CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
KOÇ VE YÜREK - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 15179/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
21 Temmuz 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup, ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaları Ali Koç ve Yılmaz Yürek (bavuranlar) tarafından Türkiye Cumhuriyeti  
aleyhine, 27 Mayıs 2001 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına  
ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan  
15179/02 numaralı bavuru sonucu bu dava görülmektedir.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu  
avukatlarından M. Vefa tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuranlar sırasıyla 1971 ve 1972 doğumlu olup Gaziantep’te ikamet etmektedir.  
Bavuranlar 2 Ocak 1993 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından  
yakalanarak gözaltına alınmılardır. Bavuranlar yasadıı örgüt PKK mensubu olmakla ve  
polislere yönelik düzenlenen birçok silahlı saldırıya karımakla suçlanmılardır.  
Bavuranların gözaltı bitiminde hazırlanan sağlık raporlarında hiçbir kötü muamele izine  
rastlanılmamıtır.  
29 Ocak 1993 tarihinde bavuranlar cumhuriyet savcısı ve Diyarbakır Devlet Güvenlik  
Mahkemesi (DGM) hakimi önüne çıkarılmılardır. Hakim bavuranların tutuklanmasına karar  
vermitir.  
3 Mart 1993 tarihinde savcı aralarında bavuranların da yer aldığı kırk sekiz kii aleyhinde  
Devletin bölünmez bütünlüğünü yıkmaya teebbüs etmek ve yasadıı silahlı bir örgüt  
mensubu olmaktan dava açmı; ayrıca güvenlik güçlerine ve sivil halka yönelik düzenlenen  
ve polis ve sivillerin ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırılara karımakla suçlamıve TCK’nın  
125. ve 168/2 maddesinin uygulanarak ölüm cezasına çarptırılmalarını talep etmitir.  
Diyarbakır DGM 25 Nisan 2000 tarihli bir karar ile haklarında yapılan ithamlardan suçlu  
bulmuve bavuranları müebbet hapis cezasına çarptırmıtır.  
Yargıtay 9 Ekim 2001 tarihinde bu kararı onamıtır.  
HUKUK  
AĐHS’nin 3. ve 13. maddelerine atıfta bulunan bavuranlar gözaltında kötü muameleye maruz  
kaldıklarından ve iç hukukta etkili bavuru yollarının bulunmadığından ikayetçidir.  
Bavuranlar 3. maddeye dayalı olarak cezaevi ve mahkeme arasındaki mesafenin çok uzak  
olduğunu ve bu esnada elleri kelepçeli olarak seyahat etmek durumunda kaldıklarını öne  
sürmektedir. AĐHS’nin 5. maddesine atıfla bavuranlar gözaltı ve tutukluluk süresinin  
uzunluğundan ikayetçidir. Bavuranlar AĐHS’nin 6. maddesiyle bağlantılı olarak 18. ve 14.  
maddelerini öne sürerek artla salıverilmeye ve dava ve cezaların ertelenmesine dair 4616  
sayılı Kanun’un kendi durumlarına uygulanmadığından ikayetçi olmaktadır. Bavuranlar son  
olarak yargı sürecinin uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde yer alan «makul süre»  
koulunu karılamağını iddia etmektedir.  
2
Hükümet bavurunun altı ay kuralına uygun olarak yapılmadığı ve dayanaktan yoksun  
bulunduğu itirazını yapmaktadır.  
AĐHM bavuranların durumalara nakilleri sırasında kötü muameleye maruz kaldıkları  
iddiaları ile ilgili olarak, adı geçenlerin AĐHS’nin 3. maddesine aykırı olduğunu öne  
sürdükleri bu iddialarını en azından asgari düzeyde ve ilgili kanıt unsuruyla  
desteklemediklerini saptamaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Avcı-Türkiye, no: 52900/99, 30  
Kasım 2004; Kılıçgedik-Türkiye kararı no: 5982/00, 1 Haziran 2004; Jeong-Çek Cumhuriyeti  
no: 34140/03, 13 ubat 2007). Dayanaktan yoksun bulunan bu ikayetin AĐHS’nin 35.  
maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.  
Bavuranların gözaltı süresinin uzunluğu konusunda AĐHM, gözaltının 2 Ocak 1993 tarihinde  
balayıp 29 Ocak 1993 tarihinde tutukluluk kararı ile sona erdiğini tespit etmektedir. Bavuru  
AĐHM’ye gecikmeli olarak 27 Mayıs 2001 tarihinde yapılmıolup, AĐHS’nin 35. maddesinin  
1. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.  
AĐHM, bavuranların AĐHS’nin 6/1 maddesi çerçevesinde artla salıverilmeye ve dava ve  
cezaların ertelenmesine dair 4616 sayılı Kanun’un kendi durumlarına uygulanmadığı  
ikayetlerine ilikin ise, benzer ikayetleri daha önce de incelediğini ve kabuledilemez ilan  
ettiğini hatırlatır (Bkz. Gerger-Türkiye, no: 24919/94, 8 Temmuz 1999; Kalan-Türkiye kararı,  
no: 3561/01, 2 Ekim 2001). Yapılan ikayetin bu kısmının AĐHS’nin 35. maddenin 3.  
paragrafı uyarınca dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle 35. maddenin 4. paragrafına  
uygun olarak reddedilmesi gerekir.  
Yargılama sürecinin uzunluğu hakkındaki ikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı  
çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru  
kabuledilebilir niteliktedir.  
Dikkate alınması gereken dönem 3 Mart 1993 tarihinde balayıp 9 Ekim 2001 tarihinde sona  
ermektedir. Đki dereceli mahkemede görülen bu süreç yaklaık sekiz yıl yedi aydır.  
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın artları ıığında ve özellikle de  
davanın karmaıklığı, bavuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın bavuran için arz ettiği  
önem gibi, içtihadında yerlemiölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır  
(Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94). AĐHM bu  
bavurudakine benzer ikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal  
edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (sözü edilen Pelissier ve Sassi kararı).  
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemive Hükümetin bu davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmitir. Ayrıca,  
davanın uzamasına bavuranların tutumunun neden olduğuna ilikin hiçbir unsur AĐHM’nin  
değerlendirmesine sunulmamıtır. AĐHM bu yöndeki yerleik içtihadını dikkate alarak  
sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun aırı olduğu ve «makul süre» gereğini karılamadığı  
sonucuna varmaktadır. Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
Geriye 41. maddenin incelenmesi kalmaktadır. Taleplerini gerekçelendirmeyen bavuranların  
her biri 5.000 Euro maddi tazminat ve 50.000 Euro manevi tazminat istemektedir.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
3
AĐHM maddi tazminat iddiasının dayanağının bulunmadığını hatırlatır. Dolayısıyla bu yönde  
bir ödeme yapılması gerekli görülmemektedir. Buna karın, bavuranların ceza yargı  
sürecinin uzunluğu nedeniyle manevi bakımdan zarar gördüklerini kaydeden AĐHM,  
hakkaniyete uygun olarak bavuranların her birine 3.000 Euro ödenmesini kararlatırmaktadır.  
AĐHM yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi konusunda yerleik içtihadına göre bir  
bavuranın gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde  
edebileceğini hatırlatır. AĐHM bu bavuruda sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ıığında  
bavuranların yargılama gider ve masraflarına ilikin bu talebini reddetmektedir (Bkz.  
Nacaryan ve Deryan-Türkiye kararı (adil tatmin) no: 19558/02 ve 27904/02, 24 ubat 2009).  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1.Ceza davasının uzunluğu hakkındaki ikayetin kabuledilebilir, bunun dıındakilerin  
kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavuranların her birine  
3.000 (üç bin) Euro manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 21 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4