Baꢀvuran, ꢀikayet konusunun, varlığı ortaya konulan hukuk dıꢀı idari tedbir olduğunu
ileri sürmektedir.
AĐHM, ꢀikayetin AĐHS’nin 35§ 3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM, baꢀvurunun baꢀka hiçbir kabul edilemezlik
ilkesiyle ters düꢀmediğini ortaya koymaktadır.
B. Esas Hakkında
AĐHM, yeterince güçlü özel iliꢀkilerinin ciddi bir ꢀekilde etkileme riski bulunduğunu
tespit ettiğinden dolayı, idari merciler tarafından baꢀvuranın pasaportuna yıllarca müsadere
edilmesi ve geri verilmemesi tedbirinin, özel yaꢀamına saygı hakkına müdahale oluꢀturduğuna
kanaat getirmektedir (Bkz. mutatis mutandis, Moustaquim-Belçika, 18 ꢁubat 1991 tarihli
karar, A serisi no: 193, s. 18, § 36, Dalia-Fransa, 19 ꢁubat 1998 tarihli karar, 1998-I, s. 91, §
52 ve Amrollahi-Danimarka, no: 56811/00, § 33, 11 Temmuz 2002). Bu bakımdan AĐHM,
baꢀvuranın on yedi yıldan bu yana Almanya’da yaꢀadığını gözlemlemektedir. Baꢀvuran
üniversite eğitimine devam etmek için yirmi iki yaꢀında Almanya’ya gitmiꢀtir. Baꢀvuran daha
sonra evlenmiꢀ, iki çocuğu Almanya’da doğmuꢀ ve eꢀi ve kendisi iꢀçi olarak bu ülkede
yaꢀamıꢀtır.
Böyle bir müdahale, “ kanun tarafından öngörülen” müdahalenin, 8. maddenin ikinci
paragrafı bakımından bir ya da birçok meꢀru amaç güttüğü ve sözkonusu amaçlara ulaꢀmak
için “demokratik toplumda gerekli olduğu” ortaya çıkan durumlar dıꢀında, sözüedilen
maddeyi ihlal etmektedir.
AĐHM, öncelikle AĐHS’nin 8§2 maddesi uyarınca, “yasal olma” kriteri konusunda,
müdahalenin “yasalar tarafından öngörüldüğünü” kabul etmektedir (bu durumda Pasaport
Kanunu’nun 22. maddesi).
Aynı ꢀekilde AĐHM, 1992 yılında baꢀvuranın yakalanması sırasında pasaportun geri
alınmasının, bu hükümde yer verilen “milli güvenlik” ve/veya “suç iꢀlenmesinin önlenmesi”
gibi “meꢀru amaçlar”’dan birini güttüğünü kabul etmektedir.
AĐHM, sözkonusu tedbirin “demokratik toplumda gerekli” olup olmaması, yani
kaçınılmaz bir sosyal ihtiyaca cevap verip vermediği ve güdülen meꢀru amaçla orantılı olup
olmadığı sorusu konusunda ve baꢀvuranın pasaportunun geri alınması hususunda, AĐHS’nin
benzeri önleyici tedbirleri engellemediğini not etmektedir (Bkz. mutatis mutandis, M.c.-
Đtalya, no: 12386/86, 15 Nisan 1991 tarihli Komisyon kararı, Karar ve Raporlar 70. Cilt, s.
59).
Ancak, AĐHM’ye göre, hiçbir geliꢀme göstermeden yargılama uzadıkça ve baꢀvuran
aleyhinde kanıt yoksunluğu devam ettikçe, meꢀru amaca bağlı çıkar oranı ağırlığını
kaybedecektir. Buna paralel olarak, zaman geçtikçe, bu davada özel yaꢀama saygı hakkının
bir yönü olan baꢀvuranın dolaꢀım özgürlüğü hakkına bağlı çıkar, milli güvenlik gereklilikleri
ya da suçların öngörülmesinden önce gelmektedir.
Bu açıdan AĐHM, baꢀvuranın yurtdıꢀına çıkıꢀı yasaklanan on beꢀ yıllık yargı
süresince, milli güvenlik adına bir tehlikenin ya da suç iꢀleme riskinin bulunduğu yönünde
dosyada hiçbir delilin yer almadığını gözlemlemektedir. Ayrıca Ağır Ceza Mahkemesi
baꢀvuran aleyhinde yurtdıꢀına çıkıꢀ yasağı kararı almadığından dolayı, böyle bir tehlikenin
5