OLAYLAR
Başvuran, 1965 doğumludur. Başvurunun yapıldığı sırada Gebze (Kocaeli)
Cezaevi’nde yatmaktaydı.
Başvuran, 9 Eylül 1996 tarihinde, yasadışı örgüt olan MLKP’ye ( Marksist-Leninist
Komünist Partisi) karşı düzenlenen operasyon çerçevesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü
Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından, sahte kimlik bulundurmaktan yakalanarak
gözaltına alınmıştır.
17 Eylül 1996 tarihinde, polisler, başvuranın ifade vermeyi reddettiğini ve açlık
grevine başladığını belirten gözaltı tutanağı düzenlemişlerdir.
Başvuran, 18 Eylül 1996 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)
Cumhuriyet Başsavcısı tarafından dinlenmiş, başvuran, dava konusu örgütle herhangi bir
ilişkisinin bulunmadığını belirtmiştir.
Başvuran, aynı gün, İstanbul DGM hakimi önüne çıkarılmış ve başvuran hakim
önünde suç teşkil eden örgüte mensup olmadığını belirtmiş ve polislerin uyguladığı baskı ve
kötü muameleye maruz kaldığını savunmuştur. Hakim, başvuranı dinledikten sonra,
başvuranın yargılanmak üzere tutuklanmasına karar vermiştir.
Başvuran yine aynı gün, İstanbul Adli Tıp Kurumu tabibi tarafından muayene edilmiş
ve doktor beş günlük iş göremezlik raporu vermiştir.
Cumhuriyet Başsavcısı 13 Mart 1997 tarihinde, başvuranla beraber diğer on altı kişiyi,
yasadışı silahlı bir örgüte mensup olma veya yardım ve yataklık etme suçuyla itham etmiştir.
Savcı, başvuranı bu örgütün yöneticisi olmakla suçlamış ve Türk Ceza Kanunu’nun (TCK)
168§1 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri gereğince başvuranın
mahkum edilmesini istemiştir.
18 Mart 1997 tarihinde, biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluşan DGM,
itham edilen suçun alanını ve niteliğini gözönünde bulundurarak, başvuranın tutukluluk
halinin devamına karar vermiştir.
DGM, 21 Mayıs ve 18 Temmuz 1997 tarihlerinde, başvuranın bulunmadığı bir
duruşma gerçekleştirerek sanık ve tanıkları dinlemiştir. DGM, itham edilen suçun niteliğini ve
kanıtların durumunu gözönünde bulundurarak, başvuranın tutukluluk halinin devamına karar
vermiştir.
DGM, 17 Eylül 1997 tarihli duruşmanın sonunda, savunmasının dinlenmesi amacıyla
başvuranın mahkemeye getirilmesini istemiştir. Başvuran beklenirken DGM, atfedilen
suçların niteliğini, kanıtların durumunu, bütün kanıtlar henüz toplanmadığından dolayı
dosyanın içeriğini ve tutukluluk süresini gözönünde bulundurarak, başvuranın tutukluluk
halinin devam etmesine karar vermiştir.
DGM, 14 Kasım 1997 tarihinde, başvuranın ve avukatının savunmasını dinlemiştir.
Başvuranın avukatı, elde edilen kanıtların kötü muamelenin ardından alınan ortak sanıkların
tanıklıklarına dayandığını savunarak, geçerliliğine itiraz etmiştir. Sonuç olarak, avukat,
müvekkilinin tutukluluk halinin tekrar incelenmesini istemiştir. Bu oturumun sonunda, DGM,
başvuranın serbest bırakılması yönündeki talebini reddetmiş ve atfedilen suçların niteliği,
kanıtların durumu ve mevcut kaçma riski nedeniyle başvuranın tutukluluk halinin devamına
karar vermiştir.
3 Şubat 1999 tarihli duruşma sırasında, başvuran ve avukatı, suçlamanın dayandığı
beyanların çelişkili olduğu ve kötü muamele sonucu elde edildiği ve kanıtların bulunmadığı
yönünde ısrar etmişlerdir. Ayrıca, başvuranın avukatı, müvekkilinin yaklaşık otuz iki aydır
tutuklu olduğunun altını çizerek, salıverilmesi yönündeki talebini yinelemiştir. Bu duruşmanın
sonunda, DGM, atfedilen suçların niteliğini, dosyanın içeriğini gözönünde bulundurarak ve
tutukluluk gerekçeleri ortadan kalkmadığından dolayı başvuranın tutukluluk halinin devamına
karar vermiştir.
DGM, 18 Haziran 1999 tarihinden itibaren, üç hukuk hakiminden oluşmaktadır. Bu
duruşma sırasında DGM, Cumhuriyet Başsavcısı’nın esas hakkındaki iddianamelerini