Kasım 1988, seri: A 145-B, § 61, Murray-Đngiltere kararı, 28 Ekim 1994, seri: A no: 300-A, §
58, Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık 1996, 1996-VI, § 78, Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı,
26 Kasım 1997, 1997-VII, § 44, Demir ve diğerleri-Türkiye kararı, 23 Eylül 1998, 1998-IV, §
41, ve Dikme-Türkiye kararı, no: 20869/92, § 64, AĐHM 2000-VIII). Bununla birlikte, bu
durum yetkililere terör suçu iꢀlendiğini belirttikleri her durumda zanlıları iç hukuk
mercilerinin ve Sözleꢀme Organlarının kontrolü dıꢀında tutuklama ve gözaltına alma
serbestisi tanımamaktadır (Bkz. mutatis mutandis, sözü edilen Murray kararı, § 58).
Bu davada, baꢀvuranın gözaltı süresi 31 Ağustos 1997 tarihinde baꢀlamıꢀ ve Devlet Güvenlik
Mahkemesi hakimi karꢀısına çıkarıldığı 9 Eylül tarihine kadar devam etmiꢀtir. Bu süre dokuz
gündür.
AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında, ilgilinin yetkili bir hakim karꢀısına çıkarılmaksızın dört
gün altı saat gözaltında tutulmasının, toplumun terörden korunması amacına yönelik olsa dahi
5 § 3. maddede öngörülen katı sınırları aꢀtığına hükmetmiꢀtir (Bkz. sözü edilen Brogan ve
diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AĐHM, baꢀvuranın “yetkili bir hakim önüne” çıkarılmaksızın on gün süreyle tutulu
bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
Bu nedenle AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. Madde 5 § 4
Baꢀvuran, gözaltında tutulmasının yasal olmadığını öne süreceği baꢀvuru yolunun
bulunmadığından ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5 § 4. maddesini ileri sürmektedir.
Hükümet, baꢀvuranın CMUK’un 128 § 4. maddesine dayalı olarak serbest bırakılma talebinde
bulunma imkanına sahip olduğunu savunmaktadır.
AĐHM, baꢀvurunun 28 Eylül 2004 tarihli kabuledilebilirlik kararına göndermede bulunarak,
Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazının esasa iliꢀkin incelemesiyle
birleꢀtirildiğini kaydetmektedir.
AĐHM Öcalan (Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99, AĐHM 2005-…) kararında, ulusal
mahkemelerin CMUK’un 128 § 4. maddesi uyarınca ilgililerin tutukluluk hallerine
uyguladıkları denetimin AĐHS’nin 5 § 4. maddesinde yer alan gerekliliklere riayet
edilmediğini hatırlatmaktadır. Bu bağlamda, Hükümet tarafından sunulan yargı kararı
örneklerinin incelenmesinin ardından, AĐHM bir yandan hakimin bu kararların hiçbirinde
ilgili ꢀahısların tahliye edilmeleri kararı almadığını, dava dosyalarını tutulu bulundurmadan
sorumlu yetkili hakime göndermekle yetindiğini, diğer yandan, Hükümet tarafından öne
sürülen örneklerin hiçbirinde gözaltındaki sanığın hakim karꢀısına çıkmadığını tespit etmiꢀtir.
Sanık tarafından avukatı aracılığıyla yapılan baꢀvuruyu takiben, denetim yalnızca dosya
üzerinden gerçekleꢀtirilmiꢀtir.
AĐHM, bu sonuçtan uzaklaꢀılmasını gerektirecek hiçbir gerekçe görememektedir. Nihayet,
baꢀvuran aleyhinde yapılan suçlamaların ciddiyetive gözaltı süresinin yasaya uygun olduğu
dikkate alındığında, hakime yapılacak bir itirazın serbest bırakılmayla sonuçlanma imkanı
yaratmaktan uzak olduğunu değerlendirmektedir.
3