CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
MEHMET YİĞİT - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:28183/02)  
NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRASBOURG  
21 Temmuz 2005  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (28183/02) başvuru no’lu davanın  
nedeni, bu ülke vatandaşı Hüseyin Yiğit’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(AİHM) 27 Mayıs 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi  
uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Şanlıurfa Barosu avukatlarından  
Y. Karataş tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Davanın Koşulları  
Başvuran 1954 doğumlu olup Birecik , Şanlıurfa’da ikamet etmektedir  
1999 yılında Birecik Barajı’nın yapılması için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı  
(İdare) başvuranın arazisini kamulaştırmıştır.  
İdare’den bir uzman heyeti kamulaştırılan arazinin bedelini 11 551 200 000 Türk  
Lirası (TL) olarak tespit etmiş ve bu tutar mülkün devir tarihinde başvurana ödenmiştir.  
Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca, başvuran 9 Nisan 1999 tarihinde, Birecik  
Asliye Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda  
bulunmuştur.  
30 Haziran 1999 tarihinde başvuran Birecik Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davayı  
kazanmış ve İdare tarafından başvurana, 15 Mayıs 1999 tarihinden itibaren işlemek üzere  
yasal gecikme faizi ile birlikte 14 241 503 690 TL ek tazminat ödenmesine karar verilmiştir.  
13 Aralık 1999 tarihinde Yargıtay bu kararı onamıştır.  
29 Kasım 2001 tarihinde İdare başvurana ek kamulaştırma bedeli olarak 34 267 915  
933 TL ödemiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’UN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuran, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme  
faizi nedeniyle ek tazminatın değer kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 No’lu Ek  
Protokol’un 1. maddesine gönderme yapmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
Hükümete göre başvuran tarafından icra takibi başlatılmadığı için AİHS’nin 35.  
maddesinde öngörüldüğü gibi iç hukuk yolları tüketilmemiştir.  
AİHM, adli bir süreç sonunda Devlet karşısında alacaklı konuma gelen bir kimsenin  
tazminat alabilmesi için icra takibi başlatmasının şart koşulmasının, Mahkeme içtihatlarınca  
uygun bulunmadığını hatırlatır (Metaxas-Yunanistan, no: 8415/02, § 19, 27 Mayıs 2004, ve  
Karahalios – Yunanistan, no: 62503/00, § 23,11 Aralık 2003). Sonuç olarak Hükümet’in bu  
itirazı kabul edilemez bulunmuştur.  
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adıgeçen karar)  
ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan incelenmesi  
gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile  
karşılaşılmadığını tespit etmiştir.  
B. Esas Hakkında  
AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da  
incelemiş ve I No’lu Ek Protokol’un 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,  
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1317, § 31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).  
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre  
kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın  
ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara  
daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme,  
AİHM’yi, başvuranın genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması  
arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke  
katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak AİHM, I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar  
vermiştir.  
II. AİHS’NİN 6§1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran yürütülen adli işlemlerin süresinin AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal ettiğinden  
şikayetçi olmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
AİHM sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun  
ilan edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi  
bulunmamaktadır.  
B. Esas Hakkında  
1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate alındığında,  
AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6§1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına  
karar vermiştir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİ UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.  
AİHM, başvuranın avukatına hitaben yazılmış 10 Ağustos 2004 tarihli bir yazıyla  
AİHM İç Tüzüğü’nün 60. maddesine dikkate çekilmesine rağmen, başvuran tarafından  
herhangi bir adil tazmin talebinde bulunulmadığını kaydeder. Buna karşılık başvuran ,  
başvuru dilekçesinde, uğradığı zarar için kendisine 20 000 Amerikan Doları (USD) ödenmesi  
yönünde karar verilmesini umduğunu belirtmiştir.  
Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, (Bkz., özellikle, Andrea Corsi - İtalya, no  
42210/98, 4 Temmuz 2002, Andrea Corsi - İtalya, no 42210/98, 2 Ekim 2003, Willekens-  
Belçika, no 50859/99, 24 Nisan 2003, ve Mancini - İtalya, no 44955/98, CEDH 2001-IX),  
başvuran tarafın iddialarını, hukuki sürecin daha önceki bir aşamasında belirtmiş olduğu  
durumlarda dahi, iddiaların rakama dökülmüş hali ve gerekli ispat unsurları AİHM İç  
Tüzüğü’nün 60§1 maddesi ile tanınan süre içerisinde sunulmadığında AİHM adil tazminat  
olarak herhangi bir ödeme yapılması yönünde karar vermemektedir.  
Bu koşullarda AİHM, başvuranın İç Tüzüğün 60. maddesine göre üzerine düşen  
yükümlülükleri yerine getirmediğine kanaat getirmiştir. Geçerli bir adil tazmin talebinde  
bulunulmadığından AİHM başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığı  
sonucuna varmıştır.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİ İLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 6§1 maddesine dayanan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek  
olmadığına;  
4. AİHS’nin 41. maddesinin uygulanmasına gerek olmadığına  
Karar vermiştir  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 21 Temmuz 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.