3 Ekim 1994 tarihinde, HADEP il başkanı Rebih Çabuk ve yönetim kurulu üyesi Sefer
Cerf Güneydoğu kahvesinin önünde vurularak öldürülmüştür. Başvuranın eşi bu cinayetlere
tanık olmuştur.
Aynı gün başvuranın kocası ifadesi alınmak üzere polis karakoluna götürülmüştür. Sait
Macir burada olayı anlatmış ve kaçan faillerin kimler olduğunu görmediğini beyan etmiştir.
Başvuran, eşinin, ifadesine başvurulmak üzere karakola götürülmesine rağmen, polisler tarafından
tehdit edildiğini ve Rebih Çabuk ve Sefer Cerf ile ilişkisinin sorgulandığım ileri sürmüştür.
Başvuran, kocasının, olaydan sonra sürekli taciz edildiğini ve polisin, gerekçe göstermeksizin,
Güneydoğu kahvehanesini üç gün süreyle kapattığını iddia etmiştir.
5 Ekim 1994 tarihinde, Refıh Çabuk ve Sefer Cerf’in öldürüldüğü sırada Güneydoğu
kahvehanesinde bulunan ve Rebih Çabuk'u hastaneye kaldıran Ahmet Dizman, Erzurumlular
kahvesinden sivil kıyafetli polisler tarafından kaçırılmıştır. Ahmet Dizdar ıssız bir yere
götürülüp dövülmüştür. Olay sırasında, polis kendisine Sait Macir'i tanıyıp tanımadığı sor-
muştur. Kaçıranlar Alımet Dizman' a Sait Macir' i öldüreceklerini söylemiştir.
HUKUK
4 Ekim 2002 tarihinde Mahkeme, Hükümetten aşağıdaki bildirimi almıştır:
“1. Türk Hükümeti'nin, 28516/95 no'lu başvurunun dostane çözüme kavuşturulması çer-
çevesinde, başvurana ex gratia olarak 70.000 EUR (yetmişbin Euro) tutarında ödeme yapmayı
teklif ettiğini bildiririm. Her türlü maddi ve manevi zarar ile masrafı kapsayan bu meblağ,
Mahkemenin, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi'nin 39. maddesi uyarınca verdiği kararın bildi-
rilmesini müteakiben Uç ay içerisinde, başvuran adına açılan bir banka hesabına, ödenmesi
gerekebilecek her türlü vergiden muaf olarak Euro cinsinden ödenecektir. Bu ödeme davanın
nihai kararını oluşturacaktır.
2. Türk Hükümeti, bu tür olayları önlemeye yönelik Türk mevzuatının ve Hükümet
kararlığının mevcudiyetine rağmen, başvuranın kocası Hacı Sait Macir davasındaki gibi, bi-
reylerin yaşamlarının korunmaması sonucu meydana gelen ölümlerden ve yetkili makamların
bu tür olayları gereğince soruşturmamasından üzüntü duymaktadır.
3. Başvuranın davasındaki yetersizliklerin Sözleşmenin 2 ve 13. maddelerinin ve verilen
zararın ve manevi acıların Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir.
Hükümetimiz, bu maddelerle güvence altına alınmasını sağlamak üzere uygun talimatları
vereceğini ve gereken tüm önlemleri alacağını ve gelecekte bu talimatlara riayet edileceğini
taahhüt etmektedir. Bu bağlamda, bu başvuruya benzer şartlar taşıyan davaların daha etkili
soruşturulması amacıyla yeni hukuki ve idari ı - düzenlemeler getirildiği kaydedilmektedir.
4. Hükümet, Türkiye ile ilgili Mahkeme kararlarının uygulanmasının Bakanlar Komitesi
tarafından denetlenmesinin bu ve benzer davalarda ve bu bağlamda kaydedilecek gelişmeleri
teminat altına atmakta uygun bir mekanizma olduğunu düşünmektedir. Bu amaçla, sürecin
gerektirdiği işbirliği sürdürülecektir.
5. Hükümet, davayı, Sözleşmenin 43 § l maddesi uyarınca Büyük Daireye
götürülmesini talep etmeyeceğini de taahhüt etmektedir."
30 Ocak 2003 tarihinde, Mahkeme, başvuranın temsilcisinden aşağıdaki bildi-
rimi almıştır: