9 Haziran 2008 tarihli duruꢀmada baꢀvuran söz alarak piꢀmanlığını dile getirmiꢀ ve infazın
durdurulmasını talep etmiꢀtir.
Bu duruꢀma sonunda, ağır ceza mahkemesi baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyeti
tekrarlamıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan baꢀvuran hakkında açılan ceza davasının uzunluğunun
makul olmadığından ꢀikayetçidir.
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmakta, baꢀvuranın bu ꢀikayetini
ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini ifade etmektedir.
AĐHM, Türk hukuk düzeninin yargılamanın uzunluğuna karꢀı muhakeme edilebilir bir
baꢀvuru yolu sunmadığını hatırlatır (Bkz. Tendik vd.-Türkiye kararı, no: 23188/02, 22 Aralık
2005). Bu nedenle Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet esas ile ilgili olarak cezai yargılama süresinin uzunluğunun AĐHS’nin 6/1
maddesinde öngörülen makul süre ilkesine aykırı olmadığını savunmaktadır.
Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
AĐHM dikkate alınması gereken dönemin baꢀvuranın itham edildiği 7 Ağustos 1996 tarihinde
baꢀlayıp Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin nihai kararını verdiği 23 Aralık 2003 tarihinde
sona erdiğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte AĐHM, 5237 sayılı yasa ile TCK’da
gerçekleꢀtirilen reformun baꢀvuranın cezasına uyarlanması sürecinin bu baꢀvuruya konu
edilen sürenin dıꢀında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır (Bkz. Sadıkoğulları ve
Erdem-Türkiye kararı no: 4220/02 ve 8793/02, 21 Ekim 2008 ve Kartal ve Kızıldağ-Türkiye
kararı no: 59641/00, 8 Nisan 2008). Đki dereceli mahkemede görülen ve toplamda beꢀ kararın
alınması ile tamamlanan sözkonusu yargı süreci yaklaꢀık yedi yıl dört aydır.
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ
ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,
Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).
AĐHM bu baꢀvurudakine benzer ꢀikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Pelissier ve Sassi
kararı, Đsmail Kaya-Türkiye no: 22929/04, 21 Ekim 2008 ve Ayla Özcan-Türkiye kararı no:
36526/04, 3 ꢁubat 2009).
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. AĐHM bu
3