AİHM, bir kimsenin güvenlik güçlerinin tamamıyla kontrolü altındaki gözaltı sırasında
yaralanmasının ciddi karineleri ortaya koyduğunu hatırlatmaktadır. Bu bağlamda Hükümetten
sözkonusu yaralanmaların neden ve nasıl meydana geldiğine, mağdur tarafından ortaya
konulan iddialara ve sağlık raporlarına makul bir açıklık getirmesi beklenmektedir (Bkz.
Nazif Yavuz-Türkiye kararı, no: 69912/01, 12 Ocak 2006).
AİHM, başvuranın 10 Nisan 1996 tarihinde gözaltına alındığını, 15, 20 ve 24 Nisan 1996
tarihlerinde pek çok sağlık kontrolünden geçtiğini gözlemlemektedir. İlk üç rapor sübjektif
şikayetlerin dışında hiçbir şiddet izine rastlanılmadığına yer verdiği halde, Bayrampaşa
Cezaevi doktoru 24 Nisan 1996 tarihli raporunda ilgilinin kollarında pek çok lezyonun
bulunduğunu, karnın sağ kısmında kabuk bağlamış bir yara izine rastlanıldığını ve sağ bacakta
bir ekimozun olduğunu belirtmiştir. Aynı şekilde, ilgilinin ayak parmaklarında ve
omuzlarında ağrılar ve ellerinde uyuşma tespit edilmiştir.
AİHM, (kollarda pek çok lezyon, karnın sağ kısmında kabuk bağlamış bir yara izi, sağ
bacakta ekimoz, ayak parmaklarında ve omuzlarında ağrılar ve ellerde uyuşma) gibi pek çok
belirtinin başvuranın kötü muameleye maruz kaldığı tasvirlerine (özellikle darp ve
yaralanmalar) karşılık geldiğini not etmektedir.
AİHM önünde bu belirtilerin başvuranın gözaltına alınmasından önce ortaya çıkmadığına
itiraz edilmemektedir.
Mahkemeye sunulan kanıt unsurlarının bütünü ışığında AİHM, 24 Nisan 1996 tarihli
Bayrampaşa Cezaevi doktoru tarafından hazırlanan sağlık raporunda belirtilen emarelerin
kaynağının Devletin sorumluluğundaki bir uygulama sonucu olduğu kanısına varmıştır.
AİHM, başvuranın insanlık dışı ve aşağılayıcı bir muameleye maruz kaldığı ve AİHS’nin 3.
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
II. AİHS’NİN 6. VE 13. MADDELERİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, kötü muamele şikayetleri karşısında yetkililerin etkili bir yaklaşım
sergilemediklerini ileri sürmekte, AİHS’nin 6. ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadır.
AİHM, bu yöndeki yerleşik içtihadı ışığında bu şikayeti 13. madde çerçevesinde
inceleyecektir (Bkz. Batı ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 33097 ve 57834/00).
AİHM, sunulan kanıt unsurlarına dayalı olarak Savunmacı Devletin AİHS’nin 3. maddesi
uyarınca sorumluluğu olduğu yargısına varmaktadır. İlgili tarafından öne sürülen şikayet 13.
madde uyarınca «savunulabilir» niteliktedir. Yetkililerin bu hükmün gerekliliklerini
karşılayan etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktaydı.
AİHM, başvuranın şikayetini takiben ceza soruşturmasının Fatih Cumhuriyet Savcılığı
tarafından sürdürüldüğünü gözlemlemektedir. 8 Mayıs 1996 tarihinde, Fatih Cumhuriyet
Savcısı 24 Nisan 1996 tarihli Adli tıp uzman raporuna dayalı olarak ve kötü muamele
iddialarını destekleyecek hiçbir kanıtın bulunmadığı tespitinden hareketle soruşturma
açılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Dava dosyasına göre, Cezaevi doktorunun aynı
gün hazırladığı ve birçok emarenin bulunduğunu kaydettiği sağlık raporu olduğu halde
başvuranın ifadesine başvurulmasını gerekli görmemiştir.
4