tazmin yoluna gitmiꢀ olmaları gerekmektedir. Sözkonusu davada AĐHM, aleyhindeki cezai
takibatın devam etmemesinin, baꢀvuranın iddia ettiği ihlalin ulusal makamlar tarafından kabul
edilmesini veya tazminini sağlamadığı kanısındadır. Dolayısıyla, Hükümet’in sözkonusu
baꢀlık altındaki itirazı reddedilmelidir.
AĐHM, benzer davalarda, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemiꢀ olduğu
hususundaki benzer itirazlarını incelediğini ve reddettiğini hatırlatır. AĐHM sözkonusu davada
yukarıda kaydedilen baꢀvuruda vardığı sonuçlardan farklı sonuçlara varmasını gerektirecek
özel koꢀullar bulmamaktadır. Bu nedenle Hükümet’in sözkonusu baꢀlık altındaki iddiasını
reddetmektedir.
AĐHM, altı ay kuralına uyup uymadığı hususunda baꢀvuranın, nihai yerel karardan
haberdar edilmeye hakkı bulunduğu durumlarda, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin kapsam ve
amacının en iyi ꢀekilde altı aylık sürenin, yazılı kararın bildirildiği tarihten itibaren iꢀlemeye
baꢀladığı kabul edilerek yerine getireleceğini yinelemektedir.
Sözkonusu davada, baꢀvuranın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi kararını, kararın
verildiği tarihten bir yıl on ay sonra 16 Mayıs 2000’de öğrendiği hususunda ihtilaf
bulunmamaktadır. Đç mevzuatın ve uygulamaların aksine, sözkonusu karar baꢀvurana değil bir
baꢀkasının avukatına bildirilmiꢀtir. Hükümet, AĐHM’ye bu hususta bir açıklamada
bulunmamıꢀtır. Bu nedenle AĐHM, özellikle baꢀvuran aleyhindeki cezai takibatın uzunluğunu
gözönüne alarak baꢀvuranın, kararın resmi olarak bildirilmesini beklemesini ve 16 Mayıs
2000 tarihine kadar aleyhindeki davadaki geliꢀmeleri öğrenmek istememesini mantıklı
bulmamaktadır. Baꢀvuru, 2 Kasım 2000 tarihinde Mahkeme’ye sunulmuꢀtur. Yukarıda
kaydedilenler ıꢀığında AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 1. maddesinde öngörülen altı aylık
zaman sınırı içerisinde sunulmuꢀ olduğu kanısındadır. Bu nedenle, Hükümet’in sözkonusu
baꢀlık altındaki itirazını da reddetmektedir.
Ayrıca, AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun
olmadığını belirtmektedir. Baꢀka hiçbir açıdan da kabuledilmezliğine iliꢀkin bulgu
olmadığından kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
II. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, aleyhinde baꢀlatılan cezai takibatın uzunluğunun, AĐHS’nin aꢀağıda
kaydedilen 6 § 1. maddesi bağlamındaki “makul süre” gereğini aꢀtığı hususunda ꢀikayette
bulunmuꢀtur:
“Herkes ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme
tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
A. Göz önünde bulundurulması gereken süre
AĐHM, dava iꢀlemlerinin AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde öngörülen “makul zaman”
gereğini karꢀılayıp karꢀılamadığına karar vermede göz önünde bulundurulması gereken
sürenin, baꢀvuranın yakalandığı tarih olan 17 Mayıs 1982’de baꢀladığı ve Diyarbakır Ağır
Ceza Mahkemesi’nin baꢀvuran aleyhindeki cezai takibatın sonlandırılmasını öngördüğü tarih
olan 13 Temmuz 1998’de sona erdiği kanısındadır. Bu çerçevede, dava yaklaꢀık on altı yıl
sürmüꢀtür.
3