Mahkeme karar verirken, yargılamanın farklı safhalarında başvuran tarafından yapılan
beyanları, özellikle duruşma sırasında ve sonunda örgüt mensubu olduğunu, örgütün
eylemlerine katıldığını ve kendisine isnat edilen suçların çoğunu işlediğini kabul ettiği
beyanları temel almıştır. Ayrıca mahkeme, başvuranın kötü muamele görmediği hakkındaki
İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen sağlık raporuna atıfta bulunmuştur. Son olarak,
mahkeme, somut kanıt unsurlarını, teşhis tutanaklarını ve tanıkların ve birlikte yargılandığı
sanıkların ifadelerini göz önüne almıştır.
Başvuran, temyiz başvurusunda bulunmuştur; ifadesini, polisler tarafından uygulanan kötü
muamelenin ardından verdiğini ileri sürmüş, kanıtların kullanış biçimine karşı çıkmış ve
kendisini teşhis eden kişilerle yüzleştirilmemesinden şikayetçi olmuştur.
21 Aralık 1999 tarihinde, Yargıtay, usul hatası nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararını
bozmuştur.
21 Mart 2000 ve 4 Aralık 2001 tarihleri arasında Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay
kararında belirtilen eksiklikleri gidermek için on sekiz duruşma gerçekleştirmiştir. 27 Haziran
2000 tarihli duruşma sırasında başvuran, tüm tanıkların mahkeme huzuruna çıkarılması ile
dava hakkında yeniden karar verilmesini talep etmiştir; 31 Ekim 2000 tarihli duruşmada,
başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesinin oluşumunda yer alan asker hakim tarafından
dinlenmiş olan tanıkların dinlenmesini talep etmiş ve istinabe yoluyla alınan ifadelerin
yetersiz olduğunu belirtmiştir.
31 Ekim 2000 tarihinde, başvuranın savunması dinlenmiştir. İki defa, savunmasını
hazırlaması için başvurana süre tanınmıştır. 1 Aralık 2000 tarihinde, başvuran, on üç sayfalık
savunma layihasını okumuştur. 4 Aralık 2001 tarihli duruşmada militan beyanlarda bulunmuş
ve suçlandığı eylemlerin önemli olaylar olmadığını ileri sürmüştür. Savunmasını, sınıf
mücadelelerini sürdüreceklerini ve cezanın niteliğinin kendileri için önem taşımadığını
belirterek tamamlamıştır.
4 Aralık 2001 tarihli duruşmanın sonunda, Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuran hakkındaki
ilk karar olan müebbet ağır hapis cezasını tekrarlamıştır. Sözkonusu karar için mahkeme aynı
kanıt unsurlarını temel almıştır.
Başvuran temyiz başvurusunda bulunmuştur; Başvuran, kullanış biçimlerinin düzensiz
olduğunu ve çelişkili nitelik taşıdıklarını ileri sürerek tutanakların aleyhte kanıt unsuru olarak
kullanılmasına itiraz etmiştir. Başvuran, mahkemenin kararını yasal olmayan kanıtlara
dayandırdığını ve ifadesinin kötü muamele ve ölüm tehditlerinin ardından gözaltında
alındığını sözlerine eklemiştir.
8 Nisan 2003 tarihinde, Yargıtay, itiraz edilen kararı onamıştır. 13 Mayıs 2003 tarihinde,
karar, ilk derece mahkemesinin kaleminde bulunan dava dosyasına eklenmiştir.
26 Haziran 2004 tarihinde, başvurana verilen ilk ceza, başvuranın mahkumiyetinden sonra
yürürlüğe giren af yasasına uygun olarak on dört yıl hapis cezasına çevrilmiştir.
HUKUK
Başvuran, makul bir sürede yargılanmamasından şikayetçidir.
3