CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
İKİNCİ KISIM  
KINAY VE KINAY - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 31890/96)  
KARAR  
(Dostane Çözüm)  
STRAZBURG  
USULİ İŞLEMLER  
Davanın nedeni, Türk vatandaşları olan Makbule ve Ramazan Kınay'ın  
("başvuranlar"), 21 Mayıs 1996 tarihinde, İnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya  
Dair Sözleşmenin ("Sözleşme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa  
İnsan Hakları Komisyonuna ("Komisyon") yaptığı başvurudur (başvuru no. 31890/96).  
Başvuranlar, İstanbul'da avukatlık yapan Sn. Bedia Buran, Sn. Naciye Kaplan  
ve Filiz Kostak tarafından temsil edilmektedir. Bu davaya yönelik olarak Türk  
Hükümeti bir Ajan tayin etmemiştir.  
Başvuranlar, Sözleşmenin 3, 5, 6, 8, 13 ve 14. maddesine dayanarak OHAL  
bölgesinde güvenlik güçlerince köylerinden çıkarılmalarından ve mülklerinin zarar  
görmesinden şikayet etmektedir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2002. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Başvuru, l Kasım 1998 tarihinde, Sözleşme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe  
girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme'ye  
gönderilmiştir.  
30 Mayıs 2000 tarihinde tarafların görüşlerini alan Mahkeme davayı  
kabuledilebilir bulmuştur.  
1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme Dairelerin oluşumlarını değiştirmiştir (İçtüzük  
25 § 1). Dava yeni oluşturulan 2. Daireye verilmiştir.  
29 Nisan 2001 tarihinde Daire Sekreteri, yazışma teatisini müteakiben, taraflara  
Sözleşmenin 38§1 Maddesinin (b) bendi uyarınca dostane çözüm yolunu önermiştir.  
6 Haziran 2002 tarihinde başvuranlar ve 29 Ağustos 2002 tarihinde Hükümet  
Mahkemeye, dostane çözüm yolunu kabul ettiklerini bildirmişlerdir.  
OLAYLAR  
Her ikisi de 1956 doğumlu olan başvuranlar İstanbul'da yaşamaktadır.  
Tarafların sunduğu şekliyle olaylar aşağıdaki şekliyle özetlenebilir.  
A. Başvuranın sunduğu şekliyle olaylar  
Başvuranlar 18 Eylül 1994 tarihine kadar Muş ili, Malazgirt ilçesi, Dirimpınar  
köyünde yaşamıştır.  
Ramazan Kınay, Diyarbakır Cezaevinde kendisine verilen bir hapis cezasını  
çekmekte iken, köy muhtarı köylülere ve başvuran Makbule Kınay'a evlerinin güvenlik  
güçleri tarafından yakılacağını söylemiştir. Bu bilgi üzerine, köylülerden bazıları  
evlerini boşaltmışlardır.  
18 Eylül 1995 günü, akşam saat 8.00 sıralarında, güvenlik güçleri, özel tim  
ekipleri Jandarma ve 50-60 kişilik köy korucusu grubu başvuranların köyüne  
gelmiştir. Güvenlik güçleri başvuranların evinde arama yapmış ve Makbule Kınay'ın  
değerli eşyalarını aşağılamışlar ve itip kakmışlardır. Daha sonra başvuranların evine  
benzin döküp içindeki eşyalarla birlikte ateşe vermişlerdir.  
Makbule Kınay, evlerini yakan korucuların Malazgirt ilçesi Nurettin köyünden  
olduklarını fark etmiştir.  
Evi yakılan Makbule Kınay, akrabalarının Muş Bulanık ilçesinde bulunan  
evlerine taşınmıştır. Güvenlik güçlerinin tehditleri üzerine İstanbul'a yerleşmiştir.  
Daha sonra, tarlalarında bulunan 75 ton arpanın köy korucuları tarafından  
toplandığını öğrenmiştir.  
15 Mart 1995 tarihinde Ramazan Kınay şartlı tahliye edilmiştir. 30 Kasım 1995  
tarihinde, Malazgirt Cumhuriyet Savcılığına sunulmak üzere, Üsküdar Cumhuriyet  
Savcılığına bir dilekçe ile başvurmuştur. Dilekçesinde, kendilerinin ve akrabalarının  
evlerinin köy korucuları tarafından yakıldığından şikayet etmiştir. Kendisine köye  
dönmesine izin verilmesini ve zararlarının telafi edilmesini talep etmiştir.  
Başvuranın şikayetleri hakkında herhangi bir soruşturma açılmamıştır.  
B. Hükümetin sunduğu şekliyle olaylar  
Başvuran Ramazan Kınay, PKK üyesi olmaktan ceza almıştır, iddia konusu  
olayların olduğu dönemde hapis cezasını tamamlamakta idi.  
Yetkili makamlar, başvuranın iddiaları hakkında bir soruşturma yürütmüşlerdir.  
5 Aralık 1997 tarihinde, Malazgirt Jandarma Komutanı Dirimpınar köyü  
muhtarının ifadesini almıştır. İfadesinde, muhtar, başvuranın iddialarını yalanlamıştır.  
Muhtar, köyde halen yaşamakta olan aileler olduğunu ve Makbule Kınay'ın köyde  
kendi isteğiyle ayrıldığını beyan etmiştir.  
Tapu sicil kayıtlarına göre başvuranlar, yaklaşık 11 dönümlük tarlaya sahiptirler.  
Yetkililer tarafından yürütülen soruşturma sonrasında, söz konusu dönemde  
bölgede operasyon yapılmadığı ve bu bölgede korucu olmadığı anlaşılmıştır.  
HUKUK  
29 Ağustos 2002 tarihinde Mahkeme Hükümetten aşağıdaki bildirimi almıştır:  
"1. Türk Hükümeti'nin, 31890/96 no'lu başvurunun dostane çözüme  
kavuşturulması çerçevesinde, başvuranlara ex gratia olarak 59.000 (ellidokuzbin  
Euro) EUR tutarında ödeme yapmayı teklif ettiğini bildiririm. Her türlü maddi ve  
manevi zarar ile masrafı kapsayan bu meblağ, Mahkemenin, Avrupa İnsan Hakları  
Sözleşmesi'nin 39. maddesi uyarınca verdiği kararın bildirilmesini müteakiben üç ay  
içerisinde, başvuranlar veya temsilcileri adına açılan bir banka hesabına, ödenmesi  
gerekebilecek her türlü vergiden muaf olarak ve ödeme günündeki kur üzerinden  
Türk Lirası cinsinden ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai kararını oluşturacaktır.  
2. Türk Hükümeti, bu tür olayları önlemeye yönelik Türk mevzuatının ve  
Hükümet kararlığının mevcudiyetine rağmen, Makbule ve Ramazan Kınay'ın  
davasındaki gibi, güneydoğu bölgesinde görevli kamu görevlilerinin neden olduğu  
konut, mal ve mülk tahribatından, sivillerin kövlerini terk etmeye zorlanmalarından ve  
yetkili makamların bu tür olayları gereğince soruşturmamasından üzüntü  
duymaktadır.  
3. Başvuranların davasındaki yetersizliklerin ve eylemlerin Sözleşmenin 8 ve  
13. maddelerinin ve 1 No'lu Protokolün 1. maddesinin ve verilen zararın ve duygusal  
acıların Sözleşmenin 3.maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir.  
Hükümetimiz, bu maddelerle korunan hakların güvence altına alınmasını sağlamak  
üzere uygun talimatları vereceğini ve gereken tüm önlemleri alacağını ve gelecekte  
bu talimatlara riayet edileceğini taahhüt etmektedir. Bu bağlamda, bu başvuruya  
benzer şartlar taşıyan davaların daha etkili soruşturulması amacıyla yeni hukuki ve  
idari düzenlemeler getirildiği kaydedilmektedir.  
4. Hükümet, Türkiye ile ilgili Mahkeme kararlarının uygulanmasının Bakanlar  
Komitesi tarafından denetlenmesinin bu ve benzer davalarda ve bu bağlamda  
kaydedilecek gelişmeleri teminat altına almakta uygun bir mekanizma olduğunu  
şünmektedir. Bu amaçla, sürecin gerektirdiği işbirliği sürdürülecektir.  
5. Hükümet, davayı, Sözleşmenin 43 § l maddesi uyarınca Büyük Daireye  
götürülmesini talep etmeyeceğini de taahhüt etmektedir."  
6 Haziran 2002 tarihinde, Mahkeme, başvuranların temsilcisinden aşağıdaki  
bildirimi almıştır:  
"I. Başvuranların temsilcisi olarak Türk Hükümetinin 31890/96 no'lu  
başvurumuzun dostane çözümü için bize 59.000 Euro (ellidokuzbin Euro) tutarında  
ödeme yapma teklifini dikkate aldığımızı bildiririz. Her türlü vergiden muaf olacak bu  
miktar, Sözleşmenin 39. maddesi uyarınca, maddi-manevi zararı ve davayla ilgili  
yapılan harcamaları kapsayacak ve Mahkeme kararından itibaren üç ay içerisinde  
belirttiğimiz banka hesabına ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası cinsinden  
ödenecektir.  
2. Yapılan teklifi kabul ettiğimizi ve Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki başvuruyla  
ilgili tüm şikayetlerden vazgeçtiğimizi bildiririz. Bu ödeme davanın nihai çözümünü  
oluşturacaktır.  
3. Bu bildirim Hükümet ile bizim ulaştığımız dostane çözüm çerçevesinde  
yapılmıştır.  
4. Ayrıca, davayı, Sözleşmenin 43 § l maddesi uyarınca, Büyük Daireye  
götürülmesini talep etmeyeceğimizi de taahhüt ederiz."  
Mahkeme, tarafların üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı dikkate almakta  
(Sözleşmenin 39. maddesi) ve bu anlaşmanın, Sözleşme ve eki Protokollerde  
tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğuna kanaat getirmektedir  
(Sözleşme'nin 37 § l ve İçtüzüğün 62 § 3 maddeleri).  
Dolayısıyla dava zabıtlardan düşürülmelidir.  
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE  
1. Davanın, zabıtlardan düşürülmesine karar vermiş;  
2.  
ve tarafların davanın Büyük Daire'de tekrar görüşülmesini talep  
etmeyeceklerine ilişkin taahhütlerini dikkate almıştır.  
Bu karar, 26 Kasım 2002 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına  
uygun bir biçimde İngilizce verilmiş ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.