COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
KENAR – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no. 67215/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Aralık 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
KENAR – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 67215/01 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı olan  
Đbrahim Kenar’ın (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 18 Eylül 2000 tarihinde,  
Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu  
bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından H. Çekiç tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Dava olayları taraflarca sunulduğu ekilde öyle özetlenebilir:  
1. Bavuranın yakalanması ve tutukluluğu  
Bavuran 1972 doğumludur ve Edirne’de yaamaktadır. 7 ubat 1996 tarihinde Edirne  
Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi polisleri tarafından, yasadıı silahlı DHKP-C  
örgütü mensubu olduğu üphesiyle yakalanmıtır.  
Edirne Emniyet Müdürlüğü 8 ubat 1996 tarihli resmi yazı ile diğer örgüt üyelerinin  
yakalanması için üphelilerin ayrıntılı olarak sorgulanması gerektiğini bildirerek gözaltı  
süresinin 12 ubat 1996 tarihinde kadar uzatılmasını Basavcılıktan talep etmi, Basavcılık  
gözaltı süresini 11 ubat 1996 günü mesai bitimine kadar uzatmıtır.  
Bavuran gözaltı süresinde çeitli kötü muamelelere tâbi tutulduğunu ve belli ifadelerin  
kendisine zorla imzalatıldığını iddia etmitir.  
Gözaltı süresinin sona ermesini takiben 12 ubat 1996 tarihinde Edirne Adli Tıp  
Kurumu’nda muayene edilen bavuranın vücudunda yaralanma ya da fiziksel iddet izi tespit  
edilmemitir. Aynı tarihte Edirne Sulh Ceza Mahkemesine çıkarılmı, mahkeme bavuranın  
tutukluluğuna karar vermitir. Kötü muamele iddiasını burada da dile getirmive Đstanbul  
DGM’deki yargılamada kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmitir. Ancak iddia konusu  
kötü muamelenin ayrıntılarını vermemi, sadece görevli polisler tarafından tehdit edildiğini ve  
içeriğini bilmediği belgelerin kendisine imzalatıldığını öne sürmütür.  
2. Đstanbul DGM’deki yargılama  
11 Mart 1996 tarihinde Đstanbul DGM Basavcısı bavuran ve diğer 4 sanığı yasadıı  
silahlı DHKP-C örgütü mensubu olmak ve örgüte yardım ve yataklıkla suçlayan bir  
iddianame sunmutur. Suçlamalar TCK’nın 168/2. ve 3713 sayılı Yasa’nın 5. maddesine  
dayanmaktaydı. Đddianamede bavuranın suçlandığı üç eylem; 1. DHKP-C örgüt  
propagandasının yer aldığı broürler dağıtmak, 2. Bir kamyona Molotof kokteyli atmak ve bir  
dükkanın giriine poster yapıtırmak 3. Bir stadyumun duvarlarına boya ile slogan yazmak  
eklindeydi.  
Đstanbul DGM’de 21 Mayıs 1996 tarihinde yapılan durumada bavuran, hakkındaki  
suçlamaları reddetmi, gözaltında kötü muamele iddialarını tekrarlamı, gözaltında imzalamıꢀ  
1
KENAR – TÜRKĐYE KARARI  
olduğu ifadeleri reddetmi, Basavcı ve Tetkik Hakimine verdiği ifadelerin doğru olduğunu  
beyan etmitir.  
Savcı, esas hakkındaki mütalaasında bavuranın TCK’nın 169 ve 3713 sayılı Yasa’nın  
5. maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etmitir. 8 Nisan 1997 tarihinde Đstanbul DGM  
bavuranı TCK’nın 169. maddesi uyarınca, DHKP-C’ye yardım ve yataklık etmek suçundan 4  
yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etmitir.  
3. Temyiz ve müteakip ilemler  
Bavuran 21 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay’a temyiz bavurusu yapmı, sadece  
karakolda kendisi ve diğer sanıkların baskı altında alınan ifadelerine dayanarak mahkûm  
edildiğini savunmutur.  
9 Aralık 1997 tarihinde Yargıtay birinci derece mahkemesinin kararını bozmu,  
bavuranın eylemlerinin çeitlilik ve süreklilik arzettiği, bu nedenle TCK’nın 168/2.  
maddesinde belirtilen yasadıı silahlı örgüt üyesi olmak suçundan yargılanıp mahkûm  
edilmesi gerektiğine hükmetmitir.  
Đstanbul DGM 7 Temmuz 1998 tarihli kararında bir kez daha bavuranın eylemlerinin  
TCK’nın 169. maddesine uyduğuna hükmetmi, dava Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na  
sevkedilmitir.  
11 Mayıs 1999 tarihinde Genel Kurul birinci derece mahkemesinin kararını bozmu,  
dava dosyasında yer alan delillerin bavuranın örgütün faal bir üyesi olduğunu açıkça  
gösterdiğini belirtmitir. Dava yeniden incelenmek üzere Đstanbul DGM’ye gönderilmitir.  
Bu sırada Anayasada yapılan bir değiiklikle Đstanbul DGM heyetinde yer alan askeri  
Yargıcın yerine 22 Haziran 1999 tarihinde sivil bir yargıç atanmıtır.  
22 Temmuz 1999 tarihinde bavuran Edirne Adli Tıp Kurumu’nda muayene edilmi,  
adli tabip bavuranın vücudunda kötü muamele ya da fiziksel iddet izi bulunmadığını  
belirtmitir.  
Üç sivil yargıçtan oluan Đstanbul DGM heyeti 4 Nisan 2000 tarihli kararla Yargıtay  
kararına uymuve bavuranı TCK’nın 168/2. maddesi uyarınca yasadıı DHKP-C örgütü  
üyeliğinden mahkûm etmitir. Ancak mahkeme bavuranı bir kamyona Molotof kokteyli  
atmak ve bir bankanın para çekme makinesini yakmak suçlarından beraat ettirmitir.  
Bavuran 12 yıl 6 ay hapse mahkûm olmu, ayrıca kamu hizmetinden men edilmitir.  
Cezasının ertelenmesine karar verilen bavuran, 1 ubat 2002 tarihinde salıverilmitir.  
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni TCK’nın 314/2. maddesinde bavuranın  
ilediği suç için daha hafif bir ceza öngörülmesini takiben 14 Ekim 2005 tarihinde Đstanbul  
Ağır Ceza Mahkemesi bavuranın aldığı cezayı yeniden değerlendirmive cezayı 6 yıl 3 ay  
hapse indirmitir.  
2
KENAR – TÜRKĐYE KARARI  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri bir yargıcın yer alması  
nedeniyle AĐHS’nin 6/1. maddesi bağlamında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından  
adil yargılanmamaktan ikâyetçi olmutur. Ayrıca mahkumiyetinin sadece baskı altında alınan  
ifadelerine dayandığını iddia etmitir.  
Hükümet iddialara karı çıkmı, bavuran ısrarcı olmutur.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, bavurunun baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı  
Hükümet, askeri yargıcın yargılama tamamlanmadan değitirilmiolması nedeniyle  
bavuranın üç sivil yargıçtan oluan bir devlet güvenlik mahkemesi tarafından mahkûm  
edildiğini ifade etmitir.  
Bavuran iddialarında ısrar etmitir.  
Mahkeme DGM heyetlerinde yer alan askeri yargıçların statülerinin belli yönlerinin  
onların yürütmeden bağımsızlıklarını tartımalı hale getirdiğini sürekli olarak ifade etmitir  
(bkz. Đncal – Türkiye, Karar Raporları 1998-IV; Çıraklar – Türkiye, Raporlar 1998-VII).  
Mahkeme ayrıca Öcalan – Türkiye ([BD], no. 46221/99) davasında, askeri yargıcın yargılama  
sırasında yürürlükte kalan bir ya da daha fazla ara kararda yer alması halinde yargılama  
devam ederken karardan önce onun yerine sivil bir yargıcın getirilmesinin, DGM’de  
uygulanan müteakip usul bunu gidermiyorsa bavuranın mahkemenin bağımsızlığı ve  
tarafsızğı ile ilgili makul üphelerini dağıtamağını tespit etmitir.  
Somut davada Mahkeme, Đstanbul DGM heyetinde yer alan askeri yargıcın yargılamanın  
ancak son safhasında değitirilmiolduğunu gözlemler. Bu zamana kadar mahkeme  
bavuranın suçunu çoktan tespit etmitir. Üç sivil yargıçtan oluan heyet için Yargıtay Genel  
Kurulu kararından sonra sadece suçun yeniden tespiti ve nihai cezanın verilmesine karar  
vermek kalmıtır.  
Bu bağlamda somut bavuru Mahkemenin Mahmut Yaar – Türkiye (no. 46412/99)  
davasında vermiolduğu karardan ayrılmaktadır. Sözkonusu davada Mahkeme bavuranın  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasını  
reddederken Yargıtay 9. Dairesinin karar bozmasını takiben üç sivil yargıçtan oluan  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bavuranı yeniden mahkûm etmeden önce  
olayların tamamını yeniden incelemive delilleri yeniden değerlendirmiolmasını dikkate  
almıtır.  
3
KENAR – TÜRKĐYE KARARI  
Bu artlar altında Mahkeme askeri yargıcın yargılama tamamlanmadan önce  
değitirilmesinin bavuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili makul  
üphelerini gideremediğini tespit etmitir (bkz. Aslan ve ancı – Türkiye, no. 58055/00).  
Buna göre AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmitir.  
2. Yargılamanın adil olmadığı iddiası  
Bavuran Đstanbul DGM’nin kendisini ikence ile alınan ifadeleri temelinde mahkûm  
ettiğini savunmutur.  
Hükümet bavuranın iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu iddia etmitir. Bu  
bağlamda ulusal mahkemelerin bavuranın iddialarını incelediğini ve özellikle 12 ubat 1996  
tarihli tıbbi rapor ve bavuranın iddialarını kanıtlayamamasını dikkate alarak bunların  
dayanaksız olduğunu tespit ettiğini kaydetmilerdir.  
Bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal  
edildiği tespitini dikkate alan Mahkeme, somut dava koullarında bavuranın yargılamanın  
adil olmadığı yönündeki ikâyetini incelemeye gerek görmemektedir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran 5,000 Euro maddi, 10,000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet, bu balık altında ödeme yapılmaması gerektiğini savunmutur.  
Maddi tazminata ilikin olarak Mahkeme, AĐHS’nin ihlalinin gerçeklememesi halinde  
DGM’deki yargılamanın sonucunun ne olabileceği hakkında yorum yapamayacağı  
görüündedir (bkz. Findlay – Đngiltere, Raporlar 1997-I). Ayrıca bavuranın maddi tazminata  
ilikin talebi delillerle desteklenmemitir. Bu nedenle bavurana maddi tazminat ödenmesi  
uygun değildir.  
Manevi tazminata ilikin olarak Mahkeme, ihlal tespitinin bavuran tarafından uğranmıꢀ  
tüm manevi zararları tazmin için tek baına yeterli olduğu görüündedir (bkz. Çıraklar,  
yukarıda anılan).  
AĐHM, sözkonusu davada olduğu gibi, bir kiinin AĐHS’nin bağımsızlık ve tarafsızlık  
artlarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından hüküm giymesi durumunda, istenirse  
yargılamanın yeniden yapılması veya davanın yeniden açılmasının, prensipte ihlalin  
düzeltilmesi için uygun bir yol olduğu görüündedir (bkz. Öcalan – Türkiye, yukarıda anılan).  
4
KENAR – TÜRKĐYE KARARI  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca AĐHM önündeki masraflar için 5,500 Euro talep etmitir.  
Hükümet, bavuranın ilgili destekleyici belgelerle iddialarını kanıtlayamamıolması  
nedeniyle bu balık altında ödeme yapılmaması gerektiğini savunmutur.  
AĐHM’nin içtihadına göre bir bavuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada yukarıdaki ölçütler ve bavuranın iddiasını kanıtlayamamasını göz önünde  
bulundurarak AĐHM bu balık altında tazminata hükmetmez.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili ikâyete  
ilikin olarak AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Bavuranın AĐHS’nin 6. maddesine dayanan, yargılamanın adil olmasına ilikin diğer  
ikâyetinin incelenmesine gerek bulunmadığına;  
4. Đhlal tespitinin bavuran tarafından uğranmıtüm manevi zararları tazmin için yeterli  
olduğuna;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3.  
paragrafları uyarınca 13 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Stanley NAISMITH  
Kâtip Yardımcısı  
Boštjan M. ZUPANČIČ  
Bakan  
5