CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ĐHSAN BARAN -TÜRKĐYE DAVASI (no:1)  
(Bavuru no:8180/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
15 Eylül 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (8180/04) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaı)  
Đhsan Baran’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 9 ubat 2004 tarihinde Đnsan  
Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đzmir Barosu avukatlarından Nezatah Paa Bayraktar tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVA KOULLARI  
Bavuran, 1968 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir.  
4 Mayıs 2001 tarihinde, bavuran, Đzmir Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polis memurları  
tarafından yakalanmıve gözaltına alınmıtır. Bavuranın yasadıı silahlı örgüt olan PKK  
üyesi olmasından üphelenilmitir.  
Gözaltı sırasında bavuran, avukat yardımından yararlanmamıtır.  
Gözaltında olayların aktarılması ve diğer sanıklarla yüzletirilmesi sırasında, bavuran  
sözkonusu örgütün üyesi olduğunu itiraf etmitir. Bavuran, sözkonusu örgütte ne tür  
eylemlere katıldığını polise ayrıntılarıyla anlatmıtır.  
7 Mayıs 2001 tarihinde, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından  
bavuranın ifadesi alınmıve bavuran, polis memurlarına verdiği ifadesini kısmen kabul  
etmitir.  
Aynı gün bavuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi karısına çıkarılmıtır.  
Bavuran, savcıya vermiolduğu ifadesini yinelemive olayları kısmen kabul etmitir. Hakim  
bavuranın tutuklanmasına karar vermitir.  
22 Mayıs 2001 tarihli bir iddianame ile savcı, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi ve 3713  
sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca bavuranın [ve diğer iki kiinin]  
silahlı bir örgüte üye olmaktan mahkumiyetini talep etmitir.  
Bavuran, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılanmıtır.  
12 Temmuz 2001 tarihli duruma sırasında, avukat yardımı alan bavuran, polisin baskısı  
altında ifade verdiğini dile getirmive hakkındaki tüm suçlamaları reddetmitir. Bavuran  
yalnızca PKK adını kullanarak esnaftan kendi hesabına zorla para aktarmaya teebbüs ettiğini  
söylemitir. Hakimler, bavuranın savcı ve nöbetçi hakim karısında vermiolduğu birbiriyle  
uyuan ifadelerinin okunmasına geçmilerdir. Bavuran cevaben önceki beyanlarını yinelemiꢀ  
ve atılı olayları bir kez daha reddetmitir.  
13 Kasım 2001 tarihli bir kararla, Devlet Güvenlik Mahkemesi bavuranı suçlu bulmutur.  
Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranı, Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesi ve 3713  
sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca silahlı bir örgüte üye olmaktan on  
2
iki yıl altı ay ve bir emlak bürosuna el bombası atmaktan beyıl altı ay yirmi gün hapis  
cezasına çarptırmıtır. Kararın dayanağı olarak mahkeme, özellikle gözaltı sırasında,  
Cumhuriyet Savcısı karısında ve Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi karısında  
sırasıyla bavuranın vermiolduğu birbiriyle uyuan ifadeleri ve yakalama, yer gösterme,  
kimlik tespiti ve yüzletirme tutanaklarını dikkate almıtır. Hakimler ayrıca, bavuranın  
üzerinde ele geçirilen kartvizitler ve bavuran tarafından gösterilen yerde bulunan tabanca  
gibi diğer kanıt unsurlarını da temel almılardır.  
10 Aralık 2001 tarihinde, avukatı aracılığıyla bavuran, 13 Kasım 2001 tarihli karar hakkında  
temyiz bavurusunda bulunmutur.  
18 Nisan 2002 tarihli durumanın ardından Yargıtay, itiraz edilen kararı hukuki temele  
dayanmadığı gerekçesi ile bozmutur.  
27 Ağustos 2002 tarihinde, iade edilen kararı görüen Devlet Güvenlik Mahkemesi,  
bavuranları aynı cezalara mahkum etmitir.  
16 Eylül 2002 tarihinde, bavuran, temyiz bavurusunda bulunmutur.  
19 Aralık 2002 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kanunun uygulamasında yorum  
hatası yaptığı gerekçesi ile 27 Ağustos 2002 tarihli kararı bozmutur.  
18 Mart 2003 tarihli durumanın sonunda, Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay kararına  
uygun hareket etmive bavuranı, silahlı bir örgüte üye olmaktan on iki yıl altı ay ve bir  
iyerine el bombası atmaktan dört yıl iki ay hapis cezasına mahkum etmitir.  
3 Temmuz 2003 tarihinde, Yargıtay, 18 Mart 2003 tarihli kararı onamıtır.  
21 Ağustos 2003 tarihinde, Yargıtay kararı, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi kaleminde  
tarafların kullanımına sunulmutur.  
HUKUK  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, bavuran, davasının, Đzmir Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nde hakkaniyete uygun olarak görülmemesinden ikayetçidir. Bu bağlamda,  
bavuran, gözaltı sırasında ve Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi tarafından ifadesi  
alındığı sırada, avukat yardımından yararlanamamaktan dolayı ikayetçidir.  
Hükümet, AĐHM’yi, altı ay süresine riayet edilmediğinden sözkonusu ikayeti reddetmeye  
davet etmektedir. Esasa ilikin olarak Hükümet, avukat eriimi hakkında bavurana getirilen  
yasal kısıtlamanın, ilgili kii açısından AĐHS’nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil  
yargılama hakkına yönelik bir ihlal oluturmağı değerlendirmesinde bulunmaktadır.  
Hükümet, yargılamanın adil olup olmadığını belirleyebilmek için, yargılamanın tamamının  
göz önüne alınması gerektiği kanaatindedir. Nitekim, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi ve  
Yargıtay önündeki yargılamalar sırasında bavuran bir avukat tarafından temsil edildiğinden  
bavuranın adil yargılanma hakkı ihlal edilmemitir. Ayrıca Hükümet, ihtilaflı mahkumiyet  
kararının yalnızca polise verilen ifadelere dayanmadığından, gözaltı sırasında avukat  
yardımından yararlanamamanın AĐHS’nin 6. maddesine yönelik bir ihlal oluturmağı  
gerekçesi ile AĐHM’nin benzer bir ikayeti açıkça mesnetten yoksun olduğu için  
kabuledilemez bulduğu Yıldız ve Sönmez- Türkiye, bavuru numaraları: 3543/03 ve 3557/03, 5  
3
Aralık 2006 tarihli karara atıfta bulunmaktadır. Mevcut dava olaylarında da Hükümet,  
mahkumiyetinde yalnızca bavuranın polise vermiolduğu ifadesinin temel alınmadığını  
belirtmektedir.  
AĐHM, tarafların kulanımına Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi kaleminde 21 Ağustos 2003  
tarihinde sunulan 3 Temmuz 2003 tarihli Yargıtay kararının, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca  
nihai iç hukuk kararını oluturduğunu kaydetmektedir. AĐHM, bavuranın, bavurusunu, 9  
ubat 2004 tarihinde, yani nihai iç hukuk kararından itibaren altı ay içerisinde sunduğunu  
gözlemlemektedir. Ayrıca AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca sözkonusu ikayetin  
açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi içermediğini tespit  
etmektedir. Dolayısıyla bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Davanın esasına ilikin olarak ise AĐHM, Salduz-Türkiye (bavuru no: 36391/02, 27 Kasım  
2008) kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte  
AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulamaktadır. Nitekim AĐHM, mevcut  
davada farklı bir sonuca ulamak için Hükümet’in ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı  
kanaatindedir.  
Ayrıca bavuran, gözaltı süresinden ve ceza davasının tamamından ikayetçidir. Bavuran,  
savunmasını hazırlamak için kendisine gerekli süre ve kolaylıkların tanınmadığı kanısındadır  
ve bu bağlamda AĐHS’nin 6/3 b) maddesine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM, bavuranın sunduğu ikayetlere benzer ikayetleri daha önce incelemitir. Sahip  
olduğu unsurların tamamını göz önüne alan ve ileri sürülen iddiaları değerlendirmeye yetkili  
olan AĐHM, AĐHS tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklere yönelik hiçbir ihlal  
tespit edememektedir. Dolayısıyla AĐHS’nin 35/4 maddesi uyarınca bavurunun sözkonusu  
kısmının reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaılmaktadır.  
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususuna ilikin olarak, bavuran, 10.000 Euro maddi  
ve 15.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Bavuran ayrıca, ulusal  
mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 4.200 TL  
(yani yaklaık 2.100 Euro) talep etmektedir. Öte yandan bavuran avukatlık ücreti olarak  
15.000 TL (yani yaklaık 7.500 Euro) talep etmektedir. Belge olarak bavuran, avukatlık  
ücreti makbuzu ile bir posta fiini sunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte  
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karın AĐHM, hakkaniyete uygun olarak bavurana  
1.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.  
Ayrıca AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlali için en uygun telafi biçiminin, bavuran için  
sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiolsaydı içinde bulunacağı duruma olabildiğince  
tekabül eden bir durum yaratmak olduğunu belirtmektedir (sözü edilen Salduz, Teteriny-  
Rusya, bavuru no: 11931/03, 30 Haziran 2005, Jelicic-Bosna Hersek, bavuru no: 41183/02  
ve Mehmet ve Suna Yiğit-Türkiye, bavuru no: 52658/99, 17 Temmuz 2007). AĐHM, bu  
ilkenin mevcut davaya uygulanmasına hükmetmektedir. Sonuç olarak AĐHM, ihlalin telafisi  
için en uygun yolun, bavuran talep ettiği takdirde, AĐHS’nin 6/1 maddesinin gereklerine  
uygun olarak davanın yenilenmesi olacağı kanaatindedir (mutatis mutandis, Gençel-Türkiye,  
bavuru no: 53431/99, 23 Ekim 2003).  
4
Yargılama masraf ve giderlerine ilikin olarak, AĐHM, tüm masraflar için bavurana 1.000  
Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.  
Sözkonusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uygulanan üç  
puanlık artıeklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanacaktır.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun, gözaltı sırasında avukat yardımı yapılmaması kapsamında yapılan  
ikayete ilikin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. Bavuranın gözaltı sırasında avukat yardımından yoksun bırakılması nedeniyle  
AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü  
vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından bavurana 1.000 Euro (bin  
Euro) manevi tazminat ve 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri  
ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 15 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5