CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
KOAL - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 23453/04 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
29 Nisan 2008  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 23453/04 numaralı bavurunun nedeni T.C. vatandaı  
Zekeriya Koal’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 10 Haziran 2004  
tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran bir avukat aracılığıyla temsil edilmemektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1959 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.  
Bavuran Ankara’da TRT Genel Müdürlüğü’nde sözlemeli olarak çalımaktaydı.  
Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) 15 Mayıs 1995 tarihinde almıolduğu ve  
bavurana 16 Haziran 1995 tarihinde tebliğ edilen kararı ile bavuranın sözlemesindeki  
statüsünü değitiren bir düzenleme yapılmıtır.  
Belirtilmeyen bir tarihte bavuran ilgili adli mercilerde bu karara itirazda bulunmutur.  
Bavuran 3 Nisan 1996 tarihinde bu kararın iptal edilmesi talebiyle Danıtay’a bavurmutur.  
Danıtay 27 Aralık 1999 tarihinde bu bavuruyu reddetmitir.  
Bavuran Danıtay’ın bu kararına 31 Temmuz 2000 tarihinde Danıtay Đdari Davalar Genel  
Kurulu’nda itiraz etmitir.  
Danıtay Đdari Davalar Genel Kurulu 20 Kasım 2003 tarihinde aldığı ve bavurana 21 Ocak  
2004’te tebliğ edilen kararı ile temyiz edilen kararı onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran yargılamanın uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»  
ilkesinin ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
Dikkate alınması gereken dönem Danıtay’ın davayı ele aldığı 3 Nisan 1996 tarihinde  
balayıp, 20 Kasım 2003’te sona ermektedir. Dava iki dereceli yargıda 7 yıl 7 aydan fazla  
sürmütür.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümete göre  
bavuran yargılama sürecinin uzunluğuna ilikin ikayetini yargı süreci boyunca iç hukuktaki  
mahkemeler önünde dile getirmemitir.  
2
Bavuran bu konuda görübildirmemitir.  
AĐHM bu ikayetin iç hukuktaki bavuru yolu ile ilgili ikayetle ilintili olduğunu not  
etmektedir. AĐHM bu ikayeti AĐHS’nin 13. maddesi çerçevesinde inceleyecektir (Bkz.  
mutatis mutandis Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye kararı, 30 Mayıs 2006).  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder.  
B. Esasa dair  
AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın artları ıığında ve aağıdaki ölçütlere  
bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır: Davanın karmaıklığı, bavuran ve ilgili  
mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan bavuran için neyin tehlikede olduğu (bkz. birçok  
içtihat arasında, Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96).  
AĐHM bundan önce de bu bavurudakine benzer sorunları ortaya koyan davaların ele  
alındığını ve bunların 6/1 maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir (Bkz. sözü  
edilen Frylender kararı).  
AĐHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarını incelemive Hükümetin Mahkemenin bu  
davada farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını  
belirlemitir. Bu yöndeki yerleik içtihadını göz önüne aldığında AĐHM, bilhassa Danıtay  
Đdari Davalar Genel Kurulu önündeki mezkur yargı sürecinin aırı olduğuna itibar etmektedir.  
Özellikle davanın bavuran açısından taıdığı önem dikkate alındığında, bu süreç «makul  
süre» koulunu karılamamaktadır.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran özellikle Türkiye’de yargı sürecinin uzunluğuna karı herhangi bir bavuru yolunun  
bulunmadığından yakınmakta, bu bağlamda AĐHS’nin 13. maddesine göndermede  
bulunmaktadır.  
Hükümet bu duruma itiraz etmektedir.  
AĐHM, yukarıda ele alınan ikayet ile ilintili olduğunu hatırlatarak bu ikayeti kabuledilebilir  
nitelendirmektedir.  
AĐHM, 13. maddenin 6. maddenin 1. paragrafında yer alan makul bir süre dahilinde davaların  
görülmesi hakkının ihlal edildiği ikayetine karı ulusal mahkemeler önünde etkili bir bavuru  
hakkını güvence altına aldığını hatırlatır (Bkz. Kudla-Polonya kararı no: 30210/96). AĐHM  
Hükümet tarafından öne sürülen ikayet ve argümanların daha önce de reddedildiğini  
hatırlatmakta ve mevcut bavuruda da farklı bir sonuca varılacak gerekçenin yer almadığını  
kaydetmektedir.  
AĐHM bu bavuruda bavurana 6. maddenin 1. paragrafı gereğince davasının makul bir süre  
dahilinde görülmesi hakkını iç hukukta sağlayacak bavuru yolunun bulunmayıı nedeniyle  
AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
3
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran 50.000 Euro maddi ve 25.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi zarar arasında hiçbir illiyet bağı  
olmadığından bu talebi reddetmektedir. Bunun yanı sıra, bavuranın manevi bakımdan  
haksızlığa uğradığını belirterek adı geçene hakkaniyete uygun 3.600 Euro ödenmesini  
kararlatırmıtır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran bu konuda takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve yerleik içtihat  
ıığında bir avukat aracılığı ile temsil edilmeyen bavurana bu balık altında 200 Euro  
ödenmesine karar vermektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
4 a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin bavurana  
i)  
ii)  
manevi tazminat olarak 3.600 (üç bin altı yüz) Euro ödemesine;  
yargılama giderleri için 200 (iki yüz) Euro ödemesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 29 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5