AİHM, Öcalan kararında Hükümet tarafından sunulan adli kararları inceledikten
sonra, CMUK’un 128 § 4. maddesi uyarınca tutukluluğun yasallığı hakkında ulusal hakim
tarafından yapılan denetimin, iki nedenden dolayı 5 § 4. maddenin gerekliliklerini yerine
getirmediğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. Bir taraftan, kararlarının hiçbirisinde, yasal
sürenin dolmuş olduğunu ve gözaltının devamını öngören Savcılık emrinin bulunmadığını
tespit etmesine rağmen ulusal hakim ilgili kişilerin serbest bırakılmasını emretmemiştir.
Ulusal hakim yalnızca, ilgilileri tutuklamadan sorumlu olan hakime sevk etmekle yetinmiştir.
Diğer taraftan ise, Hükümet tarafından dile getirilen adli kararla sonuçlanan davaların
hiçbirinde, gözaltında bulunan sanık hakim karşısına çıkarılmamış, hakim yalnızca dosya
üzerinden işlem yapmıştır.
AİHM, mevcut davada bu kararından ayrılmasını gerektirecek bir neden
görmemektedir. Hiç kuşkusuz Hükümet, bu başvuru yolunun etkili olduğunu gösterebilmek
amacıyla bir takım adli karar örnekleri sunmuştur. Bununla birlikte, AİHM, kararı
incelemesinden sonra ulusal hakimin, yapılan başvuru hakkında yalnızca dosya üzerinden
karar verdiğini ve gözaltında bulunan sanığın dinlenmediğini tespit etmiştir (Bkz. Nikolava-
Bulgaristan, no: 31195/96).
Ayrıca, başvuranlara yöneltilen suçlamalar ciddiyet taşımakta ve gözaltı süreleri ulusal
mevzuata uygunluk arzetmekteydi. İşte bu noktada, mevcut davada, DGM hakimi karşısında
bu konuyla ilgili olarak yapılacak olan bir itirazın, serbest bırakılmayla sonuçlanma şansı
bulunmamaktaydı (Bkz. Öcalan, Bazancir ve diğerleri-Türkiye, no: 56002/00 ve 7059/02, 11
Ekim 2005 tarihli karar, Mehmet Mübarek Küçük-Türkiye, no: 7035/02, 20 Ekim 2005 ve
Maçin).
Bu nedenle AİHM, Hükümet’in itirazını reddetmekte ve AİHS’nin 5 § 4. maddesinin
ihlal edildiğine kanaat getirmektedir.
4. AİHS’nin 5 § 5. maddesine ilişkin olarak yapılan şikayet
Başvuranlar, gözaltı süresinin uzunluğu nedeniyle tazminat talep etme haklarının
bulunmadığını iddia etmektedirler.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmakta ve 466 sayılı Kanun’a dayanan ve
kabuledilebilirliğe ilişkin olarak sunduğu argümana göndermede bulunmaktadır.
AİHM, Hükümet tarafından belirtildiği şekilde 466 sayılı Kanun’a dayanarak, 5 § 5.
maddede belirtildiği gibi bir tazminatı elde edebildiği herhangi bir örneğin dava dosyasında
yer almadığını ortaya koymaktadır. Bu noktada, dava koşulları dikkate alındığında, 5 § 5.
madde tarafından güvence altına alınan hakkın, etkili bir şekilde kullanılması yeterli bir
ölçüde sağlanamamıştır (Bkz. Sakık ve diğerleri, ve Mehmet Mübarek Küçük).
Sonuç olarak, AİHS’nin 5 § 5. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
6