CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEY
Đ
 
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KENAN ENGĐN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 60683/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
8 Aralık 2009  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (60683/00) bavuru no’lu davanın nedeni  
T.C. vatandaı Kenan Engin’in (bavuran) 2 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ  
olduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından  
G. Tuncer tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1974 doğumlu olup Tunceli’de ikamet etmektedir.  
Gözaltı sırasında bavuran polis tarafından avukatı olmadan sorgulanmı, bu sorgulamada  
yasaı örgütün mensubu olduğunu ve bu örgüt adına eylemlere katıldığını itiraf etmitir. 21  
ubat 1997 tarihinde gözaltı süresinin bitiminde bavuran adli tıp hekimi tarafından muayene  
edilmi, muayene sonucunda adı geçenin dudaklarında hafif bir yara ile sol bileğinde darp izi  
tespit edilmitir.  
Aynı gün Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı tarafından  
dinlenen bavuran savcı önünde hakkında yapılan tüm suçlamaları reddetmi, polisler  
tarafından düzenlenen tutanağı imzalamadığını beyan etmitir. Adı geçen gözaltında bulunduğu  
esnada kötü muameleye maruz kaldığına dair herhangi bir iddiayı öne sürmemitir.  
Bavuran daha sonra Đstanbul DGM hakimi karısına çıkarılmı, burada sözkonusu yasadıı  
örgüt ile olan tüm bağlantısını inkar etmi, kötü muamele konusunda hiçbir iddiayı öne  
sürmemitir. Bavuran hakkında tutukluluk kararı verilmitir.  
Yasaı örgüt ile olan bağlantısı nedeniyle bavuran hakkında kamu davası açılmıtır.  
Bavuran 2 Mayıs 1997 tarihinde Đstanbul DGM’deki durumada polise verdiği ifadeleri ve  
bunların içeriğini kabul etmitir. Bavuran 4 Mart 1998 tarihinde serbest bırakılmıtır.  
Aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı üç kiilik DGM heyeti 26 Haziran 1998 tarihli bir  
karar ile bavuranı dört yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıtır. DGM bavurana isnat edilen  
suçun dayanağı olarak diğer unsurların yanı sıra, polise vermiolduğu beyanları gerekçe  
göstermitir.  
Yargıtay 13 Aralık 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 VE 3 C) MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran bünyesinde askeri bir hakimin yer alması dolayısıyla Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin «bağımsız ve tarafsız» bir mahkeme niteliğini taımadığını, bu mahkemenin  
adil yargılanma hakkını güvence altına alamayacağını ileri sürmekte ve gözaltında avukat  
bulundurma hakkından yararlanmadığını iddia etmektedir. Bavuran bu bağlamda AĐHS’nin  
6/1, 2 ve 3 a), c) ve 14. maddesini öne sürmektedir. AĐHM bavuranın öne sürdüğü ikayetleri  
2
yapıꢀ ꢀekline ve içeriğine göre değerlendirerek bunların AĐHS’nin 6/1 ve 3 c) maddesi  
bakımından incelenmesine karar vermektedir.  
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki ikayet ile  
ilgili olarak AĐHM, daha önce de müteaddit kez mevcut bavurudakine benzer sorunların dile  
getirildiğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü  
edilen Özel ve Özdemir kararı no: 59659/00, 6 ubat 2003). AĐHM kendisine sunulan bütün  
unsurları incelemive Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici  
hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmitir (Bkz. Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998 ).  
AĐHM, bavuranı yargılayıp mahkum eden Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AĐHS’nin  
6/1 maddesi bakımından bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
AĐHM, gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığı ikayetine ilikin daha önce  
de bavuranın öne sürdüğüne benzer ikayetlerin dile getirildiğini ve gözaltı sırasında avukat  
bulundurma hakkından yararlanılmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği  
sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Salduz-Türkiye kararı). Mevcut bavuruyu  
Salduz kararında benimsenen prensipler ıığında inceleyen AĐHM, Hükümetin bu davada  
farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat  
getirmektedir.  
Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği  
sonucuna varmaktadır.  
II. ÖNE SÜRÜLEN DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA  
AĐHS’nin 3. ve 13. maddesine atıfta bulunan bavuran gözaltında ikence gördüğünden ve bu  
ikayetini iç hukukta dile getirebileceği etkili bir bavuru yolunun bulunmadığından ikayetçi  
olmaktadır.  
Hükümet altı ay kuralına uyulmadığı gerekçesiyle kabuledilemezlik itirazında bulunmaktadır.  
AĐHM, 3. madde hakkındaki ikayetler ile ilgili olarak savcılık önünde yapılan ikayetin ve  
savcığın yetkisizlik kararına karılık ağır ceza mahkemesinde dile getirilecek itirazın  
AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca etkili ve tüketilebilecek bir bavuru yolunu tekil edeceğini  
hatırlatır (Bkz. Nuray en kararı, no: 41478/98, 30 Nisan 2002 ve Muzaffer Sünük-Türkiye  
kararı, no: 9610/03, 27 Kasım 2007). Fakat bu bavuruda AĐHM bavuranın savcılık önünde  
herhangi bir ikayeti dile getirmediğini saptamaktadır. Bavuranın öne sürdüğü ekliyle iç  
hukukta etkili bir bavuru yolunun bulunmadığı farz edilse bile, AĐHM bu konudaki yerleik  
içtihadına uygun olarak AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralının bu bavuruda  
meydana geldiği öne sürülen eylemler ve/veya olaylardan itibaren baladığına itibar etmektedir  
(Bkz. Osman Hazar vd.-Türkiye no: 62566/00-62577/00 ve 62579-62581/00, 10 Ocak 2002 ve  
sözü edilen içtihat).  
Mevcut bavuruda, bavuranın suç unsurunu oluturan eylemi müteakip altı ay içinde  
bavurusunu yapması veyahut bu sürenin ilemesini askıya alacak istisnai koulları öne sürmesi  
gerekmekteydi. Bununla birlikte, bu bavurunun incelenmesine veya sözü edilen sürenin  
durdurulmasına mahal verecek herhangi bir özel durum bulunmamaktadır. Bavuranın gözaltı  
süresi 21 ubat 1997 tarihinde sona ermive bavuru 2 Mayıs 2000 tarihinde yapılmıtır. Bu  
ikayetler gecikmeli olarak yapılmıtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarına  
uygun olarak reddedilmelidir.  
3
Bavuran tutuklanma gerekçeleri, gözaltı süresinin uzunluğu, tutukluluk süresi hakkında  
bilgilendirilmediğinden ve tutukluluk halinin yasallığını denetleyecek etkili bir denetim  
mekanizmasının olmadığından yakınmaktadır. Bavuran bu yönde AĐHS’nin 5/1, 2, 3, 4, ve 13.  
ve 14. maddelerini öne sürmektedir. AĐHM bu ikayetlerin AĐHS’nin 5/2, 3. ve 4. maddeleri  
doğrultusunda inceleneceğini kararlatırmaktadır.  
AĐHM, bavuranın gözaltı süresinin 21 ubat 1997 tarihinde balayıp 4 Mart 1998 tarihinde  
sona erdiğini, oysa bavurunun 2 Mayıs 2000 tarihinde yapıldığını tespit etmektedir.  
Bavurunun bu bölümü gecikmeli olarak yapılmıtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.  
paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran herhangi bir rakam telaffuz etmeden uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesini  
talep etmekte, bu konuda takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır.  
Hükümet AĐHM’den hiçbir ödeme yapmaması talebinde bulunmaktadır.  
AĐHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir illiyet bağı  
kuramamakta ve bu yöndeki talebi reddetmektedir. Buna karılık, hakkaniyete uygun ve  
AĐHS’nin 6/1 ve 3 c) maddesinin ihlal edildiği hususunu dikkate alarak bavurana 1.000 Euro  
manevi tazminat ödenmesini kararlatırmaktadır.  
AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulağında, ilke olarak en uygun  
telafi yolunun, bavuran için, sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiolsaydı  
bavuranın içinde bulunacağı duruma olabildiğince tekabül eden bir durum yaratmak olduğu  
kanaatindedir (Bkz. sözü edilen Salduz kararı). AĐHM bu ilkenin bu bavuruya  
uygulanabileceği görüündedir. AĐHM sonuç itibarıyla en uygun telafi yönteminin  
bavuranın, talep etmesi halinde, AĐHS’nin 6/1 maddesindeki gereklilikleri karılayacak  
ekilde yeniden yargılanması olacağı kanısındadır.  
Bavuran AĐHM önündeki yargılama giderlerinin karılanmasını talep etmektedir, bu  
doğrultuda herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamıtır.  
Hükümet yargılama giderleri konusunda bavurana herhangi bir ödeme yapılmasına karı  
çıkmaktadır.  
Bu bavuruda bavuran yargılama gider ve harcama taleplerini kanıtlayıcı herhangi bir belge  
sunmatır, dolayısıyla bu doğrultuda bir ödeme yapılması gerekmemektedir (Bkz.  
Cumpana ve Mazare-Romanya kararı, no: 33348/96).  
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı orana üç puanlık bir artıın ekleneceğini kaydetmektedir.  
4
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve gözaltında  
avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığı yönündeki ikayetlerle ilgili olarak  
bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Bunun dıında kalan ikayetlerin kabuledilemez olduğuna;  
3. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini  
taımaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Bavuranın gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanmaması nedeniyle AĐHS’nin  
6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;  
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından bavurana 1.000 (bin ) Euro  
manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 8 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5