almıtır. Dolayısıyla,  
güvenlik güçleri tarafından suç ilendiği ihbarını alan herhangi bir savcı görevsizlik kararı  
vererek dosyayı Đdare Kuruluna göndermekle mükelleftir. Memurlardan oluan idare  
kurullarına vali bakanlık eder. Kurul tarafından verilen men-i muhakeme kararları Danıtay  
tarafından re'sen incelenir. Lüzum-u muhakeme kararı alındıktan sonra davayı soruturma  
görevi savcınındır.  
HUKUK  
I. MAHKEMENĐN OLAYLARA ĐLĐꢀKĐN DEĞERLENDĐRMESĐ  
A. Genel Đlkeler  
107. Mahkeme kanıtların değerlenderilmesinde kanıt standardı olarak "makul üphenin  
ötesini" benimsemitir. Bu tür bir kanıt, yeteri kadar güçlü, açık ve tutarlı çıkarımların ya da  
olgulara ilikin çürütülemez varsayımların birarada bulunmasını gerektirir. Bu bağlamda  
tarafların kanıt toplanırken takındığı tutumlar dikkate alınmalıdır (18 Ocak 1978 tarihli  
Đrlanda-Đngiltere kararı, Series A no.25, p.65, § 161).  
108. Mahkeme kendi rolünün ikincil niteliğine hassasiyet göstermektedir ve davanın  
koullarının kaçınılmaz kıldığı durumlar haricinde, ilk derece mahkeme rolünü üstlenmek  
konusunda ihtiyatlı olmalıdır (örneğin, 4 Nisan 2000 tarihli McKerr-Đngiltere kararı,  
no.28883/95). Đç hukukta bir kovuturmanın yapılmıolduğu durumlarda, Mahkeme, yerel  
mahkemenin değerlendirmesi yerine kendi değerlendirmesini geçiremeyeceği gibi önündeki  
kanıtları değerlendirme görevi de genel bir kural olarak anılan mahkemelere aittir (22 Eylül  
1993 tarihli Klaas-Almanya kararı, Series A no.269, s.17, § 29). Mahkeme yerel  
mahkemelerinin bulgularıyla bağlı olmamakla birlikte, bu mahkemeler tarafından ulaılan  
sonuçlardan farklı sonuçlara ulaabilmesi için ikna edici unsurlar gerekmektedir (bkz. üstte  
anılan Klaas kararı, s.18, §30).  
109. Fakat iddiaların Sözleme'nin 2 ve 3. maddeleriyle ilgili olduğu hallerde Mahkeme’nin  
incelemesi daha kapsamlı olmalıdır. (bkz. 4 Aralık 1995 tarihli Ribitsch-Avusturya kararı,  
20  
Series A no. 336, s.24, § 32). Eğer yerel mahkemede benzer iddialarla ilgili cezai kovuturma  
yürütülmüse, ceza hukuku sorumluluğunun, Sözlemeyle üstlenilen uluslararası hukuk  
sorumluluğundan farklı olduğunu göz önünde tutmak gerekmektedir. Mahkeme'nin yetkisi  
uluslararası hukuk sorumluluğuyla sınırlıdır. Sözlemenin getirdiği sorumluluk, Sözleme'nin  
amaçları temelinde ve ilgili uluslararası hukuk ilkeleri ıığında yorumlanması ve uygulanması  
gereken, Sözleme hükümlerine dayanmaktadır. Bir Devletin kendi organ, görevli ve  
memurlarının eylemleri nedeniyle Sözleme uyarınca yüklendiği sorumluluk, ulusal ceza  
mahkemelerince incelenen ve kiisel cezai sorumlulukla ilgili iç hukuk meseleleriyle  
karıtırılmamalıdır. Bu bakımdan birilerinin suçlu ya da masum olduğu eklinde bir sonuca  
ulamak, Mahkemenin alanı dıında kalmaktadır.  
B. Mahkemenin bu davaya ilikin değerlendirmesi  
1. Arka plan  
110. Bavuran, Silvan ilçesi Ormandıı köyüne yaklaık iki km. uzaklıkta Basog mezrasında  
yaamaktadır. Bavuranın sunduğu görülerde iddia edilenin aksine, Ormandıı köyü,  
21689/93 nolu, Ahmet Özcan vd-Türkiye bavurusunda, Komisyon incelemesinin konusu olan  
Ormaniçi köyüyle aynı köy değildir. Özcan davasındaki Ormaniçi köyü, 100 km kadar  
güneydoğudaki Eruh ilçesine bağlıdır. Dolayısıyla bavuranın görüve ifadelerinde Ormaniçi  
köyüne yapılan atıflar yanlıtır (bkz. 9-19 ve 31-32. paragraflar).  
111. Ormandıı köyü, 1993 yılında PKK'nın eylemler yaptığı ve güvenlik güçlerinin PKK'ya  
yönelik operasyonlar yürüttüğü bir bölgede bulunmaktadır.  
112. Ormandıı köyünde korucu yani köyü korumak ve güvenlik güçlerine yardım etmek  
üzere atanan köylüler bulunmamaktadır. Yakındaki Boyunlu köyü ise koruculara sahip olup  
korucubaı Đhsan Simpil (bazı belgelerde Sümbül)'dir. Đhsan'ın kardeleri Eref ve Mehmet  
Zaman da korucudur.  
113. Đki köy arasında Ocak 1992'de ya da o tarihlerde daha önce de benzer bir olay yaandığı  
anlaılmaktadır. Ormandıı'ndan iki köylünün 11 Ocak 1992 tarihli dilekçesinde Đhsan, Eref  
ve Mehmet Zaman'ın köye ateaçtığı ve Boyunlu köyünün, iki köy arasındaki arazi  
uyumazlığı nedeniyle Ormandıı köylülerinden nefret ettikleri iddia edilmektedir. Uzun  
süreden beri devam eden arazi uyumazlığından 27 Temmuz 1993 tarihli dilekçeyle 2  
Ağustos 1993 tarihli ifadede de bahsedilmektedir (bkz. 58-59. paragraflar). Dolayısıyla  
Mahkeme, sözkonusu iki köy arasındaki dümanca duyguların geçmiten  
kaynaklanabileceğini dikkate almak durumundadır.  
2. Ormandıı köyünde 23 Temmuz 1993 tarihinde meydana gelen olaylar  
114. Bavuran, sunduğu görülerde sözkonusu olaydan, Ormandıı'nda 24 Temmuz 1993  
günü meydana gelen olay diye bahsetmekle birlikte, diğer tüm belgelerde ve iç soruturma  
esnasında alınan tanık ifadelerinde olay tarihi 23 Temmuz 1993 olarak geçmektedir.  
Mahkeme, önündeki kanıtlar ıığında, olayın 23 Temmuz günü akama doğru meydana  
geldiğini düünmektedir.  
115. Olaylara karığını kabul eden koruculardan alınan ifadeler tutarlılık arz etmektedir. Bu  
ahıslar köyün dıında odun toplayan korucularla PKK üyeleri arasında çatıma çıktığını  
belirtmektedirler. Çıkan çatıma sonucu iki korucu yaralanır. Bu durum, kurun yaraları  
21  
nedeniyle tedavi gördüklerini gösteren tıbbi raporlarla da teyit edilmitir. Bu köylülerden biri  
korucubaı Đhsan Simpil'in kardeidir. Olayların bu tarzda anlatılıına göre, yaralıların  
yardımına koan korucular, daha sonra Ormandıı'na kaçan teröristlerin peine düve ateꢀ  
orada da sürmütür. Đki köylü teröristlerin geliigüzel ateetmesi sonucu öldürülmütür.  
116. Ormandıı köylülerinden alınan ifadelerin hiçbirinde herhangi bir çatımadan  
bahsedilmemektedir. Mehmet Sabri Matyar'ın 31 Ağustos 1993, Sevket Aslan'ın 1 Eylül  
1993, Hasan Manar'ın 2 Eylül 1993, Mehmet Zeki Matyar ile Azize Matyar'ın 13 Eylül 1993  
tarihli ifadeleri herhangi bir terörist ya da çatımanın varlığını reddetmektedir. Teröristlerle  
korucular arasındaki çatımadan söz eden tek ifade, öldürülen çocuğun babası Mehmet Zeki  
Matyar'ın 24 Temmuz 1993 tarihli ilk ifadesidir. Adıgeçen ahsın 13 Eylül 1993 tarihinde  
verdiği ifadeyle taban tabana zıt olan bu ifadede Zeki Matyar, olaya bizzat ahit olduğuna  
ilikin herhangi bir iddiada bulunmamaktadır. 24 Temmuz tarihli ifadede bavuran, oğlunun  
çatımada öldürüldüğünün kendisine söylendiğini, baskı altında olduğunu ve bir sopayla  
saldıran Biar Nibak'ın sorumluların korucular olduğunu iddia etmesi için baskı yaptığını  
söylemitir. Bu ifade Mehmet Zeki Matyar'ın 24 Temmuz 1993 tarihinde Silvan Devlet  
Hastanesi Acil Polikliniğinde muayene edildiğini ve kafada, sırtta ve kaburga kemiklerinde  
çürüklerin ve kırıkların olduğunu gösteren bir rapor ile de desteklenmitir.  
117. Bavuran Mehmet Zeki Matyar'a hem 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesini hem de aynı  
tarihli vukuat raporunu imzalaması için jandarma tarafından baskı yapıldığını; Zeki Matyar'ın  
gerçekleri yansıtan ifadesinin savcıya verdiği 13 Eylül 1993 tarihli ifade olduğunu, yani  
adıgeçenin olay sırasında köyde olduğunu ve oğlunun korucu baı tarafından vurulduğunu  
gördüğünü, herhangi bir silahlı çatıma olmadığını belirtmitir. Bununla birlikte Zeki  
Matyar'ın karısının 13 Eylül 1993 tarihli ifadesinde olayı farklı ekilde anlattığı; olay  
sırasında oğlunun kendisiyle birlikte olduğunu ve dıardan gelen bir merminin oğluna isabet  
ettiği sırada evin içine saklanmakta olduklarını ifade ettiği görülmektedir. Zeki Matyar'ın  
karısının anlattıklarına göre kocası köyün dıında olduğu için, oğlunun öldürülmesine tanık  
olması mümkün değildir.  
118. Mahkeme, bavuran ve ailesi tarafından Haziran-Temmuz 2001'de verilen son ifadelerde  
bu kez, korucular ile teröristler arasında köy dıında bir çıkan bir çatımanın varlığından söz  
edildiğine dikkat çekmektedir. Bu anlatımlar, korucuların iddia ettiği dere kenarındaki olayı  
doğrular görünmektedir. Bununla birlikte bavuran ifadesinde, dere kenarındaki olayda iki  
korucu yaralanınca diğer korucuların öç almak için Ormandıı'na geldiğini ve köye ateꢀ  
açtıklarını söylemektedir. Olayın sebebinin bu olduğu ilk defa ortaya atılmaktadır.  
119., Seve Nibak ve Cihan Matyar'ın öldürülmesiyle ilgili davayı gören Diyarbakır Ağır Ceza  
Mahkemesi, 1 Temmuz 1996 tarihli kararıyla bir çatımanın vuku bulduğu sonucuna  
varmıtır. Anılan mahkeme, korucuların ve jandarmaların, teröristlerin Ormandıı'na  
kaçtıkları, korucuların da onları takip ettikleri eklindeki anlatımlarını kabul etmitir. Đlgili  
yerel mahkeme köylülerden alınan ifadeleri özetleyerek, yargılama boyunca, köylülerden  
hiçbirinin, Boyunlu korucularının iki köylüyü öldürdüklerine ahit olduklarına bir iddiada  
bulunulmadıklarını tespit etmitir. Anılan mahkeme bazı tanıkların, köylülerin korucuları  
suçlamaları için teröristler tarafından baskı altında tutulduğunu belirttiklerine dikkat çekerek,  
olaylarda korucuları suçlu bulmak için yeterli kanıt bulunmadığına karar vermitir.  
120. Bu davada, iki köylünün öldürülmesi Mahkeme'nin incelemesi kapsamında değildir.  
Bununla birlikte, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kararı Ormandıı'ndaki olaylarla ilgili  
ifadelerin çelikili niteliğini vurgulamaktadır.  
22  
121. Mahkeme, üzerinden 8 yıldan daha fazla geçmibir olayla ilgili olan davada, iddialar  
arasındaki tutarsızlıkları, özellikle de korucuların teröristleri izlemek için mi köye girdiklerini;  
kendilerini korumak için mi yoksa teröristlerin kaçmasını önlemek için mi ateettiklerini;  
veya köylülere misillemede bulunmak için mi köye girdiklerini belirleyebilecek durumda  
değildir. Đki köy arasındaki husumet, Boyunlu korucularının Ormandıı'na saldırmaları için  
fazladan bir neden oluturabileceği gibi, Ormandıı köylülerinin olaylarla ilgili olarak hemen  
Boyunlu korucularını suçlamasına da yol açmıolabilir. Jandarmanın, PKK'yı suçlamaları  
için köylüleri baskı altında tuttuğu iddiası da aynı ekilde, PKK’nın köylüleri, korucuları  
suçlamaları için baskı altında tuttuğu iddiasıyla örtümektedir.  
122. Bavuranın da artık kabul etmigörünğü gibi, kanıtlar, korucuların, olayların  
Ormanı köyünün dıında PKK'yla girdikleri çatımayla baladığı yönündeki iddialarını  
desteklemektedir. Jandarma koruculara destek olmak ve teröristleri takip etmek için köye  
gelmitir. Mahkeme'nin, Ormandıı köyünde neler olduğu konusunda baka herhangi bir  
saptaması bulunmamaktadır.  
3. Bavuranın evine saldırıldığı iddiası  
123. Bavuran Basog'daki evinin ve mallarının, Ormandıı'nı basan korucuların ve  
jandarmanın saldırısına uğradığını iddia etmektedir. Mahkemeye sunduğu son görüte,  
bavuran evinin duvarlarının mermilerle delik deik edildiğini ve camlarının kırıldığını iddia  
etmektedir. Yine bavuranın iddialarına göre korucular evin dıındaki çuvalları atee  
vermiler, mermilerle deik ederek zirai araçlara zarar vermiler ve hasadı yapılmıürünleri  
yakmılardır.  
124. Bavuran bu olaylarla ilgili olarak ilk kez 28 Temmuz 1993 tarihinde ĐHD'ye verdiği  
ifadeyle ikayette bulunmutur. Bu ikayetlerini 28 Ekim 1998 ve 27 Haziran 2001 tarihli  
müteakip ifadelerinde de sürdürmütür.  
125. Bu ifadelerde güvenilirliklerini olumsuz yönde etkileyen birçok çeliki bulunmaktadır.  
Bu ifadeler özellikle evde meydana gelen hasarın derecesi konusunda farklılıklar  
göstermektedir. 28 Temmuz 1993 tarihli ilk ifadesinde bavuran, hem evinin hem de  
ekinlerinin yandığını iddia etmifakat evinde bulunan eyalara hiçbir ey olmadığını  
söylemitir. 27 Haziran 2001 tarihli ifadesinde bavuran yine evinin atee verildiğini ve  
yakıldığını belirtmitir. Hükümet iddialarına cevaben 22 Haziran 2000 tarihinde sunduğu  
ifadede ise evinin durduğunu, 23 Temmuz 1993 tarihli saldırıdan sonra evinin açılan ateꢀ  
sonucu zarar gördüğünü ama hala barınılabilir durumda olduğunu belirmitir. Bu sefer de  
bavuran, oğlu Burhan'ın kendisini Bayrampaa Jandarma Karakolundan çıkarabilmek için  
olaydan bir yıl sonra evi yaktığını iddi etmitir.  
126. Bu ifadelerin, evin ve zirai aletlerin açılan atesonucu zarar gördüğü ve ürünün yakıldığı  
konusunda tutarlı oldukları doğrudur. Bununla birlikte Mahkeme, yakın zamana kadar bu  
iddiaların bağımsız olarak ortaya konmadığını gözlemlemitir. Đç hukuktaki yargılama  
sırasında sunulan ifadelerin hiçbirinde bavuranın evinin zarar gördüğünden bahsedilmediği  
için, Ormandıı'ndaki olaylarla ilgili olduğu sürece, bu yorum aırtıcı değildir. Bavuran,  
Strazburg'a yaptığı bavurunun akabinde savcı tarafından sorgulanmıve savcıya evinin,  
bahçesinin ve tarlalarının korucular tarafından yakılmadığını ifade etmitir. Silvan  
Cumhuriyet Savcısına verdiği 2 Temmuz 1996 tarihli ifadede de bavuran evinin olay  
23  
esnasında yakılmadığını ifade etmi, herhangi bir baskı altında olmadığını iddia ederek daha  
önceki zarar iddialarını reddetmitir. Bavuran Mahkeme huzurunda ise savcıya verdiği bu  
ifadelerin gerçek olmadığını, korku ve baskı nedeniyle önceki iddialarını reddettiğini ileri  
sürmütür. Mahkeme bu iddiaları aağıda inceleyecektir.  
127. Haziran-Temmuz 2001'de bavuran, korucuların Basog'da ailesinin yaadığı eve  
saldırmalarına tanık olduklarını iddia eden aile üyelerinin ifadelerini ilk kez sunmutur.  
Mahkeme, bavuranın karısına ve kızına ait olan ifadelerin kelimesi kelimesine birbirinin aynı  
olduğunu gözlemlemive verilen bir kalıpla yazıldığı izlenimini edinmitir. Bu ifadeleri,  
bavuranın, olayın hemen akabinde kendi ifadesinde dile getirdiği evin içindeki hiçbir eyaya  
zarar gelmediği yönündeki iddiayla bağdatırmak çok zor görünmektedir. Bavuranın karısı  
ve kızı sözkonusu ifadelerinde evde kullanılmaz hale gelmieyaların ayrıntılı bir dökümünü  
yapmaktadırlar. Mahkeme, bavuranın oğlu Burhan'ın, bavuranın 28 Ekim 1998 tarihli  
ifadesinde belirttiği gibi, jandarmaların tehdidiyle olaydan sonra evlerini yaktığına hiç  
değinmediğine de dikkat çeker. Halime Eruncak'ın 2 Temmuz 2001 tarihli ifadesinde  
korucuların Basog'a giderek bavuranın evine ateettiklerinden bahsedilse de, iddia ettiğine  
göre bu köylü olay sırasında Ormandıı köyünde, yani Basog’tan iki km. uzakta  
bulunmaktadır. Yani adıgeçenin ifadesi görgü tanıklığı sayılamaz.  
128. Mahkeme, korucuların ya da jandarmaların, bavuranın evine ve eyalarına zarar  
verdikleri sonucuna varmasını sağlayacak yeterli, tutarlı ya da güvenilir kanıt bulunmadığını  
ünmektedir.  
4.Müteakip Olaylar  
129. Mahkeme, bavuran tarafından sunduğu çeitli ifadelerden bavuranın Basog'daki evinde  
yaamaya devam edip etmediğini, yaıyorsa bile ne kadar süredir yaadığını belirlemenin  
imkansız olduğunu düünmektedir. Bazı iddialara göre, ise bavuran Basog'da jandarmanın  
baskısına maruz kalana kadar altı ay ya da bir yıl yaamıve sonra da Ormandıı'ndaki  
oğlunun yanına taınmıtır. Bavuranın karısına göre ise Silvan'a taınmılardır.  
130. Bavuranın korucularla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısına bavurmağı hususu  
tartıılmamaktadır. Bavuran, ĐHD aracılığıyla Strazburg'a bavuruda bulunduktan sonra,  
Bayrambaı Karakoluna çağrılarak, yaptığı bavuru nedeniyle jandarmalar tarafından tehdit  
edildiğini iddia etmektedir. Komisyon bavuruyu Hükümet'e 12 Temmuz 1994 tarihinde  
bildirmitir. Bavuranın evinin ve ürününün korucular tarafından yakıldığı iddiasını reddettiği,  
jandarmalar tarafından yazılan 29 Eylül 1994 tarihli tutanakta belirtildiği üzere, bavurunun  
Hükümete bildirilmesinden sonra bavuranın iddialarına ilikin bir soruturma açılmıtır.  
Ertesi gün bavuran Silvan Cumhuriyet Savcısına ifade vermive Komisyon'a yaptığı  
bavuruyu ve korucuların herhangi bir yasadıı fiili olduğunu reddetmitir. Bu red ve  
bavuranla birlikte ikayette bulunan Mehmet Safi Arancak'ın ölümü karısında Cumhuriyet  
Savcısı kanıt yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı vermitir.  
131. Bavuran, oğlunu evini yakmaya zorlamak için jandarmalar tarafından olaydan bir yıl  
sonra gözaltına alındığını da iddia etmitir (bkz. 31-32. paragraflardaki 28 Ekim 1998 tarihli  
ifade). Mahkeme, bavuranın oğlunun ifadesinde bu olaydan bahsedilmediğine daha önce  
dikkat çekmitir. Bavuran, 27 Haziran 2001 tarihli en son ifadesinde 14 gün gözaltında  
tutulduğu iddiasını sürdürerek ikence ve kötü muameleye maruz bırakıldığını eklemitir.  
Hiçbir ayrıntı verilmemitir. Savcıya herhangi bir ikence ikayetinde bulunulmadığı da  
anlaılmaktadır.  
24  
132. 11 Eylül 1996 günü ya da o civarlarda, bavuranın evinin dıında fotoğrafları çekilmive  
bu fotoğraflar 1998 yılında Hükümet tarafından Komisyon'a sunulmutur. Bavuran,  
jandarma komutanı sağlam bir evin fotoğrafını istediği için, oğlunun Ormandıı'ndaki evinin  
önünde fotoğrafının çekildiğini iddia etmitir. Bavuran Mahkemeye, kendi evi olduğunu ve  
jandarmaların tehdidiyle oğlu tarafından yakıldığını iddia ettiği harabeye dönmübir evin  
fotoğraflarını göndermitir.  
133. Bavuran 2 Temmuz 1996 tarihinde de savcı tarafından sorgulanmı, savcı ayrıca köy  
muhtarının ifadesini de almıtır. Bu ifadelerde de köy korucularına karı iddiaları teyit eder  
nitelikte hiçbir eye rastlanmamıtır. Bavuran, savcının huzuruna çıkmadan önce kendisinin  
ve muhtarın jandarmalar tarafından tehdit edildiğini, bu nedenle evinin yakıldığını söylemeye  
cesaret edemediğini iddia etmitir. Bu iddiayı destekleyici nitelikte bağımsız bir kanıt  
bulunmamaktadır.  
5. Halime Eruncak tarafından yapılan ikayetler  
134. Mehmet Safi Eruncak'ın dul karısı Halime Eruncak (Arancak) 2 Temmuz 2001 tarihli  
ifadesinde kocasının Ormandıı'ndaki evleri ve ürünleriyle ilgili olarak 24 Temmuz 1994  
tarihinde yaptığı ikayeti sürdürmek ve ayrıca onun ölümüyle ilgili olarak da ikayette  
bulunmak istediğini belirtmektedir (bkz. para.39).  
135. Mahkeme, adıgeçenin kocası tarafından yapılan ikayetlerin Komisyon'un 13 Mayıs  
1996 tarihli kabuledilebilirlik kararıyla listeden çıkarıldığını hatırlatır. Bavuranın bu  
davadaki temsilcileri, adıgeçen tarafından imzalanmıbir yazı sunamadıkları gibi,  
Mahkeme'ye Halime Eruncak’ın ikayetlerinin esasıyla ya da bu ikayetlerin Sözleme'nin 35.  
maddesindeki kabuledilebilirlik kriterlerine, özellikle de altı ay kuralına uygunluğuyla ilgili  
görüde belirtmemilerdir. Sözkonusu olayların üzerinden geçen sürenin uzunluğunu göz  
önünde bulunduran Mahkeme, 13 Mayıs 1996 tarihinde listeden çıkarılan ikayetleri ele  
almayacağı gibi,bu bavuru bağlamında yapılan yeni ikayetleri de incelemeyecektir.  
II. SÖZLEMENĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
136. Sözleme'nin 3. maddesi aağıdaki gibidir.  
“Hiç kimse ikenceye, insanlık dıı ya da onur kırıcı ceza veya ilemlere tabi tutulamaz."  
137. Bavuran, korucular ve jandarma tarafından kendisine, ailesine, evine karı yapılan  
silahlı saldırının ve canlarını kurtarmak için kaçmak zorunda kalmalarının, Sözleme'nin 3.  
maddesi anlamında insanlık dıı ve küçük düürücü muamele ya da cezaya tekabül ettiğini  
belirtmektedir. Bavuran maruz kaldığı iddetin kasti, cezalandırıcı ve yaamı tehdit edici  
niteliğine de iaret etmektedir. Sözleme'nin 3. maddesinin ihlalinin, Devlet'in korucu  
sistemini gerektiği gibi düzenleyememesinden ya da ciddi kötü muamele iddialarını  
aratırmamasından kaynaklandığını da iddia etmektedir.  
138. Hükümet, olayların bavuranın iddia ettiği ekilde vuku bulduğunu redderek, köyde  
meydana gelen herhangi bir zarar ya da hasarın, teröristlerin kaçarken Ormandıı'ndan  
geçmeleri ve bu esnada da etrafa ateaçmaları sonucu olutuğunu ifade etmektedir.  
25  
139. Mahkeme bavuranın evine ve ailesine iddia edildiği türde bir saldırıda bulunulduğunun  
gerektiği gibi (makul üphenin ötesinde) kanıtlanmadığı sonucuna varmıtır.  
140. Bundan dolayı, Mahkeme'ye göre, Sözleme'nin 3. maddesi ihlal edilmemitir.  
III. SÖZLEMENĐN 8. MADDESĐYLE 1 NO'LU PROTOKOLÜN 1. MADDESĐNĐN  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
141. Sözleme'nin 8. maddesi aağıdaki gibidir:  
1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberlemesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.  
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti,  
ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç ilenmesinin önlenmesi, sağğın veya  
ahlakın veya bakalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu  
olan ölçüde ve yasayla öngörülmüolmak kouluyla söz konusu olabilir.”  
142. 1 No'lu Protokolün 1. maddesinin 1. fıkrası aağıdaki gibidir:  
“Her gerçek ve tüzel kii, maliki olduğu eyleri barıçıl bir biçimde kullanma hakkına sahiptir. Kamu  
yararı gerektirmedikçe ve uluslararası hukukun genel ilkeleri ile hukukun aradığı koullara  
uyulmadıkça, hiç kimse mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.  
143. Bavuran ailesiyle birlikte oturduğu eve kasten saldırılmasının, köyünden ayrılmak  
zorunda bırakılmasının, mallarının, ürününü ve diğer malzemelerinin yok edilmesinin açıkça  
her iki hükmün de ihlalini tekil ettiğini düünmektedir. Bavurana göre yetkililer tarafından  
köylerin sistematik olarak yok edilmesi uygulaması olduğunu gösteren yeterli kanıtlar da  
mevcuttur.  
144. Hükümet, olayların bavuranın iddia ettiği ekilde vuku bulduğunu redderek, köyde  
meydana gelen herhangi bir zarar ya da hasarın teröristlerin kaçarken Ormandıı'ndan  
geçmeleri ve bu esnada da etrafa ateaçmaları sonucu olutuğunu ifade etmektedir.  
145. Mahkeme, eldeki kanıtlarla bavuranın evinin ne zaman ve kim tarafından yakıldığı ya  
da orada yaamayı ne zaman ve hangi koullarda bıraktığı konusunda herhangi bir bulguya  
ulamanın mümkün olmadığını hatırlatır. Sonuç olarak, bavuranın evine ve mülküne verilen  
zararla ilgili olarak Devlet'in sorumluluğu konusundaki ikayetleri kanıtlanamamıtır.  
Dolayısıyla üstteki hükümlerin ihlaliyle ilgili bir saptamaya ulaılamatır.  
IV. SÖZLEMENĐN 14 VE 18. MADDELERĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI  
146. Sözleme'nin 14. maddesi aağıdaki gibidir:  
“Bu Sözleme'de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal yada  
baka görüler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensup olma, servet, doğuveya herhangi  
baka bir durum bakımından hiçbir ayrım gözetilmeksizin sağlanır.”  
147. Sözleme'nin 18. maddesi aağıdaki gibidir:  
“Bu Sözleme'nin hükümleri gereğince, sözü edilen hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamalar ancak  
öngörülen amaçlar için uygulanabilir.”  
26  
148. Mahkeme, bu davada saptanan olgular ıığında, bu iki hükmün ihlal edilmediği sonucuna  
varmıtır.  
V. SÖZLEMENĐN 6 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
149. Bavuran, Sözleme uyarınca dile getirdiği ikayetlerle ilgili olarak, Türkiye'nin  
güneydoğusunda, Sözleme'nin 13. maddesinin gerekli kıldığı etkili iç hukuk yollarının  
mevcut olmadığından yakınmıtır. Ayrıca, medeni haklarının ihlal edilmesinden dolayı  
tazminat alabilmek için iç hukuk mahkemesine de bavuramağını iddia ederek Sözleme'nin  
6. maddesini de öne sürmütür.  
150. Sözleme'nin 6/1. hükmü aağıdaki gibidir:  
"Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen  
suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmubağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir."  
Sözleme'nin 13. maddesi aağıdaki gibidir:  
“Bu sözlemede tanınmıolan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev ifa eden  
kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıda olsa, durumun düzeltilmesi için ulusal bir  
makama bavurma hakkına sahiptir.”  
151. Bavuran, saldırı güvenlik güçleri tarafından balatılıp yürütüldüğü için kendisinin  
bavurabileceği etkili iç hukuk yolları olmadığını, köylülerin tehdit sonucu olaylara ilikin  
gerçekleri yansıtmayan ifadeler vermek zorunda kaldıklarını; olağanüstü hal uygulamasının  
hüküm sürdüğü ve güvenlik güçlerinin denetimindeki bir bölgede iddialarını dinletmenin ya  
da herhangi bir yetkiliyi harekete geçirmenin kendisi açısından olanaksız olduğunu dile  
getirmitir. Bavuranın ikayetleriyle ilgili olarak yürütülen soruturmalar tamamıyla yetersiz  
ve eksiktir.  
152. Hükümet bavuranın yetkililere ikayette bulunmadığını ve savcı tarafından  
sorgulanırken mallarına zarar verildiğini iddia etmediğini öne sürmütür. Bavuranın  
iddialarının konusunu oluturan olay köylülerin ve korucuların ifadelerini alan Silvan  
Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıtır. Soruturma ve yargılamanın sonunda,  
korucular, kendileriyle ilgili kanıtlar yetersiz olduğu için serbest bırakılmıtır.  
153. Mahkeme, korucuların ya da jandarmaların bavuranın mallarına iddia edildiği ekilde  
zarar verdiklerini sabit görmemektedir. Bu artlar altında Mahkeme, Sözleme'nin 6.  
maddesine aykırı olarak medeni haklarının belirlenmesi için bavuranın mahkemeye  
bavurma hakkının engellendiği sonucuna ulamamıtır.  
154. Bavuranın dile getirdiği Sözleme'nin 13. maddesiyle ilgili olarak Mahkeme, kendi  
içtihatları uyarınca, anılan hükmün yalnızca bir bireyin, Sözlemeyle güvence altına alınan bir  
hakkın ihlali nedeniyle mağdur olduğu yolunda "tartıılabilir bir iddia" sunduğu durumlarda  
uygulandığını hatırlatır (bkz.27 Nisan 1988 tarihli Boyle ve Rice-Đngiltere, Seri A no. 131 §  
52). Bavuranın iddialarının kanıttan yoksun olduğu düünüldüğünde, kendisi "tartıılabilir  
bir iddia" sahibi olarak görülemez. Bu nedenle 13. maddenin bu davada uygulanması  
sözkonusu olmayıp herhangi bir ihlal görülmemitir.  
27  
VI. SÖZLEMENĐN ESKĐ 25. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI  
155. Eski 25. madde (imdiki 34. madde) aağıdaki gibidir:  
“Bu Sözlemede tanınan hakların Yüksek Akit Taraflardan birince ihlalinden zarar gördüğü iddiasında  
bulunan her gerçek kii, devlet dıı her kuruluveya özel kiilerden oluan her topluluk, hakkında  
ikayet vaki olan Yüksek Akit Tarafın bu konuda Komisyon'un yetkisini tanıdığını bildirmiolması  
halinde, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne sunulacak bir dilekçe ile Komisyon'a bavuruda  
bulunabilir. Yüksek Akit Taraflardan böyle bir bildirimde bulunmuolanlar, bu hakkın etkin bir  
biçimde kullanılmasına hiçbir suretle engel olmamayı taahhüt ederler...”  
156. Bavuran Komisyon ve Mahkeme'ye yaptığı bavuruyla ilgili olarak baskıya maruz  
kaldığına ilikin ikayette bulunmutur. Bavuran, jandarma tarafından birkaç kez gözaltına  
alındığını, 29 Eylül 1994 tarihinde jandarmalar, 30 Eylül 1994 tarihinde de savcı tarafından  
alınan ve gerçeği yansıtmayan ifadeleri imzalamaya zorlandığını, gözaltındayken müteaddit  
defalar bavurusuyla ilgili olarak sorgulandığını ve tehdit edildiğini öne sürmütür. Bavuran  
ayrıca, jandarmaların, kendisinin olamayan sağlam bir evin önünde fotoğraflarını çektiklerini  
ve bu fotoğraflarla Komisyonun aldatılmaya çalııldığını da eklemitir.  
157. Hükümet, bizzat bavuranın olayla ilgili olarak ulusal makamlara bir ikayetinin  
olmadığını ve bavurusunun gerçekliğinin üpheli olduğunu ileri sürmütür. Bavuran  
herhangi bir ikayette bulunmaksızın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıtır.  
Hükümet, bavuranın Komisyon ya da Mahkeme'ye yaptığı bavuruyla ilgili olarak tehdit  
edildiğini ya da baskı altına alındığını reddetmitir.  
158. Mahkeme, Sözleme’nin eski 25. maddesi (imdiki 34. madde) uyarınca oluturulan  
bireysel bavuru sisteminin etkili bir ekilde ileyebilmesi için, bavuranlara ya da potansiyel  
bavuruculara Sözleme Organlarına serbestçe bavurabilme hakkının tanınmasının ve  
yetkililer tarafından kendilerine ikayetlerini geri almaları ya da değitirmeleri yönünde  
herhangi bir baskı yapılmamasının büyük önem taıdığını hatırlatır. Bu bağlamda, “baskı”  
kavramı, sadece doğrudan ve açık olarak yapılan baskıları değil aynı zamanda bavuranı  
Sözleme organlarına bavurmaktan caydırmaya yönelik dolaylı eylem ve temasları da  
içermektedir.  
Fakat, yetkililer ve bavuran arasında cereyan eden temasların Sözleme’nin eski 25/1  
maddesine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi davanın özel koullarının ıığında  
yapılmalıdır. Bavuranların, bir iç soruturma yürüten yetkililer tarafından Sözleme uyarınca  
yaptıkları bavurularla ilgili olarak sorgulanmaları ise, kullanılan usullerin, bireysel bavuru  
hakkınının uygulanmasını engelleyici nitelikte görülebilecek, yasadıı ve kabuledilemez bir  
baskı oluturup oluturmağı bakımından değerlendirilmelidir.(Salman-Türkiye [GC],  
21986/93, § 130).  
159. Mahkeme, bavuranın gözaltı ve kötü muameleyle ilgili iddialarını kanıtlayamadığı  
sonucuna varmıtır. Mahkeme, bavuranın 29 Eylül 1994 tarihinde jandarmalar tarafından,  
Komisyona yaptığı bavurunun konusunu tekil eden olaylarla ilgili olarak sorgulandığını  
saptatır (par.130). Bununla birlikte Mahkeme, elindeki kanıtların, Devlet makamlarının,  
bavuranın bavurusunu çekeceği ya da ikayetini değitireceği hesabıyla bavurana baskı  
yaptığı veya bireysel bavuru hakkını engellediği sonucuna varmak için yeterli olmadığı  
görüündedir.  
28  
160. Dolayısıyla Mahkeme davalı Devlet'in Sözleme'nin eski 25/1 maddesi uyarınca  
üstlendiği yükümlülüklere aykırı davrandığı sonucuna varmamıtır.  
BU NEDENLERLE MAHKEME,  
1.Oybirliğiyle Sözleme'nin 3. maddesinin ihlal edilmediğine;  
2.Oybirliğiyle Sözleme'nin 8. maddesiyle 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal  
edilmediğine;  
3. Oybirliğiyle Sözleme'nin 14. ve 18. maddelerinin ihlal edilmediğine;  
4.Oybirliğiyle Sözleme'nin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edilmediğine;  
5. Dörde karı üç oyla davalı Devlet'in Sözleme'nin eski 25/1 maddesi uyarınca üstlendiği  
yükümlülüklere uyduğuna karar vermitir.  
Đngilizce verilen ibu karar, 16 Kasım 2000 tarihinde Đçtüzüğün 77/2 ve 77/3 hükümleri  
uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Vincent Berger  
Sekreter  
Lucius Caflish  
Bakan  
Sözleme'nin 45/2 ve Mahkeme içtüzüğünün 74/2 hükümleri uyarınca, Sn. Hedigan'ın  
muhalefet erhi bu karara eklenmitir.  
YARGIÇ  
HEDĐGAN'IN YARGIÇ KURIS'ĐN DE ĐꢀTĐRAK ETTĐĞĐ KISMĐ  
MUHALEFET ERHĐ  
Davalı Devlet'in Sözleme'nin eski 25/1 maddesi uyarınca üstlendiği yükümlülüklere uyduğu  
yönündeki tespit hariç Mahkeme'nin kararıyla hemfikirim. Bu bakımdan üzüntüyle  
belirtmeliyim ki çoğunluğun görüüne karıyım.  
Eski 25. madde (imdiki 34. madde) bireysel bavuru sisteminin kalbidir. Bavuranlar,  
misilleme korkusu olmaksızın ve bu tür bir missilleme korkusunu doğurabilecek baskıyla ya  
da bavurularının sonucunda gelecekte herhangi bir önyargıyla karılamaksızın ikayetlerini  
Mahkeme huzuruna getirebilmelidirler. Gizli amaçlı zorlama niteliği taıyan baskılar da  
olmamalıdır. Bu tür bir baskı çeitli türlerde olabilir; bavuranların, yetkililer tarafından  
inandırıcı bir açıklama getirilmeksizin Mahkeme'ye yaptıkları bavuru hakkında  
sorgulanmaları benim kanaatimce bu tür bir sorgulamanın bir tür yasadıı baskı olduğu  
varsayımını ortaya çıkarmaktadır.  
Her davanın yasadıı baskı unsuru taıyıp taımadığı hususunun kendi olgularıyla  
değerlendirilmesi gerektiğine katılıyorum. Yine de, benim görüüme göre, genel kural olarak,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi önünde dava konusu olan yetkililer, bavuranı bu  
bavuruyla ilgili olarak sorguluyorsa, bu sorgulamanın bavuranı yargılama sürecinden  
caydırma eğilimi taıdığına ilikin bir varsayım ortaya çıkmaktadır.  
Bu davada, Mahkeme, bavuranın jandarmalar tarafından Komisyon'a yaptığı bavurunun  
konusuyla ilgili olarak 29 Eylül 1994 günü sorgulandığını tespit etmitir (bkz. 130. paragraf).  
Ayrıca bavuran ertesi gün Silvan cumhuriyet savcısıyla görümek üzere çağrılmıtır.  
Bavuranın ertesi gün savcıyla görümesinden önce jandarmaların niçin bu tür bir görümeye  
ihtiyaç duyduklarına ilikin hiçbir gerekçe öne sürülmemitir.  
29  
Kanaatimce bu koullarda üstte öne sürdüğüm varsayım çürütülememitir. Bundan dolayı  
bana göre Hükümet, Sözleme uyarınca üstlendiği etkili bavuru hakkını hiçbir biçimde  
engellememe yükümlülüğünü yerine getirmemitir (bkz. 16 Kasım 2000 tarihli Bilgin-  
Türkiye kararı (Bölüm 2), §134).  
Üstte dikkat çektiğim türde bir varsayımın ortaya çıkmadığına inanmıolsaydım bile,  
yetkililerin hiçbir açıklama yapmaksızın bavuranla yaptıkları görümelerin çakımasının,  
davalı Devlet'in bavuranı bavurusu hakkında sorgulayarak onu gerçekten baskı altına almayı  
amaçlağı çıkarımına yol açacak olgusal dayanağı sağladığı sonucuna varırdım.  
30