CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
KEÇECĐOĞLU vd -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:37546/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
(adil tatmin)  
STRAZBURG  
20 Temmuz 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (37546/02) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaları) Đrini Keçecioğlu, Fotini Keçecioğlu ve Frideriki Keçecioğlu’nun (bavuranlar)  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 9 Eylül 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve  
Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi  
uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
8 Nisan 2008 tarihli bir kararla, AĐHM, taınmazların, yirmi bir yıl boyunca, kamulatırmayla  
izlenen amaçlar doğrultusunda kullanılmadan elde tutulmasının, bavuranları, sözkonusu  
taınmazın getireceği artı değerden haksız yere yoksun bıraktığına hükmetmitir; AĐHM,  
ihtilaflı taınmaz nedeniyle bavuranların aırı bir yüke maruz kaldığı ve 1 No’lu Ek  
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulatır.  
AĐHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edilmesi ile ilgili olarak, bavuranlara  
ortaklaa olarak 9.000 Euro manevi tazminat ve ulusal mahkemeler ve AĐHM önündeki  
yapmıoldukları masraf ve giderler için 7.000 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesine  
hükmetmitir.  
AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunu maddi tazminat kapsamında saklı  
tutmuve Hükümet ve bavuranları, bu mesele hakkındaki görülerini yazıyla kendisine  
bildirmeye ve bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlamadan kendisini haberdar etmeye  
davet etmitir.  
29 Temmuz 2009 tarihli bir mektupla, bavuran taraf, Hükümet’le aralarında dostane çözüm  
olmadığı ve adil tatmin ile ilgili olarak 14 Mart 2006 tarihinde AĐHM’ye sundukları  
görülerini izleme isteğinde olduğu hususunda AĐHM’yi bilgilendirmitir. Hükümet, 14 Eylül  
2009 tarihinde kendi görülerini sunmutur.  
HUKUK  
A. Maddi tazminatlar  
Bavuranlar, malların iadesinden çok tazminat ödenmesine öncelik vermekte ve AĐHM’den  
ihtilaf konusu taınmaz malın «gerçek değerini» yansıtan bir «tazminat» ödenmesine  
hükmetmesini ve son derece turistik olan bu bölgede uygulanan metre kare değerinden  
hesaplanarak toplam 3.400.000 YTL.’lik (yaklaık 2.131.661 Euro) bir meblağın ödenmesini  
talep etmektedirler. Bavuranlar bu değerlendirmenin bir etüd bürosu tarafından 2006 yılının  
Mart ayında düzenlenen bilirkii raporuna dayandığını belirtmektedir. Bavuranlar, ayrıca,  
taınmazların iadesine ilikin davanın açıldığı tarih olan 27 Ekim 1997 tarihinden itibaren  
hesaplanmak üzere Belediye tarafından taınmazlardan alınan kira gelirlerinin tazmini için  
1.137.000 YTL (yaklaık 712. 853 Euro) talep etmektedirler.  
Yine de ayet, AĐHM, taınmazların iadesine karar vermiolsa bile, sözkonusu bilirkii  
raporunu ve sunulan fotoğrafları temel alarak, kamulatırmadan itibaren hiçbir bakım  
çalıması yapılmaması nedeniyle, bavuranlar, taınmazların halihazırda kötü durumda  
oldukları kanaatindedir. Bavuranlar, bakım çalımalarının miktarını 1.751.100 YTL  
(yaklaık 1.097.868 Euro) olarak değerlendirmektedirler. Bavuranlar, taınmazları iade  
edilse bile sözkonusu miktarın ödenmesini talep etmektedirler.  
2
Hükümet, bavuranların tazminat taleplerinin kabuledilemeyeceğini belirtmektedir. Hükümet,  
sözkonusu taınmazın kanunlara uygun olarak 1992 yılında kamulatırıldığını ve 1995 yılının  
Ekim ayında, bavuranlara, 2.082.996.000 eski Türk Lirası (sözkonusu dönemde yaklaık  
42.611 Amerikan Doları) kamulatırma bedeli ödendiğini belirtmektedir.  
Ayrıca Hükümet, taınmazın kira getirecek ekilde iletilmesine karı çıkmaksızın,  
bavuranların, elde edemedikleri kira gelirleri ile ilgili olarak herhangi bir tazminat talebinde  
bulunma haklarının olmadığını savunmaktadır. Hükümet, bir emlak bürosu tarafından ortaya  
konan satıdeğerine ilikin tahmine karı çıkmaktadır; Hükümet’e göre sözkonusu tahmin  
kesin değerden yoksundur ve gerçeği yansıtmamaktadır.  
Bir davaya taraf Sözlemeci Devletlerin, prensip olarak, ihlale hükmedilen bir kararın  
gereklerini yerine getirmek için bavuracakları yolları seçme serbestliği bulunmaktadır. Bir  
kararın nasıl icra edileceğine ilikin takdir yetkisi ile Sözlemeci Devletlerin, AĐHS’nin temel  
yükümlülüğü olan “güvence altına alınan hak ve özgürlükleri tanıma” (1. madde)  
yükümlülüğü ile uyumlu bir seçme hakkı kastedilmektedir. Đhlalin doğası ihlalden önceki  
duruma getirmeye (restitutio in integrum) müsaitse, bunu yerine getirmek Savunmacı Devlete  
er, zira AĐHM’nin bunu bizzat yapmaya ne yetkisi ne imkânı bulunmaktadır. Buna karılık  
ulusal hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak tanımıyor veya ancak kısmen  
giderebiliyorsa, bu durumda AĐHS’nin 41. maddesi AĐHM’yi, mağdura uygun göreceği bir  
telafiyi sağlama yetkisi vermektedir (Bkz. Brumarescu-Romanya (adil tatmin) no: 28342/95,  
no: 28342/95, no: 58858/00, 22 Aralık 2009).  
AĐHM mevcut bavuruya değin esastan vermiolduğu karardaki ilgili bölümü hatırlatır:  
«AĐHM, ihtilaf konusu taınmazın halen kamu yararına uygun çalımalara tahsis edilmediğini  
ve yukarıda açıklanan koullar göz önünde bulundurulduğunda da kolay kolay bu amaca  
uygun tahsis edilemeyeceğini, Hükümetin de buna itiraz etmediğini tespit etmektedir.  
Halihazırda, taınmaza ilikin olarak kamulatırma kararı verilmesinin üzerinden yirmi bir yıl  
geçmesine rağmen mülk mahrumiyetine esas tekil eden kamu yararına yönelik proje hayata  
geçirilmemitir. Taınmazın kamulatırmada izlenen amaçlara uygun düzenlemeler için  
kullanılmaması bavuranların mülkiyet hakları bakımından sorun yaratmaktadır. Bu  
kamulatırma artık kamu yararına ilikin bir gerekçeye dayanmamakta olup bavuranların  
sözkonusu taınmazın artı değerinden mahrum kalmalarına neden olmaktadır (Motais de  
Narbonne, adıgeçen, prg. 22; Beneficio Cappella Paolini, adı geçen, prg. 33).»  
AĐHM esas kararında, ihtilaf konusu taınmaza yönelik verilen kamulatırmanın yirmi bir yıl  
boyunca gerçekletirilmemesinin ve herhangi bir tazminat ödenmemesinin bavuranları  
sözkonusu taınmazdan mahrum bırakması nedeniyle AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokolün ihlal  
edildiği sonucuna varmıtır. AĐHM ehir planlamacılığı amacıyla balatılan kamulatırma  
projesinin binanın tarihi yapı olarak sınıflandırılması sonucu kamusal park alanı yapımı adına  
yıkılamadığını tespit etmektedir. Ayrıca ulusal hükümlerin uygulanmasına istinaden bahse  
konu binanın bir bölümü diğer maliklerine geri verildiğinden bavuranlar halen mağdur  
durumdadır. Hükümet bavuranların maruz kaldıkları bu çelikili hukuki uygulamaya yönelik  
herhangi bir açıklama getirememektedir. AĐHM’ye göre bu durumdan tümüyle ulusal  
yetkililer sorumludur.  
Mevcut bavuruda, bavuranlar ehrin en turistik bölgesinde yer alan binanın değerinin  
özellikle kamulatırılmayı müteakip geçen yirmi bir yıl boyunca hatırı sayılır ölçüde arttığını  
3
ileri sürmekte, bu iddiayı çeitli belgelerle desteklemektedirler. Bavuranlar özü itibarıyla  
mahrum kalsalar da sözkonusu binanın değeri artmıtır.  
Hükümet, Đstanbul Büyükehir Belediyesi’nin kamulatırdığı dönemden itibaren aldığı  
kiralara değinmeksizin taınmazın güncel değerinin 2.361.348 TL (1.117.443 Euro) olduğuna  
itibar etmektedir.  
AĐHM açısından karılaılan en temel güçlük bavuranların nakdi kayıplarının tam olarak ne  
olduğunun tespitidir. Bu amaçla AĐHM, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 12 Mayıs  
2004 tarihli iç hukuktaki bavuruların iyiletirilmesi hakkındaki tavsiye kararının AĐHS’nin  
13. maddesi uyarınca iç hukuktaki mahkemeler önünde etkili bir bavuruyu sağlamanın  
ötesinde Sözlemeci Devletlere tespit edilen ihlalleri sona erdirecek ekilde kendi yargılarına  
tabi herkesin savunulabilir bir bavuru hakkını güvence altına almak yönünde olduğuna dikkat  
çekmektedir (Bkz. Broniowski-Polonya kararı, no: 31443/96). AĐHM bu bağlamda, ulusal  
mahkemelerin bavuranların uğradığı gerçek kayıpları olabildiğince en iyi ekilde  
değerlendirmek üzere konumlandıklarına itibar etmektedir. Sonuç olarak AĐHM, idare  
tarafından (resen veyahut talebe binaen) hükmedilecek tazminata mahal verecek ekildeki bir  
tazminat bavurusunun ve/veya tespit davasının Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin  
ihlalinin giderilmesi bakımından en uygun telafi yöntemini oluturacağına kanaat  
getirmektedir (Bkz. mutatis mutandis, Gençel-Türkiye no: 53431/99, 23 Ekim 2003).  
Hükümet bu olasılık hakkında sessizliğini korumakta ve halen malik konumundaki Đstanbul  
Büyükehir Belediyesi tarafından yapılan değerlendirmeyi sunmakla yetinmektedir.  
Böylesi bir bavurunun yokluğunda ve taraflar arasında varılabilecek olası bir dostane çözüm  
anlamasının olmayıında AĐHM, olabildiğince götürü bir meblağı tespit etmenin uygun bir  
yöntemi oluturacağı ve bu meblağın prensip olarak binanın güncel satıdeğerine karılık  
geleceği görüündedir (Bkz. Motais de Narbonne-Fransa (adil tatmin), no: 48161/99, 27  
Mayıs 2003).  
AĐHM, kamulatırmanın balangıçtaki meruiyetini kaybetmesi ve en azından 1997 yılından  
bu yana mesnetsiz bir zenginleme aracını oluturması doğrultusunda, bavuranların binanın  
güncel satıdeğerini karılayacak ekilde maddi tazminat talebinde bulunabileceklerini ifade  
etmektedir. Đstanbul Büyükehir Belediyesi taınmazın halen mevcut maliki durumunda  
olduğu hususuna Hükümet tarafından itiraz edilmemektedir. Bahse konu bütün bu saptamalar  
ıığında, AĐHM bavuranların uğramıoldukları zararı telafi edecek ekilde kamulatırma  
tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanısına varmaktadır.  
AĐHM hakkaniyete uygun olarak bavuranlara ortaklaa 2.000.000 Euro ödenmesini  
kararlatırmaktadır.  
B. Gecikme faizi  
Gecikme faizi, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
4
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak  
üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavuranlara ortaklaa 2.000.000 (iki milyon) Euro  
maddi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
2. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 20 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5