COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı  
LATĐF FUAT ÖZTÜRK/Türkiye Kararı*  
Bavuru No. 54673/00 Strazburg  
2 ubat 2006  
OLAYLAR  
Bavuran 1930 doğumludur. 23 Kasım 2003 tarihinde vefat etmesi üzerine ei  
ve çocukları bavuruyu sürdürmek istemilerdir.  
Belirli olmayan bir tarihte, bavuran, yol yapımına ilikin olarak Đzmir Belediyesi  
ile sözleme imzalamıtır. Yol yapımı sürmekteyken, Belediye, sözlemeleri feshetmitir.  
Đzmir Ticaret Mahkemesi, 16 Mart 1992 tarihli bir karar ile sözlemelerin iptalinin  
hukuka aykırı ve dolayısıyla geçersiz olduğuna karar vermitir.  
Bavuran, 2 Ekim 1992 tarihinde, Belediye’den mahkeme emrine uymasını  
talep etmitir. Belediye bu talebi reddetmitir.  
4 Mart 1993 tarihinde, bavuran, Đzmir Ticaret Mahkemesi’nde Belediye’ye karı dava  
açmı, sözlemenin feshi dolayısıyla uğradığı zararlara karılık tazminat talep etmitir.  
12 Ekim 1993 tarihinde, mahkeme, zararın miktarını belirlemek için bir bilirkiꢀ  
i komisyonu tayin etmitir. 3 Mayıs 1994 tarihinde, bilirkii raporu dava dosyasına alınmıtır.  
Bu rapora her iki taraf da itiraz etmiolduğu için mahkeme, ek bilirkii  
raporu istemeye karar vermitir.  
Komisyon oluturulamağı için ek bilirkii raporu düzenlenememitir. Mahkeme,  
yeni bir bilirkii komisyonu belirlemitir.  
23 Aralık 1997 tarihinde, mahkeme, ikinci raporun alındığını teyit etmitir.  
30 Nisan 1998 tarihinde, mahkeme, bavuranın talebini kısmen kabul etmiꢀ  
ve Belediye’nin ona belirli bir miktar para ödemesi emrini vermitir.  
3 Eylül 1998 tarihinde, bavuran, ilk derece mahkemesinin kararını temyiz etmitir.  
14 Aralık 1998 tarihinde, Yargıtay, bavuranın temyizini reddetmitir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đꢀ ler  
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı  
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
26 ubat 1999 tarihinde, bavuran bu kararın düzeltilmesini talep etmitir. 7 Haziran  
1999 tarihinde, Yargıtay, düzeltme talebini reddetmitir. Bu karar, bavurana, 29 Temmuz  
1999 tarihinde tebliğ edilmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, ilemlerin süresinin Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin 6 § 1.  
maddesinde öngörülen “makul süre” artıyla uyumamıolduğundan ikayetçi olmutur,  
sözkonusu madde öyledir:  
“1. Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek olan, …  
[bir] mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, bavuranın dul einin ve çocuklarının iddia edilen ihlalden etkilenmedikleri  
ve bu nedenle AĐHS’nin 34. maddesinin anlamı dahilinde ihlalden zarar gören kiiler  
olduklarını iddia edemeyecekleri gerekçesiyle, davanın AĐHM kayıtlarından dümesi  
gerektiğini ileri sürmütür.  
AĐHM, bavuranın 3 Kasım 2003 tarihinde vefat ettiğini kaydeder. 6 Nisan 2004  
tarihinde, ei ve çocukları, bavuruyu devam ettirme isteklerini bildirmilerdir. AĐHM,  
ilemler zarfında bavuranın vefat ettiği bazı davalarda, AĐHM’de ilemleri sürdürme  
isteklerini bildiren, bavuranın varislerinin veya yakın aile üyelerinin ifadelerini dikkate almıꢀ  
olduğunu yineler. Bu davada, AĐHM, bu isteklerini açıkça bildirmelerinin dıında, bavuranın  
dul einin ve çocuklarının, AĐHS’nin 6 § 1. maddesine aykırı olarak yakınları hakkındaki  
ilemlerin süresinin haddinden fazla sürdüğüne dair hüküm verilmesi konusunda yeterli meru  
hakları olduğunu değerlendirir. Dolayısıyla, Hükümet’in, davanın kayıttan dümesi itirazı  
reddedilmelidir (bkz., diğer birçok kararın yanı sıra, Dalban – Romanya [BD], no. 28114/95,  
§ 39, AĐHM 1999-VI).  
Hükümet, ayrıca, bavurunun, altı ay kuralına uymama gerekçesiyle reddedilmesi  
gerektiğini ileri sürmütür. Bu hususta, bavuranın, Yargıtay’ın, temyiz talebini reddedip ilk  
derece mahkemesinin kararını onadığı, kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı  
ay içinde, yani 12 ubat 1999 tarihinde, bavurusunu yapmıolması gerektiğini iddia etmitir.  
Ayrıca, bavuranın, AĐHS’nin 35. maddesi uyarınca olan iç hukuk yollarını tüketme  
artına uymadığını ileri sürmütür, zira, bavuran, ilemlerin süresi hakkındaki ikayetini  
AĐHM’ye bavurusu öncesinde yerel mahkemelere götürmemitir.  
AĐHM, bu davanın hukuk mahkemeleri usulü ile ilgili olduğunu ve Türkiye’deki,  
kararların düzeltilmesi eklindeki hukuk yolunun genelde benimsenen uluslararası hukuk  
ilkelerinin anlamı dahilinde etkili bir iç hukuk yolu oluturduğunu yineler (bkz. Molin Đnaat  
– Türkiye, no. 23762/94, 7 Eylül 1995 tarihli Komisyon kararı). Bu nedenle, Yargıtay’ın  
temyize ilikin kararının tebliğ tarihi, altı ay süre sınırının belirlenmesinde, balangıç noktası  
olarak alınamaz. Bu davada, süre, düzeltme talebinin sonucunun bavurana tebliğ edildiği  
tarihten, yani 29 Temmuz 1999 tarihinden itibaren ilemeye balamıtır. Dolayısıyla,  
Hükümet’in, altı ay kuralına uyulmaması itirazı reddedilmelidir.  
2
AĐHM, ayrıca, Hükümet’in, iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilikin benzer ön  
itirazlarını geçmite incelemiolduğunu ve onları reddettiğini yineler ( bkz. diğerlerinin yanı  
sıra, Mete – Türkiye, no. 39327/02, § 19, 4 Ekim 2005).  
Yukarıda belirtilenlerin ıığında, AĐHM, bu ikayetin, AĐHS bağlamında ciddi hukuki  
ve esasa ilikin sorular ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, AĐHM, bavurunun,  
AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde temelsiz olmadığı sonucuna varmıtır.  
Kabuledilmez olduğuna karar vermek için baka bir sebep görülmemitir.  
B. Esaslar  
AĐHM, dikkate alınacak sürecin, 4 Mart 1993 tarihinde baladığını ve Yargıtay’ın  
bavuranın düzeltme talebini reddettiği 7 Haziran 1999 tarihinde sona erdiğini kaydeder. Đlk  
derece mahkemesi ve Yargıtay’ın, sırasıyla, bir ve iki karar verdiği bu süreç böylece yaklaık  
altı yıl ve üç ay sürmütür.  
Hükümet, ilemlerin süresinin, makul süre artını amamıolduğunu ileri sürmütür.  
Bavuranın davasının, zararların hesaplanmasına ilikin teknik uzmanlık gerektiren, karmaık  
bir dava olduğunu iddia etmitir. Tarafların davranıları ilemlerin uzamasına katkıda  
bulunmutur, zira taraflar, erteleme ve yinelenen bilirkii raporu taleplerinde bulunmulardır.  
Bavuran iddialarını sürdürmütür.  
AĐHM, ilemlerin süresinin makuliyetinin, davanın olayları ıığında ve davanın  
karmaıklığı, bavuranın ve ilgili makamların davranıı ve tartımada bavuran için neyin  
tehlikede olduğu kriterlerine atfen değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz., diğer birçok  
içtihadın yanı sıra, Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AĐHM 2000-VII).  
AĐHM, bu davanın özellikle karmaık olduğu düüncesinde değildir. Bavuranın  
davraı hakkında ise, dava dosyasında ilemlerin uzamasına kaydadeğer bir ekilde katkıda  
bulunduğuna dair bir gösterge yoktur. Adli makamların davranıına ilikin olarak ise, AĐHM,  
davanın üç dizi ileme ilikin iki yargı alanı düzeyinde incelendiğini gözlemler. Her iki taraf  
da önceki rapora itiraz etmiolduğu için mahkeme 18 Temmuz 1995 tarihinde ek bilirkii  
raporu emri vermiolsa da, mahkemenin, bilirkii komisyonu oluturulamağı için ek  
bilirkii raporu sağlamanın mümkün olmadığını ancak, 16 Mayıs 1997 tarihinde, neredeyse  
iki yıl sonra, kabul ettiği gerçektir. AĐHM, bir gelimenin olmadığı bu uzun dönemi göz ardı  
edemez.  
AĐHM, temyiz ilemlerinden önce büyük bir gecikme olmamıolmasına rağmen, ilk  
derece mahkemesindeki ilemlerin beyıldan fazla sürdüğünü kaydeder. Hükümet tarafından  
makul bir açıklamanın veya bavuranın suçlanması gerektiğine dair herhangi bir göstergenin  
olmaması halinde, gecikme, ilemleri yürüten yerel mahkemelere atfedilebilir olarak  
değerlendirilmelidir (bkz., mutatis mutandis, Günter – Türkiye, no. 52517/99,22 ubat 2005,  
Nuri Özkan – Türkiye, no. 50733/99, § 21, 9 Kasım 2004).  
Yukarıda belirtilenlerin ıığında ve konuya ilikin içtihadını göz önünde tutarak,  
AĐHM, ilemlerin toplam süresinin (özellikle ilk derece mahkemesindeki beyıldan uzun olan  
sürenin) “makul süre” artına uymuolduğu değerlendirilemez.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
3
II. AVRUPA ĐNSAN HAKLARI SÖZLEMESĐ’NĐN 41. MADDESĐNĐN  
UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun  
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, yaklaık olarak 214.000 Amerikan Doları maddi ve manevi tazminat talep  
etmitir.  
Hükümet bu talebe itiraz etmitir.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ve iddia edilen maddi tazminat arasında herhangi bir sebep  
sonuç ilikisi görmemekte, dolayısıyla, bu talebi reddetmektedir. Öte yandan, AĐHM,  
bavuranın, ilemlerin süresi dolayısıyla, büyük olasılıkla, manevi zarara, örneğin sıkıntıya  
maruz kalmıolduğunu değerlendirir. AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, bavurana,  
3.000 Euro manevi tazminat, artı bu miktara tabi olabilecek her türlü verginin ödenmesine  
karar verir.  
B. Mahkeme masrafları  
Bavuran, AĐHM huzurundaki ilemlere ilikin herhangi bir mahkeme masrafının  
ödenmesini talep etmemitir.  
BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.  
(a) Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, bavuranın yakınlarına 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi  
tazminat, artı tabi olabilecek her türlü vergiyi, ödeme günündeki kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na dönütürerek, ödemesine;  
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar  
geçen süre için yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli  
faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Bavuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine  
KARAR VERĐR.  
Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi  
uyarınca 2 ubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Søren NIELSEN  
Christos ROZAKIS  
Yazı Đꢀleri Müdürü  
Bakan  
4