Kullanılan gücün AĐHS’nin 2. maddesiyle bağdaꢀıp bağdaꢀmadığını belirlemek için,
AĐHM’nin, sadece güvenlik güçleri tarafından kullanılan gücün yasadıꢀı ꢀiddete karꢀı
baꢀkalarının korunmasıyla sıkı sıkıya orantılı olup olmadığını bilmek sorusunu değil,
bununla beraber terör karꢀıtı operasyonun mümkün olduğu kadar öldürme gücüne
baꢀvurmanın minimum düzeye indirilecek ꢀekilde yetkililer tarafından hazırlanıp
hazırlanmadığı ve kontrol edilip edilmediğini bilmek sorusunu çok dikkatli ꢀekilde
incelemesi gerekmektedir (McCann ve diğerleri; Bubbins-Đngiltere, 50196/99 no’lu karar;
Ergi-Türkiye, 28 Temmuz 1998 tarihli karar).
AĐHS’nin 1. maddesi uyarınca, Devlete düꢀen ve “AĐHS’de tanımlanan hak ve
özgürlükleri, kendi yargılama alanına giren her bireye tanımadan” ibaret olan genel görevle
bağlantılı olarak AĐHS’nin 2. maddesinin öngördüğü yaꢀam hakkını koruma zorunluluğu,
özellikle, Devlet görevlileri tarafından gerçekleꢀtirilen güce baꢀvurma ölüme sebebiyet
verdiği zaman etkin bir soruꢀturma ꢀekli yürütmeyi içermekte ve zorunlu kılmaktadır (bkz,
diğerleri arasında, Kaya-Türkiye, 19 ꢁubat 1998 tarihli karar).
Benzer bir soruꢀturmanın asıl amacı, yaꢀam hakkını koruyan iç hukuk kanunlarının
etkin ꢀekilde uygulanmasını sağlamak ve Devlet görevlilerini veya organlarını içeren
durumlarda, bunların kendi sorumlulukları altında meydana gelen ölümler hakkında
açıklama yapmalarını garanti etmektir. Hangi tür soruꢀturmanın bu amaçların
gerçekleꢀmesine imkan verecek nitelikte olduğunu bilmeye gelince, bu, koꢀullara göre
değiꢀebilir. Bununla birlikte, izlenen biçimler ne olursa olsun, yetkililerin, soru kendi
dikkatlerini sunulur sunulmaz re’sen harekete geçmeleri gerekir. Yetkililer, resmi bir
ꢀikayette bulunulması veya soruꢀturma baꢀlatma sorumluluğunu mağdurun yakınlarının
insiyatifine bırakamazlar (bkz, örneğin, Paul ve Audrey Edwards-Đngiltere, 46477/99 no’lu
karar).
Devlet görevlileri tarafından gerçekleꢀtirilen bir adam öldürme hakkında yürütülen bir
soruꢀturmanın etkin olduğunun kabul edilebilmesi için, genel olarak, soruꢀturmadan
sorumlu kiꢀilerin ve araꢀtırmaları yapan kiꢀilerin olaylara karıꢀan kiꢀilerden bağımsız
olmaları gerektiği kabul edilebilir (bkz, örneğin, Güleç-Türkiye, 27 Temmuz 1998 tarihli
karar; ve Oğur-Türkiye, 21954/93 no’lu karar). Bu husus, sadece her türlü hiyerarꢀik ve
kurumsal bağın yokluğunu değil ama aynı zamanda pratik bir bağımsızlığı öngörmektedir
(bkz, örneğin, Ergi kararı; Hugh Jordan-Đngiltere, 24746/94; ve Kelly ve diğerleri-Đngiltere,
30054/96 no’lu, 4 Mayıs 2001 tarihli karar).
Yürütülen soruꢀturmanın, aynı zamanda, kullanılan gücün koꢀullara göre haklı veya
haksız olduğunu belirlemeye (bkz, örneğin, Kaya kararı) ve sorumluların kimliğini tespit
etmeye ve cezalandırılmalarına gitmeye (Oğur kararı) imkan verecek ꢀekilde etkin olması
gerekir. Burada sözkonusu olan sonuç değil araç zorunluluğudur. Yetkililerin, olaya iliꢀkin,
özellikle, görgü tanıklarının beyanları, teknik ve bilimsel alanda görev yapan polislerin
notları, ve gerekirse, mağdurda bulunan lezyonların tam ve belirgin bir betimlemesini sunan
bir otopsi ve klinik tespitlerin, özellikle ölüm nedeninin objektif analizi gibi kanıtların
toplanabilmesi için, makul olarak, imkanları dahilinde olan önlemleri almıꢀ olmaları gerekir
(bkz, örneğin, Salman-Türkiye, 21986/93 no’lu karar; Tanrıkulu-Türkiye, 23763/94 no’lu
karar; ve Gül-Türkiye, 22676/93 no’lu, 14 Aralık 2000 tarihli karar). Soruꢀturmadaki,
mağdurun ölüm nedenini ortaya koyma veya sorumlu kiꢀi veya kiꢀilerin kimliğini tespit
etme imkanına zarar verebilecek nitelikteki her eksiklik soruꢀturmanın etkisiz olduğu
sonucuna ulaꢀtırabilir (Paul ve Audrey Edwards).
9