CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
MAHMUT YAMAN -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:33631/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Ocak 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33631/04) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) Mahmut Yaman’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 16  
Ağustos 2004 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) Temel Đnsan  
Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından H. Eriken tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1974 doğumludur ve Tekirdağ’da ikamet etmektedir.  
26 Temmuz 1999 tarihinde bavuran, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele  
ubesine bağlı polisler tarafından yasadıı bir örgüte karı yürütülen operasyonlar  
çerçevesinde yakalanmıve gözaltına alınmıtır.  
1 Ağustos 1999 tarihinde, gözaltının bitiminde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi  
nöbetçi hakimi bavuranın ifadesini almıve bavuranın tutuklanmasına karar vermitir.  
10 Ağustos 1999 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, bavuranın  
da aralarında bulunduğu on sanığı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca  
Devletin toprak bütünlüğüne saldırıda bulunmakla suçlamıtır. 16 Haziran 2003  
tarihinde, Savcı, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 (silahlı bir örgüte üye olmak) ve 495/2  
maddesi (silahlı soygun yapmak) uyarınca bavuranın mahkumiyetini talep etmitir. 5  
Haziran 2006 tarihinde, Savcı, bir araya gelen unsurları yeniden değerlendirmive tekrar  
durumuna daha uygun olduğuna hükmettiği Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi  
uyarınca bavuranın mahkumiyetini talep etmitir.  
22 Kasım 1999 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi ilk durumasını gerçekletirmitir.  
Yargılama sırasında, 22 Kasım 1999 tarihinden 2 Haziran 2008 tarihine kadar, Devlet  
Güvenlik Mahkemesi ve 16 Haziran 2004 tarihinde kabul edilen 5190 sayılı yasa  
uyarınca davanın havale edildiği Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi otuz altı duruma  
gerçekletirmitir. Her durumanın bitiminde esas hakimleri ya bavuranın talebi üzerine  
ya da re’sen bavuranın tutukluluk halinin devamı sorununu incelemilerdir. Hakimler,  
suçun niteliğini, kanıtların durumunu, tutukluluk süresini, dava dosyasının durumunu ve  
talep edilen cezanın üst sınırını göz önüne alarak bavuranın tutukluluğunun devamına  
karar vermitir.  
Durumalar sırasında, hakimler, sanıkları, tanıkları ve ön soruturmayı yürüten polisleri  
dinlemilerdir; farklı kanıtlar toplamılar, diğer idari ve adli makamlardan bilgi talep  
2
etmiler; sanıklar ve avukatları tarafından sunulan savunma dilekçelerini bir araya  
getirmiler ve oluumlarında meydana gelen değiikliklerin ardından dosya unsurlarının  
okunmasına yer vermilerdir.  
21 Ekim 2008 tarihli bir mektup ile bavuran, halen tutuklu bulunduğu ve bir sonraki  
durumanın 12 Aralık 2008 tarihinde gerçekleeceği hususunda AĐHM’yi  
bilgilendirmitir.  
HUKUK  
Bavuran, aırı olduğuna kanaat getirdiği yargılama süresinden ve tutukluluk süresinden  
ikayetçi olmaktadır.  
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢁKĐN  
Hükümet, halen tutuklu bulunan bavuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini ve nihai iç  
hukuk kararından itibaren altı aylık süre içerisinde bavurusunu sunmadığını  
savunmaktadır.  
AĐHM, konuya ilikin yerleik içtihadını hatırlatmaktadır (Yakıan- Türkiye, bavuru no:  
11339/03, 6 Mart 2007 ve Tüm- Türkiye, bavuru no: 11855/04, 17 Haziran 2008).  
AĐHM, ulağı sonuçlardan farklı bir sonuca ulamak için hiçbir gerekçe  
görememektedir ve Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, uzun tutukluluk süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiğini ileri  
sürmektedir.  
Hükümet, sözkonusu sürenin uzun olmadığını savunmaktadır. Hükümet, ulusal  
mahkemelerin, olayların meydana geldiği dönemde konuya ilikin ulusal hükümler  
uyarınca, davanın karmaıklığı, kanıtların durumu, baka suçlar ileme tehlikesi ve kamu  
menfaati gibi unsurları göz önüne alarak bavuranın tutukluluk halinin devamına karar  
verdiklerini belirtmektedir.  
AĐHM’nin, AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edilip edilmediğini, esasen, ilgili hakimlerin  
kararlarında yer alan gerekçelere ve salıverilmesi amacıyla bavurularında ilgilinin  
belirttiği kesin unsurlara dayanarak belirlemesi gerekir (Assenov ve diğerleri-  
Bulgaristan, 28 Ekim 1998).  
AĐHM, bavuranın 26 Temmuz 1999 tarihinden beri tutuklu bulunduğunu ve yaklaık  
dokuz yıl altı aylık bir sürenin geçtiğini tespit etmektedir.  
3
Bu bağlamda, her duruma bitiminde esas hakimlerinin gerekçelendirmeden ve  
çoğunlukla dosyanın ve/veya kanıtların durumuna atıfta bulunarak basmakalıp ifadelerle  
bavuranın tutukluluk halinin devamına karar verdiği görülmektedir. Bu tür unsurların  
suçluluğa ilikin ciddi ve devam eden belirtilerin varlığına iaret ettiği kabul edilmekle  
birlikte, bunlar tek balarına, bu derece uzun süren ve halen devam etmekte olan  
tutukluluk süresini haklı göstermeye yetmez (Ali Hıdır Polat – Türkiye, bavuru no:  
61446/00, 5 Nisan 2005).  
AĐHM’ye göre, esas hakimleri tarafından benimsenen gerekçeler “uygun” ve “yeterli”  
değildir; bu durumda mevcut davada bavuranın yargılamasında ihtimam gösterilip  
gösterilmediği hususu üzerinde durmaya gerek yoktur (Ali Hıdır Polat).  
Sonuç olarak AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak bavuran yargılama süresinin çok uzun  
olduğunu dile getirmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
Dikkate alınacak dönem 26 Temmuz 1999 tarihinde balamıtır ve dava halen derdesttir.  
Sözkonusu süre yaklaık dokuz yıl altı ay sürmütür. AĐHM, mevcut davadakine benzer  
sorunları ortaya koyan pek çok dava incelemive konuya ilikin içtihadından doğan  
kriterleri göz önüne alarak “makul süre” gerekliliğine riayet edilmediğini tespit etmitir  
(Bkz, diğerleri arasından, Pellissier ve Sassi- Fransa, bavuru no: 25444/94,  
Kalachnikov- Rusya, bavuru no: 47095/99 ve Temel ve Takın – Türkiye, bavuru no:  
40159/98, 30 Haziran 2005).  
Mevcut davada farklı bir sonuca ulatıran hiçbir unsur tespit edemeyen AĐHM, aynı  
gerekçelerle, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmanın gerekli  
olduğu kanaatindedir.  
IV AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran, gelir kaybı nedeniyle maddi zararını 23.742 Euro ve manevi zararını 50.000  
Euro olarak ifade etmektedir. Bavuran, avukatlık ücreti ve genel olarak yapmıolduğu  
masraflar için de 6.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı  
bulunmadığını kaydetmektedir. Ayrıca AĐHM, gerçeklikleri ortaya konmayan avukatlık  
ücretlerinin ve masrafların geri ödemesini reddetmektedir. Buna karın AĐHM, Avrupa  
Merkez Bankası’nın faiz oranının üç puan fazlasına eit oranda uygulanacak gecikme  
4
faizi ile birlikte bavurana 11.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği  
kanaatindedir.  
Ayrıca AHM, ulusal mahkemeler önünde halen derdest olan ve bavuranın hala tutuklu  
bulunduğu mevcut davada, tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, AĐHS’nin  
5/3 maddesinin öngördüğü ekli ile adaletin tecelli etmesi veya yargılama sırasında  
bavuranın serbest bırakılması gerekliliğini göz önüne alarak, mümkün olduğunca ivedi  
bir ekilde davanın sonlandırılması olduğu kanaatindedir (Yakıan-Türkiye)  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE;  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek  
üzere, her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından bavurana  
11.000 Euro (on bir bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar  
Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz  
oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 20 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5