4 Eylül 2003 tarihinde baꢀvuran tarafından düzenlenen ikinci itiraz baꢀvurusu da 16 Eylül
2003 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiꢀtir.
23 Eylül 2003 tarihinde yine baꢀvuranın itirazı üzerine mahkeme, baꢀvuran ile ilgili olarak,
ihtilaflı kararın 21 Mart 2002 tarihinde nihai hale geldiği tespitine varmıꢀ ve bu bağlamda
gerekli tedbirlerin alınmasına hükmetmiꢀtir.
Bunun üzerine, 24 Eylül 2003 tarihli bir karar ile Đdare Mahkemesi, Đdare’nin baꢀvuranı
suçladığı suçlardan baꢀvuranın beraat etmesi nedeniyle, 6 ꢁubat 1997 tarihli göreve son verme
kararının iptaline karar vermiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, yargılama süresinin “makul süre” ilkesini ihlal ettiğini ve masumiyet karinesi
hakkına riayet edilmediğini ileri sürmüꢀ, ancak bu son iddiasını desteklememiꢀtir. Bu
bağlamda, AĐHS’nin 6. maddesinin 1. ve 2. paragraflarına atıfta bulunmaktadır. Baꢀvuranın
ꢀikayetlerinin sunumunu göz önüne alarak, AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 6/1 maddesi
bakımından incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediğini belirtmektedir. Hükümet, özellikle, nihai iç
hukuk kararının 23 Eylül 2003 tarihli olduğunu ve baꢀvuranın AĐHM tarafından alındı
kaꢀesinin vurulduğu tarih olan 6 Nisan 2004 tarihinde yani nihai iç hukuk kararının ardından
altı aydan fazla bir süre sonra baꢀvuruda bulunduğunu gözlemlemektedir.
Baꢀvuran bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır. Baꢀvuran özellikle AĐHM’ye baꢀvurusunu gönderdiği
tarih olan 22 Mart 2004 tarihinde baꢀvuruda bulunduğunu belirtmektedir. Baꢀvuran,
AĐHM’ye taahhütlü gönderme makbuzu ile 22 Mart 2004 tarihli alındı makbuzunun bir
kopyasını sunmaktadır. Ayrıca aynı gün baꢀvuran baꢀvurusunu e-posta olarak da sunduğunu
ve bu baꢀvurunun dosyasına eklendiğini belirtmektedir.
AĐHM, altı ay süresinin hesaplanması için dikkate alınacak tarihin, baꢀvurunun yapıldığı veya
AĐHM’ye baꢀvurunun gönderildiği tarih olduğunu ve geçerli olanın posta kaꢀesi olduğunu
baꢀvurunun üzerine vurulan alındı kaꢀesi olmadığını hatırlatmaktadır. Ayrıca, AĐHM, altı ay
süresinin hesaplanmasına nihai iç hukuk karar tarihi ile yani baꢀvuranın sözkonusu karardan
haberdar edildiği tarih ile baꢀlandığını hatırlatmaktadır. Mevcut davada, AĐHM, sözkonusu iç
hukuk kararının Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14 Mart 2002 tarihli kararı olduğunu ve
baꢀvuranın iꢀbu karardan, kararın nihai hale geldiği tarih olan 23 Eylül 2003 tarihinde
bilgilendirildiğini belirtmektedir. Bu durumda AĐHM, baꢀvuranın karardan bilgilendirildiği
tarihin 23 Eylül 2003 tarihi olduğu kanaatindedir. Üstelik dosyada bulunan unsurları göz
önüne alarak, AĐHM, baꢀvurunun, postane tarafından gönderildi kaꢀesinin vurulduğu tarih
olan 22 Mart 2004 tarihinde yani nihai iç hukuk kararından itibaren altı aylık süre içerisinde
yapıldığı kanaatine varmaktadır.
Bu durumda AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder.
3