KOꢀTĐ VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
maddesinin ihlalini tespit etmiꢁtir (bkz, örneğin Hasan Ceylan – Türkiye, no. 58398/00,
Pakkan – Türkiye, no. 13017/02, Gıyasettin Altun – Türkiye, no. 73038/01, Tutar – Türkiye,
no. 11798/03, Mehmet Güneꢀ – Türkiye, no. 61908/00, Acunbay, yukarıda anılan ve Tamer
vd, yukarıda anılan). Bu durumda Mahkeme, bunun gibi basmakalıp bir muhakemeye karꢁı
yapılacak itirazın baꢁka bir davada baꢁarı ꢁansının az olduğu kanaatindedir. Ayrıca sözkonusu
itiraz iꢁlemi iki taraflı usulde değildir ve hakkında duruꢁma yapılmaksızın karar verilmesi
kuralı vardır (CMUK’un 302 § 1 maddesi). Bu nedenle tartıꢁma konusu özgürlük
kısıtlamasına mahsus güvenceler bulunmamaktadır (bkz. örneğin, Nikolova – Bulgaristan
[BD], no. 31195/96 ve Assenov vd. – Bulgaristan, Karar Raporları 1998-VIII).
Mahkeme 35 § 1. maddedeki iç hukuk yollarının tüketilmesi zorunluluğu ve özgürlüğün
keyfi olarak kısıtlanmasına karꢁı güvence sunmayı amaçlayan AĐHS’nin 5 § 3 maddesindeki
zorunluluklar arasında bir ayrım bulunduğunu belirtir. Ancak tutarlı içtihadının bu
güvencelerin geçersiz veya eksik olduğunu göstermesi halinde baꢁvurandan yetersiz
güvenceleri takip etmesini istemek AĐHS’nin temel ilkesine aykırı olacak ve 35 § 1 maddesi
bağlamında aꢁırı kuralcılığa neden olacaktır.
Mahkeme ayrıca somut davada Hükümetin görüꢁlerinin sadece yasaların ilgili
hükümlerini belirtmeleri nedeniyle çok genel kalmasını dikkate alır. Mahkeme, sorumlu
Hükümetin savunmasındaki eksiklik ve özensizlikleri kendi çabalarıyla düzeltmenin
Sözleꢁme kurumlarının görevi olmadığını hatırlatır (bkz. özellikle Stran Grek Refineries ve
Stratis Andreadis – Yunanistan, A Serisi no. 301-B). Yukarıdakiler ıꢁığında Mahkeme
Hükümetin bu baꢁlık altındaki itirazını reddeder.
Baꢁvuranların ulusal mahkemelerde yargılama süresinin uzunluğundan ꢁikâyetçi
olmamıꢁ bulunmalarına iliꢁkin olarak Mahkeme, benzer davalarda Hükümetin ön itirazlarını
inceleyip reddetmiꢁ olduğunu hatırlatır (bkz. özellikle Mete – Türkiye, no. 39327/02).
Mahkeme, somut davada yukarıda belirtilen davadaki tespitlerinden ayrılmasını gerektiren
özel koꢁul görmemektedir. Bu nedenle Hükümetin itirazının bu yönünü de reddeder.
Mahkeme baꢁvurunun Sözleꢁme bağlamında olaylar ve hukuk açısından ciddi hususlar
ortaya çıkardığı kanaatindedir. Bunların belirlenmesi esas hakkında bir inceleme gerektirir.
Bu yüzden baꢁvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun
olmadığına karar verir. Kabuledilmezliğe dair baꢁka gerekçe tespit edilmemiꢁtir.
II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢁvuranlar, gözaltında tutuldukları sürenin, ilgili kısmı aꢁağıda verilen AĐHS’nin 5 § 3.
maddesinde belirtilen “makul süre” ꢁartını aꢁmıꢁ olmasında ꢁikâyetçi olmuꢁlardır.
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢁullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢁ diğer bir görevli önüne çıkarılır;
kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢁturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı
vardır. Salıverilme, ilgilinin duruꢁmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”
Hükümet, baꢁvuranların tutukluluğunun, suç iꢁlemiꢁ olmaları ꢁüphesine iliꢁkin mantıklı
gerekçelerin varlığına dayandığını ve gözlem halinin yetkili makamlarca o dönemde
yürürlükte olan yasal hükümler uyarınca belli aralıklarla titizlikle gözden geçirildiğini
savunmuꢁtur. Baꢁvuranlara isnat edilen suçun ciddi nitelikte olduğu ve gözaltı süresinin
devamının suç iꢁlemelerinin engellenmesi ve toplum düzeninin korunması için ꢁart olduğunu
belirtmiꢁlerdir.
3