CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
KORKMAZ - TÜRKĐYE DAVASI (no:3)  
(Bavuru no:42590/98)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Aralık 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup bazı  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (42590/98) bavuru no’lu davanın  
nedeni, Vedat Korkmaz’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na (Komisyon) 11  
Mayıs 1998 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) eski 25. maddesi uyarınca  
yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu  
avukatlarından K. T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1965 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Vedat Korkmaz Deniz Basın Yayın Sanayii ve Ticaret Limited irketi’nin en büyük  
ortağı olup, yayımlanan 3.500 tirajlı Evrensel gazetesinin sahibidir.  
Evrensel gazetesinin 29 Ekim 1995 tarihli nüshasında “DHKC’den Yalanlama”  
balıklı bir haber yayımlanmıtır. Sözkonusu haber bir mücevher dükkanının soyulması ile  
ilgiliydi. Soyguncuların yasadıı DHKC örgütünden olduğu yönündeki haberlerin tüm basında  
yer almasının ardından örgüt bu haberleri yalanlamıve Evrensel’in de aralarında bulunduğu  
çok sayıda gazete bu haberi yayımlamıtır.  
13 Kasım 1995 tarihinde DGM Cumhuriyet Savcısı, terör örgütlerinin bildiri veya  
açıklamalarını yayımlayanların cezalandırılmasını öngören 3713 sayılı Kanun’un 6§2.  
maddesi gereğince bavuran aleyhine ceza davası açmıtır.  
Bavuran DGM önündeki savunmasında dava konusu haberin yalnızca bilgi mahiyetli  
olduğunu iddia etmitir.  
18 Nisan 1996 tarihinde DGM bavuranı 160.830.000 Türk Lirası ağır para cezasına  
çarptırmıtır, bu tutar bir önceki aya ait ortalama gazete satılarının %90’ına tekabül  
etmekteydi. DGM aynı zamanda Evrensel gazetesinin on gün kapatılmasına karar vermitir.  
Bavuran 22 Nisan 1996 tarihinde kararın temyizine gitmitir. Gerekçe olarak da  
AĐHS’nin 6 ve 10. maddelerini göstermitir.  
18 Kasım 1997 tarihinde, Yargıtay DGM’nin 18 Nisan 1997 tarihli kararını onamıtır.  
Bavurana 80.000.000 Türk Lirası tutarında ödeme yapmıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran ceza mahkumiyetinin AĐHS’nin 10. maddesine aykırı olarak, ifade  
özgürğü hakkını ihlal ettiğinden ikayetçi olmaktadır.  
AĐHM dava konusu mahkumiyetin bavuranın AĐHS’nin 10§1 maddesi ile güvenceye  
alınan ifade özgürlüğüne müdahale tekil ettiğinin taraflar arasında tartıma konusu  
2
oluturmağının altını çizmektedir. Bununla birlikte müdahalenin kanun tarafından  
öngörüldüğü ve 10§2 madde uyarınca kamu düzeninin, ulusal güvenliğin ve toprak  
bütünlüğünün korunması gibi pek çok meru amaç taıdığı da tartıma götürmezdir (Bkz.  
Yağmurdereli –Türkiye, no: 29590/96, §40, 4 Haziran 2002). AĐHM bu değerlendirmeyi kabul  
etmektedir. Bununla birlikte burada önemli olan müdahalenin “demokratik toplumda gerekli  
olup olmadığının” tespit edilmesi konusudur.  
Hükümet, dava konusu yazının terörist bir örgütün beyanını içermesi sebebiyle,  
bavuranın mahkum edilmesinin demokratik toplumda gerekli olduğunu belirtmektedir.  
AĐHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren baka davalar da  
incelemive AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır (Bkz. özellikle  
Ceylan-Türkiye [GC], no: 23556/94, § 38, CEDH 1999-IV; Öztürk-Türkiye [GC], no:  
22479/93, § 74 CEDH 1999-VI, Đbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97,  
§ 80, 10 Ekim 2000; Karkın-Türkiye, no:43928/98, § 39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-  
Türkiye, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).  
AĐHM mevcut davayı içtihatları ıığı altında incelemive Hükümetin davayı farklı  
ekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmitir. AĐHM metinlerde  
kullanılan kelimeler ile bunların kullanıldığı bağlamı özel olarak dikkate almıve  
incelemesine sunulan davayı çevreleyen koulları, özellikle de terörle mücadeleye bağlı  
zorlukları gözönünde bulundurmutur (Bkz. Đbrahim Aksoy, adıgeçen karar, § 60, ve Đncal-  
Türkiye, 9 Haziran 1998, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1998-VI, s. 1568, § 58).  
Dava konusu yazıda DHKC örgütünün bir soyguna karığı ile ilgili olarak çıkan  
haberleri yalanladığı ifade edilmekteydi.  
AĐHM, DGM’nin dava konusu bilginin yayımlanmasının, Terörle Mücadele  
Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca suç tekil ettiğine karar vermekle yetindiğini  
gözlemlemitir.  
AĐHM ulusal mahkemelerin kararlarında yer alan gerekçeleri inceleyerek bunların  
bavuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahaleyi haklı göstermeye yeterli görülemeyeceği  
sonucuna varmıtır (Bkz., mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4) [GC], no: 24762/94, § 58, 8  
Temmuz 1999). Mahkeme özellikle yasadıı örgüt üyesinin görümeler yapmasının ya da  
beyanda bulunmasının ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi tek baına haklı  
kılmayacağını hatırlatmaktadır (Bkz. Özgür Gündem, adıgeçen karar, § 63). AĐHM dava  
konusu bilgi yazısında kullanılan ifadelerin olgusal içerikli olduğunu, iddete, silahlı direnie  
ya da isyana tevik etmediğini gözlemlemektedir. AĐHM, ayrıca kine tevik edici bir konuma  
olmamasının dikkate alınması gereken temel unsur niteliğinde olduğunu düünmektedir (Bkz.  
a contrario, Sürel-Türkiye no:1 [GC], no: 26682/95, § 62, CEDH 1999-IV, ve Gerger-  
Türkiye [GC], no: 24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).  
AĐHM, müdahalenin orantılılığı sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ile  
ağırlığının da gözönünde bulundurulacak unsurlar olduğunu hatırlatır. Bu itibarla AĐHM,  
bavuranın 160.830.000 TL para cezasına mahkum edildiğini kaydeder. Bu koullar altında  
AĐHM bavuranın mahkum edilmesinin “demokratik toplumda gereklilik” ilkesi ile  
bağdamadığı görüündedir. Dolayısıyla AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmitir.  
3
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,  
bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek  
“bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadır. Bavuran ayrıca  
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmediğinden ikayetçi  
olmaktadır. Bavuran AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında  
AĐHM daha önce buna benzer ikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve  
bunların AĐHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.  
adıgeçen Özel-Türkiye, no: 42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002, ve Özdemir-Türkiye  
no:59659/00, §§ 35-36, 10 Temmuz 2001).  
AĐHM mevcut davayı incelemive Hükümet’in davayı farklı ekilde sonuçlandıracak  
hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıtır. AĐHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen  
suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan bavuranın, aralarında asker  
kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endie duymasının  
anlaılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla bavuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ıığında yönlendirilmesinden haklı olarak kaygı  
duymaktadır. Bu nedenle bavuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız olmadığı  
yönündeki üphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Incal –Türkiye, s. 1573, §72 in fine).  
AĐHM, bavuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin  
AĐHS’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taımadığı  
sonucuna varmıtır.  
2. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın tebliğnamesinin bildirilmemesi hakkında  
AĐHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve  
bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kiilere adil bir  
yargılama temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.  
Bavuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının  
ihlal edildiği tespiti ıığında, AĐHM, Sözleme’nin 6. maddesine dayanan diğer ikayeti  
incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıtır (Bkz. diğerleri arasında adıgeçen Çıraklar-  
Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Derleme 1998-VII, §§ 44-45).  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesinde belirtilen unsurlar.  
A. Tazminat  
Bavuran, ödediği para cezasından ve gazetenin toplatılmasından dolayı 16.240  
Amerikan Doları (bin beyüz) değerinde maddi zarara uğradığını iddia etmekte, uğradığı  
manevi zararın tazmini için ise 3.000 Amerikan Doları (üç bin) talep etmektedir.  
4
Parasal kayba uğradığı iddiası ile ilgili olarak AĐHM bavuranın olayların geçtiği  
dönemde yaklaık 500 Euro’ya (beyüz) tekabül eden 80.000.000 Türk Lirası tutarında  
ödeme yaptığına ilikin belge sunduğunu gözlemlemektedir. Gazetenin kapatılmasıyla ilgili  
olarak ileri sürülen iddialar konusunda ise, bavuran AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmesi  
nedeniyle kazanç kaybına uğradığını ispatlayacak hiçbir delil sunmamaktadır, bu nedenle  
AĐHM bu talebi reddetmektedir. Manevi tazminatla ilgili olarak AĐHM bavuranın davanın  
koulları nedeniyle bir takım sıkıntılar yaamıolabileceğini kabul etmektedir. AĐHM  
uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için bavurana 2.500 Euro ödenmesine karar  
vermitir.  
AĐHM bir mahkumiyet kararının AĐHS uyarınca tarafsız ve bağımsız olmayan bir  
mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en uygun tazminin,  
bavuranın talebi üzerine yeni bir davanın ya da prosedürün yeniden açılması olacağı  
kanaatine varmıtır (Bkz. Öcalan-Türkiye [GC], no: 46221/99, § 210 in fine, CEDH 2005-…).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran, AĐHM ve yerel mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için  
3.000 Euro (üç bin) tazminat talebinde bulunmaktadır.  
AĐHM içtihatlarına göre, bavurana ancak gerçekten yapılan ve makul bir miktardaki  
masraf ve harcamaların geri ödenebileceğini hatırlatır. Elindeki mevcut unsurlar göz önüne  
alındığında AĐHM masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beyüz) ödenmesinin makul  
olduğuna karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, Savunmacı Hükümet tarafından bavurana, maddi ve manevi tazminat için 2.500 Euro  
(iki bin beyüz), masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beyüz) ödenmesine ve bu  
miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) bu miktarların ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmesine;  
c) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar  
Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faizi ödenmesine;  
4. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
5
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 20 Aralık 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
6