Tüzüğü’nün 39. maddesi bağlamında kendilerine gösterilen geçici tedbire uymaktaydı. Bu
bağlamda, baꢀvuranın Irak’a sınır dıꢀı edilmesinin kendisi için risk teꢀkil etmeyeceğini iddia
etmiꢀtir.
Hükümet ayrıca baꢀvuranın, Türkiye’ye ilk geldiğinde 1994 Yönetmeliği’ne uygun
olarak sığınma ve geçici sığınma baꢀvurusunda bulunmadığını ileri sürmüꢀtür. Türkiye’ye
yasadıꢀı yollardan gelen yabancıların, makul bir süre içerisinde ulusal makamlara
baꢀvurmaları ve sığınma ya da geçici sığınma talebinde bulunmaları gerektiğini;
bulunmadıkları takdirde, Türkiye’de yasadıꢀı göçmenler olarak kabul edileceklerini
kaydetmiꢀtir. Bu nedenle Hükümet, baꢀvuranın ulusal mevzuat uyarınca Türkiye’den sınır dıꢀı
edilebilecek yasadıꢀı bir göçmen olduğu kanısına varmıꢀtır. Hükümet ayrıca baꢀvuranın, talep
etmiꢀ olsaydı tutuklu olduğu süre içerisinde avukat yardımı alabileceğini kaydetmiꢀtir.
AĐHM öncelikle Hükümet’in, kendilerine açık bir soru sorulmasına rağmen Đkinci
Daire Baꢀkanı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 39. maddesi bağlamındaki geçici tedbire iꢀaret etmeye
karar verdiğinde, baꢀvuranın kendisini sınır dıꢀı etmek amacıyla Van’a götürdüklerine iliꢀkin
iddiasının doğruluğuna itiraz etmediğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte, Hükümet
baꢀvuran hususunda sınır dıꢀı emri bulunmadığını belirtmiꢀtir ancak baꢀvuranın sınır dıꢀı
edilmesi iç hukuka uygun olan yasadıꢀı bir göçmen olduğunu ve Türkiye’de bulunmasının
ulusal güvenlik için risk teꢀkil ettiğini de kaydetmiꢀtir. AĐHM ayrıca Hükümet’in,
kendilerinden talep edildiği halde, baꢀvuranın sığınma talebinin reddedildiğine, sınır dıꢀı
edilmekle tehdit edildiğine ve tutukluluğuna iliꢀkin belgeler sunmadığını kaydetmektedir.
AĐHM bu koꢀullar altında baꢀvuranın, sınır dıꢀı edilmesi giriꢀiminde bulunulmasını
çevreleyen koꢀulları doğru olarak yansıttığı sonucuna varmaktadır.
AĐHM bu bağlamda, mevcut dava koꢀullarının, eski PMOI üyeleri olan baꢀvuranların
Đran’a ya da Irak’a gönderilmeleri halinde AĐHS’nin 3. maddesine aykırı bir muameleye
maruz bırakılmaları riskinin ortaya çıkacağı sonucuna vardığı Abdolkhani ve
Karimnia/Türkiye davasındaki koꢀullarla hemen hemen aynı olduğuna iꢀaret etmektedir.
AĐHM aynı zamanda Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye kararında, baꢀvuranların Đran’da ve
Irak’ta karꢀı karꢀıya kalabilecekleri risklerin ulusal makamlar tarafından hiçbir zaman
incelenmemesi nedeniyle Đran’da ve Irak’ta kötü muamele ve ölüm riskiyle karꢀı karꢀıya
kalacakları iddiaları hususunda kendileri için etkin ve eriꢀilebilir bir iç hukuk yolunun mevcut
olmadığı sonucuna varmıꢀtır. AĐHM bu hususta sözkonusu baꢀvuranların sınır dıꢀı edilme
kararlarından haberdar edilmediklerini göz önüne almıꢀtır. AĐHM ayrıca sınır dıꢀı kararlarının
bozulmasını talep eden idari mahkemelere yapılan baꢀvurunun, Türk hukuku kapsamında
otomatik bir askıya alma etkisi bulunmadığını kaydetmiꢀtir.
Mevcut dava olaylarının, Karimnia/Türkiye davasındaki koꢀullarla hemen hemen aynı
olduğunu göz önüne alan AĐHM, önceki kararından farklı bir karar vermesi için özel nedenler
görmemektedir.
Dolayısıyla AĐHM, baꢀvuran Đran’a ya da Irak’a sınır dıꢀı edilseydi, AĐHS’nin 3.
maddesinin ihlal edilmiꢀ olacağı kanaatindedir. Ayrıca, AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal
edildiği sonucuna varmıꢀtır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Sözleꢀme’nin 41. maddesine göre: