CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
ĐNAN / TÜRKĐYE DAVASI  
(39428/98)  
(39428/98)  
Strazburg  
30 Ekim 2001  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
1. Davanın nedeni, Türk vatandaı Bünyamin Đnan'ın ("bavuran"), 18 Ağustos 1997 tarihinde,  
Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleme'nin ("Sözleme") eski 25.maddesi  
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı  
bavurudur (bavuru no. 39428/98).  
2. Bavuran Ankara'da mesleğini ifa eden avukat Oya Ersoy Ataman tarafından temsil  
edilmitir. Türk Hükümeti bu davaya yönelik kendisini temsil edecek bir Ajan tayin  
etmemitir.  
3. Bavuran, kendisine karı yürütülen ceza yargılamasının uzunluğu hakkında Sözleme'nin 6.  
maddesinin 1. bendini gündeme getirmitir.  
4. Bavuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe girdiğinde,  
anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme'ye gönderilmitir.  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmitir (Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra). Bu bölüm  
içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleme'nin 27§1 Maddesi), Đçtüzüğün 26§1  
maddesine uygun olarak teekkül etmitir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç  
Rıza Türmen davadan çekilmitir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz  
Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıtır (Sözleme'nin 27§2 ve  
Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).  
6. Adaletin düzgün bir ekilde yerine gelmesi için Heyet Bakanı, bu bavuruyu Davalı  
Devlete karı aynı ikayetlerle yapılan bavurulara (bavuru no 26480/95, 28291/95,  
29280/95, 26699/96, 29700/96, 29701/96, 29702/96, 29703/96, 29911/96, 29912/96,  
29913/96, 31831/96, 31834/96, 31853/96, 31880/96, 31891/96, 31960/96, 32964/96,  
32987/96, 32900/96, 33362//96, 33369/96, 33645/96, 34591/96, 34687/96, 39428/96 ve  
43362/96 ( Đçtüzük 43 § 2) eklemeye karar vermitir.  
7. Mahkeme, tarafların görülerini inceledikten sonra 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararla  
bavuruyu kabul edilebilir bulmutur.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler  
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam  
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı  
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan  
amaçlarla alıntılanabilir.  
8. Gerek bavuran gerekse de Hükümet esaslara ilikin olarak görübildirmilerdir (Đçtüzük  
59/1).  
OLAYLAR  
I. DAVAYA ESAS TEKĐL EDEN OLAYLAR  
• Bavuranın yakalanması ve tutuklanması  
9. 1 Aralık 1980 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis memurları bavuranı  
yasaı silahlı örgüt Dev- Yol üyesi olduğu üphesiyle tutuklamılardır.  
10. 2 Mart 1981 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi bavuranın tutuklu yargılanmasına  
karar vermitir.  
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama  
11. 26 ubat 1982 yılında Askeri Savcı, bavuran ve diğer 722 kii hakkındaki iddianamesini  
Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmutur. Savcı, bavuranı, amacı Türk anayasal düzenini  
yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadıı silahlı örgüt Dev-Yol'a üye  
olmakla suçlamıtır. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü uyarınca ölüm cezası  
talep etmitir.  
12. 14 Eylül 1988 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi bavuranın artlı salıverilmesine  
karar vermitir.  
13. 19 Temmuz 1989 tarihli bir kararla, Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranı Dev-Yol üyesi  
olduğu için yargılamıtır. Bavuranı TCK'nun 146/3 maddesi uyarınca 15 yıl hapse mahkum  
etmive kamu hizmetlerinden men etmitir.  
C. Temyiz Đꢁlemleri  
14. Bavuran Askeri Yargıtay'a bavuruda bulunmutur.  
15. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe  
girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmive dosya da 26 Aralık 1994'te  
Yargıtay'a gönderilmitir. 16. Yargıtay, 27 Aralık 1995 tarihinde, bavuranın Türk Ceza  
Kanunu'nun 146. maddesinin 1. fıkrası gereğince yargılanmıolması gerektiğini belirterek  
hakkındaki mahkumiyet kararını bozmutur. Dava Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne  
gönderilmitir ve halen bu mahkemede devam etmektedir. II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE  
UYGULAMA 17. Türk Ceza Kanunu'nun 146. maddesinin 1. ve 3.fıkraları aağıdaki gibidir:  
"Türkiye Cumhuriyeti Tekilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve  
tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teekkül etmiolan Büyük Millet Meclisini iskata veya  
vazifesini yapmaktan men'e cebren teebbüs edenler, idam cezasına mahküm olur.  
Birinci fıkrada yazılı suça ikinci fıkrada gösterilenden gayri surette itirak eden fer'i erikler  
hakkında beseneden onbeseneye kadar ağır hapis ve amme hizmetlerinden müebbeden  
memnuiyet cezası hükmolunur.”  
HUKUK  
I. SÖZLEMENĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
18. Bavuran, kendisine karı balatılan ceza davasının uzun sürmesi konusunda ikayetçi  
olmutur. Sözleme'nin 6/1 hükmünün ihlal edildiğini öne sürmektedir. Anılan hüküm  
aağıdaki gibidir:  
"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...bir  
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir ."  
19. Hükümet, bavuranın iddialarını çürütmütür. Bavurana karı yöneltilen suçlamaların  
niteliğine ve her birinin de Dev- Yol ile bağlantılarının tespit edilmesi gereken bavuran da  
dahil 723 davalının sözkonusu olduğu genikapsamlı bir davayı inceleme ihtiyacına bağlı  
olarak davanın karmaık olduğunu öne sürmütür. Bu faktörlerin yargılamanın uzunluğuna  
açıklık kazandırdığını ve herhangibir ihmal ya da gecikmeden dolayı adli makamların  
sorumlu tutulamayacağını savunmulardır. • Sürenin Dikkate Alınması Gerekliliği 20.  
Mahkeme, yargılamanın, bavuranın tutuklandığı 1 Aralık 1980 tarihinde baladığını ve halen  
Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde sürmekte olduğunu belirtmitir. Dolayısıyla, yirmi yıldan  
fazla sürmütür. 21. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel bavuru hakkını  
tanıdığına ilikin bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden beri geçen ondört yıl sekiz  
aylık dönemi inceleyebilmektedir (bkz. 20 ubat 2001 tarihli Cankoçak/ Türkiye Kararı, no.  
25182/94, ve 26956/95, prg. 26). Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı sırada  
yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. (ibid, prg. 25). Söz konusu  
tarihte, yargılama altı yıl sürmütü. (b) Yargılama süresinin uygunluğu  
22. Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi'nin yaklaık sekiz yıl yedi ayda karar  
verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de dört yıldan uzun  
sürmütür. Ayrıca, Yargıtay davanın kendisine geçmesinden yaklaık bir yıl sonra, 27 Aralık  
1995 tarihinde karar vermitir. Bu kararın ardından dava Ankara Ağır Ceza Mahkemesine  
gönderilmitir ve halen bu mahkemede devam etmektedir; yargılama altı yıldan fazla  
sürmütür. Mahkeme hem ilk derece mahkemesinde hem de temyiz sırasında yaanan  
gecikmelerin davanın karmaıklığına bağlanamayacağı ve bu gecikmelerden ulusal  
makamların sorumlu olduğu görüündedir.  
23. Mahkeme, kendisine sunulan kanıtlara ve konu ile ilgili içtihatlarına bağlı olarak (bkz.  
AĐHM 2001'de yayınlanması planlanan 4 Eylül 2001 tarihli 29279/95 no'lu ahiner/ Türkiye  
Kararı), yargılamanın uzunluğunun “makul süre” kuralına uymadığına karar vermitir. 24.  
Dolayısıyla, Sözleme'nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
25. Sözleme'nin 41. Maddesi aağıdaki gibidir: "Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin  
ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak  
kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar  
gören tarafın tatminine hükmeder."  
A. Zarar:  
26. Bavuran, bu balık altında bir talepte bulunmamıtır. Kendisi hakkında devam eden  
yargılamanın uzun sürmesinden olumsuz etkilenmesi sebebiyle Mahkemenin maddi ve  
manevi tazminata hükmetmesi talebinde olduğunu belirtmitir. 27. Hükümet, bavuranın  
iddiasıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıtır. 28. Bavuranın yargılamasının toplam  
süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme, kendisinin belli bir sıkıntıya düğünü  
ünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde kendisine 100,000 Fransız Frangı ödenmesine  
karar vermitir. B. Masraflar 29. Bavuran yasal masraf ve harcamalar için bir meblağ talep  
etmemitir. Meblağın belirlenmesini Mahkemeye bırakmıtır. 30. Hükümet, bu balık altında  
da herhangi bir görübelirtmemitir. 31. Bavuranın Mahkeme önündeki davada birtakım  
masraflara girdiği açık seçik ortadadır. Mahkeme, bavuranın masrafları için 8,000 Fransız  
Frangı ödenmesini uygun bulmutur. C. Temürrüt Faizi 32. Mahkemenin önündeki mevcut  
bilgilere göre, ibu kararın benimsendiği tarihte Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.  
BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Đç Tüzüğün 43. maddesinin 1. paragrafı gereğince, bu bavurunun diğerlerinden  
ayrılmasına;  
2. Ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Sözleme'nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren 3 ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere aağıdaki miktarların davalı  
Devlet tarafından bavurana ödenmesine;  
(i) Manevi tazminat tutarı olarak 100,000 (yüzbin) Fransız Frangı;  
(ii) Masraflar için miktara yansıtılabilecek her türlü vergiyle birlikte, 8.000 (sekiz bin )  
Fransız Frangı;  
(b) Üç aylık süreden sonra yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz  
uygulanmasına;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢁbu karar Đngilizce olarak verilmive 30 Ekim 2001 tarihinde, Đçtüzüğün 77. maddesinin 2.  
ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Michael o'Boyle Elisabeth Palm  
Sekreter Bakan