Đkinci yargılama ile ilgili dikkate alınması gereken dönem 21 Aralık 1990 tarihinde
baꢀlamakta ve 8 Haziran 2006 tarihinde sona ermektedir. Đki dereceli mahkemede görülen bu
davanın süresi ise yaklaꢀık on beꢀ yıl altı aydır.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin
Hükümet baꢀvuranların mağdur statüsüne karꢀı çıkmaktadır. Hükümet baꢀvuranlara
babalarının öldüğü 1999 tarihinden baꢀlayarak davaya katılmaları konusunda çağrı yapıldığını
fakat adı geçenlerin 2002 yılına dek hiçbir duruꢀmaya gelmediklerini belirtmektedir.
Hükümete göre babalarının ölümünün ardından geçen üç yıldan fazla bir süre davaya
katılmayan baꢀvuranların, AĐHM’ye baꢀvurmadan önce birkaç duruꢀmaya katılmaları onlara
mağdur statüsü kazandırmaz.
Baꢀvuranlar bu saptamaya karꢀı çıkmakta, 3402 sayılı Tapu Kadastro Kanunu’nun 29.
maddesine göndermede bulunmaktadır.
AĐHM baꢀvuranların davalarını takip etme konusunda yeterli ihtimamı göstermediklerini
kabul etmektedir. Bununla birlikte, özellikle Tapu Kadastro Kanunu’nun kadastro
mahkemeleri önündeki yargılamanın tarafların yokluğunda da sürdürülebileceği yönündeki
açık hükmü dikkate alındığında, AĐHM yargı sürecinin aꢀırı uzunluğu nedeniyle baꢀvuranların
mağdur olduklarını öne sürebileceklerine itibar etmektedir.
AĐHM bu nedenle Hükümetin itirazını reddetmektedir. AĐHM baꢀvuruların herhangi bir
kabuledilemezlik gerekçesi ile karꢀı karꢀıya bulunmadığı saptamasını yapmaktadır.
Dolayısıyla baꢀvurular kabuledilmelidir.
B. Esasa dair
Hükümet bu baꢀvuruda davaların karmaꢀık olduğunu vurgulamaktadır. Sözü edilen süreçlerde
davalara katılan çok sayıda kiꢀi vefat etmiꢀtir. Yasaya uygun olarak mahkemenin mirasçıları
saptaması ve davalara katılımın sağlanması için ikametgah bilgilerini soruꢀturması
gerekmiꢀtir. Ayrıca çok sayıda kiꢀi davalara müdahil olarak katılmıꢀ ve her seferinde
mahkemenin müdahil olma talebini diğerlerine iletmesi gerekmiꢀtir.
Baꢀvuranlar bu tespitlere karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın baꢀvuran için arz ettiği
önem gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır
(Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no:30979/96).
AĐHM mahkemeye sunulan bütün unsurların incelenmesinden baꢀvuranların ve babalarının
duruꢀmalara katılmamalarının yargılama sürecinin uzamasına neden olduğu kanaatine
varmaktadır. Bununla birlikte adı geçenlerin duruꢀmalara iꢀtirak etmemeleri gözlemlenen
gecikmenin ana unsuru değildir.
Duruꢀma tutanaklarından anlaꢀıldığı kadarıyla bahse konu dava sürecinin aꢀırı uzamasına
esasen davaya üçüncü ꢀahısların katılması, belgelerin temininde geçen süre ve bilhassa olay
yeri keꢀifleri neden olmuꢀtur. AĐHM bu bağlamda iki yargılama sürecinde de Kadastro
Mahkemesi’nin öngörülen tarihlerde olay yeri keꢀfi yapılmasını birçok kez ertelediğini
saptamaktadır.
4