7
itibaren ꢀiddetli baꢀağrılarından muzdarip olduğunu gözlemlemektedir. Đlgiliye cezaevi
doktoru tarafından migren tanısı konulmuꢀtur. Engin’in sağlık durumu yılın sonunda
kötüleꢀmeye baꢀlamıꢀ ve 1999 yılı Ocak ayında iyice bozulmuꢀtur. Bunun yanında, 1998
yılından itibaren ilgili, artık beslenememeye, okuyamamaya, elleriyle herhangi bir iꢀ ve spor
yapamamaya, ayrıca, düzenli yürüyüꢀlere de çıkamamaya baꢀlamıꢀtır. ꢁubat 1999 tarihinden
itibaren diğer tutukluların yardımı olmadan yatağından çıkamaz, ꢀiddetli baꢀ ağrıları
yüzünden ayakta duramaz ve kendi baꢀına yürüyemez hale gelmiꢀtir. Aynı cezaevinde
bulunan diğer tutukluların ifadelerine göre Engin, ꢀiddetli ağrılar çekmekte ve istifra
etmektedir. Denge sorunları vardır ve beslenme güçlüğü çekmektedir. Ayrıca kriz geçirdiği
anlarda bilincini kaybetmektedir. Öte yandan, diğer tutuklular Engin’e bazı tıbbi ürünler
içeren iğneler yapmak zorunda kalmıꢀlar ve Çankırı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığında
doktorlar Engin’e migren tanısı koymuꢀ ve ağrı kesici ilaçlar yazmıꢀlardır.
Engin Huylu’nun durumu günden güne kötüleꢀmiꢀ ve 5 ꢀubat 1999 saat 23 sularında acilen
Çankırı Hastanesi’ne kaldırılmıꢀtır. 6 ꢁubat günü saat 2:40’ta Doktor Soner Iꢀık ilgilinin
beyninde tümör olabileceği düꢀüncesiyle Ankara Devlet Hastanesi Nöroloji Bölümü’ne
sevkini istemiꢀtir. Đlgilinin sağlık durumunun ciddiyetine rağmen cezaevi müdürü ilgilinin
Ankara Devlet Hastanesi’ne sevk edilmesi emrini ancak saat 4’te vermiꢀtir.
AĐHM, bu nedenle, baꢀvuranın oğlunun sağlık sorunlarının cezaevi ve hastane makamlarınca
bilinmemesinin mümkün olmadığı tespitinde bulunmaktadır. Bu bakımdan AĐHM, Avrupa
Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından benimsenen, cezaevi ortamında tıbbi tedavilerin
organizasyonuna ve etik yönlerine iliꢀkin tavsiye kararında, özel tedaviye ihtiyaç duyan hasta
tutukluların tedavilerinin cezaevinde yapılamaması durumunda uzmanlaꢀmıꢀ kurumlara ya da
devlet hastanelerine sevklerinin öngörüldüğünü ayrıca tespit etmektedir. Lüzumu halinde, bir
sağlık personeli ya da bir hastabakıcının, hastaneye sevki sırasında hastaya eꢀlik etmesi de
öngörülmektedir.
Mevcut davada ilgili, Çankırı Devlet Hastanesi’ne sevkedilmiꢀ; ancak orada, sağlık
durumunun bozuk olmasına rağmen herhangi bir doktora muayene olma imkanı bulamamıꢀtır.
Ayrıca, uzman doktorlarca ayrıntılı bir muyeneden geçirilmemiꢀ olması ve tedavi eksikliğinin
diğer tutuklularca giderilmek zorunda kalınmıꢀ olması, Engin’in sağlık durumunun tatmin
edici bir biçimde takip edilmediğini göstermektedir.
AĐHM, uygulanmıꢀ tedavilerin ağrı kesicilerle sınırlı kaldığını, durumunun hızla
kötüleꢀmesine rağmen Engin’in ayrıntılı hiçbir tahlil ya da tetkike tabi tutulmadığını
gözlemlemektedir. Engin’in sağlık durumunun giderek bozulması, cezaevi ve hastane
yetkililerini uyarıcı bir etken olmalıydı. Öte taraftan, jandarmaların dahlinin bulunduğu bir
hadise sonrasında doktorun ilgiliyi muayene etmemesini de kaydetmek gerekmektedir.
Engin’in trajik ölümünden çok daha önceleri ortaya çıkan alarm sinyalleri ve sağlık
durumunun bozulması karꢀısında, hastalığa teꢀhis konulduktan sonra uygun bir tedavinin
uygulanması veya ilgilide görülen kusma ve bilinç kaybı gibi belirtilerin daha uzman kiꢀilerin
yardımından faydalanılarak önlenmesi amacıyla Ankara’daki gibi yeterli tıbbi imkanlara
sahip bir hastaneye ve uzman doktorlara sevkedilmesi gerekiyordu. Böylelikle, Engin’in
Ankara Hastanesi’ne sevki, sözgelimi 27 ocak 1999 tarihinde Engin bu amaçla bir talepte
bulunduğunda gerçekleꢀtirilebilirdi. Ancak bu talep sonuçsuz kalmıꢀtı.
Baꢀvuran, oğlunun bir ambülansla değil, zırhlı bir araçla Ankara Hastanesi’ne sevkedildiğini
eklemektedir. Buna karꢀın AĐHM, bu durumun Engin’in ölümüne neden olan bir etken olup
olmadığı hususunda varsayımda bulunmaksızın; bunun cezaevi veya hastane yetkililerince