AĐHM, Aka davasında (adıgeçen, prg. 34-37) buna benzer bir ꢀikayeti reddettiğini anımsatır.
AĐHM, daha önce vardığı neticeden ayrılmak için herhangi bir gerekçe görmemektedir.
AĐHM’nin içtihadına atıfta bulunan Hükümet, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin tüm
kamulaꢀtırma vakalarında tam tazminatı zorunlu kılmadığına dikkat çekmektedir. Hükümet,
genel menfaatin gerektirdikleri ile baꢀvuranların haklarının korunması mecburiyeti arasında
adil bir denge sağlandığını belirtmektedir.
Baꢀvuranlar Hükümetin savına itiraz etmektedirler.
Baꢀvuranlar Salih Đlgün (628 no’lu parsel), Mehmet Đlgün (630 no’lu parsel), Muzaffere
Uysal, Nuri Uysal, Necdet Gültekin, Ali Đlgün ve Emine Gültekin’e iliꢀkin olarak AĐHM,
adıgeçen Akkuꢀ davasında benimsenen yöntem uyarınca baꢀvuranların uğradıkları maddi
kaybın belirlenmesi için, ilgililere gerçekten ödenen tutar ile alacakları gecikme dönemi
zarfında meydana gelen parasal değer kaybı göz önünde bulundurularak ödenmiꢀ olması
durumunda ellerine geçecek olan miktar arasındaki farkın dikkate alınması gerektiği
kanaatindedir.
Devlet Đstatistik Enstitüsü tarafından yayınlanan fiyat endeksi göz önünde bulundurulduğunda
baꢀvuranlara ödenen toplam meblağın son derece makul olduğu görülmektedir.
AĐHM daha evvel de, hesapta meydana gelen küçük bir farkın DĐE tarafından uygulanan
yöntemden kaynaklanan bir takdir payı olarak yorumlanabileceği kanaatine varmıꢀtı (bkz.,
mutatis mutandis, Arabacı – Türkiye, no: 65714/01). Mevcut davada tam tazminatın çok az
altında kalan bir meblağın ödenmesi genel menfaatin korunması ile baꢀvuranların haklarının
korunması arasındaki adil dengeye halel getirmemektedir.
Bu itibarla baꢀvurunun bu bölümü açıkça dayanaktan yoksun olup AĐHS’nin 35. maddesinin 3
ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Đçtihadından doğan kıstasların ıꢀığında ve elindeki bilgileri dikkate alarak AĐHM baꢀvurunun
geriye kalanının esastan incelenmesi gerektiğine hükmetmektedir. AĐHM baꢀvurunun geriye
kalanının baꢀka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir.
II. ESASA ĐLĐꢀKĐN
628 ve 630 no’lu parseller haricindeki parsellere iliꢀkin olarak ise, daha önce de mevcut
davadakine benzer sorunları gündeme getiren davaları inceleyen AĐHM 1 No’lu Ek
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunduğunu anımsatır (bkz. adıgeçen
kararlar, Akkuꢀ, prg. 30-31, ve Aka, prg. 50-51).
AĐHM, mevcut davada farklı bir sonuca varabilmesi için Hükümetin görüꢀlerinde ikna edici
herhangi bir olay ya da argüman sunmadığını kaydetmektedir. Ulusal mahkemeler tarafından
hükmedilen ek kamulaꢀtırma bedellerinin geç ödenmesinden yalnızca kamulaꢀtırmayı yapan
idare sorumludur. Ek kamulaꢀtırma bedellerinin geç ödenmesi baꢀvuranları, mülklerinin
kamulaꢀtırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha sokmuꢀtur. Bu gecikme AĐHM’yi,
baꢀvuranların, genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında
olması gereken adil dengeyi bozan alıꢀılmıꢀın dıꢀında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda
kaldıkları yönünde düꢀünmeye sevk etmektedir.
5