Buna göre AĐHM Hükümet’in itirazını reddeder.
Ayrıca AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu ꢀikayetin dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
2. Esas
AĐHM, yukarıda açıklandığı üzere, sözkonusu sürenin 10 Mart 1998 tarihinde baꢀvuranın
yakalanmasıyla baꢀlayıp, 1 Kasım 2004 tarihinde baꢀvuranın tutuksuz yargılanmak üzere
serbest bırakılmasıyla bittiğini kaydeder. AĐHM’nin içtihadı doğrultusunda, AĐHS’nin 5/1(a)
maddesi kapsamında, baꢀvuranın mahkum olduktan sonra hükümlü bulunduğu 21 Mart 2001
ile 8 Ağustos 2001 tarihleri arasındaki süreyi düꢀtükten sonra, 5/3 maddesi kapsamında göz
önünde bulundurulacak süre altı yıl dört ayın üzerindedir. Ulusal mahkemeler, baꢀvuranın
tutuklu yargılanmasını “suçun niteliği ve delil durumu” gibi birbirinin aynı ve basmakalıp
ifadelerle sürekli olarak uzatmıꢀlardır.
AĐHM, mevcut baꢀvurudakine benzer meselelerle önüne gelen davalarda AĐHS’nin 5/3
maddesinin ihlal edildiğini sıklıkla tespit etmiꢀtir (örneğin bkz. Atıcı - Türkiye, 19735/02;
Solmaz; Dereci - Türkiye, 77845/01; Taciroğlu - Türkiye, 25324/02).
AĐHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeler ıꢀığında, Hükümet’in, mevcut davada
farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak hiçbir delil veya savunma sunmadığı kanısındadır.
Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, bu davada baꢀvuranın yargılama öncesi
tutulu bulundurulma süresinin haddinden uzun ve AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olduğu
sonucuna varmıꢀtır.
Dolayısıyla bu madde ihlal edilmiꢀtir.
B. AĐHS’nin 5/4 maddesi
1. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, AĐHM’den, baꢀvuranın AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamındaki ꢀikayetini, 35/1
madde kapsamında baꢀvuranın iç hukuk yollarını tüketmediği gerekçesiyle reddetmesini talep
etmiꢀtir. Hükümet, AĐHM’nin Köse - Türkiye (50177/99) ve Baꢀtımar - Türkiye (74337/01)
davalarındaki kararlarına atıfta bulunarak, baꢀvuranın devam eden tutukluluk haline, Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 297-304. maddeleriyle uyumlu olarak itiraz etmediğini ileri
sürmüꢀtür. Ancak AĐHM, Hükümet’in atıfta bulunduğu bu davaların, mevcut davadan, olaylar
bakımından kolaylıkla ayrılabileceği kanısındadır.
AĐHM, mevcut davadakine benzer davalarda Hükümet’in ön itirazını zaten inceleyip
reddettiğini yineler (bkz. Koꢀti - Türkiye, 74321/01). Mevcut davada, yargı içtihadından
sapmasını gerektirecek özel koꢀullar görememektedir. Sonuç olarak, Hükümet’in ön itirazını
reddeder.
AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının AĐHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun
olmadığı kanısındadır. Ayrıca baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
3