CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KĐPRĐĐ -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:14294/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
3 Haziran 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (14294/04) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Mehmet Ali Kipritçi’nin (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 22 Mart 2004  
tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Konya Barosu avukatlarından E. Özdemir tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1961 doğumludur ve Konya’da ikamet etmektedir.  
9 Kasım 1996 tarihli bir iddianame ile Konya Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
Belediye kaynaklarını zimmetine geçirdiği gerekçesiyle bavuran hakkında ceza davası  
açmıtır.  
26 Kasım 1996 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, sözkonusu davanın ilk durumasını  
gerçekletirmitir. Đleri bir tarihte mahkeme, Belediye’de çalıan iki memur hakkında açılan  
dava ile bavuranın davasının esas bakımından birletirilmesine karar vermitir.  
6 ubat 1997 tarihinde, idare tarafından yürütülen disiplin sorumasının ve zimmetine para  
geçirdiği sonucuna ulaılmasının ardından bavuranın görevine son verilmitir.  
26 Kasım 1996 tarihinden 4 Mart 2002 tarihine kadar mahkeme, otuz dört duruma  
gerçekletirmitir. Avukatlarının da hazır bulunduğu durumalar sırasında mahkeme,  
bavuranı ve diğer iki sanığı dinlemi, tanıkların ifadelerine bavurmuve bilirkii ve karı  
bilirkii raporlarının düzenlenmesine hükmetmitir. Bilirkii raporları, mutabık bir ekilde,  
bavuranın böyle bir suç ilemediğini belirtmitir. Ardından özellikle söz konusu sonuçlara  
dayanarak, birçok kez bavuran, davasının hızlanması için dosyasının tefrikini talep etmitir.  
Ancak bavuranın talepleri hiçbir zaman kabul edilmitir.  
14 Mart 2002 tarihli bir kararla, Ağır Ceza Mahkemesi, diğer iki sağı hapis ve para cezasına  
çarptırırken bavuranın atılı olaylardan beraatına karar vermitir. Diğer iki sanığın aksine  
bavuran, kendisi ile ilgili kararın nihai hale gelmesi için Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına  
karı temyiz bavurusunda bulunmamıtır. Bununla birlikte bavuran, kararın kesinletiği  
tarih ile ilgili olarak kendisinin bilgilendirilmediğini belirtmektedir.  
7 Mart 2003 tarihinde, bavuran, mahkemeden, görevine son veren 6 ubat 1997 tarihli  
kararın iptali ve bu kararın esas bakımından incelenmesi amacıyla Konya Đdare  
Mahkemesi’ne bavuruda bulunabilmesi için kararının nihai hale geldiğini belirten belgenin  
kendisine verilmesini talep etmitir.  
Buna karın mahkeme, diğer sanıkların 14 Mart 2002 tarihli karara karı temyiz bavurusunda  
bulundukları gerekçesiyle bavuranın talebini reddetmitir. Ayrıca 27 Mart 2003 tarihinde de  
mahkeme, dosyanın Yargıtay’a gönderildiğine ve halen mahkeme kalemine dönmediğine  
kanaat getirerek bavuranın itirazını reddetmitir.  
2
4 Eylül 2003 tarihinde bavuran tarafından düzenlenen ikinci itiraz bavurusu da 16 Eylül  
2003 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmitir.  
23 Eylül 2003 tarihinde yine bavuranın itirazı üzerine mahkeme, bavuran ile ilgili olarak,  
ihtilaflı kararın 21 Mart 2002 tarihinde nihai hale geldiği tespitine varmıve bu bağlamda  
gerekli tedbirlerin alınmasına hükmetmitir.  
Bunun üzerine, 24 Eylül 2003 tarihli bir karar ile Đdare Mahkemesi, Đdare’nin bavuranı  
suçlağı suçlardan bavuranın beraat etmesi nedeniyle, 6 ubat 1997 tarihli göreve son verme  
kararının iptaline karar vermitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, yargılama süresinin “makul süre” ilkesini ihlal ettiğini ve masumiyet karinesi  
hakkına riayet edilmediğini ileri sürmü, ancak bu son iddiasını desteklememitir. Bu  
bağlamda, AĐHS’nin 6. maddesinin 1. ve 2. paragraflarına atıfta bulunmaktadır. Bavuranın  
ikayetlerinin sunumunu göz önüne alarak, AĐHM, bavurunun AĐHS’nin 6/1 maddesi  
bakımından incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediğini belirtmektedir. Hükümet, özellikle, nihai iç  
hukuk kararının 23 Eylül 2003 tarihli olduğunu ve bavuranın AĐHM tarafından alındı  
kaesinin vurulduğu tarih olan 6 Nisan 2004 tarihinde yani nihai iç hukuk kararının ardından  
altı aydan fazla bir süre sonra bavuruda bulunduğunu gözlemlemektedir.  
Bavuran bu iddiaya karı çıkmaktadır. Bavuran özellikle AĐHM’ye bavurusunu gönderdiği  
tarih olan 22 Mart 2004 tarihinde bavuruda bulunduğunu belirtmektedir. Bavuran,  
AĐHM’ye taahhütlü gönderme makbuzu ile 22 Mart 2004 tarihli alındı makbuzunun bir  
kopyasını sunmaktadır. Ayrıca aynı gün bavuran bavurusunu e-posta olarak da sunduğunu  
ve bu bavurunun dosyasına eklendiğini belirtmektedir.  
AĐHM, altı ay süresinin hesaplanması için dikkate alınacak tarihin, bavurunun yapıldığı veya  
AĐHM’ye bavurunun gönderildiği tarih olduğunu ve geçerli olanın posta kaesi olduğunu  
bavurunun üzerine vurulan alındı kaesi olmadığını hatırlatmaktadır. Ayrıca, AĐHM, altı ay  
süresinin hesaplanmasına nihai iç hukuk karar tarihi ile yani bavuranın sözkonusu karardan  
haberdar edildiği tarih ile balandığını hatırlatmaktadır. Mevcut davada, AĐHM, sözkonusu iç  
hukuk kararının Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14 Mart 2002 tarihli kararı olduğunu ve  
bavuranın ibu karardan, kararın nihai hale geldiği tarih olan 23 Eylül 2003 tarihinde  
bilgilendirildiğini belirtmektedir. Bu durumda AĐHM, bavuranın karardan bilgilendirildiği  
tarihin 23 Eylül 2003 tarihi olduğu kanaatindedir. Üstelik dosyada bulunan unsurları göz  
önüne alarak, AĐHM, bavurunun, postane tarafından gönderildi kaesinin vurulduğu tarih  
olan 22 Mart 2004 tarihinde yani nihai iç hukuk kararından itibaren altı aylık süre içerisinde  
yapıldığı kanaatine varmaktadır.  
Bu durumda AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder.  
3
B. Esas  
Dikkate alınacak dönem, 19 Kasım 1996 tarihinde balamıve 14 Mart 2002 tarihinde sona  
ermitir. Böylece, bu dönem, tek bir mahkemede, beyıl üç aydan fazla sürmütür.  
Hükümet, birçok bilirkii ve karı bilirkii raporlarının düzenlenmesini ve çok sayıda tanığın  
dinlenmesini gerektiren davanın karmaık yapısı göz önüne alındığında yargılama süresinin  
çok uzun olmadığı kanaatindedir.  
Bavuran, iddiasını yinelemektedir.  
AĐHM, dava süresinin makul yapısını, dava koullarında ve özellikle davanın karmaıklığı,  
bavuran ve yetkili mercilerin tutumları olmak üzere AĐHM içtihadı tarafından benimsenen  
kriterleri dikkate alarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır (Pélissier ve Sassi-Fransa, bavuru  
no: 25444/94).  
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemive AĐHS’nin  
6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulatır (Pélissier ve Sassi).  
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AĐHM, mevcut davada farklı  
bir sonuca ulamak için Hükümet’in hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. Konuya  
ilikin içtihadını göz önüne alarak AĐHM, mevcut davada ihtilaflı yargı süresinin çok uzun  
olduğu ve “makul süre” gerekliliğine riayet etmediği kanaatindedir.  
Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, maruz kaldığı manevi zarar için 46.250 Euro talep etmektedir.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, bavuranın belli bir manevi zarara maruz kaldığı kanaatindedir. AĐHM, hakkaniyete  
uygun olarak bavurana bu balık altında 3.000 Euro verilmesine hükmetmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, avukatlık ücreti için 3.000 Euro ve çeviri ve diğer masraflar için 750 Euro olmak  
üzere AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 3.750 Euro talep  
etmektedir. Ancak bavuran talebini desteklemek için hiçbir belge sunmamıtır.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadı uyarınca bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak  
AĐHM, yargılama masraf ve giderlerine ilikin talebi reddetmektedir.  
4
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye  
çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından bavurana 3.000 Euro (üç bin Euro)  
manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 3 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5