Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 141. ve izleyen maddeleri uyarınca ulusal mahkemeler
önünde tazminat davası açması gerektiğini belirtmektedir.
Đlk itiraz ile ilgili olarak, dava koꢀulları göz önüne alındığında, AĐHM, mesnetten yoksun
olması nedeniyle Hükümet’in itirazını kabul edemeyecektir. Ceza Muhakemesi Usulü
Kanunu’nun 141. ve izleyen maddeleri uyarınca tazminat davası açmaması kapsamında
yapılan itiraz ile ilgili olarak, AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin AĐHS’nin 5/5 maddesi kapsamında
baꢀvuran tarafından ifade edilen ꢀikayetin esası ile sıkı sıkıya bağlı olduğu kanaatindedir ve
incelemenin davanın esasına eklenmesine karar vermektedir.
Sözkonusu ꢀikayetlerin hiçbirin kabuledilemezlik unsuru içermediğini tespit eden AĐHM,
ꢀikayetleri kabuledilebilir ilan etmektedir.
B. Esas
1. AĐHS’nin 5/3 ve 5/4 maddesi
Hükümet, davanın karmaꢀıklığı, kanıtların durumu, baꢀvuranın terör örgütü ile olan iliꢀkisi ile
adalete engel olma, suçun tekrarı ve firar tehlikesinin baꢀvuranın tutukluluk halinin devamını
haklı kıldığını savunmaktadır.
Baꢀvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmektedir ve iddialarını yinelemektedir.
AĐHS’nin 5/3 maddesi kapsamında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak, AĐHM, çok sayıda ve
aralıksız tutukluluk süresinin belirlenmesi ile ilgili yerleꢀik içtihadı göz önüne alındığında,
iꢀbu kararın kabul edildiği tarihte baꢀvuranın on iki yıldan fazla bir süreyi tutuklu geçirdiğini
tespit etmektedir (bkz, Baltacı-Türkiye, baꢀvuru no: 495/02, 18 Temmuz 2006 ve Solmaz-
Türkiye, baꢀvuru no: 27561/02). AĐHM, benzer davaları incelediğini ve müteaddit defalar
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri
arasından, Dereci-Türkiye, baꢀvuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye,
baꢀvuru no: 25324/02, 2 ꢁubat 2006). Sözkonusu davanın ulusal makamlara yüklediği
güçlükleri kabul eden AĐHM yine de yerleꢀik içtihadı ıꢀığında, mevcut davada aynı sonuca
ulaꢀmıꢀtır. Dolayısıyla AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak, Hükümet, tutukluluk
halinin meꢀruluğunun denetimi için öngörülen itiraz yolunun etkililiğini yinelemektedir. Bu
bağlamda AĐHM, geçmiꢀte çok sayıdaki benzer davada, ceza mahkemelerinin tutukluluk
halinin devamına karar verme koꢀullarının –mevcut davada olduğu gibi- basmakalıp
gerekçelere dayandırılmasının, AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmak için
ve aynı zamanda böyle gerekçelerle mücadele etmek amacıyla kullanılacak itiraz yolunun
baꢀarılı olma ihtimallerinden ꢀüphe duymak için önemli unsurlardan biri olduğunu
hatırlatmaktadır (Koꢀti ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 74321/01, 3 Mayıs 2007). Nitekim
müteaddit defalar AĐHM, sözkonusu yargılamanın adli bir nitelik taꢀımadığına, özgürlükten
yoksun bırakmada kabul edilen usul teminatlarını sunmadığına ve AĐHS’nin 5/4 maddesinin
gereklerini yerine getirmediğine hükmetmiꢀtir. AĐHM, özellikle, sözkonusu yargılamanın
çekiꢀmeli olmuꢀ olması ve her durumda, iddia makamı ile sanık arasında “silahların eꢀitliği”
ilkesinin temin edilmiꢀ olması gerektiğini belirtmektedir. Dolayısıyla, kamuya açık
görüꢀülmesi gereken sözkonusu yargılamaya baꢀvuranın veya avukatının etkili katılımlarının
sağlanmıꢀ olması gerekirdi (bkz, Bağrıyanık-Türkiye, baꢀvuru no: 43256/04, 5 Haziran 2007,
Cahit Demirel-Türkiye, baꢀvuru no: 18623/03, 7 Temmuz 2009). Đꢀbu davada farklı bir
3