C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
LEMKE- TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:17381/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
5 Haziran 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (17381/02) bavuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülke vatandaı Birsel Lemke’nin (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 18  
Haziran 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca  
yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran AĐHM önünde Đzmir Barosu avukatlarından S. Özay ve F. Ülkü tarafından  
temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVA KOULLARI  
Bavuran 1950 doğumlu olup Balıkesir’de ikamet etmektedir.  
Mevcut dava, Bergama ilçesi (Đzmir) sınırları dahilinde, bavuranın ve ailesinin ikamet  
yerlerinden yaklaık elli kilometre uzaklığında bulunan Ovacık’ta, altın madeni iletmesi  
izninin verilmesi ile ilgilidir.  
16 Ağustos 1989 tarihinde, daha sonra Normandy Madencilik A.. ismini alan E.M.  
Eurogold Madencilik Anonim irketi altın madeni iletme izni almıtır. Çevre Bakanlığı,  
Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunda yer alan sonuçlara dayanarak sözkonusu altın  
madeninin iletilmesinde sodyum siyanür kullanılmasına izin vermitir.  
Danıtay, 13 Mayıs 1997 tarihinde, sözkonusu madencilik faaliyetinin fiziki, ekolojik,  
estetik, sosyal ve kültürel etkilerini değerlendirmitir. Danıtay, maden iletme izninin hiçbir  
suretle kamu yararına uygun olmadığını belirtmive irketin taahhüt ettiği güvenlik  
önlemlerinin, bu türden faaliyetlerin neden olduğu riskleri bertaraf etmek için yeterli olmadığı  
kanaatine varmıtır.  
Bunun üzerine Đdare Mahkemesi 15 Ekim 1997 tarihinde, maden iletme ruhsatlarının  
iptal edilmesine karar vermitir.  
Danıtay, 1 Nisan 1998 tarihinde Çevre Bakanlığı ve E.M. Eurogold Madencilik  
Anonim irketi tarafından yapılan temyiz bavurusunu reddetmive Đdare Mahkemesi  
tarafından verilen kararı onamıtır.  
E.M. Eurogold Madencilik Anonim irketi 12 Ekim 1998 tarihinde, çevre  
korunmasında ilave tedbirler alındığını belirtmive maden iletme yöntemlerinde yapılan  
düzenlemelerin çevre korunmasına ilikin yasal gerekliliklere uygun olup olmadığı hususunun  
tespit edilmesi talebiyle Çevre Bakanlığı’na bavurmutur.  
Babakanlık sözkonusu altın madeninin iletilmesine bağlı olarak halen bir risk  
bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesi amacıyla Türkiye Bilimsel ve Teknik Aratırma  
Kurumu’nu (“TÜBĐTAK”) görevlendirmitir.  
Danıtay, 1 Nisan 1998 tarihli kararına karı Çevre Bakanlığı ve E.M. Eurogold  
Madencilik Anonim irketi tarafından yapılan temyiz talebini, 11 Kasım 1998 tarihinde  
reddetmitir.  
2
5 Nisan 2000 tarihinde Đçileri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bayındırlık ve Đskân  
Bakanğı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, dava konusu altın  
madeninin iletilmesi hususunun tekrar incelenmesi gerektiğine kanaat getirmilerdir.  
Bununla ilgili olarak TÜBĐTAK tarafından hazırlanan uzmanlık raporunu dikkate almılardır,  
sözkonusu raporda maden iletmesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek risk faktörlerinin, bir  
takım ek tedbirler alınarak yok edilebileceği ifade edilmitir.  
Đdare Mahkemesi, 1 Haziran 2001 tarihinde bu tedbirin sözkonusu irket’e,  
faaliyetlerine devam edebilmesi amacıyla ihtiyaç duyduğu iznin verilmesi amacıyla çeitli  
Bakanlıklara yapılan bir davet olarak değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getirmitir. Bu  
türden bir kararın, nihai hukuk kararlarını ilgilendirmesi nedeniyle Hukuk devleti ilkesine  
aykırı olduğuna kanaat getirmive bu tedbirin iptal edilmesine karar vermitir.  
1. Sağlık Bakanlığı tarafından verilen iletme ruhsatı  
Sağlık Bakanlığı 22 Aralık 2000 tarihinde, bir yıl süreyle deneme amaçlı olmak üzere  
siyanür kullanılarak maden yatağı iletmesinin devamına olanak sağlayan bir karar almıtır.  
Sağlık Bakanlığı kararını verirken TÜBĐTAK tarafından hazırlanan raporda yer alan sonuçları  
dikkate almıtır.  
Đdare Mahkemesi, 10 Ocak 2002 tarihinde bu kararın yürütmesinin durdurulmasına  
karar vermitir.  
Aralarında bavuranın da bulunduğu on dört kii Đdare Mahkeme’sine bavurmutur.  
Đdare Mahkemesi, 27 Mayıs 2004 tarihli karar ile böyle bir iznin hukuk devleti ilkesi ile  
bağdamadığını belirterek deneme amaçlı olarak verilen iletme iznini iptal etmitir.  
2. Orman Genel Müdürlüğü tarafından verilen iletme ruhsatı  
Orman Genel Müdürlüğü, 21 Haziran 2000 tarihinde orman sınırlarına giren  
bölgelerde maden yatağı iletme faaliyetlerinin devamına olanak sağlayan bir karar almıtır.  
Orman Genel Müdürlüğü kararını verirken 5 Nisan 2000 tarihli Bakanlık kararını dikkate  
almıtır.  
Bavuran Đdare Mahkemesi’ne bavurmu, Đdare Mahkemesi 23 Ocak 2002 tarihinde  
bu kararın yürütmesinin durdurulmasına karar vermitir.  
Çevre ve Orman Bakanlığı, 27 Ağustos 2004 tarihinde iletmeci irket’e çevreye zarar  
vermediklerine dair bir belge vermitir.  
Đdare Mahkemesi 29 Aralık 2004 tarihinde Orman Genel Müdürlüğü tarafından 21  
Haziran 2000 tarihinde verilen iletme ruhsatını iptal etmitir.  
3. Bakanlar Kurulu kararı  
Bakanlar Kurulu, 29 Mart 2002 tarihinde irket’e altın ve gümüçıkarma  
faaliyetlerine devam etme izni vermitir.  
Đzmir Barosu Bakanı tarafından iptal bavurusu yapılmı, Danıtay 6. ve 8. Daireleri,  
23 Haziran 2004 tarihinde sözkonusu bavuruyu reddetmitir.  
3
Danıtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 7 Ekim 2004 tarihinde bu kararı bozmuꢀ  
ve davayı esastan incelemesi için Danıtay 8. Dairesi’ne göndermitir.  
Danıtay 8. Dairesi 22 Mart 2006 tarihinde, çevreye ilikin yasal düzenlemeler ve  
çevresel etki incelemesi uyarınca konuyla ilgili olarak yeni düzenlemeler yapma yetkisinin  
Bakanlar Kurulu’nda değil, Çevre ve Orman Bakanlığı’nda olduğunu belirterek Bakanlar  
Kurulu kararını iptal etmitir. Bu nedenle Bakanlar Kurulu kararı, yetkili bakanların yerine  
geçerek ve adalet kararlarını uygulanamaz bir hale getirerek kanuna aykırılık tekil  
etmekteydi. Ayrıca Danıtay, 27 Ağustos 2004 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı  
tarafından verilen çevresel etki değerlendirmesi belgesinin, Bakanlar Kurulu kararının  
yasaı olduğu hususunu ortadan kaldıracak türden olmadığına kanaat getirmitir.  
Hükümet’in incelemeleri sonucunda, Đdari makamlar tarafından temyiz bavurusu  
yapılması nedeniyle dava halen Danıtay’da görülmektedir.  
4. Sağlık güvenlik bölgesi oluturma izni  
irket, 3 Mayıs 2002 tarihinde altın madenlerinin bulunduğu alanlarda bir sağlık  
güvenlik bölgesi oluturma izni almıtır.  
Bavuran bu izinlerin iptal edilmesi talebiyle Đdare Mahkemesi’ne bavurmutur.  
Đdare Mahkemesi, 19 Ocak 2005 tarihinde dava konusu izinleri sağlayan kararı, bu  
izinler Bakanlar Kurulu’nun iptal edilen 29 Mart 2002 tarihli kararına dayandıkları  
gerekçesiyle iptal etmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, idari otoriteler tarafından siyanür yöntemi ile altın madeni iletmeciliğine  
izin verilmesinden dolayı ikayetçi olmakta ve bu durumun bölge sakinlerinin güvenliğini ve  
sağğını tehdit ettiğini ileri sürmektedir.  
Bavuran bununla ilgili olarak AĐHS’nin 8. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
Hükümet’e göre bavuranın AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca mağdur olduğunu iddia  
etmesi mümkün değildir zira bavuran dava konusu maden iletmesi bölgesinde değil,  
Balıkesir’in ilçesi olan Burhaniye’de ikamet etmektedir.  
Hükümet ayrıca bavuranın sözkonusu bavuruyu altı aylık süre içerisinde  
yapmağını belirtmektedir. Bavuran, bavurusunu Danıtay’ın kararını verdiği 1 Nisan 1998  
tarihinden itibaren altı ay içerisinde yapması gerekmekteydi. Oysa ki mevcut davada bavuru  
8 Haziran 2001 tarihinde yapılmıtır. Bu nedenle Hükümet, bavuranı Danıtay kararının  
uygulanmadığını fark etmek için üç yıl iki ay beklemesinden dolayı suçlamaktadır.  
4
Son olarak Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemiolması sebebiyle ibu  
bavurunun reddedilmesini talep etmektedir. Hükümet, Đdari Usul Kanunu’nun 28.  
maddesinin adli yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle mağdur olan kiilere tazminat  
ödenmesini öngörmesine rağmen bavuranın Đdare’ye karı tazminat davası açmadığını  
belirtmektedir.  
Bavuran bu iddiayı reddetmektedir. Bavuran, sözkonusu ihlalin idari yargı  
kararlarının uygulanmaması ve dava konusu iletme faaliyetlerinin devam etmesi ile ilgili  
olduğunun altını çizmektedir.  
AĐHM, bavuranın mağdur sıfatı ile ilgili olarak Takın ve diğerleri-Türkiye (no:  
46117/99) kararında, madencilik faaliyetlerinin tehlikeli etkilerinin, çevresel etki  
değerlendirmesi çerçevesinde özel ve aile hayatıyla yakından ilgili olduğunu ortaya koyacak  
ekilde tespit edildiğinde, AĐHS’nin 8. maddesinin duruma uygulandığını hatırlatmaktadır.  
Bununla ilgili olarak AĐHM bavuranın ve ailesinin altın madeni iletmesine elli kilometre  
uzaklıkta ikamet ettiklerini ve bavuranın dava konusu iletme faaliyetine karı, sonucunda  
haklı bulunacağı iç hukuk yolunu kullanma imkanına sahip olduğunu not etmektedir. Bu  
durumda bu ikayetler, iç hukukla kendisine tanınan ve ulusal mahkemelerin konu ile ilgili  
olarak görüaçıklağı özel bir hakkın savunması ile ilgilidir (mutatis mutandis, Okyay ve  
diğerleri-Türkiye, no: 36220/97). Sonuç olarak Hükümet’in bununla ilgili olarak dile getirdiği  
itirazın reddedilmesi uygun olacaktır.  
Bavurunun geç yapılması ile ilgili olarak AĐHM, halen devam etmekte olan ve hiçbir  
bavuru yolunun mevcut olmadığı durumlarda, altı aylık sürenin bu durumun sona erdiği  
tarihten itibaren ilemeye baladığının altını çizmektedir. Sözkonusu durum devam ettiği  
sürece altı aylık süre kuralı uygulanmamaktadır (mutatis mutandis, Hornsby-Yunanistan, 19  
Mart 1997 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler, ve Marikanos-Yunanistan (karar),  
no: 49282/99, 29 Mart 2001). Buna karın bavuran idari yargı kararlarının, bavurunun  
yapıldığı tarihte de aynı ekilde olmak üzere idari makamlar tarafından uygulanmadığını ileri  
sürmektedir. Bu nedenle Hükümet’in bu konu ile ilgili olarak dile getirdiği itirazın  
reddedilmesi gerekmektedir.  
Son olarak iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının, ancak dava konusu durumu telafi  
edebilecek türden yollar olması durumunda geçerli olduğunu hatırlatmaktadır. Buna karın  
bavuran, ulusal mahkemelerin kesin hüküm kudreti bulunan hukuki kararları uygulamayı  
reddetmesi konusuna itiraz etmektedir. Bu noktada tazminat davası açmak, mevcut davada  
süregelen ihlalin telafisi için etkili bir bavuru yolunu tekil etmekten uzaktır (benzer bir  
durum için bkz., Okyay ve diğerleri-Türkiye (karar), no:36220/97, 17 Ocak 2002). Bu nedenle  
Hükümet’in, iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair itirazının reddedilmesi uygundur.  
AĐHM bu ikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını belirtmekte ve baka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesiyle ters dümediğini ortaya  
koymaktadır. Dolayısıyla ikayetin kabuledilebilir ilan edilmesinin uygun olacağı  
kanaatindedir.  
B. Esas Hakkında  
Hükümet, bölge sakinlerinin sağğı ve bölgenin güvenliği ile ilgili tehlike risklerinin  
farazi nitelikte olduğunu belirtmektedir. Esasında altın madeni iletmesinin, ne bölge sakinleri  
üzerinde ne de diğer canlılar üzerinde zararlı bir etkisi tespit edilmitir. Hükümet’e göre  
5
siyanür kullanımı, bavuranın hakları üzerinde ölçülebilir herhangi bir risk tekil  
etmemektedir. Bu açıdan Hükümet, altın madeni iletilmesi ile ilgili izinlerin, TÜBĐTAK  
tarafından gerçekletirilen ve sonucunda bölge sakinleri ve çevre üzerinde hiçbir tehlikenin  
bulunmadığının belirtildiği inceleme raporu dikkate alınarak tekrar gözden geçirildiğini  
belirtmektedir.  
AĐHM daha önce de Takın ve diğerleri ile Öçkan ve diğerleri-Türkiye (no:46771/99,  
28 Mart 2006) kararlarında, bir Devlet için çetrefil nitelikteki çevresel ve ekonomik sorunların  
ele alınıp bunların çözümlenmesi sözkonusu olduğunda, karar sürecinin, her eyden önce  
çevreye ve kii haklarına zarar verecek nitelikteki faaliyetlerin etkilerinin önceden tespit  
edilmesine olanak sağlayacak ekilde, uygun aratırma ve incelemelerin yapılması hususunu  
içermesi gerektiğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. Böylece çeitli menfaat çatımaları  
arasında adil bir denge tesis edilecektir. Bu inceleme sonuçlarına ve karı karıya kaldıkları  
tehlikeyi değerlendirmeye olanak sağlayan bilgilere halkın eriebilmesinin önemi  
tartımasızdır.  
AĐHM ayrıca Đdarenin, Hukuk Devleti’nin bir unsuru olduğunu ve bunun da önemli  
öğesinin yargının iyi yönetimi ilkesi olduğunu ve yargı kararlarının Đdare tarafından yerine  
getirilmesinin reddedilmesi ya da geciktirilmesi durumunda, yargılama sürecinde kiiye  
tanınan güvencelerin varlık nedenlerini kaybettiğini hatırlatmaktadır (Bkz. mutatis mutandis,  
Hornsby-Yunanistan).  
AĐHM, Danıtay’ın 13 Mayıs 1997 tarihinde altın madeninin iletilmesi ile ilgili iznin  
hiçbir suretle kamu yararı ile örtümediğine ve irket tarafından alınan güvenlik tedbirlerinin,  
bu türden bir faaliyet sonucunda ortaya çıkan tehlikeleri ortadan kaldırmak için yeterli  
olmadığına kanaat getirmitir. Bununla birlikte Takın ve diğerleri kararında dava konusu  
altın madenin kapatılmasına, 13 Mayıs 1997 tarihli karardan yaklaık altı ay sonra ancak 27  
ubat 1998 tarihinde karar verilmitir. Bu bakımdan AĐHM, altın madeni iletmesinin 2001  
yılının Nisan ayında faaliyetlerine tekrar baladığını tespit ettiğini hatırlatmaktadır (Takın ve  
diğerleri-Türkiye). AĐHM ayrıca Danıtay’ın, 29 Mart 2002 tarihinde irket’e altın madeni  
iletme iznini verdiğini not etmektedir. Oysa ki Çevre ve Orman Bakanlığı ancak 27 Ağustos  
2004 tarihinde çevresel etki değerlendirmesi sonucunda iletmeci irkete olumlu bir belge  
vermitir.  
Böylece sadece Türk yasal mevzuatı tarafından değil aynı zamanda idari yargı  
kararlarıyla da belirlenmiolan güvencelere rağmen, Bakanlar Kurulu, sözkonusu faaliyetin  
etkilerinin değerlendirilmesini sağlayacak uygun aratırma ve incelemelere bavurmadan, 29  
Mart 2002 tarihinde altın madeni iletme faaliyetlerinin sürdürülmesine izin vermitir.  
Sonuç olarak AĐHM, 2004 yılının Ağustos ayında gerçekletirilen yeni çevresel etki  
değerlendirmesi yöntemi hakkında açıklama yapmaksızın, bu incelemenin yapılmasına kadar  
geçen süre içerisinde ulusal mahkemelerin, bavuranın sahip olduğu usul güvencelerini her  
türlü etkililiğinden yoksun bıraktığını tespit etmektedir. Bu nedenle Savunmacı Devlet,  
AĐHS’nin 8. maddesini dikkate almadan, bavuranın özel ve ailevi yaamına saygı  
gösterilmesi hakkına ilikin güvenceleri sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemitir.  
Sonuç olarak bu madde ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
6
Bavuran yargısal korunmadan yararlanma hakkının, idari yargı kararlarına uymayı  
reddeden Đdare’nin tasarrufları sonucu ihlal edildiğini iddia etmektedir. Bavuran, iletme  
ruhsatlarının iptal edilmesine rağmen Bakanlar Kurulu’nun iletme faaliyetlerinin devam  
etmesine yönelik olan bir karar aldığını belirtmektedir.  
Bavuran bununla ilgili olarak AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHM bu ikayetin yukarıda incelenen ikayetle ilgili olduğunu tespit etmekte ve bu  
nedenle aynı ekilde kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini belirtmektedir.  
Hükümet, yetkililerin sözkonusu altın madeninin iletilmesi ile ilgili olan idari yargı  
kararlarını dikkate alarak hareket ettiklerini belirtmektedir. Danıtay’ın 13 Mayıs 1997 tarihli  
kararı sonrasında maden iletmesi askıya alınmıve TÜBĐTAK’ın tehlike risklerinin bertaraf  
edildiğine dair uzmanlık raporundan hareketle yeniden iletme izni verilmitir.  
AĐHM, 22 Mart 2006 tarihinde Danıtay 8. Dairesi’nin, çevreye ilikin yasal  
düzenlemeler ve çevresel etki değerlendirmesi doğrultusunda maden iletmesine izin verme  
yetkisinin Bakanlar Kurulu’na değil de Çevre ve Orman Bakanlığı’na ait olduğunu belirterek  
Bakanlar Kurulu kararını iptal ettiğini tespit etmektedir. Danıtay da aynı ekilde Bakanlar  
Kurulu’nun bu kararının, konu ile ilgili alınan hukuki kararları ihlal ettiğine ve bu kararları  
uygulanamaz kıldığına kanaat getirmitir. Oysa ki, AĐHM’nin gözünde, bu türden bir durum  
hukukun üstünlüğü ve adli kararların güvenliğine dayanan Hukuk Devleti ilkesini ihlal  
etmektedir.  
Yukarıdaki değerlendirmeleri gözönüne alan AĐHM, ulusal makamların 15 Ekim 1997  
tarihinde Đzmir Đdare Mahkemesi tarafından verilen ve 1 Nisan 1998 tarihinde Danıtay  
tarafından onanan karara gerçekten ve makul süre içerisinde uymadıklarına ve böylece  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin her türlü etkililiğinden yoksun bırakıldığına kanaat getirmektedir.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 2. VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran, aynı gerekçeleri dile getirerek yaam hakkı ile etkin yargısal korumadan  
yararlanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Bavuran, AĐHS’nin 2. ve 13.  
maddelerine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM bu iddiaların yukarıda incelenen ikayetlerle aynı nitelikte olduğunu tespit  
etmekte ve bu nedenle bunların kabuledilebilir olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla AĐHM,  
bu iddiaların ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı kanaatindedir.  
IV. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran altın madeni iletmesinin ve altın madeni iletmesinde sodyum siyanür  
kullanılmasının, bölgede bulunan arazilerin değerini etkilediğinden mülkiyetin korunması  
hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.  
7
Bavuran bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.  
AĐHM bavuranın bu ikayetinin ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini ve  
iddia edilen zararın telafi edilmesi amacıyla bir tazminat davası açılmadığını tespit  
etmektedir. Đlgilinin iddialarını destekleyecek unsurların bulunmaması nedeniyle bu konu ile  
ilgili görübildirme görevi AĐHM’ye dümemektedir (Bkz. bu bakımdan Takın ve diğerleri-  
Türkiye (karar), no: 46117/99, 29 Ocak 2004). Bu nedenle bavurunun bu kısmının açıkça  
dayanaktan yoksun olduğuna ve AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi  
gerektiğine kanat getirmektedir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran maruz kaldığı maddi zararların telafi edilmesi amacıyla herhangi bir  
tazminat talebinde bulunmamakta ve uğradığı manevi zararın tespitini AĐHM’nin takdirine  
bırakmaktadır.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak bavurana 3.000  
Euro tutarında manevi tazminat ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran, dava olayları ve dosyada yer alan unsurlardan hareketle masraf ve  
harcamalarının değerlendirilmesini AĐHM’nin takdirine bırakmaktadır.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadı uyarınca ancak gerçekten yapılan ve makul miktarda olan  
masraf ve harcamalar geri ödenebilmektedir. Mevcut davada bavuran iddialarını  
açıklayamamıtır zira yaptığını iddia ettiği masrafları ve avukatları tarafından gerçekletirilen  
çalımaları ispatlayacak herhangi bir belge sunmamaktadır. AĐHM bununla birlikte  
bavuranın, bavurusunun yapılması amacıyla bir takım harcamalar yaptığına kanaat  
getirmekte ve bunların 850 Euro ile karılanmasının makul olacağına kanaat getirmektedir.  
Bu nedenle AĐHM, Mahkeme önünde yapılan masraf ve harcamalar için bavurana bu tutarın  
ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE;  
8
1. AĐHS’nin 2, 6 § 1, 8 ve 13. maddelerine ilikin olarak dile getirilen ikayetlerin  
kabuledilebilir olduğuna, kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4.AĐHS’nin 2 ve 13. maddelerine ilikin olarak dile getirilen ikayetlerin  
incelenmesinin gerekli olmadığına;  
5. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren 3 ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve her  
türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından bavurana manevi tazminat  
olarak 3.000 Euro (üç bin), masraf ve harcamalar için 850 Euro (sekiz yüz elli) ödenmesine;  
b)Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar,  
Hükümet’in, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
Karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi  
gereğince 5 Haziran 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
9