CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KIZIL vd. -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:1375/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
8 Nisan 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (1375/03) no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaları Hakan Kızıl, Sedat Yaar ve Mahir Dinler’in (bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne 9 Temmuz 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence  
altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ  
oldukları bavurudur.  
Bavuran, Đzmir Barosu avukatlarından T. Aslan tarafından temsil edilmektedir.  
5 Haziran 2007’de AĐHM bavuruyu kısmen kabuledilemez bulmuve Hükümete Yargıtay  
Basavcısı’nın tebliğnamesinin bavuranlara verilmemiolmasına ilikin ikayeti tebliğ  
etmeye karar vermitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar, 1981, 1982 ve 1978 yılı doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedirler.  
12 Aralık 2000 tarihinde, bavuranlar, Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi  
ekipleri tarafından yakalanmılardır. 14 Aralık 2000 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik  
Mahkemesi hakimi bavuranların ifadesini almıve tutuklanmalarına karar vermitir. 20  
Aralık 2000 tarihli iddianame ile Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı eski Türk Ceza  
Kanunu’nun 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’nın 5. maddesi uyarınca  
bavuranlar hakkında yasadıı örgüt olan PKK’ya yardım ve yataklıktan ceza davası açmıtır.  
26 Temmuz 2001 tarihli bir kararla, yalnızca sivil hakimlerden oluan Devlet Güvenlik  
Mahkemesi, eski Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele  
Yasası’nın 5. maddesi uyarınca bavuranları atılı olaylardan suçlu bulmutur. Devlet  
Güvenlik Mahkemesi, bavuranların her birini üç yıl dokuz ay hapis cezasına mahkum  
etmitir.  
31 Temmuz 2001 tarihinde, bavuranlar, duruma yapılmasını talep ederek Yargıtay nezdinde  
temyiz bavurusunda bulunmulardır.  
31 Ekim 2001 tarihinde Yargıtay 9. Daire Cumhuriyet Basavcısı, itiraz edilen kararın  
onanmasını talep etmitir. Savcının bu görüü bavuranlara tebliğ edilmemitir.  
22 Kasım 2001 tarihinde, Yargıtay 9. Dairesi duruma gerçekletirmeksizin itiraz edilen  
kararı onamıtır.  
25 Aralık 2001 tarihinde, bavuranlar, Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’na 22 Kasım 2001  
tarihli karar için karar düzeltme bavurusunu sunmuve esas bakımından duruma yapılması  
talebinde bulunmulardır.  
22 Ocak 2002 tarihinde Yargıtay’ın duruma yapmaması nedeniyle Basavcı bavuranların  
talebini haklı bulmu, ancak, 31 Ekim 2001 tarihli kararın onanmasını talep etmitir.  
Basavcının sözkonusu görüü bavuranlara tebliğ edilmemitir.  
2
Duruma yapılmasının ardından 28 Mart 2002 tarihli bir kararla Yargıtay 9. Dairesi,  
bavuranların beyanlarını yazılı savunma olarak sunduklarını ve savunma yapmayı  
reddettiklerini belirterek karar düzetme bavurunu reddetmi, sözkonusu karar DGM  
Mahkemesi kalemine 11 Nisan 2002’de iletilmitir..  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın görüünün tebliğ edilmemesinden dolayı  
ikayetçi olmulardır. Bavuranlar, bu bağlamda AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta  
bulunmaktadırlar.  
Hükümet, bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle kabuledilemezliğe dair itirazını  
sunmaktadır. Hükümet, ceza davalarında karar düzeltme bavurusunun tüketilmesi zorunlu  
olmayan istisnai bir iç hukuk yolu olduğunu savunmaktadır. Mevcut davada, AĐHS’nin 35/1  
maddesi uyarınca, son iç hukuk kararı 22 Kasım 2001 tarihlidir. Oysaki bavuranlar,  
bavurularını AĐHM’ye 9 Temmuz 2002 tarihinde sunmulardır.  
Bavuranlar, altı ay kuralına riayet ettiklerini savunmaktadırlar.  
AĐHM, AĐHS’nin 35/1 maddesi anlamında nihai iç hukuk kararının, 11 Nisan 2002 tarihinde  
Devlet Güvenlik Mahkemesi kalemine eklenen 28 Mart 2002 tarihli Yargıtay kararı olduğunu  
tespit etmektedir. AĐHM, bavuranların bavurularını, 9 Temmuz 2002 tarihinde yani  
sözkonusu karardan itibaren altı aylık süre içerisinde yaptıklarını kaydetmektedir. Bu  
durumda AĐHM, Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
Đçtihadından doğan kriterler ıığında ve sahip olduğu unsurların tamamını dikkate alarak  
AĐHM, bavurunun esastan inceleme konusu yapılması gerektiği kanaatindedir. Ayrıca  
AĐHM, kabuledilemezliğe dair hiçbir gerekçe olmadığını kaydetmektedir.  
B. Esas  
Bavuranlar, Yargıtay Savcısının görülerinden bilgileri olmadığını ifade etmektedirler ancak  
Hükümet, bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHM, benzer ikayetleri çok kez incelediğini ve Yargıtay Savcısının görülerinin niteliğini  
ve yargılanan kiinin yazılı olarak bunlara cevap verme olanağının bulunmadığını göz önüne  
alarak Savcının görüünün tebliğ edilmemesinden dolayı AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal  
edildiği sonucuna ulağını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç ve Tosun –Türkiye, bavuru no:  
4124/02, 28 ubat 2006). AĐHM, Hükümet’in bu davada farklı bir sonuca ulamasını  
sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir.  
Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
3
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuranlar, maddi zarar olarak 1.000 Euro ve maruz kaldıkları manevi zarar için 2.000 Euro  
talep etmektedirler.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı  
görememektedir ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Benzer davalarındaki yerleik içtihadı  
uyarınca AĐHM, ihlal tespitinin kendisinin iddia edilen manevi tazminat için yeterli adil  
tatmin oluturduğu kanaatindedir (Göç).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar, ulusal mahkemeler önünde yapmıoldukları yargılama masraf ve giderleri için  
1.500 Euro ve AĐHM önünde yapmıoldukları yargılama masraf ve giderleri için 2.750 YTL  
(yani yaklaık 1.576 Euro) talep etmektedirler.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini  
gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada, bavuranlar taleplerini belgelendirmemilerdir. Sonuç olarak AĐHM,  
sözkonusu talebi reddetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Bavuranların maruz kaldıkları manevi zarar için ihlal tespitinin kendisinin yeterli adil  
tatmin oluturduğuna;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 08 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4