Aralık 2006 tarihli karara atıfta bulunmaktadır. Mevcut dava olaylarında da Hükümet,
mahkumiyetinde yalnızca baꢀvuranın polise vermiꢀ olduğu ifadesinin temel alınmadığını
belirtmektedir.
AĐHM, tarafların kulanımına Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi kaleminde 21 Ağustos 2003
tarihinde sunulan 3 Temmuz 2003 tarihli Yargıtay kararının, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca
nihai iç hukuk kararını oluꢀturduğunu kaydetmektedir. AĐHM, baꢀvuranın, baꢀvurusunu, 9
ꢁubat 2004 tarihinde, yani nihai iç hukuk kararından itibaren altı ay içerisinde sunduğunu
gözlemlemektedir. Ayrıca AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca sözkonusu ꢀikayetin
açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi içermediğini tespit
etmektedir. Dolayısıyla baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Davanın esasına iliꢀkin olarak ise AĐHM, Salduz-Türkiye (baꢀvuru no: 36391/02, 27 Kasım
2008) kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte
AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır. Nitekim AĐHM, mevcut
davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için Hükümet’in ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı
kanaatindedir.
Ayrıca baꢀvuran, gözaltı süresinden ve ceza davasının tamamından ꢀikayetçidir. Baꢀvuran,
savunmasını hazırlamak için kendisine gerekli süre ve kolaylıkların tanınmadığı kanısındadır
ve bu bağlamda AĐHS’nin 6/3 b) maddesine atıfta bulunmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranın sunduğu ꢀikayetlere benzer ꢀikayetleri daha önce incelemiꢀtir. Sahip
olduğu unsurların tamamını göz önüne alan ve ileri sürülen iddiaları değerlendirmeye yetkili
olan AĐHM, AĐHS tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklere yönelik hiçbir ihlal
tespit edememektedir. Dolayısıyla AĐHS’nin 35/4 maddesi uyarınca baꢀvurunun sözkonusu
kısmının reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaꢀılmaktadır.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususuna iliꢀkin olarak, baꢀvuran, 10.000 Euro maddi
ve 15.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Baꢀvuran ayrıca, ulusal
mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 4.200 TL
(yani yaklaꢀık 2.100 Euro) talep etmektedir. Öte yandan baꢀvuran avukatlık ücreti olarak
15.000 TL (yani yaklaꢀık 7.500 Euro) talep etmektedir. Belge olarak baꢀvuran, avukatlık
ücreti makbuzu ile bir posta fiꢀini sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM, hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana
1.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
Ayrıca AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlali için en uygun telafi biçiminin, baꢀvuran için
sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiꢀ olsaydı içinde bulunacağı duruma olabildiğince
tekabül eden bir durum yaratmak olduğunu belirtmektedir (sözü edilen Salduz, Teteriny-
Rusya, baꢀvuru no: 11931/03, 30 Haziran 2005, Jelicic-Bosna Hersek, baꢀvuru no: 41183/02
ve Mehmet ve Suna Yiğit-Türkiye, baꢀvuru no: 52658/99, 17 Temmuz 2007). AĐHM, bu
ilkenin mevcut davaya uygulanmasına hükmetmektedir. Sonuç olarak AĐHM, ihlalin telafisi
için en uygun yolun, baꢀvuran talep ettiği takdirde, AĐHS’nin 6/1 maddesinin gereklerine
uygun olarak davanın yenilenmesi olacağı kanaatindedir (mutatis mutandis, Gençel-Türkiye,
baꢀvuru no: 53431/99, 23 Ekim 2003).
4