göstergeler demetinden yahut çürütülemeyen karineler demetinden de doğabilmektedir (Bkz.
diğerleri arasında Ağdaꢀ-Türkiye no: 34592/97, 27 Temmuz 2004, Gömi vd.-Türkiye no:
35962/97, 21 Aralık 2006, sözü edilen Yaꢀa, Aydın-Türkiye 25 Eylül 1997, Kaya-Türkiye
kararları 19 ꢁubat 1998).
Tüm bu sözü edilenler ıꢀığında ve/veya 2. maddenin 2. paragrafında tanımlandığı üzere
Devletin görevlililerinin aꢀırı güç kullanmaları sonucu ölüme sebebiyet verdikleri ihtilaf
konusu edilmediğinde, Savunmacı Hükümete uygun ve ikna edici araçlarla baꢀvuran tarafın
iddialarını çürütme sorumluluğu düꢀmektedir.
Özellikle Devletin yetkililerinin ve görevlilerinin, ki bunlar olayların tam olarak nasıl
meydana geldiğini bilen ve gerekli tüm bilgilere eriꢀebilen kiꢀilerdir, tamamıyla kontrolü
altındaki kiꢀilerin yaralanması veya ölmesi hallerinde –örneğin polis veya askeri operasyonlar
sırasında- mağdur yakınları tarafından öne sürülen iddiaları doğrulamak veya çürütmek
Devletin sorumluluğudur (sözü edilen McKerr, ve ilgili referanslar; Çelikbilek-Türkiye no:
27693/95, 31 Mayıs 2005, 3. maddede yer alan ilkelerle ilgili olarak bkz. örneğin sözü edilen
Akkum vd. ve ilgili kısımlar).
Bu yaklaꢀım, Savunmacı Hükümet’in sadece kendi tasarrufunda buluna bilgileri vermemesi
nedeniyle olayların tespit edilememesi durumunda, AĐHM’nin baꢀvuranların iddialarının
kabuledilebilirliği konusunda Savunmacı Hükümet aleyhine sonuca varmasına izin veren
AĐHS’nin 38/1 maddesi ile aynı anlayıꢀtadır. (sözü edilen Akkum vd.; Timurtaꢀ –Türkiye no:
23531/94, ilgili bölümler; sözü edilen Çelikbilek).
Đlgili içtihadından doğan öğretiye uygun olarak (Bkz, örneğin, Moussaiev ve diğerleri-Rusya,
baꢀvuru no: 57941/00, 58699/00 ve 60403/00, 26 Temmuz 2007, Akkum ve diğerleri;
Erdoğan ve diğerleri; Anık ve diğerleri Çelikbilek) AĐHM, objektif olarak devlet organlarına
isnat edilebilecek nedenlerden dolayı dava koꢀullarını tam olarak tespit etmesinin
engellenmesi durumunda, olayların meydana geliꢀi hakkında tatmin edici ve inandırıcı
açıklamalarda bulunmanın ve baꢀvuranların iddialarını çürütebilecek sağlam kanıt unsurları
sunmanın Savunmacı Devlet’in sorumluluğunda olduğunu belirtmektedir. Aksi takdirde,
AĐHM, baꢀvuranların iddialarının yerinde olduğu sonucuna ulaꢀabilir (Bkz. Toğcu-Türkiye,
27601/95, 31 Mayıs 2005, kıyaslayınız Ağdaꢀ ve Gömi kararlarında kabul edilen sonuçlar,
sözkonusu iki karar ıꢀığında incelenen Akpınar ve Altun).
Bu durum, devlet görevlileri tarafından kontrolleri altındaki koꢀullarda öldürücü güç
kullanımı olduğunu belirten bir baꢀvurunun AĐHS’nin 2/2. maddesine uygunluğunu ortaya
koyan bir iddia karꢀısında, sözkonusu gücün, “mutlaka gerekli” olmanın ötesine geçmediğini
ve bu hükmün amaçları ile “kesinlikle orantılı” olduğunu ortaya koymanın Savunmacı
devletin yükümlülüğünde olduğunu göstermektedir.
b. Mazlum Mansuroğlu’nun öldürülmesi hakkında
i. Đhtilaflı ölümde Devlet görevlilerinin sorumluluğu
Mevcut davada, hiç kimse, Mazlum Mansuroğlu’nun, 15 Ağustos 1996 tarihinde, terörle
mücadeleye karꢀı yürütülen bir operasyon sırasında polis tarafından kullanılan güç sonucu ölü
bulunduğuna itiraz etmemiꢀtir.
Buna karꢀın taraflar, baꢀvuranların oğullarının öldürülme biçimde anlaꢀmazlık içindedirler.
12