Hükümet, baꢀvuranların tazminat taleplerinin kabuledilemeyeceğini belirtmektedir. Hükümet,
sözkonusu taꢀınmazın kanunlara uygun olarak 1992 yılında kamulaꢀtırıldığını ve 1995 yılının
Ekim ayında, baꢀvuranlara, 2.082.996.000 eski Türk Lirası (sözkonusu dönemde yaklaꢀık
42.611 Amerikan Doları) kamulaꢀtırma bedeli ödendiğini belirtmektedir.
Ayrıca Hükümet, taꢀınmazın kira getirecek ꢀekilde iꢀletilmesine karꢀı çıkmaksızın,
baꢀvuranların, elde edemedikleri kira gelirleri ile ilgili olarak herhangi bir tazminat talebinde
bulunma haklarının olmadığını savunmaktadır. Hükümet, bir emlak bürosu tarafından ortaya
konan satıꢀ değerine iliꢀkin tahmine karꢀı çıkmaktadır; Hükümet’e göre sözkonusu tahmin
kesin değerden yoksundur ve gerçeği yansıtmamaktadır.
Bir davaya taraf Sözleꢀmeci Devletlerin, prensip olarak, ihlale hükmedilen bir kararın
gereklerini yerine getirmek için baꢀvuracakları yolları seçme serbestliği bulunmaktadır. Bir
kararın nasıl icra edileceğine iliꢀkin takdir yetkisi ile Sözleꢀmeci Devletlerin, AĐHS’nin temel
yükümlülüğü olan “güvence altına alınan hak ve özgürlükleri tanıma” (1. madde)
yükümlülüğü ile uyumlu bir seçme hakkı kastedilmektedir. Đhlalin doğası ihlalden önceki
duruma getirmeye (restitutio in integrum) müsaitse, bunu yerine getirmek Savunmacı Devlete
düꢀer, zira AĐHM’nin bunu bizzat yapmaya ne yetkisi ne imkânı bulunmaktadır. Buna karꢀılık
ulusal hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak tanımıyor veya ancak kısmen
giderebiliyorsa, bu durumda AĐHS’nin 41. maddesi AĐHM’yi, mağdura uygun göreceği bir
telafiyi sağlama yetkisi vermektedir (Bkz. Brumarescu-Romanya (adil tatmin) no: 28342/95,
no: 28342/95, no: 58858/00, 22 Aralık 2009).
AĐHM mevcut baꢀvuruya değin esastan vermiꢀ olduğu karardaki ilgili bölümü hatırlatır:
«AĐHM, ihtilaf konusu taꢀınmazın halen kamu yararına uygun çalıꢀmalara tahsis edilmediğini
ve yukarıda açıklanan koꢀullar göz önünde bulundurulduğunda da kolay kolay bu amaca
uygun tahsis edilemeyeceğini, Hükümetin de buna itiraz etmediğini tespit etmektedir.
Halihazırda, taꢀınmaza iliꢀkin olarak kamulaꢀtırma kararı verilmesinin üzerinden yirmi bir yıl
geçmesine rağmen mülk mahrumiyetine esas teꢀkil eden kamu yararına yönelik proje hayata
geçirilmemiꢀtir. Taꢀınmazın kamulaꢀtırmada izlenen amaçlara uygun düzenlemeler için
kullanılmaması baꢀvuranların mülkiyet hakları bakımından sorun yaratmaktadır. Bu
kamulaꢀtırma artık kamu yararına iliꢀkin bir gerekçeye dayanmamakta olup baꢀvuranların
sözkonusu taꢀınmazın artı değerinden mahrum kalmalarına neden olmaktadır (Motais de
Narbonne, adıgeçen, prg. 22; Beneficio Cappella Paolini, adı geçen, prg. 33).»
AĐHM esas kararında, ihtilaf konusu taꢀınmaza yönelik verilen kamulaꢀtırmanın yirmi bir yıl
boyunca gerçekleꢀtirilmemesinin ve herhangi bir tazminat ödenmemesinin baꢀvuranları
sözkonusu taꢀınmazdan mahrum bırakması nedeniyle AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokolün ihlal
edildiği sonucuna varmıꢀtır. AĐHM ꢀehir planlamacılığı amacıyla baꢀlatılan kamulaꢀtırma
projesinin binanın tarihi yapı olarak sınıflandırılması sonucu kamusal park alanı yapımı adına
yıkılamadığını tespit etmektedir. Ayrıca ulusal hükümlerin uygulanmasına istinaden bahse
konu binanın bir bölümü diğer maliklerine geri verildiğinden baꢀvuranlar halen mağdur
durumdadır. Hükümet baꢀvuranların maruz kaldıkları bu çeliꢀkili hukuki uygulamaya yönelik
herhangi bir açıklama getirememektedir. AĐHM’ye göre bu durumdan tümüyle ulusal
yetkililer sorumludur.
Mevcut baꢀvuruda, baꢀvuranlar ꢀehrin en turistik bölgesinde yer alan binanın değerinin
özellikle kamulaꢀtırılmayı müteakip geçen yirmi bir yıl boyunca hatırı sayılır ölçüde arttığını
3