CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ĐMREN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 6045/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
16 Haziran 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup, ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaı Abdullah Đmren (bavuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 24  
Aralık 2003 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin  
Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan  
6045/04 numaralı bavuru sonucu bu dava görülmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1949 doğumludur.  
Bakırköy Cumhuriyet Savcısı 7 Ağustos 1996 tarihli bir iddianame ile bavuranı (baka bir  
kii ile birlikte) 10 Ocak 1996 tarihinde sahte çek düzenlemekten suçlamıtır.  
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 9 aralık 1997 tarihinde grafoloji ekspertiz raporuna  
dayanarak bavuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuve iki yıl hapis cezasına  
çarptırmıtır.  
Yargıtay, davada adı geçen diğer sanığın tanıklığına bavurulmağı gerekçesiyle ilk derece  
mahkemesi tarafından alınan kararı 3 ubat 1999 tarihinde bozmutur.  
13 Temmuz 2000 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtay’ın kararına uygun  
olarak davayı yeniden incelemive önceki kararıyla aynı yönde kararını vermitir.  
Yargıtay 20 Kasım 2002 tarihinde sahtecilik suçunu oluturan öğelerin mevcut olduğuna  
kanaat getirmive bu çerçevede ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır. Dolandırıcılık  
suçunun yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle kararın bu kısmını bozmutur.  
10 Mart 2003 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi kalemi, bir sonraki durumanın 30  
Haziran 2003’de olacağını tebliğ etmitir. Avukat tebligatı 13 Mart 2003’te tebellüğ etmitir.  
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 23 Aralık 2003 tarihinde bavuran hakkında dolandırıcılık  
suçuyla açılan davanın zamanaımına uğradığına karar vererek ortadan kaldırılmasına karar  
vermitir.  
Türk Ceza Kanunu’nda yeniden düzenleme yapılmasını öngören 1 Haziran 2005 tarih ve 5237  
sayılı yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, ağır ceza mahkemesi bavuranın sahtecilik  
suçuyla verilen mahkumiyet hükmünü sanık lehine yeniden değerlendirmek üzere ele almıtır.  
21 Ekim 2005 tarihinde, ağır ceza mahkemesi 13 Temmuz 2000 tarihinde bavuran hakkında  
verilen cezayı onamıtır.  
Bavuran 25 Kasım 2005 tarihinde bu kararı temyize götürmütür.  
Yargıtay 8 Ekim 2007 tarihinde yasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle temyizine gidilen kararı  
bozmutur.  
2
9 Haziran 2008 tarihli durumada bavuran söz alarak pimanlığını dile getirmive infazın  
durdurulmasını talep etmitir.  
Bu duruma sonunda, ağır ceza mahkemesi bavuran hakkında verilen mahkumiyeti  
tekrarlamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan bavuran hakkında açılan ceza davasının uzunluğunun  
makul olmadığından ikayetçidir.  
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmakta, bavuranın bu ikayetini  
ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini ifade etmektedir.  
AĐHM, Türk hukuk düzeninin yargılamanın uzunluğuna karı muhakeme edilebilir bir  
bavuru yolu sunmadığını hatırlatır (Bkz. Tendik vd.-Türkiye kararı, no: 23188/02, 22 Aralık  
2005). Bu nedenle Hükümetin itirazı reddedilmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ikayetin dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Hükümet esas ile ilgili olarak cezai yargılama süresinin uzunluğunun AĐHS’nin 6/1  
maddesinde öngörülen makul süre ilkesine aykırı olmadığını savunmaktadır.  
Bavuran iddialarını yinelemektedir.  
AĐHM dikkate alınması gereken dönemin bavuranın itham edildiği 7 Ağustos 1996 tarihinde  
balayıp Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin nihai kararını verdiği 23 Aralık 2003 tarihinde  
sona erdiğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte AĐHM, 5237 sayılı yasa ile TCK’da  
gerçekletirilen reformun bavuranın cezasına uyarlanması sürecinin bu bavuruya konu  
edilen sürenin dıında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır (Bkz. Sadıkoğulları ve  
Erdem-Türkiye kararı no: 4220/02 ve 8793/02, 21 Ekim 2008 ve Kartal ve Kızıldağ-Türkiye  
kararı no: 59641/00, 8 Nisan 2008). Đki dereceli mahkemede görülen ve toplamda bekararın  
alınması ile tamamlanan sözkonusu yargı süreci yaklaık yedi yıl dört aydır.  
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın artları ıığında ve özellikle de  
davanın karmaıklığı, bavuranın ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerlemiꢀ  
ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,  
Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).  
AĐHM bu bavurudakine benzer ikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Pelissier ve Sassi  
kararı, Đsmail Kaya-Türkiye no: 22929/04, 21 Ekim 2008 ve Ayla Özcan-Türkiye kararı no:  
36526/04, 3 ubat 2009).  
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemive Hükümetin bu davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmitir. AĐHM bu  
3
yöndeki yerleik içtihadını dikkate alarak sözkonusu yargı sürecinin aırı olduğu ve «makul  
süre» gereğini karılamadığı sonucuna varmaktadır.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
B. Yargılamanın adilliği hakkında  
AĐHS’nin 6. ve 7. maddelerine göndermede bulunan bavuran iç hukuktaki mahkemelerin  
mahkumiyet kararını yeteri kadar gerekçelendirmemeleri çerçevesinde adil bir yargılamanın  
gerçeklemediğini ileri sürmektedir. Bavuran bu bağlamda bilhassa soruturma, kanıtların  
değerlendirilmesi ve ulusal mahkemeler önünde yürütülen yargı süreci üzerinde durmaktadır.  
AĐHM bu ikayetleri AĐHS’nin 6. maddesi çerçevesinde inceleyecektir. AĐHM bavuran  
hakkında iki farklı ithamda bulunulduğunu gözlemlemektedir. Bunlardan ilki bavuranın  
kendisine ait olmayan bir çeki kullanması (sahtecilik) ve buna bilerek devam etmesi  
(dolandırıcılık).  
AĐHM sahtecilik suçuna ilikin bavuranın 13 Temmuz 2000 tarihinde mahkum edildiğini ve  
bu mahkumiyetin Yargıtay tarafından 20 Kasım 2002’de onandığını not etmektedir. Fakat  
bavuran 13 Mart 2003 tarihi itibarıyla nihai hüküm haline gelen bu karardan bir yıl bir aydan  
fazla bir zaman sonra 24 Aralık 2003 tarihinde AĐHM’ye bavurmutur. Bavuran bavurunun  
bu kısmı ile ilgili AĐHS’nin 35. maddesinin 1. paragrafında öngörüldüğü ekliyle altı ay  
kuralına riayet etmemitir.  
Dolandırıcılık suçu hususunda ise AĐHM’ye göre bavuran hakkında balatılan ceza davası  
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 23 Aralık 2003 tarihinde vermiolduğu karar ile  
zamanaımından ortadan kalkmıtır, dolayısıyla bavuran AĐHS’nin 34. maddesine uygun  
olarak Sözleme’nin hükümlerinin ihlali ile mağdur olduğunu öne süremez.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran 50.000 Euro maddi tazminat ve 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Bavuran avukatlık ücreti için 30.000 Euro ve yargılama giderleri için 4.335 TL (yaklaık  
1.900 Euro) talep etmektedir. Kanıtlayıcı belge niteliğinde bavuran özellikle avukatlık  
sözlemesini sunmaktadır.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM öne sürülen maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta  
ve bu talebi reddetmektedir. Buna karılık, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi  
kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıile birlikte bavurana 4.000 Euro  
manevi tazminat ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro ödenmesine itibar  
etmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun AĐHS’nin 6/1 maddesi hakkındaki ikayet ile ilgili kısmının kabuledilebilir,  
bunun dıındakilerin kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana manevi tazminat olarak 4.000 (dört  
bin) Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara  
Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit  
faizin uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 16 Haziran 2009 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5