B. Esas
Hükümet, sulh ceza mahkemesinde duruꢀma yapılmamasının yargılamanın hakkaniyetine
yönelik bir ihlal oluꢀturmadığını savunmaktadır. Hükümet, sulh ceza mahkemesinin yeni bir
ceza vermediğini ya da cezanın sonuçlarını ağırlaꢀtırmadığını ve mahkemenin sadece
sözkonusu cezanın yasallığını denetlediğini belirtmektedir.
Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir ve AĐHM içtihadı bakımından duruꢀma
gerçekleꢀtirmenin önemini hatırlatmaktadır.
AĐHM, açık duruꢀma gerçekleꢀtirmenin AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen temel bir ilkeyi
oluꢀturduğunu hatırlatmaktadır. Açık duruꢀma gerçekleꢀtirme, halkın denetimini aꢀan gizli bir
adalete karꢀı yargılanabilirleri korumakta ve böylece mahkemelere duyulan güvenin
sürdürülmesine katkı sağlamaktadır. Açık duruꢀma sayesinde adalet ꢀeffaf bir ꢀekilde tecelli
etmekte, böylece 6. maddenin amacı olan ve demokratik toplumlarda güvence altına alınması
temel bir ilke olan, adil yargılanma ilkesi yerine getirilmektedir (bkz, Sutter-Đsveç, 22 ꢁubat
1984 tarihli karar, Gautrin ve diğerleri – Fransa, 20 Mayıs 1998 tarihli karar ve Stefanelli –
Saint Marin, baꢀvuru no: 35396/97). AĐHS’nin 6. maddesinin gereklerini tam olarak yerine
getiren bir ilk derece mahkemesinin olduğu (bkz, Findlay- Birleꢀik Krallık, 25 ꢁubat 1997) ve
yasal olarak bir yargılanabilirin “kendisinin dinlenmesini” ve özellikle sözlü olarak kendisini
savunma, aleyhindeki beyanları dinleme, tanıkları sorgulama ve karꢀı sorgulama
imkanlarından faydalanabildiği ceza hukuku alanında duruꢀma gerçekleꢀtirilmesi özel bir
önem taꢀımaktadır.
Bazı ceza davalarında ortaya konan sorunların niteliği nedeniyle mahkemeler duruꢀma
gerçekleꢀtirmeyebilirler. Cezai sorumluluğun belirlenmesine ve zorlayıcı ve caydırıcı nitelikli
tedbirlerin alınmasına konu olan ceza davalarının belli bir öneme haizini olduğunun göz
önünde tutulması gerekli olsa da, bazı ceza davalarının, yöneldikleri kiꢀiler açısından hiçbir
yüz kızartıcı nitelik taꢀımadığı ve “cezai suçlamalar” açısından aynı ağırlığa sahip olmadığı
durumlar da mevcuttur. Ayrıca, Engel kriterleri uyarınca “cezai alanda suçlama” ilkesinin
özerk bir yorumunu benimseyen AĐHS organları, AĐHS’nin 6. maddesinin cezai alanda
uygulamasının, idari para cezaları, cezaevi disiplinin ihlali nedeniyle verilen cezalar, gümrük
cezaları, rekabet hakkının ihlali nedeniyle verilen para cezaları ve finans mahkemeleri
tarafından verilen cezalar gibi ceza hukukunun geleneksel kategorisine girmeyen alanlara
doğru geniꢀletilmesinin temellerini atmıꢀtır (Bkz, Jussila).
AĐHM yerleꢀik içtihadına göre, duruꢀma yapmamayı haklı gösteren istisnai durumlar
olmadığı sürece, ilk ve tek derece mahkemesinin huzurundaki yargılamalarda, AĐHS’nin 6/1
maddesi uyarınca “açık duruꢀma hakkı” beraberinde “duruꢀma” isteme hakkını getirir (Bkz.
örneğin, Hakansson ve Sturesson-Đsveç, 21 ꢁubat 1990 tarihli karar; Fredin-Đsveç (no:2), 23
ꢁubat 1994 tarihli karar, Allan Jacobsson-Đsveç (no:2), 19 ꢁubat 1998 tarihli karar, Göç-
Türkiye, baꢀvuru no: 36590/97).
AĐHM, olayların meydana geldiği dönemde, Sosyal Güvenlik Kanunu’nun 140. maddesi
uyarınca verilen idari para cezasına karꢀı yapılan itiraz hakkında karar vermek için sulh ceza
mahkemesinin yetkili olduğunu kaydetmektedir. Sulh ceza mahkemesi önündeki yargılama
duruꢀmasız gerçekleꢀtirmiꢀtir. Hakim, dosyaya dayanarak nihai bir karar vermiꢀtir. Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun eski 302. maddesinin hükümleri uyarınca, duruꢀma
yapılması ancak yasa ile öngörülen durumlarda mümkündür.
5