Hükümet, baꢀvuranların, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca olan hukuk
yolunu kullanmayarak iç hukuk yollarını tüketmediklerini belirtmiꢀtir. Hükümet,
baꢀvuranların, 28 Nisan 2003 tarihinde baꢀvuruda bulunduklarını, öte yandan Yargıtay’ın
kararını 26 Haziran 2000 tarihinde verdiğini ve böylece altı ay kuralına uymadıklarını
eklemiꢀtir.
AĐHM, Akkuꢀ – Türkiye kararında (9 Temmuz 1997) benzer ön itirazları reddetmiꢀ
olduğunu gözlemlemiꢀtir. Söz konusu davada aksi yönde bir karar vermek için bir gerekçe
görmemiꢀ ve dolayısıyla Hükümet’in itirazlarını reddetmiꢀtir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
AĐHM, davanın esasına iliꢀkin olarak, geçmiꢀte benzer davalar incelemiꢀ ve AĐHS’nin
6/1 maddesinin ve Ek 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlalini tespit etmiꢀ olduğunu
kaydetmiꢀtir (bkz., örneğin, Burdov – Rusya, no. 59498/00; Kaçar ve Diğerleri – Türkiye, no.
38323/04, no. 38379/04, 38389/04, no. 38403/04, no. 38423/04, no. 38510/04, 38513/04 ve
no. 38522/04, 22 Temmuz 2008). AĐHM geçmiꢀ davalardaki kararlarından sapmasını
sağlayacak hiçbir hususun mevcut olmadığı görüꢀündedir. AĐHM, yetkililerin ilk ödemeyi
Yargıtay’ın kararından iki yıl beꢀ ay sonra gerçekleꢀtirdiklerini ve ikinci ödemenin söz
konusu karardan yaklaꢀık yedi yıl sonra yapıldığını kaydetmiꢀtir. Sonuç olarak, AĐHM, yerel
mahkemeler tarafından hükmedilen ek tazminatın ödenmesindeki gecikmenin kamulaꢀtırma
makamına ait olduğunu ve mal sahiplerinin kamulaꢀtırılmıꢀ arsaya ek olarak kayba
uğramalarına neden olduğunu değerlendirmiꢀtir. Bu gecikme ve bir bütün olarak yargılamanın
uzunluğu sonucunda AĐHM, baꢀvuranların, kamu yararının gerektirdikleri ile mülkiyet
hakkına saygının korunması arasında temin edilmesi gereken adil dengeyi bozan, alıꢀılmıꢀın
dıꢀında ve haddinden fazla bir külfete katlanmak zorunda kaldıklarını tespit etmiꢀtir (bkz., M.
Kaplan – Türkiye, no. 29016/04, 9 Aralık 2008).
AĐHM, yukarıda belirtilenler ıꢀığında AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve Ek 1 No.’lu
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği kararını vermiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Baꢀvuranlar, 17.000 Euro maddi tazminat ve 50.000 Euro manevi tazminat talebinde
bulunmuꢀlardır.
Hükümet, talep edilen miktarlara itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranların Ek 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca olan ꢀikayetlerine
iliꢀkin olarak, yukarıda belirtilen Akkuꢀ kararındaki hesaplama yöntemini kullanarak ve söz
konusu zamandaki ilgili ekonomik verileri göz önünde bulundurarak, yapılan iki ödemeden
sonra baꢀvuranların kayıplarını 1.100 Euro olarak hesaplamıꢀtır. AĐHM, içtihadı ıꢀığında,
Hükümet tarafından baꢀvuranlara ortaklaꢀa olarak hesaplanan kayıp miktarının ödenmesinin
baꢀvuranların maddi tazminat taleplerini karꢀılayacağını değerlendirmiꢀtir (bkz., diğer
kararların yanı sıra, Basoukou – Yunanistan, no. 3028/03, 21 Nisan 2005; Ahmet Kılıç –
Türkiye, no. 38473/02, 25 Temmuz 2006; Akıncı – Türkiye, no. 12146/02, 8 Nisan 2008;
yukarıda anılan Kaçar ve Diğerleri).
2