gözlemlemektedir. Sağlık raporunda kaydedilen göstergelerse, baꢀvuranın tarif ettiği kötü
muameleyi kanıtlamak için yeterli değildir. AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında, 30 Kasım
1999 ve 17 Nisan 2000 tarihli sağlık raporlarında kaydedilen psikolojik problemlerin,
baꢀvuranın 19 Kasım 1999’da üç polis memurunun uyguladığını iddia ettiği muamele sonucu
ortaya çıktığı görüꢀünü destekleyen yeterli delil bulunmadığı kanısındadır.
Aynı zamanda 28 Kasım 1999 tarihli olaya iliꢀkin olarak, baꢀvuranın endiꢀe veya
tedirginlik hissetmesine neden olan iddialarının somut temelleri olduğu kabul edilse bile,
AĐHM bu tür hislerin baꢀlıbaꢀına, baꢀvuranın AĐHS’nin 3. maddesinde kaydedilen küçük
düꢀürücü muameleye maruz kaldığını göstermek için yeterli olmadığını hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak, baꢀvuran tarafından sunulan deliller, AĐHM’nin makul ꢀüphenin
ötesinde, baꢀvuranın resmi makamlar tarafından 22 ve 29 Kasım 1999 tarihlerinde, AĐHS’nin
3. maddesini ihlal edecek bir muameleye maruz bırakıldığı sonucuna varması için yeterli
değildir.
Dolayısıyla, 3. maddenin esas yönünden ihlal edildiği ispat edilmemiꢀtir.
2. Etkili bir soruꢀturma yapılmaması
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinin aynı zamanda, bu tür bir muamele özel ꢀahıslarca
yapılmıꢀ olsa bile yetkili makamların, “savunulabilir” olduklarında ve “makul bir ꢀüphe
uyandırdıklarında” kötü muamele iddialarını soruꢀturmalarını gerektirdiğini yinelemektedir.
AĐHM içtihadında tanımlandığı gibi uygulanabilen minimum standartlar, soruꢀturmanın
bağımsız ve tarafsız olması, kamu denetimine tabi tutulması ve yetkili makamların örnek
teꢀkil edecek bir itina ve çabuklukla hareket etmesi gereğini kapsamaktadır. Ayrıca bir
soruꢀturmanın etkili olduğu sonucuna varmak için yetkili makamlar, diğer hususlar
meyanında, mağdurun iddialarına iliꢀkin detaylı bir ifadeyi, tanıkların ꢀahitliğini, adli delilleri
ve uygun olduğunda, ilave sağlık raporlarını kapsayan olay hakkındaki delilleri güvence altına
almak amacıyla atabilecekleri tüm makul adımları atmalıdır.
AĐHM, olayın iddia edilen faillerinin durumuna bakılmaksızın, baꢀvuranın ruhsal
sağlığının göstergeleri olarak sunduğu kanıtların, iddialarının ciddiyetinin, yaꢀının ve sağlık
raporlarının bütünüyle makul bir ꢀüphe uyandırdığı kanısındadır. Bu nedenle soruꢀturma
yapılması gereklidir.
Söz konusu davada AĐHM, Cumhuriyet Savcılığı’nın ivedilikle baꢀvuranın iddialarına
iliꢀkin soruꢀturma baꢀlattığını gözlemlemektedir. Soruꢀturma, Cumhuriyet Savcısı’nın,
baꢀvuranın 28 Kasım 1999’da, evine giren polis memurlarından biri olarak teꢀhis ettiği R.G.
hakkında verdiği takipsizlik kararını Ağır Ceza Mahkemesi’nin onaylaması ile sona ermiꢀtir.
Soruꢀturma sırasında Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranın ifadesini dinlemiꢀ ve iddialarının
doğruluğunun tespit edilmesi için sağlık raporlarına baꢀvurulmuꢀtur. Cumhuriyet Savcısı,
örnek teꢀkil eden bir titizlikle, önce polis kayıtlarını kontrol ederek ve sonra kimlik tespit
iꢀlemleri aracılığı ile olayın faili olduğunu iddia ettiği kiꢀileri teꢀhis etmesini isteyerek
baꢀvuranı ön soruꢀturmaya dahil etmiꢀtir.
Bununla birlikte AĐHM, Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülen soruꢀturmada
eksiklikler olduğunu ve bunun, soruꢀturmanın etkinliği üzerinde ꢀüphelere yol açtığını
gözlemlemektedir. AĐHM bu bağlamda öncelikle Cumhuriyet Savcısı’nın, hiçbir zaman
baꢀvuranın olaylara iliꢀkin iddialarının doğruluğunu tespit etmek amacıyla komꢀuları ve