Başvuran Türkiye ve Türk toplumu için laikliğin önemine değil, Anayasa Mahkemesi
tarafından dile getirilen, beyanlarının laiklik ilkesine uygun olmadığı yönündeki suçlamalara
itiraz ettiğini belirtmektedir. Başvuran, ifade özgürlüğü ile toplantı veya dernek kurma
özgürlüğüne saygı duyulması adına, reformcu bir bakış açısıyla, Türkiye’de laiklik ilkesinden
yapılan bazı çıkarımları eleştirdiğini ve hiçbir zaman ne bu ilkeden ne de Anaysal düzenden
kopmayı savunmadığını ileri sürmektdir.
Diğer yandan başvuran çoğulcu, demokratik ve parlamenter bir sistemde seçilenlerin önde
gelen rolüne vurgu yaparak, demokratik bir toplumda çoğulculuğun, tüm fikirlerin özgürce
ifade edilmesini gerektirdiğini hatırlatmaktadır.
B. AĐHM’nin değerlendirmesi
1. Genel ilkeler
AĐHM, Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesinin oy verme ve seçimlerde aday olma hakkı gibi
hukuken korunan menfaatleri güvence altına aldığını hatırlatır (Bkz. Mathieu-Mohin ve
Clerfayt-Belçika kararı 2 Mart 1987, Hirst-Birleşik Krallık (no2) no: 74025/01, son olarak
Zdanoka-Letonya no: 58278/00, 16 Mart 2006 ve Lykourezos-Yunanistan no: 33554/03
kararları). Hukukun üstünlüğünü esas alan gerçek demokrasinin temellerinin oluşturulması ve
korunması bakımından bu haklar mutlak değildir, «üstü örtülü» sınırlar mevcuttur ve
Sözleşmeci Devletler bu doğrultuda kendilerine tanınan takdir yetkilerini kullanmak
durumundadır (Bkz. Matthews-Birleşik Krallık no: 24833/94, Labita-Đtalya kararı no:
26772/95).
Bununla birlikte AĐHM’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesinde yer alan hükümlerin
uygulanmasını gözetmek düşmekte; seçimlerde oy vermeye ve aday olmaya bağlı hakların
özüne dahi dokunulmaması, etkinliğini yitirmemesi, meşruiyetini koruması ve kullanılan
araçların orantısız olmaması gerekir. Özellikle, yasama organlarının seçiminde halkın hür
iradesini sekteye uğratacak hiçbir engel yer almamalı-başka bir deyişle, genel oylama halkın
isteğini yansıtmalı, etkin olmalı ve bütünlük önünde bir engel oluşturmamalıdır. Yine, halkın
hür iradesiyle yaptığı ve demokratik olarak ortaya koyduğu seçim, demokratik düzeni
zorlayıcı gerekçelerin mevcut olması haricinde seçim sisteminin düzenlenmesinde hiçbir
değişikliğe uğramamalıdır. Kaldı ki AĐHM’nin daha önce de ifade ettiği üzere bu hüküm
herkese seçimlerde aday olma ve bir kez seçildiğinde temsil hakkını güvence altına
almaktadır (Bkz. Selim Sadak vd.-Türkiye no: 25144/94, 26149/95, 26154/95, 27100/95
kararları ve sözü edilen Lykourezos kararı). Ek 1 no’lu Protokol’ün 3. maddesi gerçek bir
siyasi rejimin temel ilkesini benimsemektedir ve AĐHS sistemi içinde temel bir öneme haizdir.
2. Mevcut başvuruya uygulanması
Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 69 § 6. maddesine dayalı olarak Faziletin “laiklik karşıtı
faaliyetlerin odağı” haline geldiğine karar vermiş, bu bağlamda Anayasa Mahkemesi’nin
Faziletin kapatılması yönünde aldığı kararda yer alan gerekçeler aralarında başvuranın da yer
aldığı kimi başkan ve yöneticilerin fiillerine etki etmiştir. Đkinci bir yaptırım olarak da
başvuran da dahil beş siyasetçiye beş yıllığına siyasi kısıtlamalar getirmiştir.
AĐHM, başvuranın siyasi haklarına getirilen geçici kısıtlamaların netice itibariyle Türk siyasi
rejiminin laik yapısının korunmasını amaçladığını not etmektedir. Bu ilkenin Türkiye’deki
demokrasi açısından önemi dikkate alındığında, AĐHM sözkonusu önlemin mevcut düzenin
4