CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐMRET - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 42572 / 98)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 Ocak 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (42572/98) bavuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaı Abdülcelil Đmret’in (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na 23 ubat 1998  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesinin eski 25. maddesi uyarınca yapmıolduğu  
bavurudur. Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu  
avukatlarından Tahir Elçi tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1. Bavuranın yakalanıp gözaltına alınması  
Olaylar sırasında bavuran HADEP Yönetim Kurulu üyesi ve Đnsan Hakları Örgütü Batman  
ubesi üyesidir.  
Bavuran 16 Ocak 1998 günü saat 17:50’de PKK’ya karı yürütülen soruturma kapsamında  
yakalanmıve gözaltında tutulmak üzere Batman Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele  
ubesi binasına götürülmütür.  
18 Ocak 1998 tarihli savcılık kararı ile gözaltı süresi 20 Ocak 1998 tarihine kadar uzatılmı,  
bu tarihte de Sulh Hukuk Mahkemesi hakimi bavuranın gözaltı süresini 23 Ocak 1998’e  
kadar uzatma kararı vermitir.  
2. Bavuranın tutuklanması ve ilgili kiinin tutuklama emrine karı yönelttiği itiraz  
23 Ocak 1998 tarihinde bavuran Cumhuriyet Savcısı önünde verdiği ifadede, polis  
sorgulamasında baskıya maruz kaldığı gerekçesiyle polise verdiği beyanların içeriğini  
reddetmitir. Aynı gün Batman Sulh Ceza Mahkemesi bavuran hakkında tutuklu yargılama  
kararı vermitir.  
26 Ocak 1998 tarihinde bavuran tutuklu bulunduğu Batman Kapalı Cezaevi Müdürlüğü  
aracılığıyla Batman Sulh Ceza Mahkemesi’ne, hakkındaki tutuklu yargılama kararına karı  
itirazda bulunmufakat itirazı reddedilmitir.  
3. Bavuran hakkında yürütülen cezai yargılama usul ilemleri  
6 ubat 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Basavcılığı  
bavuranı PKK üyesi olmakla itham ederek, sözkonusu kiinin Türk Ceza Kanunu’nun 168 §  
2. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi gereğince mahkum  
edilmesini talep etmitir.  
17 Mart 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yapılan durumada  
bavuran, polise verdiği ifadeleri reddetmitir.  
29 Aralık 1998 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi bavuranı, Türk Ceza  
Kanunu’nun 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi gereğince  
yasaı terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan üç yıl dokuz ay hapis cezası ile  
cezalandırmıtır.  
Bavuranın kararı temyiz etmesi üzerine, 5 Haziran 1999 tarihli kararla Yargıtay, bavuran  
aleyhindeki hükmü onamıtır.  
2
4. Cezaevi müdürü hakkında yürütülen cezai yargılama usul ilemleri  
28 Ocak 1998 tarihinde bavuranın avukatı, müvekkili ile görümesinin engellendiği  
gerekçesiyle Batman Cumhuriyet Savcılığı’na, Batman Kapalı Cezaevi Müdürü hakkında  
ikayetçi olmutur.  
11 Mart 1998 tarihinde savcılık, 28 Ocak 1998 tarihinde bavuranın avukatının müvekkili ile  
görütürülmemesinin nedeninin, sözkonusu tarihte Batman Kapalı Cezaevinde hüküm süren  
istisnai güvenlik koullarından kaynaklandığını değerlendirerek takipsizlik kararı vermitir.  
5 Mayıs 1998 tarihinde avukat, verilen takipsizlik kararına karı Diyarbakır Ağır Ceza  
Mahkemesi’ne itiraz etmi, bu itiraz 27 Mayıs 1998’de reddedilmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran AĐHS’nin 5 §§ 3. ve 4. maddelerinin ihlal edildiğinden ikayetçi olmaktadır.  
A. AĐHS’nin 5 § 3. maddesi  
Bavuran, AĐHS’nin 5 § 3. maddesine aykırı olarak «derhal» yetkili bir hakim veya adli merci  
karısına çıkarılmadığını ileri sürmektedir.  
Hükümet, olayların meydana geldiği dönemdeki Türk ceza yargılama usulüne göre terör suçu  
ile itham edilen bir kiinin gözaltı süresinin yedi güne kadar uzatılabileceğini kaydetmektedir.  
Bavuranın gözaltı süresi bu bakımdan yasaya uygundur. Hükümet, AĐHM’den AĐHS’nin 5 §  
3. maddesinin ihlal edilmediği kararını almasını istemektedir.  
Bavuran, ikayetlerini yinelemektedir.  
AĐHM, geçmite de pek çok kez dile getirdiği üzere terör amaçlı suçlarda yetkililerin özel  
sorunlarla karılatıklarını kabul etmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Brogan ve diğerleri-  
Đngiltere, 29 Kasım 1988, seri: A no: 145-B, § 61; Murray-Đngiltere, 28 Ekim 1994, seri: A  
no: 300-A, § 58; Aksoy-Türkiye kararı, 18 Aralık 1996 1996-VI, 2282, § 78). Bununla  
birlikte, bu durum yetkililere terörist kabul ettikleri zanlıları iç hukuk mercilerinin ve  
Sözleme Organlarının kontrolü dıında tutuklama ve gözaltına alma yetkisini tanımamaktadır  
(Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 23878/94, Komisyonun 23 Mayıs 1996 tarihli raporu,  
s.2623-2624, § 44).  
Mevcut bavuruda bavuranın yetkili bir hakim karısına çıkarılmadan gözaltında kaldığı  
toplam süre yedi güne yükselmektedir.  
AĐHM, Brogan ve diğerleri kararında toplumu terör suçlarından korumak amacıyla da olsa,  
yetkili bir hakim karısına çıkarılmaksızın, dört gün altı saat gözaltında tutulmasının 5/3.  
madde ile belirlenen kesin zaman sınırlamasının dıına çıktığına hükmetmitir (Bkz. sözü  
edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).  
3
AĐHM, bavuranın “yetkili bir hakim önüne” çıkarılmaksızın yedi gün süreyle tutulu  
bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.  
Bu tespitler ıığında AĐHM, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
B. AĐHS’nin 5 § 4. maddesi  
Bavuran tutuklama kararına itirazda bulunmak için avukat yardımından faydalanma  
hakkından yararlanamadığından ikayetçi olmaktadır.  
Hükümet, bavuranın bizzat kendisinin itiraz edip, tutukluluk halinin yasallığına karı  
çıkabileceği cihetle AĐHS’nin 5 § 4. maddesinde yer alan hükümlere riayet edildiğini  
savunmaktadır. Hükümet 11 Mart 1998 tarihli men-i muhakeme kararında yer alan  
gerekçelere dayalı olarak, dini bayram nedeniyle artan yoğun ziyaretçi sayısından  
kaynaklanan istisnai önlemlerin sözkonusu müdahaleyi meru kıldığını savunmaktadır.  
AĐHM, bir yargı sürecinin AĐHS’nin 5 § 4. maddesinde yer alan «özgürlüğünden yoksun  
bırakma sürecindeki temel güvenceleri» taıyıp taımadığının belirlenmesi için meydana  
gelen olayların özel koullarının göz önüne alınması gerektiğini hatırlatmaktadır (Bkz.  
diğerleri arasında, Megyeri-Almanya kararı, 12 Mayıs 1992, seri: A no: 237-A, s. 11-12, § 22,  
ve Wloch-Polonya kararı, no: 27785/95, § 125, AĐHM 2000-XI).  
Bunun yanı sıra AĐHM, mahkemenin yerleik içtihadı doğrultusunda bireysel kaynaklı bir  
bavuruda yapılan incelemenin mümkün olduğunca somut verilerle sınırlandırılması  
gerektiğini ifade etmektedir. AĐHM’nin görevi yasayı ve bavuran tarafından dile getirilen  
uygulamasını in abstracto olarak denetlemekten değil, bunların bavuran ve AĐHS açısından  
bir ihlale yol açıp açmadığını incelemekten ibarettir (Bkz. Olsson-Đsveç (no1) kararı, 24 Mart  
1988, seri: A no: 130, s. 27-28, § 54; F-Đsviçre kararı, 18 Aralık 1987, seri: A no: 128, s. 16, §  
31).  
AĐHM bu bavuruda AĐHS’nin 5 § 4. maddesi ile güvence altına alınan hakları dikkate alarak,  
bavuranın avukatının kendisiyle 28 Ocak 1998 tarihinde görüme talebinin reddedilmesini  
soyutlama yoluyla inceleyebilir. Bununla birlikte AĐHM, bavuran hakkında 23 Ocak 1998  
tarihinde tutulu bulundurulma kararı alındığını ve bu önleme itiraz etmek için yedi günlük bir  
sürenin olduğunu not etmektedir. 26 Ocak 1998 tarihinde bavuran bizzat tutuklama kararına  
karı gelebilir ve cezaevi yetkilileri aracılığıyla bunu bildirebilirdi. Đki gün gecikmeyle, 28  
Ocak 1998 tarihinde bavuranın avukatı müvekkilini ziyaret etme giriiminde bulunmu, dini  
bayramla birlikte artan ziyaretçi sayısının cezaevindeki güvenlik önlemini artırdığından bu  
görümeye izin verilmemitir. Bu koullar çerçevesinde, bavuran yasal temsilcisine  
danımadığı halde, AĐHM önünde haksız yere tutuklu bulunduğu sürede avukat bulundurma  
hakkından yararlanmadığı yönünde ikayetçi olmutur.  
Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna varmıtır.  
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
4
Bavuran, kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bünyesinde  
bulunan askeri hakimin varlığı nedeniyle «bağımsız ve tarafsız» bir mahkeme olmadığını ve  
adil bir yargılamayı sağlayamayacağını iddia etmekte, diğer yandan avukatı olmadan polisin  
ikence yoluyla aldığı ifadelere dayalı olarak mahkum edildiğini öne sürmektedir. Bavuran  
AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 c) maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
A. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında  
AĐHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ikayetlerin dile getirildiğini ve bunların  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen Özel  
kararı, §§ 33-34, ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§ 35-36 6 ubat 2003).  
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer  
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karısında bavuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan  
yargılanması konusunda endie duymasının anlaılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.  
Bavuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını davaya yabancı  
gerekçelere dayandırdığı üphesini duyabilir. Bu nedenle bavuranın bu yargı makamının  
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki üphelerinin dikkate alınması gerekir. (sözü edilen  
Incal kararı s. 1573, § 72 ).  
AĐHM, bavuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AĐHS’nin 6 § 1.  
maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taımadığı sonucuna varmıtır.  
B. Yargı sürecinin adilliği hakkında  
Hükümet bir ihlal olduğu tespitine karı çıkmaktadır.  
AĐHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan  
yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kiilere her halükârda adil bir yargılamayı  
garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.  
Bu yöndeki bir ihlalin tespiti ıığında, Mahkeme bavuranın adil yargılanma hakkının ihlal  
edildiği ikayetini ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir. (Bkz. diğerleri arasında sözü  
edilen Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45).  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Bavuran maruz kaldığı manevi zararın tazmini için 15.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarı aırı olarak nitelendirmektedir.  
AĐHS’nin 41. maddesince hakkaniyete uygun olarak AĐHM, manevi tazminat olarak  
bavurana 3.000 Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
B. Masraf ve harcamalar  
5
Bavuran, iç hukukta ve AĐHM yetkili organları nezdinde yapmıolduğu masraf ve  
harcamalara ilikin 3.520 Euro talep etmektedir. Bavuran herhangi bir kanıtlayıcı belge  
sunmatır.  
Hükümet bu miktara karı çıkmıtır.  
Sunulan deliller ve Mahkemenin bu yöndeki yerleik içtihadı ıığında, AĐHM masraf ve  
harcamalar için bavurana Avrupa Konseyi tarafından verilen 630 Euro’luk adli yardım  
miktarı 1.250 Euro’dan düülmek suretiyle kalan kısmın ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına 3 puanlık bir artıeklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuranın yakalanmasının ardından hemen yetkili bir hakim karısına çıkarılmaması  
nedeniyle AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edilmediğine;  
3. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmaması nedeniyle  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 6. maddesine ilikin diğer ikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;  
5. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı Hükümetin  
bavurana;  
i. manevi tazminat için 3.000 (üç bin) Euro;  
ii. masraf ve harcamalar için 1.250 (bin iki yüz elli) Euro’dan Avrupa Konseyi  
tarafından verilen 630 (altı yüz otuz) Euro’luk Adli yardım miktarı düülerek kalan  
kısmı ödemesine;  
iii. ödenecek miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
6. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
6
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 10 Ocak 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
7